Her şeyi Gören Göz (Horus’un Gözü) Masonluk

Her şeyi Gören Göz (Horus’un Gözü) Masonluk

Bu yazıyı beğendiyseniz paylaşınız.

Her şeyi Gören Göz (Horus’un Gözü) Masonluk

Her şeyi gören göz (mısır tarihi) horusun gözü. lucifer’in her şeyi gören gözü anlamına gelir. gözyaşı damlası etkisi altında olmayan ruhlar yüzünden kederlendiğini gösterir.[20]
Her şeyi gören göz sembolü konusunda bilinen en eski Masonik referansa 1772 yılında yayınlanan William Preston’un “Üstat Mason Derecesi Konferansları”nda rastlıyoruz. Preston konferansında Her Şeyi Gören Gözden şöyle bahsediyor:
“Çıplak kalbe doğrultulmuş kılıç, adaletin er geç bizi yakalayacağını göstermektedir; düşüncelerimiz, sözlerimiz ve davranışlarımız insanların gözünden saklı kalabilse de, güneşin, ayın ve dahi yıldızların itaat ettiği, kuyrukluyıldızların o müthiş dönüşlerini gözetiminde yaptığı, insan kalbinin derinliklerine hakim olan ve liyakati ödüllendiren o Her Şeyi Gören Göz’den saklı kalmaz.”

Göz hiç bir zaman uyumaz. Bu anlamıyla bazı obediyanslarda Üstadı Muhterem ve Önceki Üstadı Muhteremlerin önlüğünde yer alır. En eski Her Şeyi Gören Gözün yer aldığı önlük, Marquise de Lafayette tarafından el işlemeleri yapılmış (aslında bir Fransız Manastırında rahibeler tarafından yapılmıştır) ve Marki tarafından Amerika’ya getirilerek General George Washington’a 1784 yılında hediye edilmiş olanıdır. Bu olay da göstermektedir bu amblem o tarihe kadar masonik bir amblem olarak tanınmamaktadır. Masonik önlüklerin o dönemde ayak bileğine kadar inen deri önlükler olduğunu ve üzerini her hangi bir amblemle süslemenin çok güç olduğunu unutmamamız gerekir. Ancak Spekülatif Masonların sayılarının ve etkilerinin ağır basması ile kumaştan veya başka materyallerden yapılan önlükler kullanılmaya başlanmış ve bundan sonra önlüklerin üzerinde amblemler görülmeye başlamıştır.

Öte yandan Mackey Ansiklopedisi’nde, Her Şeyi Gören Göz’ün dinsel içeriği yanında daha farklı “omniscience” (her şeyi görme ve bilme, gözetme, izleme) kavramlarının bulunduğu, hukuk ve yönetime ilişkin dünyasal anlamlarının da olduğu, sözgelimi Kanun’un izleyen ve her şeyi gören, bilen özelliğinden de bahsedildiği, aynı şeyin Devlet için de söz konusu olduğu ifade ediliyor. Eğer ilk Hürmasonların “omniscience” sembolü var idiyse bunun illa da ilâhi bir “omniscience” olması gerekmez” deniliyor.Her Şeyi Gören Göz’ü, ilâhi gözetim sembolü olarak düşündüğümüzde, bu gözetimin amacının insanoğlunun gizlediği suçları yargılamak değil de, gizlediği erdemleri mükâfatlandırmak olduğunu düşünmek daha doğru olur. Her Şeyi Gören Göz’ü, Kardeşimiz Locaya devam etmese de, hastalık veya bir kaza nedeni ile evinde hapis kalsa da veya başka bir yere taşınmış olsa da onu hiç gözümüzden ırak tutmamak ve gözetimimiz altında tutmak anlamında Masonik “omniscience” gözetim olarak da kullanabiliriz.
Her Şeyi Gören Göz, 17. 18. asırlarda çokça kullanılan kültürel ikonografinin bir bölümü idi. Üçgenin içine konduğunda güçlü bir teslis doktrinini ifade ederdi. Masonik ritüel ve sembolizmanın evrimi bu döneme rastlaması nedeniyle toplum tarafından çok iyi bilinen ve tanınan bu sembolün bir şekilde Masonluğa girmesi pek şaşırtıcı değildir. Belki de 3 rakamının önemi veya çok kullanımı nedeni ile üçgen tercih edilmiştir. Üç derece, Locanın asıl görevlilerinin üç kişi olması, vs gibi…
Her şeyi gören göz’e ülkemizin topraklarında sıklıkla rastlıyoruz. Sultanahmet Meydanı’nda ki Dikilitaş’ta olduğu gibi

Masonların tek göz sembolü, Deccal’in sembolüdür. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ‘den rivayet edilen bir hadiste şöyle buyrulmaktadır:

“Deccal’in tek gözü vardır.” [21]
Yine İbn-i Abbas radıyallahu anhuma der ki; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namazının sonunda dört şeyden sığınırdı. Derdi ki;

ﺔـﻨﺘﻓ نـﻤ ﷲﺎـﺒ ذوﻋأ نطﺒ ﺎﻤ و ﺎﻬﻨﻤ رﻬظ ﺎﻤ نﺘﻔﻟا

“Kabir azabından Allah’a sığınırım, Cehennem azabından Allah’a sığınırım. Açık ve gizli fitnelerden Allah’a sığınırım. Ve tek gözlü yalancı Deccal’den Allah’a sığınırım.” [22]
İbni Ömer radıyallahu anhuma, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ediyor; “Şüphesiz Dec23üyük ve kızıl bir bünyeye sahip, kıvırcık saçlı, tek gözü kör olup sanki yerinden fırlamış üzüm tanesi gibidir.” [23]
İbni Ömer Radıyallahu anhuma hadisinde; “Sağ gözü kör olup, fırlamış üzüm tanesi gibidir” diye geçmişti. Bu hadisin Arapça Metninde geçen “Tafie” hemze ile yazılır ise; “ziyası gitmiş, sönük” manasına gelir. Hemzesiz olarak “Tafiye” olursa; “Yerinden fırlamış üzüm tanesi” demek olur.[22]
Huzeyfe radıyallahu anh hadisinde; “Kıvırcık saçlı ve sol gözü kördür” diye geçti ve bir rivayette; “Kör olan gözü, sol gözüdür” [24], aynısı Enes, [25] Semura Bin Cündüb [26] ve Cünade Bin Ümeyye radıyallahu anhüm’den rivayet edilmiştir.[27] İbni Abbas radıyallahu anhuma hadisinde; “Gözü sabah yıldızı gibidir” [28]
Huzeyfe radıyallahu anh hadisinde; “Sağ gözü mesh olunmuştur. Diğer gözü ise güneş parçası gibidir” [29] Ondan diğer rivayette; “gözü mesholunmuştur” [30] geçer. Ubey Bin Ka’b radıylalhu anh hadisinde; “bir gözü yeşil cam gibidir.” [31]
Sefine radıyallahu anha rivayeti; “Sol gözü kör, sağ gözü et ile kaplı gibidir” [32]
Diğer bir rivayette de sol gözü et ile kaplı olarak vasıflanır.[33] Hadisin Arapça metninde geçen “zufre” kelimesi; burundan göze doğru çıkan bir çeşit deridir. Onun güzünün böyle olması, bahsedilen gözünün sağlam olmamasına mani değildir. Belki bu gözbebeğinin ardında kalacak şeklidedir.
Ubade Bin Samit radıyallahu anh hadisinde; “Kısa boylu, çarpık bacaklı, kıvırcık saçlı, tek gözlü, göz yuvası ne çukurdur, ne de şişkin.” [34] diye tarif ediliyor.
Ebu Said el Hudri radıyallahu anh hadisi; “Gözbebeği yerinden fırlamış gibi ve kördür. Gizli değildir, parlayan yıldız gibidir.” [35][22]

Hadislerde belirtildiğine göre, Deccal’in yalnızca tek gözü vardır. Bu, Deccal’in en belirgin özelliğidir. Masonluk, Deccâlî sistemi temsil ettiğinden ve doğrudan şeytana taptığından, Deccal’in en belirgin özelliklerinden birini kendisine sembol edinmiştir. Bu sembol, hemen her Masonik yapılanmada karşımıza çıkan “tek göz” sembolüdür. Özellikle üçgen içinde tek göz, mason localarının çok iyi bilinen simgesidir ve adeta masonluğun bir numaralı işareti durumundadır. Masonluk konusunu ele alan kaynakların büyük bölümü, tek göz sembolüne mutlaka vurgu yapar.
Masonlukta söz konusu göz sembolü, “her şeyi gören göz” olarak tarif edilmektedir. Masonlar bu gözün, taptıkları sözde büyük gücü simgelediğine inanırlar. İşte, masonların kendisine taptıkları ve büyük güç olarak tarif ettikleri “her şeyi gören göz”, Deccal’in tek gözüdür.[36]
Mesih kelimesi, Hz. İsa için de, Deccal için de kullanılır. Fakat ikincisi daima “Deccâl”‘ ilâvesiyle birlikte bulunur. Deccâl’a Mesih denilmesi; hayır yönünün kalmaması, tek gözlü olması veya çıktığı zaman yeryüzünü çok kısa sürede dolaşabilme özelliğine sahip olmasıdır. İlâhlık davasında bulunması, hakkı bâtıl göstermesi, hilekârlık, yalancılık onun vasıflarındandır. Hayatın fitnesi, dünyaya aldanmak, şehevi arzuları meşrû olmayan şekilde kullanmak, cehâletin arkasında koşmak ve en kötüsü ölüm sırasında imtihana tabi tutulmaktır. Ölümün fitnesi ise; ölen kimseye görevli meleklerce sorulan, “rabbin kimdir?” sorusuna, şeytanın, bu kimsenin karşısına geçip; “Şüphesiz rabbin benim” diyerek onu yanıltmaya çalışmasıdır (Tirmizî) [37]
Peygamberimiz (sav), Deccal’in gizlilik içinde hareket edeceğine işaret etmiştir:
“Deccal yola çıkıp ilk defa Dımşk şehrinin doğuya bakan kapısının yanına gelecek… ARANACAK, FAKAT YAKALANMAYACAK… Sonra Kisve nehrinin sularının yanında görülecek… ARANACAK, NE TARAFA GİTTİĞİ BİLİNMEYECEK…”
Hadis-i şerifte, “Deccal’in aranacağının, ancak bulunamayacağının” bildirilmiş olması, gizli olarak hareket edeceğine işaret etmektedir. Deccal, açık olarak ortaya çıkacağı dönem gelinceye kadar fazla dikkat çekmeden, insanları ajite etmeden, yavaş ve derinden faaliyet gösterecektir. Bu dönem boyunca, Deccal ve taraftarları için gizlilik esas olacak, bu amaçla gizli teşkilatların desteğini alacaktır. Bu gizliliğin bir gereği olarak Deccal, derin devletler oluşturup onların başına geçecek, adeta “görünmez bir güç” gibi hareket edecektir. Bu sayede sinsi bir şekilde bozgunculuğu organize edecektir. Bediüzzaman Said Nursi de Deccal’in masonluk gibi gizli teşkilatların desteğini alacağına dikkat çekmiştir:
“… DECCAL… MASONLARIN KOMİTELERİNİ ALDATIP MÜZAHERETLERİNİ (korumasını, desteğini) kazandıklarından dehşetli bir iktidar zannedilir…”
Üstad’ın da belirttiği gibi Deccal, dünya masonluğunu bir nevi gizli ordusu olarak kullanacaktır. Bu gizli teşkilatın toplantılarında, Deccal’in önderliğinde Müslümanların aleyhinde gizli kararlar alınıp, uygulamaya konulacaktır. Nitekim, dünyanın farklı köşelerinde Müslümanları hedef alan baskının, zorun ve saldırıların birbiriyle benzerliği herkes tarafından kabul edilmektedir. Bu, söz konusu eylemlerin tek merkezden yönlendirildiğinin önemli bir delilidir. Bediüzzaman Said Nursi, Deccal’in İslam dünyasını baskı altına alacağını, salih Müslümanlara zor ve çetin günler yaşatacağını sözlerinde bildirmiştir:
“… DECCAL GİBİ nifak (ikiyüzlülük) ve zındıka (küfür) başına geçecek eşhas-ı müdhişe-i muzırraları (zarar veren müthiş şahısları) … beşerin hırs ve şikakından (iki yüzlülüğünden) istifade ederek az bir kuvvetle nev-i beşeri (insanları) herc-ü merc (darmadağın) eder ve koca ALEM-İ İSLAMI ESARET ALTINA ALIR.” [38]
DECCAL ortaya çıkmadan önce oluşacak işaretlerin çoğu bugün gözlemlenebilmekte. Bir şey var ki çok kesin, eğer sizler Anti Christ’in gelişine şahit olmayacak kadar talihliyseniz, mutlaka çocuklarınız görecek onu. Deccal’ın gelişinden önce, bizlere bildirildiğine göre, onun dönüşünü bekleyecek bir SİSTEM –DECCAL’ın sistemi- kurulacak. Bu DECCAL’ın Sistemi tarihteki en şeytani, en baştan çıkarıcı şeytani kafir güç olacaktır. Bu sistem; yoğun bir biçimde ahlaksızlığa (Homoseksüelliğe, Zinaya, Fuhuşa) Ateizme, Şeytana tapınmaya, TEFECİLİK yapmaya, sarhoşluk verici maddeleri kullanmaya (Alkol ve Uyuşturucu), suç işlemeye, adaletsizliğe, işkenceye, kalem fitnesine (pornografik magazin vs), savaş çıkarmaya, Kıtlığa, Katliamlara, Tecavüze haddi hesabı olmayacak ölçüde acıya yol açar.

Bu Deccal sistem, elbette ki bizim bildiğimiz HÜR MASONLUKtur. Birleşmiş Milletlerdeki, AET’deki ve Britanya Parlemantosu’ndaki her mevki Mason olan kişiler tarafından ele geçirilmiştir. Hür Masonluğun İngiltere ve Galler bölgesinde 700.000 civarında mensubu vardır ancak Britanya toplumu onlar hakkında pek birşey bilmiyor. Hür Masonlar gizlice, JAHBULON olarak bilinen şeytan-tanrıya ibadet etmektedirler. (Daha detaylı bilgi için Hür Masonluk hakkında uluslararası platformda en çok satan Stephen Knight tarafından yazılan “The Brotherhood” adlı kitabın 230-240. sayfaları ve David M Pidcock’un “Satanic Voices” adlı eserlerine bakınız.) [39]
Şeytan, Hz. Adem devrinden beri hep aynı aldatmacayla insanları saptırmaya çalışmıştır. Bu aldatmaca, Allah inancını reddeden, tüm varlıkların tesadüfen meydana geldiklerini savunan Darwinizm’dir. Masonluk da Hz. Adem devrinden beri devam eden, şeytani bir örgütlenmedir. Ve bu deccal sistemi de, şeytanın en büyük oyununu kullanarak insanları aldatır. Kendisine doğayı, şuursuz tesadüfleri ilah edinmiş olan deccali sistem masonluk, aslında yalnızca şeytana hizmet eden sapkın bir dindir.

New Age akımının kurucusu ve Fransa’daki Meşrik-i Azamlığı’na bağlı 32. dereceden mason olan Madame Petrovna Blavatsky bu konuyla ilgili şunları söylemektedir:
“…Gezegenimizin ilahı ve tek ilah şeytandır.” [40]

Mason yazar Eliphas Levi, kendi liderinin Baphomet, diğer adıyla şeytan olduğunu açıkça ifade etmektedir. Eliphas Levi’den ilginç bir alıntı şöyledir:

“Aydın Lucifer (şeytan), … kutsal ruh’tur, fiziksel anlamda Lucifer ise evrendeki manyetizmanın en büyük etkenidir.” [41]

Albert Pike’nin kitabı “Morals and Dogma” (Ahlak ve Dogma) hala ABD’de İskoç Riti Masonluğu üyelerine tavsiye edilir ve iyi tanınmış mason yazarlar tarafından masonluğun Eflatunu olarak isimlendirilmiştir. 33. dereceden mason olan Albert Pike’nin “Morals and Dogma” adlı kitabındaki açıklaması şöyledir:

“LUCIFER (şeytan), ışığın kaynağı! Karanlığın Ruhu…”

Petrovna Blavatsky, bu kavramı şöyle özetlemiştir:

“Lucifer ilahi ve dünyevi bir ışıktır, ‘Kutsal Hayalet’ ve ‘Şeytan’dır…” [42]

Yine New Age hareketinin öncülerinden filozof mason David Spangler’in bu konudaki görüşleri ise şöyledir:

“Lucifer (şeytan) bize bütünlüğün son bağışını vermeye gelir. Eğer bunu kabul edersek, o zaman özgür olur ve biz de özgür oluruz. Bu Lucifer başlangıcıdır. Bu, şimdi ve önümüzdeki günlerde pek çok insanın yüzyüze geleceği bir şeydir, çünkü bu, New Age’in başlangıcıdır .” [43]

Masonlar, açıkça, şeytanın himayesinde hareket etmekte ve onun emirlerini yerine getirmektedirler. Bu gizli tarikatta en önemli sembol olarak kullanılan “her şeyi gören göz”, “Lucifer’in gözü” olarak tasvir edilmektedir. [44] Bunun dışında tüm masonik semboller de aynı amaç için tasarlanmıştır. Tersine yıldız, Baphomet (keçi şeklinde şeytan) adını taşır ve şeytan’ın sembolüdür. Büyücülükte tersine beşgen yıldız yalnız bir amaçla kullanılır, şeytan’ın gücünü çağırmak için! [45] Dolayısıyla tüm masonik semboller aslında masonluğun temelinde yatan inancı, yani şeytana tapınmayı sembolize etmektedir.

Daha önce detaylarını belirtmiş olduğumuz Lucifer doktrininin fikir babası 33. Dereceden mason Albert Pike ve onun şeytan doktrini ile ilgili olarak yazar John Daniels şu açıklamayı yapmaktadır.

«Albert Pike, “Lucifer Doktrinini” birçok mason biraderine öğretti. En heyecanlı öğrencileri Lucifer Doktrinini en ileri seviyede uygulayan Bismarck ve Mazzini’ydi. Bu üçlü birlikte masonluğu kullanarak iki dünya savaşı çıkardılar ve bunun ardından “dünyanın Lucifer’e Tanrı olarak tapınmaya hazır olmasını” sağlayacaklardı.» [46]

Masonların şeytan ile bağlantılarının en büyük örneklerinden birini ise, 33. derece mason olan İngiliz Alesteir Crowley teşkil etmektedir. Satanist olan Crowley, aynı zamanda Doğu Tapınakçıları Locası (Ordo Templi Orentis – OTO) üstad-ı azamdır. Crowley’in annesi, oğlunun İncil’deki Canavar’ın tezahürü olduğunu söylemektedir. “Yaşayan en kötü insan” ünvanını taşıyan Crowley, masonik ritüeller doğrultusunda, kendisi ile bağlantıda olan kişilerin büyük bir kısmının dehşet verici ölümlerine sebep olmuştur. Crowley’in, şeytana, 150 genç erkek kurban ettiği iddia edilmektedir.[47]

33. dereceden mason olan Crowley’in aşağıdaki şiirleri, masonik sistemin altında yatan asıl şeytani gerçeği açıkça gözler önüne sermektedir:

«Kanımı şeytanın ellerine bağlıyorum
Bütün hepsi ellerimin arasında
Sana, Canavar, senin kontrolüne,
Kendimi rehin veriyorum, bedenimi, zihnimi ve ruhumu.» [48]

«Nefret edilen işime, işim üzerine yemin ederim,
Her konuda dikkatsizim, fakat tek bir konuda ödül alırım,
O da tanrımız olan şeytanın mutluluğudur.» [49]

Masonluğun, Allah inancını ortadan kaldırma ve bunun yerine şeytanın buyruklarını esas alan bir deccal sistemi getirebilme gayesi, dönemin Hıristiyanları tarafından da teşhis ve ifade edilmiştir. Katolik dünyasının lideri Papa XIII. Leo’nun 1884 tarihli ünlü Humanum Genus adlı fermanında masonluk ve faaliyetleri hakkında çok önemli tespitler vardır. Papa şöyle yazmıştır:

«Zamanımızda masonluk isimli, çok yaygın ve kuvvetli bir örgüte sahip bir derneğin desteği ve yardımıyla, karanlık kuvvetlere tapanlar olağanüstü bir gayret içinde birleşmiş durumdalar. Bunlar artık niyetlerini gizleme ihtiyacı duymadan Tanrı’nın Yüksek Varlığı ile mücadele etmektedirler… Masonların istekleri ve bütün çabaları aynı amaca yönelmektedir: Hıristiyanlığın gereği olan her türlü sosyal ve dini disiplini tamamen yıkmak ve yerine prensiplerini natüralizmden alan ve kendi fikirlerine göre şekillenmiş yeni kuralları oturtmak.» [50]
Şu anda Deccali sistem, masonluğun idaresi altındadır. Dünya masonluğunun lideri görev başındadır ve Deccal’in yanında bulunan yalancı peygamber, mason Moon tarikatının lideridir. O da, şu an halihazırda peygamberlik ilan etmiş durumdadır. Birlikte dünyayı gitgide artan bir sapkınlığa ve zulme sürüklemişlerdir. Masonik sistemin dünya üzerindeki hakimiyeti halen devam etmektedir.[51]

Papa’nın belirtmiş olduğu bu gerçek, üst düzey masonlar tarafından da çok defa dile getirilmiştir: Türk mason localarının 1923’de yayınladığı “Meşrik-i Azam İçtimai Zabıtları”nda masonların sapkın felsefeleri şöyle ifade edilmektedir:

«Biz artık Allah’ı hayat gayesi olarak tanımayacağız. Biz bir gaye yarattık. O gaye Allah değil, beşeriyettir. Bugün yavaş da olsa, şuuru tam manasıyla tatmin edebilecek tek ve evrensel bir din teşekkül etmektedir… Bu evrensel dine paralel olarak, bir de dünya görüşü ölçüsünde ahlak kurulacaktır… Böyle bir din insanı kainatla birleştirecektir. İşte bu MASONİZM’dir… Komünyonun manası olan inanç birliği yapıyoruz burada biz.» [52]

Masonlar, deccal sisteminin bir gereği olarak, kendilerini sezdirmezler. Gerçek yüzlerini hiçbir zaman ortaya çıkarmaz, şeytanı sahte ilah edindiklerini, Allah inancını inkar ettiklerini açık açık söylemezler. Çünkü eğer söylerlerse, samimi ve dindar halkı karşılarına alacaklarını bilirler. Zaten bu sebeple, İncil’de ve hadislerde belirtilen deccal, kendisini peygamber ilan eden, Allah’ı inkar etmesine rağmen, sahte dindar görünümü ile ortaya çıkacak olan bir aldatıcıdır. Deccal, yani şu an deccaliyeti temsil eden masonluk, aynı sahte görünüm ile ortaya çıkmış ve şeytana tapınan sapkın bir din olduğunu insanlardan gizlemeye çalışmıştır.

Bu amacı gerçekleştirebilmek için masonlar, çeşitli kılıklara bürünerek oyunlarını devam ettirirler. Örneğin Dünya Kiliseler Birliği ve Ulusal Kiliseler Konseyinin mason liderleri bulunmaktadır. Eski Christian Science Monitor dergisinin editörlerinden bir kısmı masondur.13 Müslüman din alimleri arasında da mason olanlar bulunmaktadır. Bu tür kurumlara sızarak masonlar, kendi amaçlarına ulaşabilmek için yol ararlar. Amaçları ise, dindar görünüm altında insanlığın Allah inancından uzaklaşmasını sağlamak ve onları, kendileri gibi şeytanın birer hizmetçisi haline getirebilmektir.

Bu görevi onlara veren şeytandır. Üstad masonlar, doğrudan şeytan ile bağlantıya geçebilen kişilerdir. İki yüz, üç yüz kişilik toplantılar sırasında şeytandan direktifler alan bir üstad mason, şeytanın kendisine emrettiği şeyleri birer birer sıralamaya başlar. Şeytanın emri, genellikle hep kan dökülmesidir. Hatta kimi zaman şeytan, direk görüntü olarak kendilerine görünmektedir. İşte bu sebeple, masonlar şeytandan ölesiye korkarlar. Masonlar, bu ritüelleri, kendi kitaplarında anlatmakta ve şeytanın emirlerine mutlaka uymaktadırlar. Masonlar, doğrudan şeytana taparlar. Şeytanın direktiflerine göre hareket ederler.

Oyunuzu bırakın


Bu yazıyı beğendiyseniz paylaşınız.

Yorumlar

yorumlar

GİZLİ ÖRGÜTLER