Teoriye göre her ÅŸey Albert Einstein’ın çılgın düşünceleriyle baÅŸladı. Einstein, birleÅŸik alan teorisi üzerinde çalışıyordu ve bu nesnenin tamamen görünmez hale gelmesini saÄŸlayabilecekti. Abd, bunu bir fırsat olarak gördü. İddiaya göre bu deneyde ona yardım etmesi için Nikola Tesla seçilmiÅŸti. Philadelphia deneyinde. Uss Eldridge adlı gemi deneyde kullanılacak ve görünmez olması hatta ışınlanması saÄŸlanacaktı. Peki gerçekte neler olmuÅŸtu?
Büyük buhran’ın sonlarına doÄŸru II. Dünya Savaşı’nı öngören Amerikan hükümeti gemilerinin radarlara yakalnmamasını istiyordu ve 1930’lu yıllarda bu mevzuda bilim adamlarından çalışma yapmalarını istediler. BaÅŸkanlığını Nikola Tesla’nın yaptığı bir grup bilim adamı bu amaç uÄŸruna çalışmaya baÅŸladılar. Ortalama 10 senelik bir çalışmanın sonucunda proje deneme aÅŸamasına geldi ve deneyde Amerikan birliÄŸinda görevli minik bir destroyer olan Eldridge adlı geminin kullanılmasına karar verildi.
Vapur; jeneratörler, vericiler, güç yükselticiler, modülasyon devreleri ve elektromanyetik alan oluÅŸturmaya yarayacak araç gereci içeren tonlarca ekipmanla donandı. 22 Temmuz 1943’te saatler 09.00’ı gösterdiÄŸinde elektromanyetik alan jeneratörleri aktifleÅŸtirildi ve Eldridge’in etrafını yeÅŸil bir duman kaplamaya baÅŸladı. Kısa bir süre sonrasında artık gemiyi dumanların arkasından görmek imkansızdı. Vapur güçlü bir elektromanyetik alanla çevrelenmiÅŸti bu alıcılar tarafınca kolaylıkla gözlemlenebiliyordu. Havadaki duman çekildiÄŸinde ise deneyin istenenden daha çok baÅŸarılı olduÄŸu anlaşıldı. Eldrige’in radalara gaslıkmemesi isteniyordu fakat ne vapur ne de mürettebat insan gözleri tarafından da görülemiyordu!
Amerikan hükümeti ve deniz kuvvetleri böyle bir deneyin veya projenin varlığını asla kabul etmemiştir. Bu tarz şeylerin asılsız, hayal ürünü iddialar bulunduğunu savunuyorlar. Sadece öteki taraftan da görgü tanıklarının ifadeleri aksini iddia etmektedir. Philadelphia deneyi hakkında bilinenlerin çoğu bu tanıkların ifadelerinden sağlanmıştır.

görüldüğü tek fotoğraf
Åžimdi baÅŸa dönelim ve hikâyenin bilgilerina bakalım. 1933 yılında Roosevelt ABD’nin baÅŸkanı olmuÅŸ ve hemen peÅŸinden eski dostu ve dünyanın sayılı bilim adamlarından Nikola Tesla’yı Washington’a çaÄŸrı ederek ondan devlet adına bazı projeleri yürütüp yürütemeyeceÄŸini sormuÅŸtur.
Pozitif yönde yanıt alınmıştır. BaÅŸkan ona GökkuÅŸağı Projesi ÅŸeklinde bilinen projeden söz etmiÅŸ ve Tesla bu proje üzerinde çalışmaya baÅŸlamıştır. 1936’ya gelindiÄŸinde Tesla önemli geliÅŸmeler kaydetmiÅŸ hatta insansız bir gemiyi gözden kaybedip sonra da geri getirmeyi baÅŸarmıştır.
Sadece yetkililerin deneyin insanlı olarak yapılmasında ısrar etmişlerdir fakat Tesla bu deneyin insanlara zarar vermemesinin mümkün olmadığını savunmuştur. Bu konuda fikir ayrılığına düşülünce Tesla projeden ayrılmıştır. Bu noktadan sonra projeyi Dr. John von Neumann devralmıştır.
Amerikan hükumeti için çalışan bilim adamları içinde Nazi Almanya’sından kaçıp ABD’ye sığınan Albert Einstein da vardı. Einstein’ın “BirleÅŸik Alan Teorisi”nin Philadelphia deneyini baÅŸarıya götüren en büyük etkili olduÄŸu varsayılmaktadır. Einstein bu teorisini 1925-27 tarihleri arasında Prusya’da piyasaya çıkan bir bilim dergisine göndermiÅŸ sadece tamamlayamadığını düşünerek geri çekmiÅŸti. Einstein’ın bu teorisini ilerki yıllarda tamamladığı, sadece bunun savaÅŸ sırası ve sonrası hükümetlerce gizlenmiÅŸ olduÄŸu varsayılmaktadır.
İLK DENEY

UUS Eldrige, Philadelphia Deniz üssü açıklarındaki deney mahaline gelmiÅŸti. İçerisi elektromanyetik alan oluÅŸturucu donanımla donatılmıştı. Tesla’nın ısrarla belirttiÄŸinin aksine deney sırasında gemide mürettebat da bulunduruluyordu. Bu deneye ticari bir gemi olan Andrew Furuseth’in mürettebatı da tanıklık etti. (Andrew Furuseth’in orada olması çok büyük bir ÅŸanstır çünkü deney hakkında bilinenlerin çoÄŸu Andrew Furuseth’de görev yapmış Carlos Allende’nin anlattıklarından oluÅŸmuÅŸtur. Allende, 50’li yıllarda UFO araÅŸtırmacısı Morris Jessup’a yazdığı mektuplarda yaÅŸadıklarını anlatmış ve bu deneyin gerçekltiÄŸinden ilk bahseden Jessup olmuÅŸtur. Jessup ilginç bir ÅŸekilde 1959’da arabasının içinde ölü bulunmuÅŸtur. Otopsi raporuna göre egzoz gazıyla intihar etmiÅŸtir, Carlos Allende ise bir daha ortaya çıkmamıştır.)
22 Temmuz 1943’te ÅŸalterler kaldırıldı ve dumandan dolayı gemi gözden kayboldu. Ondan sonra olanlar daha da ilginçtir. 15 dakika sonra ÅŸalterlerin indirilmesi emredildi. YeÅŸil duman yeniden belirdi ve duman çekilirken Eldridge yavaÅŸ yavaÅŸ yeniden materyalize oldu. Ancak bir ÅŸeylerin ters gittiÄŸi hemen anlaşılmıştı. Gemiye iletilen telsiz mesajlarına yanıt gelmiyordu.
Gemiye çıkıldığında mürettebatın hiç de iyi durumda olmadığı görüldü. Bir bölüm mürettebat yaşadıkları korku dolu dakikalarda gemiden aşağı atladı (Gemiden o anda atlayanların hiç birinin cesedi bulunamadı). Sağ kalanların çoğu akıllarını kaçırmıştı. 5 asker geminin metal gövdesi ile kaynaşmıştı! İkisinin elleri çelik gövdenin içine geçmişti. Ellerini keserek adamları kurtardılar ve yerine protez eller taktılar. Normal durumda olan mürettebatın ileriki zamanda olağan üstü şeylerle karşılaştıkları rapor edilmiştir. Bulundukları yerde birden yok olup başka bir yerde görünebiliyorlardı. Duvarların içinden geçebiliyorlardı. Birçoğu bu duvarların arasına sıkışarak can verdi. Birden bire taş kesilip bir başkası onlara dokunana kadar öyle kalanlar vardı (Boyutlar arasında sıkışıyorlardı). Bunun yanında doğaüstü güçlere sahip olanlarda vardı. Sağ kalan adamlar asla tam anlamıyla düzelemediler. Akıl sağlıklarını kaybettikleri gerekçesiyle de ordudan uzaklaştırıldılar. Donanma bu personeli topyekûn emekliye sevk ederek gemiye yeni personel atadı. Bilim adamlarına da sadece radar görünmezliği istediklerini, optik görünmezliğe gerek olmadığını bildirdi.
İKİNCİ DENEY

28 Ekim 1943’te yine Eldridge üzerinde ikinci deney gerçekleÅŸtirildi. Saatler 17:15’i gösteriyordu ve elektromanyetik jeneratörler yeniden çalıştırıldı. Gemi bir kez daha hemen hemen tamamen görünmez oldu. Sadece gövdesinin ana hatları seçilebiliyordu. Bir kaç saniye süresince iÅŸler yolunda gider gibiydi ki ansızın gözleri kör edebilecek kadar güçlü mavi bir ışık patlaması meydana geldi ve gemi gözlerden tümüyle kayboldu. Eldridge, inanılması güç bir ÅŸekilde bir kaç saniye sonra, 600 kilometre ötede, Norfolk açıklarında yeniden maddeleÅŸti. Norfolk’ta bir kaç dakika boyunca görülür durumda kaldıktan sonra tekrar görünmez oldu ve saniyeler içinde Philadelphia Deniz Üssü açıklarında yeniden belirdi. Elektronik kamuflajı gerçekleÅŸtirmeye çalışan bilim adamları koca bir gemiyi, mürettebatı ile birlikte ışınlamış ve sonra da geri getirmiÅŸlerdi.
ABD hükümeti Philadelphia deneyinin yapıldığını ya da projenin yürütüldüğünü hiçbir zaman kabul etmemiÅŸtir. Donanmaya, Eldridge’in sözü edilen tarihlerde Philadelphia’da bile olmadığını iddia etmiÅŸtir. Deneyin yapıldığı günlere yakın bir tarihte Bermuda Åžeytan Üçgeninde eÄŸitim amaçlı olarak bulunduÄŸu açıklanmıştır. Philadelphia deneyi, reddedilen iddialarla beraber tarihin en büyük sırlarından biri olarak kalmıştır.
1. Işınlanma Hedefi

Deneyin resmi ve bilimsel adı “Project Rainbow” (GökkuÅŸağı Projesi) idi. GökkuÅŸağı Projesi, iddialara göre II.Dünya Savaşı sırasında küçük destroyer tipi bir savaÅŸ gemisinin başından geçti. Olayın yeri Philadelphia Deniz Üssü’ydü. Amaç ise gemiyi düşmanın fark etmemesi için görünmez yapmaktı.Projeye göre gemiler düşman radarlarına yakalanmadan istenilen yerde birden ortaya çıkacaktı. Bilimsel tanımıyla ‘optikal görünmezlik’ diye adlandırılan bu sistemde; özel bir mekanizma veya jeneratörle oluÅŸturulan çok güçlü bir manyetik alanın, önce; hedef gemiyi sarması, sonra da; ışınları veya radar dalgalarını büker yada kırarken de gemiye görünmez saÄŸlaması hedeflenmiÅŸti.Düşüncesi dahi bir mucizeye benziyordu. Ancak iddialara göre proje baÅŸarılı olmuÅŸtu. Yani gemi fiziksel olarak kaybolmuÅŸ ve tekrar geri dönmüştü. Tanıklara göre geminin üzerini bir pelerin gibi saran manyetik alan görevini yapmıştı. Fakat ana hedef geminin kaybolduÄŸu yerde deÄŸil, bir baÅŸka yerde ortaya çıkmasını saÄŸlayabilmekti yani daha yaygın bir deyimle “ışınlama” yapılmalıydı.
2. Albert Einstein’ın ”Çekim ve Elektriklenmede BirleÅŸik Alan Kuramı” Etkisi

Philadelphia Deneyi’nin temelinde düşünce olarak Albert Einstein’ın ”Çekim ve Elektriklenmede BirleÅŸik Alan Kuramı” vardır. Bu teori bu konuyla ilgili kiÅŸilerce “Elektronik kamuflaj” olarak tasarlandı. Einstein, bu teorisi 1925-27 arasında Almanya’da bir bilim dergisinde yayınlandı.Fakat Einstein, bu teoriyi daha denememiÅŸ ve daha tam anlamıyla geliÅŸtirmemiÅŸti.O zamanlardaki amaç, çok güçlü elektromanyetik alanın yapılarak gemilerin görünmez olmaları ve düşman kuvvetlerine karşı korunmasıydı.Hatta bu olayı havada oluÅŸturarak üslerin görünmesinin engellenmesi de düşünülmüştü.
3. Projede Yer Alan Bazı Önemli İsimler

Bu deneyin çalışmaları 1930 yıllarda “Project Rainbow” ismiyle baÅŸlatıldı. BaÅŸlatıldığı yer ise Chicago Üniversitesidir. 1 yıl sonrada bu çalışma Princeton Üniversitesinde devam ettirildi. Bazı önemli bilim insanları da bu projede zaman zaman yer aldılar. Bunlar: Einstein, Dr. Johnvon Neumann ve Dr. Nikola Tesla’dır.
4. Her 10 Yılda Bir Manyetik Enerji Alanı Tekrar mı Oluşuyor?
Dr. Alfred Bielek, her 10 yılda bir, AÄŸustosun 12’sinde manyetik enerji alanının tekrar oluÅŸtuÄŸunu öne sürüyordu.1943’ten sonra 1963 ve 1983’te aynı olay olmuÅŸtu. Sebebi ise Senkronizasyondu” Enerji alanları tekrar toplanıyor, dalgalanarak ortaya çıkıyordu, fakat bu alanlar karmaşıktı. Neumann, 1986’da ölen Bielek’in anılarında yazdıklarından bu olayları doÄŸrulamıştı. İfadesi teyp bantlarında vardı.
OluÅŸturulan büyük enerji, doÄŸru açıda senkronize edilirken birden kontrol dışına çıkmış ve “Yönsüz dalgalar’a” dönüşmüştü. Bunun sonucunda ortaya alışılmadık etkiler çıkmaya baÅŸlamıştı. Senkronize dalgalar zamanı büküyor ve etkiliyordu.
Bir diÄŸer ilginç yaklaşım, Wisconsin Üniversitesi‘nde Matematik Profesörü olan Henry Levenson’dan gelmiÅŸti. Ona göre zamanın bir ÅŸifresi vardı. Bu ÅŸifrelerin içinde dünyanın tüm varoluÅŸ bilgisi bulunmaktadır. Ve bu bilgi dünya saati ve zamanına ayarlıdır.
Levenson bu durumu, ‘Dünya, GüneÅŸ saatine göre, GüneÅŸ de galaktik saate göre ayarlıdır. EÄŸer zaman kilidi yüksek ve güçlü bir enerji alanı ile bozulursa, ortaya çeÅŸitli zaman ve mekan dengesizlikleri çıkar. Taki zaman yeniden kendini tamir edip yeniden dengesini bulan dek” diye açıklar.
5. Deney Günü

Olaylar 1943 yılı Haziran ayında baÅŸladı. Geminin adı USS Eldridge’di, DE 173 bir koruma destroyeri olarak sınıflandırılmıştı. Bir görgü ÅŸahidine göre,75 KVA gücündeki iki dev jeneratör geminin ön top taretlerinin altına monte edildi. Buradan geminin güvertesine 4 manyetik ışın yayılacaktı. 3 RF vericisi ( Her biri iki megavat CW gücündeydi) güverteye monte edilmiÅŸti. 3000 adet 6L6 güç artırıcı tüp, iki jeneratörün oluÅŸturduÄŸu gücü yayacaklardı. Özel senkronizasyon ve modülasyon devreleriyle diÄŸer ekipman, oluÅŸan kütlesel elektromanyetik alanları kullanılırlığa indirgerken, kırılmış ışınlar ve radyo dalgaları gemiyi saracak ve sonuçta gemi düşman gözlemcileri için görünmez olacaktı.USS Eldridge adlı destroyer, Philadelphia Deniz üssü’nün önünde biraz açıkta duruyordu, gözlem gemisi olarak da SS Andrew Furuseth isimli bir ÅŸilep seçilmiÅŸti. İşte iddialara göre Philadelphia Deneyinin ortaya çıkmasını saÄŸlayan insan bu geminin personelinden bir gemicidir.
6. Dr. Morris K. Jessup’un Esrarengiz Ölümü

Bu kiÅŸi Carl M. Allen imzasıyla, 1950 yılında Dr. Morris K. Jessup’a garip mektuplar gönderdi ama zarfın üzerindeki isim Carlos Miguel Allende’ydi. Mektupta yazılanlara bakıldığında Allende veya Allen, olayları baÅŸtan sona seyretmiÅŸ gibiydi. Jessup adres olarak verilen posta kutusuna mektup yazarak ayrıntı istedi ve bir mektup daha geldi. Mektupta Allen; anlattıklarını kanıtlamak için hipnoz, sodyum pentatol ( bilinci uyuÅŸturarak iradeyi kıran doÄŸruyu söyleten bir ilaç ) dahil tüm yöntemlerin üzerinde uygulanabileceÄŸini söylüyordu. Dahası, olayın etkin bir biçimde açıklanması halinde insanların böyle bir nakil sistemiyle yıldızlara dahi gidebileceÄŸini yazıyordu.Jessup ise bu kiÅŸinin tanıklık iddialarından en azından bir tanesinin doÄŸru olabileceÄŸini söylüyordu. Aslında Jessup, matematikçi ve gök bilimciydi. Astro-fizik alanındaki çalışmaları nedeniyle Felsefe Doktoru ünvanını almıştı.
7. Hükümet İşin İçine Giriyor

İkinci mektuptan sonra Jessup, Deniz Kuvvetleri’nden bir davet aldı. Deniz Kuvvetleri AraÅŸtırma Bürosu’na gittiÄŸinde eline bir kitap verildi. Bu kitap kendi yazdığı kitaptı, bir yıl önce Büro’ya postayla yollamıştı.Kitabın sayfaları üzerinde birbirinden farklı üç kiÅŸinin yazdığı notlar Jessup‘un dikkatini çekmiÅŸti. Dr. Jessup yazılardan birisinin Allen’nin yazısının aynı olduÄŸunu fark etti.Notlar sanki dünya dışı birisinin gözlemi olarak yazılmış gibiydi. Binlerce yıl önceki uygarlıklardan söz ediliyor, dünyaya gelen uzay araçları tarif ediliyordu. Sonunda ise güç alanlarından, bir maddenin nasıl kaybolup, nasıl ortaya çıkarılabileceÄŸi ve 1943’te Philadelphia’da yapılan deneyden söz ediliyordu. Normalde, saçma olarak tanımlanması gereken bu kitap, nedense ABD Hükümeti tarafından Pentagon’da bazı üst düzey yetkililere özel olarak dağıtılmıştı.
8. Dr. Jessup Arabasında Ölü Bulunuyor!

1959 Nisanında Jessup, arkadaşı doktor Mason Valentine’i arayarak deney ile ilgili kesin sonuçlara ulaÅŸtığını anlatarak ertesi gün buluÅŸmalarını istedi. 20 Nisan akÅŸamı yemekte buluÅŸacaklardı ama bu yemek gerçekleÅŸemedi.BuluÅŸacakları gece, Miami’de Hammock Parkı’nda Dr.Morris K. Jessup, arabasında ölü bulundu. Polis raporlarına göre arabasında egzoz gazıyla intihar etmiÅŸti! Ve söz konusu notlar ortada yoktu. ArkadaÅŸları Jessup’un asla intihar edecek biri olmadığını söylediler, Valentine ise Jessup’un hastaneye götürüldüğünde hala saÄŸ olduÄŸunu öğrendiÄŸini iddia etti fakat bunlardan bir sonuç çıkmadı ve olay kapandı.
9. DENEY Başlangıcı

Deney, 22 Haziran 1943’te sabah saat 09.00′ da jeneratörlere güç verilerek baÅŸlatıldı. Manyetik alan oluÅŸuyordu; sonra yeÅŸilimsi bir sis gemiyi örtmeye baÅŸladı ve USS Eldridge gözden kayboluyordu…Olayın bir tanığı; ”Bir an sadece geminin çıpasını görebildim, sonra oda kayboldu, ortada artık ne sis ne USS Eldridge vardı. BomboÅŸ denize bakıyorduk, bizim gemide bulunan üst rütbeli subaylar ve bilim adamları korku, dehÅŸet ve heyecan içerisinde; nefeslerini tutarak bu inanılması güç baÅŸarılarını seyrediyorlardı.Gemi ve mürettebatı hem radarda hemde gözlerimizin önünde yok olmuÅŸtu. Her ÅŸey planlandığı gibi yürüyordu.15 dk. sonra emir verildi ve jeneratörlerin ÅŸalteri kapatıldı. Önce hiç bir ÅŸey olmadı, arkasından yeÅŸil sis tekrar ortaya çıktı ve USS Eldridge yeniden görünmeye ve ortaya çıkmaya baÅŸladı ama gemi nereye gitmiÅŸ ve nereden geliyordu?
10. Görgü Tanığının Ağzından

Sis azalırken, bir ÅŸeylerin tuhaf gittiÄŸini hissediyorduk. Hemen gemiye yanaÅŸtık, ilk önce mürettebatın çoÄŸunun geminin yanından sarkıp kustuklarını gördük, diÄŸerleri ise geminin güvertesinde ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolaşıyorlardı. Sanki hiç birinin bilinci yerinde deÄŸildi.Yetkili ekipler gemiye girerek bütün mürettebatı kısa süre içerisinde uzaklaÅŸtırdılar ve yerlerine hazır bekletilen yeni bir mürettebat aldı. Bir iki gün sonra, yeni bir deneye daha karar verildi. Gemi istenilen radar görünmezliÄŸine ulaÅŸmıştı. Donanım deÄŸiÅŸtirildi ve 28 Ekim 1943’te deney yine aynı gemide tekrarlandı.
11.

Jeneratörler çalışmaya baÅŸladıktan hemen sonra Destroyer hemen hemen görünmezlik çizgisine ulaÅŸmıştı. Sadece burnu ve arkası görülüyor, arada ise bazı çizgiler belli belirsiz seçiliyordu. Sonra sadece su üzerinde tekne boyunda bir çizgi kaldı. Bir iki dakika sonra mavi bir ışık parladı ve o çizgide yok oldu. Åžimdi gemi tamamen yok olmuÅŸtu. Bir kaç dakika sonra millerce uzakta Norfolk’ta ortaya çıktı. Göründükten biraz sonra bilinmeyen bir nedenle yine kayboldu ve Philadelphia’da tekrar ortaya çıktı. Bu kez durum çok ciddiydi, tüm mürettebatın başı beladaydı.
12.

Bazıları yok oldu ve bir daha geri dönmediler. Bu olayın en korkunç bölümü ise beş tane denizcinin geminin eriyen ve sonra yine katılaşan metal levhalarının içinde kalmalarıydı. Bu çok feci bir durumdu. Denizcilerin birisi kurtuldu fakat bir daha eski haline dönemedi. Aklını tamamen yitirmişti ama yapacak hiçbir şey yoktu. Bazılarının psişik yetenekleri gelişmişti, sokakta yürürken kaybolan ve yine ortaya çıkan insanlar vardı.
13.

Manyetik alanın içinde kalan mürettebattan kaybolanlar ancak birisinin yüzüne ve eline dokunulmasıyla görünür hale geliyorlardı. Yani dokunmanın, giysinin olmadığı bir yere yapılması gerekiyordu. “Donma” adı verilen bu olay saatlerce, günlerce sürebiliyordu, hatta bir tayfa tam altı ay donmuÅŸtu ve altı ay sonra kurtarıldı. Elektronik kamuflaj baÅŸladıktan sonra geminin ve mürettebatının bütünüyle kaybolup,çok uzak bir yerde ortaya çıkıp ve sonra yeniden geri dönmesine neden olan neydi?‘ diye aktarıyor deney sırasında olanları.
14. Philadelphia Deneyi Hakkında Bazı Sorular

Dr. Valentine, Charles Berlitz’le yaptığı röportajda şöyle diyordu, ‘Bence Philadelphia Deneyi bilinen ve alışılmış yollarla açıklanamaz. Bazı bilim adamları atomun temel yapısının, madde parçacıklarından deÄŸil, elektromanyetik alanlarda oluÅŸtuÄŸu görüşündeler.Bu çok karmaşık enerji alanlarının birbirlerini etkilemesi olayıdır. EÄŸer böyle bir evrenin içinde maddenin katlı fazları bulunmasaydı, ÅŸaşılırdı.Bu fazların birisinden birisine geçilmesi bir yaÅŸamdan ötekine geçmeye benzer. Boyutlar arası deÄŸiÅŸmedir yani dünyalar içinde dünyalar olabilir. Manyetik alanların karıştırıcı olarak deÄŸiÅŸimler yaratabileceÄŸinden kuÅŸkulanılıyordu. Maksatlı olarak, olaÄŸan dışı manyetik koÅŸullar yaratılması hem fiziksel, hemde yaÅŸamsal olarak maddenin fazını deÄŸiÅŸtirebilir. Bu durumda da, bağımsız bir varlık olmayan ama içinde bulunduÄŸumuz yaÅŸama benzer belirli bir madde / zaman / enerji boyutunun bir parçası olan zaman faktörünü’de çarpıklaÅŸtırır. Kısacası deney olasıdır.‘
15. Berlitz’e göre:

Philadelphia Deneyi’nin yapılıp yapılmadığı belli deÄŸildir. Ve ÅŸuan için kanıtlanamaz. Ama kavram olarak geçerlidir. Çünkü Einstein’ın ”BirleÅŸik Alan Kuramı” tarafından desteklenmektedir. EÄŸer deney yapıldıysa, söylentilerin ardındaki gerçek tanıklar susmaktadırlar ve belkide Türkiye’de de yayınlanan ”Yok Oldu”( Thin Air) kitabında anlatıldığı gibi çıldıran ve inanılmaz deÄŸiÅŸimler gösteren mürettebatın çoÄŸu ölmüş veya gizli bir yerde ölümü beklemektedir. Umuyoruz ki; bir gün üzerinde ”çok gizli” yazılı bu dosyanın açılma zamanı gelecek ve karanlıklar aydınlanacaktır.


0 Yorumlar