Ye’cüc ve Me’cüc’ü Anlamak

Bu yazıyı beğendiyseniz paylaşınız.

Geçmişte ve günümüzde birçok müfessir, tarihci ve akademisyenler de dahil olmak üzere, semavi bildirimlerde konu edilen “Ye’cüc ve Me’cüc” olayını malesef tam olarak anlayamamıştır. Konuyu dert ediniyor olmamın sebebi şu, özellikle kendini inançlı ve dindar olarak lanse etmeye çalışan büyük bir kitle vardır ve birçok konuda delilleri sadece yazılı metinlerde arayıp bulma çabasındayken teknolojik gelişimleri takip etmekten acze düşmüştür. Bunu fırsata dönüştüren deccalist sistem teknolojik imkanlarla halkın gözünü boyamış ilerlemelerine set çekmiştir. O yüzden bende semavi bildirimlerdeki anlatımları, teknolojik imkanlarını seferber ederek yaptığım araştırmalar neticesinde aslında aynı şeye işaret ettiğini tıpatıp uyuştuğunu aynı dili konuştuğunu keşfettim. Bu net bilgileri herkesin anlayabileceği bir tarzda, kısa ve öz ifadelerle metne bökmeye çalışıp sizinle paylaşıyorum.

Öncelikle bilinmelidir ki, “Ye’cüc ve Me’cüc” toprağın altına hapis edilmedi…sadece gökkubbe seddinin yani duvarın diğer tarafına sürülerek üzerlerine bir set çekildi…kıyamete yakın bir zamanda bu setti aşıp dünyayı istila edecekler.

“ HELAK ettiğimiz bir ülke halkının DÖNMELERİ imkânsızdır.” Enbiya /95 “Helak olanlar” dönemez evet… fakat “Ye’cüc ve Me’cüc” helak olmamıştır. Settin diğer tarafında yaşıyor ve çoğalıyorlar. “Nihayet Ye’cûc ile Me’cûc duvar açılıp, her yüksekçe tepeden hızlıca indiklerinde” Enbiya /96

Dünyanın küre olması düşüncesi bu ayet ile bilimsel olarakta çatışmaktadır. “Ye’cüc ve Me’cüc” tüm dünyaya yayılacağı ve sayıca çok kalabalık, dağları taşları doldurup tüm denizleri içip bitireceğinden bahsedilir. Fakat mevcut bilimin ortaya koyduğu bilgilere göre “dünyanın çapı ve sınırları bellidir” bu nasıl olabilir..? bu kalabalık kavimleri dünyanın herhangi bir yerine sığdırmanın imkanı yoktur. Semavi kaynaklar incelendiğinde “Yecuc-Mecüc ile Cablısa ve Cablıka” Kavimlerinin olması gereken yer, dünya değil gökkubbenin (duvarın) diğer tarafıdır. Dolayısı ile dünyanın küre ve kendi ekseninde dönüyor olduğu fikri, sadece iddialardan ibarettir…Günümüz gelişen teknolojik imkanlar tüm bu iddiaları bir bir çürütmüş durumdadır. Ancak toplum hala seytani aklın öne sürdüğü bilimcilik dininden vaz geçme niyetinde değil..

Ve gerçek vaad yaklaştığında, bakarsın ki kâfirlerin GÖZLERİ dehşetle yerinden fırlayarak: “Vay bize! Gerçekten biz bundan gafil idik. Hayır, biz zulmetmişiz meğer” (diyecekler).” Enbiya/ 97

KAYNAK:


Bu yazıyı beğendiyseniz paylaşınız.

Bir Cevap Yazın