Gezi Parkı Eylemlerinin Arkasındaki Örgüt! OTPOR-CANVAS

 



Gezi Parkı Eylemlerinin Arkasındaki Örgüt! Sırpça bir kelime olan "otpor"un dilimizdeki karşılığı "direniş" olarak ifade edilmektedir.  Otpor kelimesi ilk olarak, Sırbistan''da Miloseviç''i iktidardan alaşağı eden halk (sokak) hareketlerini yöneten bir örgüt adı olarak kendini duyurdu.

Amblemi, sıkılmış bir yumruk; Finanse eden de Soros''un şu meşhur Açık Toplum Enstitüsü. Otpor''la ilgili ayrıntılı bilgi bulmanız şuan için pek mümkün değildir. Neyse biz konumuza geri dönelim.. Otpor kendi ülkesindeki görevini tamamladıktan sonra Gürcistan ve Ukrayna''da da iktidarların devrilmesinde baş rolü oynadı.

Otpor''un eğittiği Gürcü ve Ukraynalı militanlar, Otpor''lu hocalarının denetimi altında, ülkelerinde halkı sokağa döküp Siyonizm''in kendilerine biçtiği rolü -kabul etmeli ki, hakkıyla- yerine getirdiler.

Sadece Venezuella''da başarılı olamadılar, ancak orada da olaylara ne derece müdahale ettikleri, ettilerse hangi faktörlerin kendilerini durdurduğu henüz netlik kazanamadı; en azından ben tam öğrenebilmiş değilim.

Romanya''da hiç zorlanmadılar, çünkü hem iktidar hem de muhalefet kendilerinden -Soros''un ideolojisinden- yanaydı. Otpor bu arada, belki kendini yedeklemek için, belki de adı üzerinde biriken spekülasyonlardan kurtulmak için, "Şiddet İçermeyen Devrim Planlama Merkezi" isimli paravan bir örgüt daha kurdu.

Otpor''un bu ikinci versiyonunun kurulduğunu 28 Aralık 2004 tarihli Sabah''taki köşesinde duyuran Erdal Şafak, görevinin de "anahtar teslimi iktidar değişimi sağlamak" olduğunu yazıyor.

Sıranın Moldova ile Beyaz Rusya''da olduğu söylenip duruyor ama, Otpor militanları Türkiye''ye geldi bile. Birleşmiş Milletler bünyesindeki kuruluşlardan biri olan Uluslararası Göç Örgütü (IOM-International Organization for Migration), Ocak 2005''te yapılması beklenen Irak genel seçimleriyle ilgili olarak, Irak''a komşu devletlerde (İran hariç) OCV (Out of Country Voting Program) isimli bir program uyguluyor.





Programın amacı, Irak dışına giden, göç eden, kaçan Irak vatandaşlarının sayımını yapmak ve sonra da, adından da anlaşılacağı gibi, bunların seçimlerde oy kullanabilmesini sağlamak.

Bütçesi de -artırılabilmek kaydıyla- 25 milyon Dolar.

OCV Programı''nın, görevin yapılmasını açıklayan ayrıntılı bir Uyum Paketi (Orientation Package) bulunuyor.

İlk faul, şayet tekmelenmedik yerimiz kaldıysa, Paket''in 29''uncu maddesinde yapılmış: Madde; "Irak, Türkiye, İran ve Suriye''deki Kürt bölgelerinden oluşan bir Kürdistan''ın var olduğunu" açık açık yazmış ve tabii BM''nin resmi belgelerine de kaydetmiş olmuş.

(Kurds have migrated constantly both within "Kurdistan" (i.e.Kurdish areas in Iraq, Iran, Turkey and Syria) and to other parts of the globe.).

İkinci faul, OCV Programı''nın kimleri kapsayacağında.

Program teorik olarak, Irak dışındaki bütün Irak vatandaşlarını kapsıyor ama, uygulamada sadece Kürtler''le ilgileniliyor; Türkmenler kapsam dışı.

Üstelik, kuşların fısıldadığına göre, Türkiye''de yaşamakta olan Kürtler de, yapılabildiği kadarıyla, Program''ın kapsamına alınıyor ve Irak seçimlerinde oy kullanmalarının şartları hazırlanıyor.

Amaç çok açık: Seçim sonuçlarını maniple etmek.

Son faul -belki atılan gol- de, Program''ın uygulayıcılarında.

Otpor militanı olan 10 kadar Sırp, Program''ın uygulanmasına nezaret etmek üzere, "BM görevlisi" (!) kisvesi altında Türkiye''ye getirildi.

Bu birim için Ankara, İstanbul, Diyarbakır ve Van''da çalışma yerleri açılmasına izin verilmesi Türk Dışişleri''nden talep edildi ve Ankara ile İstanbul için izin alındı.

Dışişleri''nden verilen bilgi doğruysa, bu yazının yazılmakta olduğu sırada -28 Aralık, öğle- Diyarbakır ve Van için istenen izin hâlâ verilmemişti.

Ama, işin Türkçesi, "Bu saatten sonra kim takar Türkiye''nin iznini?" Otpor''un Türkiye''ye gelme amacı asıl ne, nerede ne yapacaklar, seçimden sonra Türkiye''den ayrılacaklar mı? Türkiye''den gelecekler ile K.Irak''ta yaşayan Kürtlerin seçimde kullanacakları oyların, daha önce eğittikleri Kürt militanlarca kontrol edilmesine nezaret edecekler;.

Seçim sonrasında, özellikle istenmeyen bir seçim sürprizi karşısında, K.Irak''ta başlatılacak halk hareketlerine nezaret edecekler;.

En vahimi, K.Irak''ta seçimden sonrası için federe veya bağımsız bir Kürt oluşumu planlanmışsa, onları destekleme ve onlarla paralel haklar elde etme için Güneydoğu Türkiye''de başlatılacak hareketleri yönetecekler.

En vahim seçenek gerçekleşecek olursa, bunu bütün topluma mal olmuş bir hareket olarak gösterebilmenin yolu, Türkiye''de önceden faaliyete geçirilmiş bazı STÖ''lerin (Sivil Toplum Örgütleri) bu hareketi -ayaklanmayı- desteklemelerini sağlamak.

Bunun için, Soros''un Açık Toplum Enstitüsü''nün yan kuruluşları olarak faaliyet gösteren bütün oluşumların harekete geçirilmesi gerekecek.

İşte Oynanmaya Çalışılan Oyunun Sosyal Medya Ayağı ve İşleyişi:

Facebook’ta ise “Occupy Turkey” adlı sayfa, bu eylemler hakkında en hızlı bilgilerin paylaşıldığı, güncel gelişmelerin aktarıldığı sayfa oldu. Sayfa 1 Haziran saat 3.00 civarında 16 bin üyeye sahipken aynı gün saat 23’te 40 bin üyeye ulaşmış durumda. Büyük olasılıkla da eylemlerin gidişâtı bu sayfadan yönlendirilmeye çalışılacaktır.

“Occupy” işgâl etmek anlamına geliyor. Bu slogan ilk kez 2011’de Wall Street’teki eylemler için kullanıldı.

"Occupy Wall Street" eylemlerinin başını OTPOR-CANVAS çekiyordu. OTPOR, Balkanlarda ortaya çıkmıştı ve Yugoslavya'yı parçalayan "sivil" direnişleri örgütlemişti. ABD'nin dış ülkelerdeki satılık görevlileri beslemek için kurduğu NED'den aldığı destekle ABD'nin "devrim" plânlarını gerçekleştiren bu örgüt daha sonra isim değiştirerek farklı ülkelerdeki "sivil" operasyonlarda da kullanıldı. CANVAS, OTPOR'un kurucuları tarafından kuruldu ve OTPOR çalışmalarını yine dürdürdü.

CANVAS'ın sitesindeki "dış bağlantılar" bölümünde Freedom House, George Mason Üniversitesi gibi küresel çetenin denetimindeki kurumlar bunların kim tarafından desteklendiğinin en açık göstergesi:



OTPOR/CANVAS farklı ülkelerde operasyonlar-turuncu devrimler gerçekleştirdi demiştik. Farklı ülkelerdeki örgütlenmelerin simgeleri:




image

image


image


2011'de başlatılan Arap baharında da OTPOR/CANVAS'a büyük iş düşüyordu. 6 Nisan Gençlik Hareketi vb. oluşumlarla küresel çetenin oyunları oynandı. NED'in "yumruk"u yine sahnede:





İşte OTPOR'un simgesi ve "Occupy Turkey" sayfasının resmi:
 

"Occupy Turkey" sayfası Gezi Parkı sürecinin, başından itibaren etkili bir parçası oldu. Sayfanın tam adresi [url]facebook.com/DirenAnadolu[/url]. Yani sayfa kurulduğunda "diren" sözü belirlenmişti. Günlerdir Türkiye'de ve dış dünyada en çok kullanılan "#DirenGeziParkı" sözü buradan çıktı. Sayfa Aralık 2012'de kurulduğunda "DirenAnadolu" bağlantı adını seçerken, livestream adlı video-yayın sitesindeki hesaplarının adı da "revoltistanbul"du. "Revolt" İngilizce "ayaklan" veya "diren" demek.




"Occupy Wall Street" yani "Wall Street'i işgâl et"in Türkiye'deki devamı olan "Occupy Turkey" feysbuk sayfası Aralık 2012'de kurulmadan önce, Wall Street eylemlerinin başladığı dönemde "Ayaklan İstanbul / Occupy İstanbul" adıyla bir sayfa oluşturulmuştu. Sayfa üyeleri çeşitli aralıklarla "Revolt (Ayaklan) İstanbul" eylemleri düzenliyor, OTPOR/CANVAS denetiminde bir halk hareketi için nabız yokluyordu.

O sayfadan da bir görüntü ("biz yüzde 99'uz.", Wall Street eyleminin ana temalarından biriydi.):


"Occupy Turkey" sayfası ise Tayyip Erdoğan'ın ODTÜ'ye tanklarla girmeye çalıştığı, muhalif öğrencilerin biber gazı ve tazyikli suya boğulduğu dehşet olaylar gerçekleşirken kuruldu. O tarihteki paylaşımlara bakıldığında ODTÜ'ye destek eylemlerine de yön vermeye çalıştı görülüyor.

Belki de ODTÜ olaylarına karşı gelişen tepkilerle bir halk hareketi oluşturmayı düşünmüşlerdi, o yüzden sayfayı o dönemde açtılar. Ancak o günlerde büyük toplumsal bir hareket meydana gelmedi. Ancak Gezi Parkını koruma eyleminde belirleyici rol oynadılar. Bahsettiğim gibi, 31 Mayıs günü, büyük eylemden önceki eylemde kafalarında "#occupyturkey" yazan, polis terörüne karşı "gelirlerse üstlerine atalım" diyerek kaldırım taşlarını ufalayan, "katil devlet" diye bağıran kişiler ön saftaydı. Anlaşılıyor ki OTPOR ve CANVAS'ın sözlerini kafalarına ve duvarlara yazmış, kışkırtıcılıkta polisten geri kalmayan bu kişilerin amacı gerginliğin artması ve "demokrasi, özgürlük" kılıfında Amerikancı bir turuncu devrimin gerçekleşmesiydi.

Belki bu satırları okuyanlar bir feysbuk sayfası üzerinden gereğinden fazla sonuca ulaştığımı düşünebilir. Fakat Arap baharının en büyük etkenlerinden birinin WikiLeaks ve örgütlenmesini sağlayanın sosyal medya olduğu unutulmamalı. Ayrıca Türkiye'deki sosyal medya kullanımı Tunus ve Mısır'dakinden daha fazla ve bu yolun etkisi çok daha fazla olur.

"Occupy Turkey" sayfasının çizgisini daha iyi anlamak için bazı paylaşımlarına göz atalım:

Burada Kürt kökenli Türklerin "nasıl özgürleşeceği"ni gösteriyor!



Burada eylem anlayışlarını ve eylemcilere öğütlediklerini göz önüne seriyorlar.



Burada Uludere'de ölenlere sahip çıkmak bahanesiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti düşmanlığı pompalanıyor. Ayrıca Uludere'ye "Roboski" denerek ulusal birliği ve dil birliğini yıkmaya yönelik bir tutum sergileniyor. Diğer paylaşımlarda doğal olarak Tunceli'ye de "Dersim" deniyor.


Burada, eylemlerde molotof kokteyl kullanılması öğütleniyor.


Burada TSK aleyhindeki iğrenç iftira ve karalamalardan biri paylaşılıyor.


Görüldüğü ve incelenirse görüleceği üzere "Occupy Turkey" sayfası millîlikten uzak, demokrasi-özgürlük-devrimcilik adına millî birlik ve beraberliği yıkıcı propagandalar yapan bir sayfa. Elbette Amerikan karşıtı-tam bağımsızlık yanlılarını toplamak adına sayfada ABD karşıtı bazı yayınlar da yapılıyor(du). Ancak bu "örgütlü" güç meydanda bir kez dahi bağımsızlık üzerine, ABD sömürgeciliği üzerine bir slogan atmadı. Çünkü plânlanan "devrim" ABD'ye karşı, tam bağımsızlık ve millî çıkarlar için değil, "demokrasi, özgürlük" kılıfıyla ABD'nin, ABD'yi yöneten küresel çetenin amaçları için yapılacak bir hareket.

Yorum Gönder

0 Yorumlar