ÖCALAN'IN SORUŞTURMA KOMİSYONUNA VERDİĞİ SORGU İFADESİ
öcalan`dan itiraflar...(I)
Asli Gibidir(belge)
HADEP'in faaliyetlerinde ve icraatlarında söz sahibi oldukları doğrudur. Yurtdışındaki ve özellikle Romanya'da ki eğitim çalışmalarını Mehmet Hoca Kod CEVAT SOYSAL yürütmüştür. MEHMET HOCA Kod CEVAT SOYSAL benimle telefonla irtibat kurarak görüş ve talimatlarımı alıyordu.
A. KANADA
Bazı sempatizan gruplar var. Özellikle İran'dan giden Nüfus vardır. Küçük bir temsilciliğimiz bulunmaktadır.
B. ABD
Amerika bizi ve Türkmenleri ezdi. Barzani ve Talabani'yi devlet yapmaya çalışıyordu. Amerika 40 yıldır Kürtler üzerinde Barzani'yi yüceltmeye destek çıkıyor. Barzani ve Talabani beni kesinlikle istemiyorlardı. Bu konuda Suriye'de destekledi.
Irak'ta Başbakan Yardımcısı kanuna göre Kürt olur. Amerika yardımcıyı destekler ve öne çıkarır. Irak'ta bir Kürt Devleti'nin kurulması bütün çevre ülkeleri etkiler. Amerika'nın Irak'ta Saddam'ı devirmesi için Kuveyt destek veriyor.
Benim buraya gelmemde Amerika çaba gösterdi ve Yunanistan'ın da bariz desteği vardır. Bu da Amerika ve Yunanistan'a Türkiye ile 50 yıl daha bunun politikasını yapma imkanı sağlayacaktır.
PKK olarak Amerika ile ilişkilerimizi geliştirmek için Akın (k) Kani Bulan tarafından teklifler ****ürüldü. Amerika bizim tekliflerimize ılımlı yaklaşmadı.
Amerika'dan Şam'a Senatör eşi bayan Portır 1996 yılı içerisinde geldi. Bizimle görüştü. Mesajlarımı kendisine ilettim ve Amerika'ya mesaj yolladım. İlişkileri geliştirmek istiyordum. Bu ikisinden mesaj gelmedi. Daha sonra bunlar K. Irak'a gittiler.
PKK'dan en uzak duran, mesafeli olan ülkedir. Ama üst düzeyde bir politik olay olarak değerlendirip bir politika çizgisi belirlemektedir.
Eski bir büyükelçi olarak Irak'ta çalışmış bir diplomat son günlerde benim yanıma geldi. Mesajlarımı anında ABD ve İngiltere'ye bildireceğini belirtti.
ABD'de Akın Derneği iyi işliyor. Ayrıca Kani'nin enformasyon bürosu var. ABD'deki kuruluşlar Kürt politikasında raporlar düzenlemek için çalışıyor. Ermeni Lobilerini çalıştırın dile çok uğraştık. Ancak olmadı. Yunanistan'la da bu konuda çok tartıştık.
Washington Anlaşması bu sefer çok ciddidir. 1992'deki uygulanmamış olabilir. Ancak bu sefer çok ciddidir. Anlaşma temelinde benim bertaraf edilmemdi. Çünkü PKK mirası ile boşluğu doldurma, böylelikle Türkiye'nin kızıp savaş açmasını önlemiş oluruz şeklinde bir politika izlenmiştir. ABD bununla aynı zamanda Türkiye'nin dayatmalarını göz önüne almıştır. Buna Türkiye'nin çıkarları ile ABD'nin stratejik çıkarları temelinde yaklaşılmıştır. ABD politikalarını Kürtlere yönelik olarak anlaşmayı kalıcı, köklü bir oluşum ile işler hale getirmek için kullanılacaktır.
C. KÜBA
Bir iki defa kültürel etkinliklere bir grup genç gönderdik. İlişki bu kadardır.
D. GÜNEY AMERİKA
15. TÜRKİYE
A. STRATEJİK HEDEFİ
B. SİYASİ İLİŞKİLER
(1) YASAL PARTİLER
(2) DİĞERLERİ
C. ÖRGÜTÜN TÜRKİYE İÇERİSİNDEKİ ASKERİ VE SİYASİ YAPILANMASI
D. METROPOL İLİŞKİLERİ
E. BAZI ÖNEMLİ KİŞİLER VE ŞAHSİ İLİŞKİLER
(1) SİYASİLER
1993'te gazeteci Hasan Cemal yanıma geldi. Bana İsmet Sezgin'den "üslubunu düzeltsin, hükümetin söylediklerini de fazla hesaba almasın" şeklindeki notunu getirdi.
Özal'ın ölümünden sonra Semra Hanım'a başsağlığı mesajı gönderdim. Sağlığında benim için söylediği "söyleyin ona yaptığın her şey yanlış değildir." Bu söz beni çok etkiledi.
(2) SANATÇILAR
Ahmet Kaya, Şivan Perver, Gülistan, Şahturna (bana MED TV'ye çıkmak istediğini ve yardımcı olması yolunda mektup yazmıştı). Bu sanatçılar programlara ücret almaksızın MED TV ve diğer etkinliklere katılarak örgüte katkı sağladılar.
(3) ZENGİN İŞ ADAMLARI
Tatlıses Turizmin İstanbul bağlantılı ve gönüllü yardımlarını gördük.
Toprak Holding (Halis Toprak)'in parasal yardımlarını zaman zaman gördük.
Batman'da petrol sendikaları iyi dosttur. Örgüte zaman zaman yardımları oldu.
Antalya'da da geniş yatırımlara giren Ceylan Holdingin bir çok yardım ve katkılarını gördük.
(4) EĞİTİMCİLER
Haluk Gerger bizi yani örgütü yazılarıyla desteklemektedir.
Doğu Ergil örgütü yazılarıyla ve bize yaklaşımlarıyla desteklemektedir.
(5) MEDYA GRUBU
- Yeni Ülke, Özgür Gündem gibi gazeteler istediğim çizgide olmasalar da destekleri fazladır.
- En son görüştüğüm Tayfun Talipoğlu bana dosttu. İtalya'da bana bunu belirtti.
- Ben Mehmet Ali Birand'ın yaklaşımlarını çok olumlu buluyordum. Türkiye'de yanıma gelmeye cesaret eden ilk gazeteciydi. Bekaa'ya geldi. Kendi görüş açısına göre yazardı.
- 1991'de Güneri Civaoğlu, Ramazan Öztürk ile yanıma geldi. İyi bir röportaj yaptık.
- İsmet İmset yanıma geldi. Hatta HADEP'ten aday olma çabaları oldu. MED TV'nin kuruluşunda yardımcı oldu. Şu an nerede olduğunu bilmiyorum.
- Hasan Cemal yanıma geldi. 1993'te Bekaa'da görüştüm. Devlet katında olup biteni bana aktardı. İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'den üslubuna dikkat etsin diye mesajını da getirdi. İsmet Sezgin o mesajında Türkiye sert konuşursa dikkate alma da demişti. Şam'da Türk televizyonlarını seyredebiliyordum.
- 1993 sürecinde Cengiz Çandar, İsmet İmset, M. Ali Birand, Güneri Civaoğlu bizle Türkiye arasında elçilik yapan gazetecilerdir.
(6) SOL ÖRGÜT LİDERLERİ
(7) KİŞİLER VE AŞİRETLER
- PKK'ya Türkiye içerisinde destek olanlar bellidir. Çoğu HADEP çatısı altında toplanmıştır. En büyük destek tabanımız üzerinde siyaset yapan HADEP'tir.
- Mardin'de başında Piling'in bulunduğu aşiretin ve Türk ailesinin destekleri vardı. Karşılıkların alıyorlardı.
- Botan'da Babatlar, Osman Demir (önceleri adam verme, erzak ikmali gibi yardımları var) gibi aşiretlerin yardımları çok olmuştur.
- Ben ilk çıktığımda bölgede çok etkili bir kişilik olan Yüksekovalı Cihangir Ağa'nın destekleri olmuştur.
- Bucak Aşiretinden dostlarımız vardır.
- Suruç'ta Kılıçların dostlukları vardır.
- Nusaybin'de 1994 yılı öncesi Belediye Başkanı bize dosttu. Daha sonra korkup Mersin'e kaçtı. Belediyede kadro verme yardımları olmuştur.
- Adıyaman'da Kavi'ler dosttur.
- Siirt'te Mamkuran aşireti dosttur.
- Bitlis'te bulunan Şeyh Muhyettin Mutlu 1992 yılında Mahsum Korkmaz Akademisi'nde yanıma geldi. Yanımda bulunan oğluna karşılık bana yardım teklifinde bulundu. Ben de oğlunu verdim ve yardımlarını gördüm.
- Batman'da Raman Aşireti ile dostluğumuz son zamanlarda gelişti.
- Diyarbakır Silvan'da Azizoğulları ile dostluğumuz çok iyidir. Ergani Hazro hattında Ensari'ler ve Aksu'ların zaman zaman yardımlarını gördük.
- Bingöl'de Bilginler (Şeyh Sait'in akrabalarıdır) ailesinin çok yardımlarını gördük.
- Elazığ Karakoçan'da Okçiyen Aşireti bolca yardımlarda bulundu. Palu'da Septioğullarının zaman zaman olumlu yardımlarını gördük, zaman zaman da ters düştük.
- Tunceli bölgesinde tüm ilçeleri ile her zaman yardımlar görmekteyiz.
- Ağrı'da Öztürk ailesinin, Ağrı Dağı eteklerinde Öztürk ailesinin yardımlarını görmekteyiz.
- Van'da Kartal'lardan Remzi Kartal başta olmak üzere yardımlarını gördük.
- Hakkari Yüksekova'da Cananlar, Buldanlar, Herkiler ile dostluklarımız iyidir.
- Malatya'da alevi kesimden söz etmek gerekir. Alevi kesimle genelde aramız iyidir. Kürecik ve
- Doğanşehir bölgelerinde yardım fazladır.
- Koçgiri'de Koçgiri Aşireti ile görüşmelerimiz iyidir.
- Bizim kitle potansiyelimizin HADEP'e yansıyan bölümü 1/4'tür. Gerisi gizli sempatizandır. 4-5 milyon civarında duygular civarında da olsa HADEP'in oy potansiyeli vardır.
(8) DERNEKLER
- Mezopotamya kültür derneğinin desteği büyüktür. Kültürümüzü yansıtmaktadır.
- İstanbul Kürt endüstrisi(İsmail Beşikçi)nin desteği olmuştur.
(9) DİĞERLERİ
- Genelkurmay başkanı Doğan Güreş'in kahvesine zehir katarak öldürme teşebbüsünde bulunan askere talimatı Avrupa'dan Cemal (K) Murat KARAYILAN verdirmiştir. Daha sonra bu asker bize katıldı ve Gaziantep yöresinde bir çatışmada öldü.
- Genelkurmaydan bir albay Avrupa'dan Şahin(K) ile 1997 yılı içerisinde, ayrıca Bursa cezaevindeki Sabri OK ile de görüşme yaptığını biliyorum. Bu albayın isminin Osman olduğunu hatırlayabiliyorum. Ancak soyadını tam olarak hatırlamıyorum. Aydın olabilir.
F. KARADENİZ VE AKDENİZ AÇILIM POLİTİKASI
Karadeniz'e açılımda amaç TİKKO, TDP, DHKP/c ve PKK'nin müşterek eylem kararı alınmasıyla bu bölgeye açılım yapıldı.
G. ÖRGÜTÜN YAN KURULUŞLARI, İTTİFAKLARI, SİVİL TOPLUM DERNEKLERİ İLE İLİŞKİLERİ
- Karadeniz bölgesinde DHKP-C ile bir anlaşmamız oldu. Bu anlaşma Avrupa'da yapıldı. Ancak yürümedi.
- Roma'da bulunduğum zaman Mehmet Yılmazer, Suat Bozkuş gibi sol örgütlere ait dergilerin temsilcileri ziyaretime geldi.
(9) BELEDİYE BAŞKANLARI
- Diyarbakır eski belediye başkanı Fuat Atalay bize yakındı.
- 1994 öncesi Lice belediye başkanı iyiydi.
- 1994 öncesi Dersim'in belediye başkanı aktif olmamakla birlikte yardımcı oluyordu.
- 1994 öncesi Siirt belediye başkanı Ekrem Bilek ile de dostluğumuz iyiydi.
16. FİNANS KAYNAKLARI
Örgütün mali kaynakları halktan toplanan bağışlardan oluşmaktadır. Avrupa'da yapılan küçük çaplı ticaret hareketleri başarılı olamamıştır. Avrupa'daki halk para kaynağının özünü teşkil etmektedir.
Suriye bankalarında örgüte ait para bulunmamaktadır. Bu ülkede bankalara güvenilmez.
PKK'nin uyuşturucu ticaretinden para sağladığı gerçek dışıdır. Uyuşturucu ticareti yapılmasını tamamen yasakladım. Sınırlarda kaçakçılardan vergi adı altında para alınmaktadır. Bunun haricinde İran/Makü bölgesinden uyuşturucu ticaretinin iyi para getirdiği bildirilmesine rağmen kabul etmedim. Eğer uyuşturucu ticareti yapıldığı konusunda bir bilgi olursa bu örgütü ortadan kaldırırım. Çünkü uyuşturucuya karşıyım. Buna rağmen başta kardeşim olmak üzere bazı kadroların İran, Zağros ve Romanya üzerinden Avrupa'ya uyuşturucu sevk ettiğini öğrendim. Bu işlerle uğraşmamalarını tembih ettim. Ancak belli bir noktada örgütü tam kontrol edemediğim aşikardır.
Avrupa'da toplanan paralar kuryeler vasıtasıyla İran ve Irak'taki örgüt mensuplarına aktarılıyor. Avrupa'dan yılda 30 milyon mark aidat toplanıyor. Avrupa-Suriye-Ortadoğu ve Türkiye'deki örgüt mensupları ile kendi kendilerini finanse edebiliyor.
1990'lı yıllarda Buldan'ların destekleri oldu. Urfa'lı İnci Babanın aldığı ihalelerden % 3 vergi verme konusu vardı. Bunun alınıp alınmadığını bilmiyorum. Yüksekova'da Cihangir ağa, Mardin'de Ahmet Türk ve ailesi yardımda bulunuyorlardı. Ayrıca Lice'li Behçet Cantürk ve ailesi, Ceylan Holding, Halis Toprak ve ailesi, Rıza Septi isimli şahıslarda yardımlarda bulunuyorlardı.
Özellikle K. Irak'ta lojistikle uğraşanlar parayı gördükleri zaman kaçtılar. Kaçanlar hemen hemen yüz binlerce dolar parayı beraberinde ****ürdüler. Paris'te bir dostumuz bizi 500.000 mark dolandırdı.
Kafkaslardan Nahçıvan, Azerbaycan, Ermenistan'dan silah satın alındı. Ancak alınan malzemelerin büyük bir kısmı bozuk çıktı. Bu ülkelerde bizi dolandırdılar.
Finans kaynağı sağlamak amacıyla Bakû'daki Kadir (K) isimli bir arkadaş uyuşturucu ticaretinin burada yaygın olduğunu ve çok iyi para getirdiğini söyledi. Ben bunu kesinlikle yasakladım. Ancak gruplar gümrük adı altında kaçakçılar ve tüccarlardan para topluyorlardı.
Son dönemlerde evimde bulunan kasadan 20 milyon dolar vardı. Bunun büyük bir kısmını K. Irak'a gönderdim. En son olarak kasada 2.250.000 dolar bulunuyordu. Bu arayı Delil(K)'e bıraktım. Oradan ayrıldıktan sonra ihtiyaçlarım Avrupa'da bulunan örgütlerin bütçelerinden karşılandı. Eyaletlerden Dersim, Erzurum, Diyarbakır, Mardin kendini finanse ediyor Botan çok masraflıdır. Yıllık 2 milyon dolar harcanıyor. Zağros kendini finanse ediyor. Gümrük vergisi alınıyor. Behdinan yılda 5 milyon dolar harcıyor. Soran'ın yıllık 5 milyon dolar gideri vardır.
Para kaynağının büyük bir bölümü halktır. Lecolar'dan bir miktar para geliyor. küçük çaplı iş yerlerimiz var. Fabrika ve banka düzeyine ulaşabilecek bir kurumlaşmayı yakalayamadık. Küçük çaplı işyerleri ile yetindik. Bunlar dükkan, lokanta gibi yerlerdir. Dış devletlerden fazla bir mali yardım görmüyoruz. İsviçre'de büyük işyerleri (fabrika) ve banka açma çalışmaları yapıldı, ancak başarılamadı.
Uyuşturucu ticaretini ben kesinlikle yasakladım. yapılıyorsa benim bilgim dışında yapılmıştır. Ben Baybaşin'i şahsen tanırım. Ama uyuşturucu işinden dolayı tanımam. Uyuşturucudan elde ettiği büyük bir mali gücü bulunmaktadır.
Halkın bize bir inancı doğmuştur. Herkesten gücüne göre bağış veya vergi adı altında para toplanmaktadır.
Uyuşturucunun Türkiye'deki en önemli merkezi Van'dır. 20 yıl önce Kulp, Lice bölgeleriydi. Şimdilerde Yüksekova'nın yeri de önemlidir. Yüksekova'nın denetimi Buldan'lardadır.
Benim nazarımda Zağros önemlidir. Burada ticaret çok belirleyicidir. Üçgendedir. Manevra özelliği verir. Hangi devlet saldırırsa diğer tarafa geçerdik. Bu bölge kaçakçılığın da merkezidir. Burada bulunan sorumlu devletlerle, kaçakçılarla ve ticaret yapanlarla ilgisi ve irtibatı vardır.
Zağros eyaletinin yağlı, ballı olması ticaretidir. Araziyi, parayı sorumlular ve görevliler tatlı bularak büyümüşler ve bana kafa tutmaya itmiştir. Necdet Buldan bize yardımcı olmuştur.
Örgüt içerisinde oluşan rant çetesinin varlığı mevcuttur. Üzerine gitmek için çok uğraştım. Tam anlamıyla başaramadım. Eğer Suriye'den çıkmam söz konusu olmasıydı üzerine gidecektim.
17. ÖRGÜTÜN ALT YAPILANMASI
18. DHP., İSLAMİ HAREKETLERİ HAKKINDA BİLDİKLERİN NEDİR?
Dev-Sol'dan Bedri Yağan ile 1992 yılında Lübnan'da ilişki kurduk. İttifak olma yolunda görüşmelerde bulunduk. Aksi bir durum ortaya çıktı. Anlaşamadık. Sol içerisinde bize aşırı tepki duydular. Bizim yardımımız ile bir kamp kurdular. Kampa çok büyükçe sloganlar yazınca karşı çıktık, ilişkiler bunun üzerine koptu.
1996 yılında TİKB, TDP ve KIVILCIM ile bir platforma girdik. Ortak kararlar aldık. Birleşik Devrimci Cephesini kurduk.
Avrupa'daki sol örgütlerle aramızda Güç Birliği anlaşması bulunmaktadır. Bu anlaşma Brüksel'de Kani ve Şahin'in katılımı ile yapılmıştır. Karşıdan ise Mehmet Yılmazer, Suat Bozkuş, Fehmi Erbaş(DHP) gibi kişiler katılmıştır.
Yasal platformda 1995 yılında sol blok ile seçimlere girildi. bu seçimlerde de özellikle ÖDP ile bir çalışma var. Ancak gerektiği gibi gelişmedi.
TDP'nin bir grubu bizim tarafımızdan eğitildi. Ancak Kuzeye doğru giderlerken öldüler. bunlar Lübnan'da bizimle birlikte idiler.
HDÖ isimli örgütün Avrupa'da 4-5 kişilik bir oluşumu 2 yıl önce bizim tarafımızdan eğitildi. Daha sonra gittiler. Şu anda da ne olduğunu bilmiyorum.
19. ÖRGÜTÜN YAPTIĞI İNFAZLAR NELERDİR?
İsveç'te Mahmut Baksi isimli yazarın kardeşi Doktor Lamia Baksi yanıma geldi. Ülke içerisinde faaliyet göstermek için gönderdik. Bu bize Avrupa'dan ilk katılımdı. Bu kıs Erdal (K) Mustafa Yöndem ile duygusal ilişkiye girmiş. Bunu çekemiyorlar ve Lamia'ya kulp taktılar. Daha sonra bu kız grup sorumlusu Kör Cemal tarafından yargılanıp öldürülmüş olduğunu öğrendim.
Şahin Baliç'in öldürülmesi emrini ben verdim. Ülkede sıradan halktan çok kişiyi kampta da bir çok kadroyu öldürdü. Ayrıca benim köylüm olan Hasan Aktaş'ı kampta öldürdü. Bunu eğitim esnasında kasayla oldu dedi. Ancak yaptığımız araştırmada bunun kaza olamayacağını, kasten yapılmış olduğunu anlayınca hemen öldürülmesi emrini verdim.
1992 Güney savaşında (Çelik Harekatı) 18 yaralı kadro Cuma'nın talimatı, grup sorumlusu Cemal'in ses çıkartmaması sonucu Adnan(K) tarafından ele geçmelerini engellemek üzere öldürülmüştür.
20. YAKALANMANIZIN SONUCUNDA ÖRGÜT İÇERİSİNDE DAĞILMAYA NEDEN OLUP OLMAYACAĞI KONUSUNU AÇIKLAYINIZ?
Dağılma olacağını sanmıyorum. Dağılmayı beklemeden ziyade "siyasi Çözüm" ile "Dönüştürme" politikaları izlenebilir. Siyasi çözüm olarak kültür, Kürtçe eğitim yapan okulların kurulması, Kürt kimliğinin tanınması önemlidir.
Benden sonra örgüt içerisinde kolektif bir yönetim olur. İçlerinden birinin sivrilip lider olacağını sanmıyorum. Herhalde yine bana bağlı kalırlar. Cuma (K) Cemil Bayık'ın lider olabileceği konusunda spekülasyonlar yapılıyor. Mustafa Karasu kendisini geliştiremedi. Parmaksız Zeki (K) Şemdin Sakık örgüt içerisinde kalsaydı PKK Vejin'e kayacaktı. PKK'dan kim koparsa kopsun tek başına gider. Arkasından kimse gitmez. Ben son iki yıldır örgütle Türkiye arsında ilişkiyi işledim. Örgütte şu anda bu zihniyet bulunmaktadır.
21. 1986 YILINDA İSVEÇ DEVLET BAŞKANI OLEF PALME'NİN ÖLDÜRÜLMESİ OLAYI İLE İLGİLİ DİYECEKLERİNİZ?
Olef Palme'yi PKK öldürmedi. Hatta bu olayı duyunca bir bildiri ile PKK'nın olayı şiddetle kınadığının bildirilmesi talimatını verdim.
22. PKK'NİN SİLAH KAYNAKLARI NELERDİR?
Silahlar Körfez Savaşı sonrasında Irak'ta meydana gelen pazarlardan sağlanıyor. Körfez Savaşı hemen öncesinde Irak yönetiminden hediye olarak çok az miktarda silah yardımı aldık. Körfez Savaşı sonrası ise silah kaynağı oluşan pazarlar ile Türkiye'ye gelen peşmergelerdir.
SAM-6/SAM-7 Füzeleri 1990'dan sonra Körfez savaşında alındı. Diğer füzeler Yunanistan aracılığı ile (Sterella) alındı. Füzeler gemilerle tüccar malı içerisinde Körfez üzerinden K. Irak'a getiriliyordu. Sırbistan'da Strella (Kosova-Bosna) eğitim kampları var. 20 adet Strella alındığını biliyorum. SAM-6 ve SAM-7 füzeleri sağlıklı kullanılamadı. Strella'ların tanesi 18.000 dolar karşılığında satın alındı.
23. GENEL KURMAY BAŞKANLIĞINDA BİR ALBAY İLE İLİŞKİNİZ OLDUĞU HUSUSUNDA BİLGİLER HAKKINDA DİYECEKLERİNİZ NELERDİR?
Avrupa sorumlusu Kani Yılmaz bu kişi ile irtibat kuruyordu. Şu anda bu albayın ismini hatırlayamıyorum. Ancak ilerde hatırladığım zaman ismini bildireceğim. Ben bu albaya Eylül ayında ilan edilen ateşkes ile ilgili hususların genelkurmay başkanlığında ele alınmasını sağlaması konusunda haber gönderdim. Ancak ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum.
24. ÖRGÜTÜN HATAY BÖLGESİNDE SON DÖNEMDE VERDİĞİ ÖNEMİN NEDENİNİ ANLATINIZ?
Hatay'a ağırlık vermemizin nedeni buradan Malatya ve Elazığ bölgelerine kolay açılım yapma isteğidir. Bunun için Parmaksız Zeki (K) Şemdin Sakık bana teklifte bulundu, diğer alanların tamamını bildiğini yeni alana açılım yapmak istediğini söyledi. Daha sonra Hatay alanına faaliyet için bu bölgeye gittiler. Bu bölgede Acilciler örgütü vardır. Kürt nüfus yoktur. Acilciler örgütü bu alana açılım yapmamıza rağmen bize yardımı olmadı. Bu alana açılım yapmamızda Suriye'nin herhangi bir etkisi yoktur.
26. YAJK HAKKINDA DİYECEKLERİNİZ NELERDİR?
Kadın örgütlenmesini erkek feodalizminden kurtarmak, güçlü bir kadın yaratmak istediğim için oluşturdum. Bol bol tartışmalarını istedim. Sorumlusu Sakine(K) Fatma Altın(Batmanlı) ve Helin(K) idi. 6. kongrede değiştirilmişler. Yerlerine Fatma(K) ve Karakoçanlı Sakine (K) Fatma Gönül Tepe getirilmiş. Ayrıca bu örgütlerden Sara(K) Sakine Polat da hatırladığım isimler arasındadır.
Görevden alınan Sakine Avrupa'dadır. Fransa tarafından kendisine pasaport verilmiştir. Kapalıdır. Duygu ve düşüncelerinde partiye bağlıdır.
YAJK içerisinde 1.500 civarında eleman mevcuttur. İntihar eylemlerinde neden kadın olduğu, bu tür eylemlere karşı olduğum kendi bireysel düşünceleri ile bölgelerde eğitim alıp eylemi gerçekleştirdiklerini düşünüyorum. Askeri çizgi öğrenmelerini her zaman söyledim Sivilleri öldürmek askeri değildir. Tasvip etmedim. Şahısların metropollerdeki eylemleri için eğitim görüp (Yunanistan'da) eğitimlerin halen devam etmektedir.
27. ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ ARASINDAKİ YAPILANMAYI AÇIKLAYINIZ?
Üniversite kesimindeki grupların yurtsever gençlik adı altında bir dergi çatısında toplanmaları var ben onlara dernekleşin talimatını verdim. Dağ kadrosuna katılımlar kendi hür iradeleri ile olmaktadır. Bunlar bizim için çok önemlidir. Dağda bulunan geri köylülük yapısını, düzeyini aşmak için okuyan gençliği dağ kadrosuna istiyordum. 1998'deki Romanya'da Bükreş'te eğitim gören 5-6 kişilik öğrenci grubuyla görüştüm. Üniversitelerde örgütlenme çalışmalarına ağırlık vermelerini istedim. YCK(Yurtsever Gençlik Birliği) faaliyetlerine ağırlık vermelerini istedim. Bizde bulunan köylü kesiminin aydınlatılması ve siyasi alanda yetişmesi için üniversite gençliğinde katılımları büyük önem arz etmektedir.
28. ŞAM'DA TÜRK ASKERİ ATEŞE İLE KARŞILAŞTINIZ MI?
Şam'da kaldığım binada Türk ataşesi ile bir gün tarihini hatırlamıyorum asansörün içerisinde karşılaştık. Yanında küçük kızı vardı. Benim yanımda korumam vardı. Aslında diyalog kurmak istiyordum. Ancak El muhaberattan çekindiğim için konuşamadım.
21 Şubat 1999
İfadeyi Alan Hazır Bulunan İfadeyi Veren
İstihbarat İstihbarat Abdullah Öcalan
Sorgu Amiri Sorgu Subayı Sanık
Ali Fırat ve APO(K)
oOo
"GİZLİ"
T.C
İçişleri Bakanlığı
Jandarma Genel Komutanlığı
ANKARA
TERÖRİSTBAŞI ABDULLAH ÖCALAN'IN 16-21 ŞUBAT TARİHLERİ ARASINDA ALINAN İFADESİNE İLİŞKİN TUTANAK
(İfade tutanağı Teröristbaşı A.Öcalan
tarafından imzalanmıştır)
"GİZLİ"
DGM SAVCILIĞI TARAFINDAN ALINAN İFADE
ÖCALAN’IN SANIK İFADE TUTANAĞI
SANIK: ABDULLAH ÖCALAN Ömer ve Üveyş oğlu 1949 doğumlu, Halfeti ilçesi, Ömerli köyü. nüfusuna kayıtlı olup, silahlı çete PKK'nın başı,
SORULDU -Türkiye toprakları üzerinde müstakil bir Kürdistan devleti kurmak için silahlı eylemlerde bulunan PKK örgütünün eylemleri sonucunda 30.000 küsür güvenlik görevlisi ve sivil insanın öldüğü, bu ölümlere kurucusu olduğunuz örgüt militanlarına çeşitli kanallardan talimat vererek sebep olduğunuz anlaşılmıştır.
CEVAP - PKK örgütünün kurucusu olduğum doğrudur. Yine bu örgütün önderliğini yaptığım, benim önderliğimde Türkiye toprakları üzerinde silahlı bir mücadele başlattığımda doğrudur. Başlangıçta gerçekten Kürdistan devleti kurmak gibi bir kavramımızda vardı. Bu da doğrudur, ancak gelişen süreç içerisinde müstakil bir Kürt devleti kurmak değil de Kürtlerin de Cumhuriyetin kuruluşunda rol almış bir halk olarak özgür olduğun bir ortam içerisinde birleştirilmesi sonucuna vardım. Bu temelde ekonomik, sosyal ve siyasal ve kültürel özgürlüğünü elde etmiş olarak bir arada yaşayabileceği sonucuna vardım. Yakma eylemleri ile ilgili olarak kendini yakanlara ben kızıyorum öfke duyuyorum bunu terk etmelerini önemle vurguluyorum,
SORULDU -Yakılacak bir şey varsa o kutsal canınız değil yakılması gereken kişiler ve kurumlardır demişiniz bu konuşmayı MED televizyonunun 13. 12. 1998 günü yaptığı programda yapmışsınız. Bu konuşmanızın arkasından Van ilinde Hamidiye KAPAN isimli PKK militanı Van orduevinden geçmekte olan ve il jandarma asayiş komutanlığı personelini taşıyan askeri servis aracına intihar türü saldırı düzenlemiş 14 asker ve 10 vatandaş yaralanmış 1 vatandaşımızda ölmüştür. Şimdi kendinizi yakmayın sizi yakanları yakın demeniz özgürlük temelinde bir arada yaşama düşüncenize aykırı değil midir.
CEVAP - Benim MED Televizyonunda yakmayın sizi yakanları yakın dediğim doğrudur bu konuşmada bana aittir. Bu konuşmamın özgürlük temelinde bir arada yaşama düşüncesine de aykırı olduğunun farkındayım ama ağır bir ortam içerisindeyim ve konuşmamda kastettiğimde Türk Güvenlik Kuvvetlerine saldırı eylemi düzenlenmesi değildir. Nitekim bu eylemi düzenleyen mahalli sorumlular ile görüştüm. Bu kabil eylemlerin yapılmamasını istedim. Bu talimatımı yani Türk Güvenlik Birimlerine saldırı düzenlenmesi talimatını Hakkari ilinde olan kadın bölge sorumlumuz Pelçin Koda verdim. Pelçin kodun açık kimliğini gerçekten bilmiyorum dedi. Ayrıca ben bu konuda intihar eylemlerine girişmeyin diye genel bir talimatta verdim dedi.
SORULDU - Hamdiye KAPAN'ın Van orduevinde yaptığı saldırıdan sonra örgütün bölge kadın sorumlusu Pelçin Kodla konuştuğunuzu ve bir daha bu şekilde Türk Güvenlik Birimlerine saldırı yapılmaması talimatını verdiğinizi söylüyorsunuz ancak bu tarihten sonra 25.12.1998 günü yine MED televizyonunda yaptığınız bir konuşmada "Bu işler böyle gelişir ve onlar Türkiye metropollerinde olacaktır, ben böyle sivil insanlara zarar gelmesin diye canına bağlayıp bir işgal sürüsü ortamında patlatana yarın onu duyarsız ve faşist hükümetleri destekleyen Türklerin ortasında patlatacaklar bu böyledir ve yüzlerce de patlatılacaktır dediğiniz ve bu konuşmanın arkasından 15.01.1999 günü İstanbul Emniyet Müdürlüğünce Yücel LİKBAY sahte kimlikli Adem LİKBAY ve Zeki BİLİCİ sahte kimlikli şahısların yakaladığı şahısların yapılan sorgulamalarında yine bu tür intihar eylemlerini gerçekleştirmede kullanacakları 8 adet fabrikasyon yapımı TNT kalıbı, ayrıca 3 adet el yapımı TNT, 6 adet TG-7 anti personel roket mermilerinde kullanılan patlayıcı bloğu yakalandığı anlaşılmıştır.
CEVAP - 25.12.1998 günlü MED televizyonu programında şimdi bana okuduğunuz konuşmayı yaptım bu doğrudur. İtalya'da yakalanmamdan sonra ortam bizi çok bunalttı, bizi çiğ çiğ yiyeceklerine dair haber aldım. Bu konuşmamı duygusallıkla yaptım, ama bu konuşmamdan sonra ayrıca böyle bir eylem yapın diye talimat vermiş değilim.
SORULDU- 18.06.1996 günlü Panel programında önümüzdeki aylar sıcak geçebilir, öz savunmalarını evlerinde mahallelerinde köylerinde yapmalarını diliyorum. Bu ara korucuların çok dikkatli olmalarını söylüyorum..... Onlara yönelik bir af çağrımız vardı. İlişkilerini geliştirirlerse bizimle onları olduğu gibi Güneye de çekeriz ve gerilla savaşı saflarına da alırız. Hiç çekinmelerine de gerek yoktur. Ayrıyeten savaşta da üzerimize gelmezlerse onları hedeflemek gibi durumumuz olmayacaktır, en azından ateş etmezlerse bizde kendilerine yönelmeyeceğiz ama çok azılı olan ısrarlı üzerimize gelenlerinde, bu halk içinde asla yerinin olmayacağını bilmeleri gerektiğini vurguluyorum dediğiniz bu konuşmanızdan sonra koruculara yönelik saldırıların arttığı mesela 08.11.1996 günü Hakkari Çukurca'da militanlarınızın yaptığı saldırı sonucu 12 geçici köy korucusunun şehit olduğu bunlarla birlikte 5 vatandaşımızın da hayatını kaybettiği 9 geçici köy korucusunun yaralandığı anlaşılmıştır.
CEVAP- Korucular üzerimize en çok gelen bir gruptur. Bana okuduğunuz konuşmayı Panel programında yaptığım doğrudur. Konuşmamda da üzerimize gelmedikleri taktirde onlara saldırmayacağımızı belirtmiştim. Onlar bize saldırdıkları için korucular hedef alınmıştır dedi.
SORULDU- Saldırı olduğu taktirde koruculara saldırılacağını söylüyorsunuz ancak olayımızda korucuların size tevcih edilmiş bir saldırısı yoktur. Normal vatandaşlarla birlikte minibüse binmişlerdir, muhtemelen köylerine gitmektedirler.
CEVAP- PKK'nın şiddet anlayışında şimdi bahsettiğimiz olay gibi sivil vatandaşlara doğrudan yapılan saldırılarda çok olmuştur Bilhassa 1987 yılından sonra bu yoğunlaşmıştır. Ben bu saldırıları tasvip etmiyorum yarı çete anlayışıdır önüne geçmek için büyük mücadele verdim ancak başarılı olamadım.
SORULDU- 17.04.1998 günü panel programında kasap et derdinde koyun kendi derdinde şimdi bizim turist hedeftir değildir demeyeceğim ama şüphesiz Türkiye'de bir savaş var özel turist hedefleri diye bir hedef yok ama ekonomide bir hedeftir tabii bu arada Turist ekonomisi de hedeftir eğer işler daha da kısışırsa bu tür hedeflere insan demiyorum turist demiyorum Turizm ekonomisine elimizden geldiğince turiste zarar vermemeyi amaç edinerek bu günlerde bunun arayışı içindeyiz dediğiniz ve militanlarınıza Türkiye'nin ekonomisini felce uğratacak hedefler gösterdiğiniz bu konuşmanızın hemen ardından 30.04.1998 günü bir grup PKK militanı tarafından merkez Raman petrol sahasında bulunan Petrol toplama istasyonuna, Roketatarlı saldırı yapıldığı tesisin gasp edildiği 28.03.1998 günüde Batman Beşiri Dayılar köyü Baltakışla bölgesinde bulunan 25 numaralı yer üstü petrol kuyusuna yine militanlarca sabotaj yapıldığı ve kullanılmaz hale getirildiği anlaşılmıştır.
CEVAP- 17.04.1998 günü panel programında şimdi bana okuduğunuz konuşmayı yaptım. Savaşı besleyen ekonomiyi felç etmek gibi bir düşüncem var bu düşünceye her zaman sahip oldum. Konuşmamda da belirttiğim gibi Turistleri ayrı tutarak turistlere ve turist hedeflerine saldırı olacağını belirttim.
SORULDU-Yine bir talimatınızda dün kendi cephenizin örgütlemenin kendi Útavrınızla ve doğru bulduğunuz içinde savaşmanın günüdür..... halkımızın büyük bir kısmı metropollerdedir. Antalya'da İzmir ve İstanbul'dadır. Fakat gelsin parti büyük eylem yapsın diyorlar peki sizler orada yüz binler varsınız bir kibrit kıvılcımı sıkıp orman yakmak zor mudur bir küçük patlayıcı fabrikaya atmak zor mudur dediğiniz bu talimatınızdan sonra Türkiye'nin hemen hemen her bölgesinde İstanbul, İzmir ve Antalya'da Orman yakmalarının çoğaldığı anlaşılmıştır.
CEVAP- Bu talimatımı inkar etmiyorum. Bu talimatı verdiğim doğrudur. Ancak özel olarak orman yakma yönünde verilmiş talimatım yoktur. Bu talimatı ferdi olarak verdiğimden şu anda pişman olduğumu söyleyebilirim.
SORULDU- PKK saldırılarından çoğunda Kürt asıllı vatandaşlar ölmüştür Saldırıların büyük çoğunluğu Kürt asıllı vatandaşlara yönelmiştir. Hem Kürt asıllı vatandaşların öldürüldüğü için ortaya çıktığınızı söylüyorsunuz hem de Kürt asıllı vatandaşları öldürüyorsunuz buna ne diyorsunuz.
CEVAP- dedikleriniz doğrudur terör eylemlerinden dah doğrusu PKK saldırılarından en fazla zararı bölge halkı görmüştür. başlangıçta bölgenin özgürlüğü için ortaya çıktığımızda doğrudur ancak daha sonra bize büyük katılımlar oldu bölgede eskiden beri süre gelen düşmanlıklarda vardı Şemdin SAKIK gibi Kör CEMAL gibi Şahin BALİC gibi Cemil IŞIK gibi PKK'dan yönetimi ele geçirenler baskılarını ve eylemlerini daha duyarlı bölge halkı üzerinde yoğunlaştırdılar ben buna sonuna kadar karşı koydum hatta bu şekil eylemleri gerçekleştirenlerden bazıları KÖR CEMAL KOD HALİL KAYA HOGİR KOD CEMİL IŞIK METİN KOD ŞAHİN BALİC gibilerini cezalandırdım ŞEMDİN SAKIK'ıda cezalandıracaktım ancak tutuklu bulunduğu sırada elimizden kaçtı.
Cezalandırmalar Merkez Komitesince suçu görülen şahıs yargılanır. Yargılanma sonucunda benim özel onayımla cezaları infaz edilir. Benim özel onayım önemli kişiler için alınır diğer kişilerde benim özel onayım aranmaz kendi yetkilerince infaz edilir Cezalandırmalar ARGK yönetmeliği çerçevesinde yapılır Bu üç şahıs öldürmeyle cezalandırılmıştır. Ancak başka cezalarda vardır.
SORULDU- 1998 yılında Viranşehir Belediye Başkanı İbrahim Keleş ABDİOĞLU'nu hedef gösterdiğiniz anlaşılmıştır. Bu belediye başkanını niçin hedef gösterdiniz?
CEVAP- 6 Mayıs 1996 senesinde Şam'da ki evimin önünde bir tonluk bir bomba patladı. bombayı dolmuş içine yerleştirmişlerdi. Burada hedef benim öldürülmemdi. Bu olay üzerine örgüt olarak biz araştırma yaptık. Suriye Kürtlerinden olan Malasino ailesinden bir gencide yakaladık onu sorguya çektik. Bu gencin ismini hatırlayamıyorum. Yalnız bana verilen bilgide evimin önünde bomba ile patlayan aracı bu gencin kullanmış olduğudur. Bizde araştırma yaptık yaptığımız araştırmalar sonucunda Siverek Viranşehir ve Suriye'de Haseki şehri hattında Sedat BUCAK. Viranşehir Belediye Başkanı Keleş ABDİOĞLU ve Malasino ailesinden o gencin bana suikast düzenlemek üzere hazırlık yaptıklarını ve anlaştıklarını tespit ettik. Hatta örtülü ödenekten de 50 milyon doların bu iş için ayrıldığını öğrendik. Aynı olay Susurluk raporunda da anlatılmıştır. Benim Keleş ABDİOĞLU'nu hedef göstermemin asıl sebebi budur. Yani bana yapılan suikast teşebbüsüdür.
SORULDU- 6 Mayıs 1996 tarihinde Suriye'de evinizin yakınına patlayıcı madde dolu bir kamyonun bırakılmasından ve patlamanın meydana gelmesinden evvel Yalçın KÜÇÜK'ün bu girişimi size haber verdiği iddiası var. Yalçın KÜÇÜK Ankara DGM'de bir yargılaması nedeniyle verdiği ifadesinde bir siyasi Úparti liderinin bu durumu kendisine haber verdiğini, kendisinin de kaçması için size haber verdiğini söylemiştir.
CEVABEN- Yalçın KÜÇÜK'ün bana telefonla -bugünlerde Size karşı bir saldırı gerçekleştirilecek hazırlıklı olun- dediği doğrudur. Ancak herhangi bir siyasi parti mensubu veya lideri bunu haber verdi diye bir şey söylemedi. Ancak normal olarak muhalefetteki siyasi partilerin bu haber vermesi normaldir. Çünkü bu saldırı gerçekleşseydi iktidardaki parti puan kazanacaktı. Ancak dediğim gibi isim vermemiştir. Ayrıca ben Yalçın KÜÇÜK'ün HABER vermesi nedeniyle özel bir tedbir almadım zaten her zaman tedbirli idim.
SORULDU- Zaman zaman ateşkes ilan etmektesiniz 1 Eylül 1998 günü ateşkes ilan ettiniz. ancak 4.10.1998 günü Mardin eyalet sorumlusu Felat kod Mehmet AZAYDIN ile yaptığınız telefon görüşmesinde "şimdi bilemiyorum bu bölge herhalde önemli yalnız eyalet üzerinde biraz bu çizgiyi oturtma işinde şey etmeniz lazım, birde beklenmedik bu operasyonlar oluyor zaten bundan sonra bu ateşkes hikaye yani bunların öyle aldırış ettiği bir şey yok her tür tedbir alınır, yaniher tür eylem her tür karşı koyma her tür ilerleme her tür bilmem öngörülen velhasıl gelişme adına ne varsa yapılır- dediğiniz bu talimatından sonra 17.11.1998 günü bir kadın militanın Yüksekova ilçesinde Jandarma Komutanlığı önünden geçmekte olan askeri konvoya bombalı intihar saldırısında bulunduğu, saldırıda İrfan Türker isimli bir astsubayın şehit olduğu 2 astsubay ve 2vatandaşımızın yaralandığı, yine 01.12.1998 günü Lice ilçesinde Can Market adı altında faaliyet gösteren ve tüp satılan markete Binevş Amed Kod HÜSNİYE ORUÇ'un el bombası pimini çekerek intihar türü saldırı eylemi gerçekleştirdiği ikisi asker 10 kişinin yaralandığı anlaşılmıştır. Yani hem ateşkes sürecini başlatıyorsunuz ve ardından da bu tür eylemlere talimat veriyorsunuz. Bu konuda söyleyecekleriniz nelerdir.
CEVABEN- Bu ateşkes konusunu biraz açmak istiyorum. Ateşkes önerisi bize Avrupa temsilcimiz KANİ YILMAZ ve ŞAHİN KOD Ferhat ABDİ ŞAHİN isimli arkadaş tarafından getirildi. ABDİ ŞAHİN isimli arkadaşımıza da SELİM OKÇUOĞLU isimli ve avukatlık yapan HADEP'te de faaliyet gösteren kişi getirmiş bana getirilen ateşkes önerisi çok kapsamlıydı, Olağanüstü halin kaldırılacağının geçici köy koruculuk sisteminin kaldırılacağının Türkiye'nin üniter yapısına halel gelmemek kaydıyla bir takım düzenlemelere girişileceğini belirtmişti. Bu belge sanırım şimdi Avrupa arşivimizdedir, fırsat olursa ileride bu belgeyi getirtiriz. Aynı konuda cezaevleri temsilcimiz SABRİ OK'la da bir görüşme yapılmış ben SABRİ OK'la telefonla konuştum. SABRİ OK kendisi ile de görüşüldüğünü ve aynı önerilerin kendisine de yapıldığını söyledi.
Ben de bu konuda anlaşma yapmak istiyordum. Önerileri doğru olarak kabul etmek durumundaydım. Yine sanırım Genelkurmayın Toplumsal İlişkiler Başkanlığında çalışan bir Albay Brüksel'deki temsilciliğimize kadar gelmiş ve aynı önerileri getirmiş. Ben önerilerin ciddiyetine inandım, 1993'tede Özal'ın bu çeşit düşünceleri vardı ancak o zaman ordu bu konuya hazır değildi. Bana getirilen önerilerde artık ordunun da bu konuya hazırlandığı belirtiliyordu. Bu sebeple ben ateşkesi tek taraflı olarak ilan ettim. Bana söylenen resmen olmasa bile fiilen ateşkes şartlarına bağlı kalınacağı ve aşama aşama önerilerin gerçekleştirileceği idi. Ben SELİM OKÇUOĞLU ile 2 yıldır görüşmekteyim. Arabulucu durumunda idi. Kendisi ile telefonda görüşmelerim oldu dedi.
SELİM OKÇUOĞLU beni Avrupa'dan aradı Türkiye'den aramadı dedi.
MED televizyonunda SELİM OKÇUOĞLU ile yaptığım konuşmanın ses bandı yayınlandı. Benim karşımda konuşan şahıs SELİM OKÇUOĞLU'ydu.
Demin bana okuduğumuz Yüksekova ilçesindeki askeri araca ve Lice ilçesindeki Can markete yapılan saldırı olayının benim verdiğim emir ile ilgisi yoktur. Bu olay ben İtalya'da yakalandıktan sonra yapılan olaydır. Gerillanın tepkisidir. Kendiliğinden yapılan bir eylemdir. Benden müstakil olarak emir veren bölge sorumlusu YAJWK sorumlusu PERÇİN KOD'dur.
SORULDU- Eylemlere dönük olarak verdiğiniz emir ve talimatlardan birkaçı seçilerek bize okunmuştur. Dosyamızda bunun gibi verdiğiniz yüzlerce emir ve talimat ve bunların kasetleri mevcuttur. Ancak verilen bu eylem talimatları sonunda toplam 5346 güvenlik görevlisinin şehit olduğu 10730 güvenlik görevlisinin yaralandığı ve birçoğunun sakat kaldığı. 4471 vatandaşımızın hayatlarını kaybettikleri, 5816 vatandaşımızın yaralandıkları ve bir kısmının sakat kaldığı, ayrıca yine Türk vatandaşı olan 18073 militanın öldürüldüğü 50146 kişisinin de tutuklandıkları veya mahkum oldukları anlaşılmıştır. Bütün bu olayların nedeni verdiğiniz emir ve talimatlardır.
CEVABEN: Bilanço doğrudur. Belki ölü ve yaralı sayısı şimdi bana okuduğunuz rakamlardan da fazladır. Bu olayların benim eğilimlerime göre gerçekleşip gerçekleşmediği münakaşa edilir ancak bu olayların sorumlusu benim doğrudur. Şunu da belirteyim ben silah kullanmadım. Emri ben verdim sorumluluk bana aittir dedi.
Doğu PERİNÇEK ilişkisi SORULDU
CEVAP- Doğu PERİNÇEK'in 1991 yılında kampımıza geldiği ve benimle görüşmeler yaptığı doğrudur. Ancak bizim örgütümüzde gizli lider konumuna getirildiği doğru değildir. Doğu PERİNÇEK bana siz bu şekilde muvaffak olamazsınız benim siyasi yapılanmam içinde yer almanız daha doğru olur şeklinde telkinlerde bulunuyordu, 1993 yılında ateşkes devam ederken Bingöl ilinde 33 askerin vurulması ateşkese indirilen büyük bir darbe olmuştur. Bu olayı Diyarbakır bölge temsilciliği yapmıştır, Diyarbakır sorumlusu ŞEMDİN SAKIK tarafından gerçekleştirilmiştir. ŞEMDİN SAKIK'ın eylem anlayışı çerçevesinde yapılmış bir olaydır. Bir silahlı çatışmada köye giden 16 gerillanın öldürülmesi üzerine bu eylemi misilleme olarak yaptıklarını yani otobüsten indirdikleri 16 sivil askeri öldürdüklerini söylediler. Biz muhtelif çatışmalarda 14-15 askeri esir aldık. Bunlar silahlıydı. Buna rağmen iki sene yanımızda tuttuk. ARGK yönetmeliği ve benim anlayışım ve talimatlarım çerçevesinde iki sene sonra hepsini teslim ettik. Hiçbir kötü muamele yapmadık.
SORULDU- Genel Başkanlığını Akın Birdal'ın yaptığı İHD bize yakın bir kuruluştur. Ancak organik bağımız yoktur diyorsunuz?Oysa İHD Diyarbakır Şube Başkanı Mahmut Şakar Avrupa ERNK cephe merkezinin talimatıyla İstanbul HADEP il Başkanlığına getirildi. Onun yerine de yani Diyarbakır İHD Şube Başkanlığına Osman BAYDEMİR atandı. Yine ERNK'nın talimatıyla Eren KESKİN İHD Genel Merkez teşkilatına getirildi. Böylece Akın BİRDAL desteklendi.
CEVABEN- Avrupa ERNK cephe teşkilatının bu tür faaliyetler gösterdiğini, atamalar yaptığını duydum karşı çıkmadım. Çünkü gerek HADEP olsun gerek İHD olsun bize yakın teşkilatlardır. Her ne kadar bu tanınan şahıslar PKK örgütü mensubu olacak kapasitede değillerse de bize sempatizandılar ve böylece bir iş birliği içini girilmiş oldu. Bizim elimizde bulunan askerleri 1996 yılı zannederim Eylül ayında K. Iraktaki kampımıza gelen İHD Başkanı Akın BİRDAL, kapatılan RP Van Milletvekili Fethullah ERBAŞ ve yine bize yakın bir kuruluş olan MAZLUM-DER Genel Başkanı İhsan ARSLAN'ın ricalarını da göz önünde bulundurarak teslim etme sürecine girdik.
Necmettin ERBAKAN'ın Başkanlığı dönemindeki ilişkileri soruldu.
CEVABEN- Necmettin ERBAKAN 1996 yılında başbakan olduktan sonra bana Suriye de bulunan ve Suriye devletine yakın olduğunu bildiğim Ağa Kod Mervan ZERKİ ile Suriye de benim temsilcim olarak bulunan Delil Kod vasıtasıyla Erbakan'ın mesajı geldi, Necmettin ERBAKAN bu şahıslar vasıtasıyla bana ulaştırdığı notta "Güneydoğuya siyasi ekonomik, kültürel açılımlarda bulunmak istediklerini, bu nedenle barışın sağlanmasını, ateşkesin ilanını" öneriyordu. Bende bu görüşü olumlu bularak yine aynı şahıslar vasıtasıyla kendisine mektup yazdım ve bu önerisini kabul ettiğim yolunda mesaj gönderdim. İsmail Nacar isimli şahıs zaman zaman yine RP iktidarı zamanında benimle telefonla görüştü ve arabuluculuk tekliflerini iletti. O da benim yaptığım görüşmelerde, görüştüğüm kaynaklarla sizi bir araya getirebilirim diyordu.
SORULDU- İstanbul'da Özgür Gündem gazetesi el değiştirmesi ve bu gazetenin örgütle ilişkileri, Behçet CANTÜRK'ün örgüte yardımları konusunda diyecekleriniz nedir?
CEVABEN- Ben Özgür Gündem gazetesinde Ali FIRAT kod adıyla yazı yazıyordum. Behçet CANTÜRK'ün gazete yüzde yirmi beş hissesi vardı. Gerisi tamamen bazı ortakları olmakla birlikte örgütün inisiyatifindeydi. Bizim kontrolümüzdeydi. Avrupa temsilcimiz ERNK Bürosuna bağlı olarak çalışıyordu. dedi.
SORULDU- İstanbul da Özgür Gündem gazetesinin çıkarılması ve bunun örgütle ilişkisi ve bu ilişkileri daha ziyade PKK uyuşturucu bağlantısını ortaya atan gazete yazarlarına daha sonra saldırı olmuştur. Bunlardan bir tanesi de yazar Uğur Mumcudur. Bu konularını açıklayınız.
CEVAP- Yazar Uğur Mumcu'nun benimle ilgili örgütle ilgili yazıları yayınlanmıştır ve kitapları da vardır. Bunu biliyorum ve kendisini de tanıyorum. 12 Mart 1972 tarihinde Mamak askeri cezaevinde tutuklu olarak birlikte kalmıştık. Ugur Mumcu'nun eserleri örgüt, çeteler ve bunların devletle ilişkisi, yani devletten yararlanmaları konularını içeriyordu. Ölmeden önce Yalçın KÜÇÜK kanalıyla, benimle görüşmek istedi, zaman yetmediği için görüşemedik. Kendisi taktir ettiğim bir gazetecidir. Örgütün gelişiminin kendisine anlatmaktan sevinç duyarım, çünkü iyi bir araştırmacıydı. Kendisinin "bizim devlet mi Apo'yu büyüttü" söylemi vardı. Öldürme olayında benim bilgim yoktur ve bizim örgütümüzün de bu olayla herhangi bir irtibatı yoktur. Olsaydı benim mutlaka haberim olurdu.
Sanığa KÜRT-HA ajansının beyanı okundu soruldu.
CEVAP: Bu haber ajansı örgüte aittir, ancak verdiği haber saptırmadır. Daha sonra da yalanlanmıştır ve kesinlikle bizim örgütümüzün öldürme olayıyla hiç bir irtibatı yoktur, dedi.
SORULDU: 1993 yılında yine bir ateşkes ilanınız vardı, size öneri getiren mi oldu, yoksa kendi düşüncenizle mi tek taraflı olarak ateşkes ilan ettiniz?
CEVAP: 1993 yılında Celal Talabani bana geldi, onunla olan görüşmemizde Özal'ın ateşkes konusunda talebi olduğunu iletti. Böyle bir beklentisi olduğunu söyledi. Daha önceden de ben Türk gazetecilerinden Mehmet Ali Birand, Güneri Civaoğlu, İsmet İmset'le aynı konuda röportaj yapmıştım. Ben bu Türk gazetecilerine Özal'ın ateşkes isteğinde samimi olup olmadığını sordum. Bu gazeteciler bana Turgut Özal'ın Kürt meselesine çözüm arayışı içinde olduğunu ve bu işi yapacak cesaretinin de bulunduğunu söylediler.
Aynı soruyu Celal Talabani'ye de yönelttim. Celal Talabani de bana samimi gördüğünü ve bu konuda cesareti olduğunu söyledi, ben de amaç olarak olayı siyasi platforma ****ürmek istiyordum. Benim düşünceme uygun geldiğinden 15 Mart 1993 günü Celal Talabani'yle birlikte ateşkesi ilan ettim, ateşkes ilan ettiğimizde HEP milletvekilleri Ahmet Türk, Hatip Dicle, Sedat Yurttaş ve Sırrı Sakık da oradaydılar. Celal Talabani benimle görüşmesinde Turgut Özal'dan başka devlet içinde çeşitli kademelerde kişilerle görüştüğünü bu arada siyasi parti liderleriyle de görüştüğünü, izlenimlerinin olumlu olduğunu söylemişti. Hatta sonraki görüşmemizde Talabani, Özal'ın benim ateşkes ilan etmemden sonra rahat bir uyku uyuduğunu söylediğini iletti. İngiltere'de Arapça yayımlanan bir gazetede, gazetenin ismi El Vasaf'tır, Talabani'nin bir açıklaması oldu, bu açıklamasında Talabani görüştüğü isimlerle ilgili bazı isimler vermiştir. Ben bu açıklamayı okumadım, yalnız münderecatı hakkında bana bilgi verdiler, açıklama doğrudur.
1993 yılı Mart ve Nisan ayında olabilir Hasan Cemal Cumhuriyet Gazetesi adına benimle röportaj yapmaya gelmişti. Hasan Cemal'le yemek yerken Hasan Cemal bana o günkü İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'in benim için üslubunu biraz yumuşatsın, bizim de onun hakkında sert konuştuğumuzda aldırış etmesin dediğini iletti. Celal Talabani'yle olan ateşkesle ilgili konuşmalarımız ve gazeteci Hasan Cemal'le yemek esnasında yaptığımız konuşma, ikisi de benim evimde gerçekleşmiştir. İlk görüşme Şam'daki evimde gerçekleşmiştir. Hasan Cemal'le olan görüşme ise Lübnan'daki evimde olmuştur.
1993 yılı Martında ateşkes ilan ederken PSK Başkanı Kemal Burkay da yanımızdaydı, o da ateşkese destek veriyordu, o gün aramızda birlikte hareket etmek için Kemal Burkay'la birlikte hareket etmemiz için bir protokol imzaladık. Bu protokol halen geçerlidir.
SORULDU: 1993 seçimlerinde HEP, SHP ile ittifak ederek seçimlere girdi, seçimler sonucunda 20'den ziyade HEP kökenli milletvekili parlamentoya girdi, HEP kökenli milletvekili adaylarının sizin tarafınızdan tespit edildiği ve tespit edilen adayların milletvekili olduğu konusunda ne diyorsunuz?
CEVAP: HEP'le SHP'nin ittifak ederek seçimlere girmesini fiilen destekledim. Bildiğiniz gibi SHP, Cumhuriyet Halk Partisinin mirasını almıştır. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin en köklü partilerinden biridir. Kürt meselesini bu partiyle çözebiliriz diye düşündüm. Esasında SHP'nin de Kürt meselesiyle ilgili hazırladığı rapor vardır. Bu sebeple HEP'le SHP'nin ittifak yapmalarını destekledim, ittifakın ortamının hazırlanması için çaba sarf ettim. Dolayısıyla gösterilen HEP kökenli milletvekili adaylarının bir kısmını tanımamakla beraber adayların seçiminde etkili oldum ve seçilenlerin adaylıklarını onayladım. Seçimlerden evvel Zübeyir Aydar, Ahmet Türk, Hatip Dicle, Leyla Zana, Sedat Yurttaş, Sırrı Sakık'la görüştüm. Bunların bir kısmıyla bizzat yüz yüze görüştüm. Yüz yüze görüştüğüm kişiler arasında Leyla Zana, Ahmet Türk, Sedat Yurttaş, Zübeyir Aydar vardır. Diğer milletvekili adaylarıyla telefon ile görüştüm. Yüz yüze görüşmeler Suriye ve Lübnan'daki evimde olmuştur.
Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığı zaman Kürt milletvekilleri de meclise kendi kıyafetleriyle gelmişlerdi ve kendi dilleriyle Úkonuşuyorlardı. Esasen bunların çoğu Türkçe'yi bilmiyordu. Ben o zaman seçilen milletvekillerine meclise kendi kıyafetlerinizle gidebilirsiniz. Mecliste Kürtçe konuşabilirsiniz, yani Kürt olduğunuzu belirtebilirsiniz şeklinde talimat verdim, daha sonra onlara böyle bir görüş ilettim. Yoksa kesin kes yemin merasiminde şu işleri yapacaksınız diye talimat vermedim.
SORULDU: HEP-SHP ittifakında SHP adına kimlerle konuştunuz ve konuşmalar sırasında SHP tarafından size bazı vaatlerde bulunuldu mu?
CEVAP: HEP-SHP ittifakında SHP'lilerle görüşmeleri HEP'e bırakmıştım. SHP adına görüşmelerin kimler tarafından yapıldığını bilemiyorum. Yapılan görüşmelerde vaat edilen menfaatler partinin yani SHP'nin içinde kalın, konuyu bizim partinin görüşlerine göre çözelim şeklindeydi. Sanırım hükümet olduklarında HEP kökenlilere bakanlık veya HEP'e genel müdürlükler verilmesi vaat edilmişti.
öcalan`dan itiraflar (II)
Avrupa'da örgütü idare eden KANİ YILMAZ KOD FAYSAL DUNLAYICI Moskova'da MAHİR WELAT KOD NUMAN UÇAR'dır. YAJK (Yektiya Azadiya Jinen Kürdistan) (Kürdistan Özgür Kadınlar Birliği) bu örgüt hakkında bildiklerim şunlardır Yöneticisi SAKİNE KOD GÖNÜL TEPE, yine SAKİNE KOD FATMA ALTINMAKAS ve yine SAKİNE KOD ŞEHNAZ ALTUN'dur. Bunların emrinde Avrupa dahil 3000 kadar kadın örgüt elemanı vardır.
SORULDU: HADEP ilişkisi soruldu.
CEVAP: 23 Haziran 1996 tarihinde yapılan HADEP Kurultayında Türk bayrağının indirilmesi olayı tamamen HADEP'in bir gafıdır. Olaydan bir kaç gün sonra MED TV'de yaptığım konuşmada bu olayın yanlış olduğunu ortaya koydum.
HADEP bünyesinde yurt içinde oluşturulan Gençlik ve Kadın komisyonlarında yapılan eğitim çalışmalarıyla Romanya ve Moldavya gibi ülkelerde yapılan eğitim çalışmaları tamamen benim perspektifime, görüşlerime uygun olarak yapılan çalışmalardır. Ben kendilerine buraya PKK ideolojisini taşıyamazsınız siyasal ve yasal gerçeklere uygun bir eğitim yaparak bilinçlenmeyi sağlayacaksınız diyordum. Romanya ve Moldavya gibi ülkelerde yapılan eğitim çalışmalarında yetişen müdahaleci grupların HADEP'in faaliyetlerinde ve icraatlarında söz sahibi oldukları doğrudur. Yurtdışındaki ve özellikle Romanya'da ki eğitim çalışmalarını Mehmet Hoca Kod CEVAT SOYSAL yürütmüştür. MEHMET HOCA Kod CEVAT SOYSAL benimle telefonla irtibat kurarak görüş ve talimatlarımı alıyordu.
HADEP'in il ve ilçe teşkilatlarında gerek yurtdışındaki kamplara ve gerekse kırsal alana eleman gönderme faaliyetinin yürütüldüğü doğrudur. Ancak ben kendilerine bu işin yasal parti olmaları nedeniyle kendilerine zarar vereceğini bu faaliyetlerinin yanlış olduğunu belirtiyordum. HADEP'in kuruluşu sırasında Avrupa teşkilatımız vasıtasıyla para yardımı yaptık. Zannederim bu yardım 200.000 mark civarında idi. Kendileri adına düzenlenen gecelerde toplanan paralar bu şekilde bu partiye aktarılmıştır. Halen cezaevinde hükümlü olarak bulunan PKK mensubu SABRİ OK'un HADEP'lilere talimatlar verdiği doğrudur. Üst düzey kararları da vermektedir. Ancak benim demek istediğim şudur. Ben esasen bir siyasi kanal arayışı içindeyim, fakat bir HADEP'linin yasal gerçekler karşısında kendisini PKK militanı gibi görmesi ve göstermesi yanlıştır. HADEP'le olan işbirliğimizi şu çerçevede anlatabilirim. Madem ki bu parti bizim tabanımıza dayanıyor bizi temsili doğru olarak yapması ve bunun içinde eğitim görmesi gerekir. Siyasi bir realite karşısında yasal bir parti olduğunu da unutmaması gerekir.
Yaklaşan 18 Nisan seçimleri dolayısıyla HADEP'in yapabileceği ittifaklar soruldu?
CEVABEN: 18 Nisan 1999 tarihinde yapılacak milletvekili seçimleri dolayısıyla HADEP'in CHP veya DTP ile ittifak yapıp yapmayacağı konusunda benden Avrupa'da ki görevlimiz Şahin kod FERHAT ABDİ ŞAHİN vasıtasıyla görüş soruldu ben her iki parti içinde yapılacak ittifak için olumlu görüş belirttim. Her iki partinin baraj sorunu vardı. Bu nedenle HADEP ile her ikisinin de ittifak yapması mümkündü. Cumhuriyet Halk Partisi bu ittifak görüşmesinde bazı şartlar ileri sürmüş, seçimlerden sonra HADEP bünyesinden milletvekili olanların parti içinde kalması, Kürt sorunun Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerine göre çözülmesi ve sivri isimlerin aday olmaması gibi isteklerde bulunmuş, bende bunu normal karşıladım ve ittifak çalışmasına devam edin dedim. Keza DPT Genel Başkanı HÜSAMETTİN CİNDORUK'un da uzun bir demokrasi deneyimi olması ve bu partinin de demokrat yapıda bir parti olması nedeniyle bu ittifakı da onayladım. DTP'nin kontenjan istediğini yani ön sıralarda yer istediğini söylediler. Bunun üzerine HÜSAMETTİN CİNDORUK'un Diyarbakır'da İSMET SEZGİN'in Batman'da aday gösterilebileceğini belirttim zaten İSMET SEZGİN'in 1993 yılındaki temasında tanıyordum.
ABDÜLMELİK FIRAT muhafazakar bir yapıdadır ve zaten Şeyh Sait'in torunudur benimle defaten görüşmüştür. Suriye'de gelmiştir kendisinin HADEP Genel Başkanı olmak gibi bir niyeti vardı bende uygun gördüm. Çünkü yukarıda söylediğim gibi muhafazakar yapıda olduğu için Refah Partisi'ne gidecek oyları toplayabilirdi. Ayrıca bugünkü HADEP'in teşkilatı sol yapıdadır. Böylece her iki görüş oyların daha fazla toplanmasını sağlayabilirdi. Ancak HADEP'in teşkilatına sol görüş hakim olduğu için Abdülmelik Fırat'ın genel başkanlığını istemediler. Bunu bana yine Avrupa'da ki görevlimiz Şahin ulaştırdı. HADEP'ten başka çevrelerde mesela Leyla ZANA ve arkadaşları ABDÜLMELİK FIRAT'ın genel başkanlığına karşı çıkmışlar bu noktada zannederim çekememezlik de var.
06.05.1996 günü kendisine yapılan suikast girişimini YALÇIN KÜÇÜK'ün haber vermesi olayı tekrar soruldu.
![]() |
| Yalçın Küçük |
CEVABEN: Bu konuda YALÇIN KÜÇÜK'ün söyledikleri doğrudur. Yani kendisine bu olayı haber veren kaynaklar konusunda söylediklerinin doğru olması gerekir. Benim izlenimlerime göre de bu haber YALÇIN KÜÇÜK'e ANAP çevresinden sızdırılmış olup elbette ki genel başkanlarının bilgisi tahtında olmuştur.
SORU: Emir ve talimatınızla hareket eden kırsal alandaki örgüt mensuplarının kullandığı normal silahlar ve helikopter saldırılarında kullandığınız STRELLA 2 M KAKRUŞA-SAM6-SAM7 füzelerinin temini nasıl olmaktadır. Sizin bilginiz dahilinde mi?
CEVAP: PKK'nın elindeki silahlar Körfez savaşında kuzeye doğru sürülen insanların bıraktıkları silahları topladık ve bir kısmını da para ile aynı yoldan satın aldık. Bizim silahlarımızın temini mali kaynaklarımıza dayanır. Mali kaynaklar büyük çoğunlukla Avrupa'dan bağış ve kampanyalardan elde ettiğimiz gelirlerdir. Örgütün mali kaynak temininde vergilendirme adı altında para toplanmaktadır. Bölge temsilciliklerine bağlı kişiler uygun buldukları şahıslardan para toplamaktadırlar. ERNK adına makbuz basıp para temin etme bölgelerin inisiyatifindedir. Kırsal alanda faaliyet gösteren özellikle BOTAN bölgesi gibi geliri olmayan bölgelere bence bilinen milyon dolar miktarlarında yıllık gelir para bu bölgelere gönderilmiştir. Benim bilgim dahilindedir. SOLHAN bölgesine 15 milyon dolar gönderilmiştir dedi.
SORULDU: 1990 yılından itibaren Türkiye dahilinde örgütünüze yardım eden iş adamları, dernekler veya kuruluşlar hakkında ve devlet ihalelerine giren mutaahitlere iş alabilmeleri için yardım edip etmediğiniz, ihaleyi alması için yardım ettiği iş adamlarından vergilendirme alınıp alınmadığı, Zağros bölgesinde uyuşturucu madde kaçakçılığına göz yumulup yumulmadığı üst düzeyde uyuşturucu kaçakçılığı ilişkisi soruldu.
CEVAP: 1991-1993 yılları arasına bölgedeki müteahitlerden yüzde itibariyle bir miktar örgüte gelir adı altında paralar alınmıştır. Mütaahit firmalar örgütün gücünü kullanarak ihale aldıklarında bizde onunu üzerinden bir gelir temin etmekteyiz. Bunlardan Halis TOPRK fabrika yapımına başlayınca bizimkiler ondan eğer burada fabrika yapacaksan, çalıştıracaksan bir ücret vermek zorundasın, yani örgüte bir bedel vereceksin demişler ve ondan ücret almışlardır. Miktarını bilemiyorum. Bölgelerdeki elemanlarımız tahsil etmişlerdir.
Ali Rıza SEPETOĞLU'nun ailece işlettiği taş ocakları vardır. Keza bundan da bölgesel örgütümüz örgüt adına ücret almıştır. Miktarını bilemiyorum. Keza Ceylan Holding şirketinden bölgesel birimlerimiz para tahsil etmiştir. Miktarını bilemiyorum. Bu para alma üsulu bölgemizde yaygındır. Hatta Behçet CANTÜRK de örgütümüze yardımda bulunuyordu. Yüksekova da Cihangir ağa, Mardin de Türk ailesi ile Kahramanlar ailesinden örgüt para tahsil etmiştir. Bunun dışında ismini bilemediğim çok sayıda iş adamından da para temin edilmektedir. Ayrıca Başkale, Hakkari bölgesindeki uyuşturucu ticareti ile ilgili olarak, silah ve hayvan ticareti de dahildir, bu gibi işleri yapanlardan örgüt adına Ferhat kod Osman ÖCALAN tarafından para tahsil edilmektedir. Ayrıca sınır boylarında örgüte ait gümrük birimleri adı altında oluşumlar vardır. Paraları bunlar tahsil etmektedir. Her örgütün bu şekilde bir uygulaması bulunmaktadır. Örgütün Avrupa da topladığı paraları Sinan adındaki elemanımız İsviçre bankalarına yatırmaktadır. Mali işlerle bu şahıs uğraşmaktadır. Kendisi Nusaybinlidir. Med-Tv de çalışmaktadır. Belçika de yakalanan Haydar A BABA adlı örgüt elemanımızın üzerinde yakalanan parada örgüte aittir.
SORULDU: PKK tarafından kullanılan Strella füzelerinin nasıl temin Úedildiği soruldu.
CEVABEN: Yunanistan'da bulunan temsilcimiz Rozalin kod Ayfer KAYA Yunanistan da bir yardım kampanyası oluşturduğu kiliselerden ve bize yardımcı olan halktan toplanan paralarla fiyatı artırılmış vaziyette gazete ve dergi satışından elde edilen paralarla alınacak füzelerin finansmanı sağlandı ve Sırbistan bölgesinden tanesi 18 bin dolara alınan 20 adet Strella füzesi tüccar vasıtasıyla yerinde yani K. Irakta örgüte teslim edildi. Yine kullanmış olduğumuz Sam 6 ve Sam 7 füzeleri ilk etapta K. Iraktaki boşluktan yararlanarak temin olunduğu, daha sonra bu füzeler Rusya dan Kafkaslar üzerinden Ermenistan ve Bakü hattıyla K. Irak'a geçirildi. Hatta füzelerin bir kısmı İran servisinin eline geçti. Bu füzeler konusunda Yunan gizli servisinin yol göstermiş olması mümkündür. Bu füzelerin eğitimi Kosova bölgesinde yapıldığını zannediyorum.
Hadep'li bin grubun oluşturduğu DEMOS grubu soruldu.
![]() |
| Rozalin kod adlı Ayfer Kaya |
CEVAP: Bu grup HADEP içindeki radikal, ılımlı çekişmesi sonucu Ahmet TÜRK, Sırrı SAKIK, kemal Parlak, ABDÜLMELİK FIRAT tarafından oluşturulmuş ise de ılımlı barışçı grubu temsil eden bu grup şu anda bizim kontrolümüz altına alınmıştır ve kontrol altındadır.
SORU:1984 Ağustos ayında Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla ilgili ve silahlı propaganda birlikleri kurulması ile ilgili diyecekleriniz nelerdir.
CEVAP: PKK örgütü kuruluşundan itibaren silahlı mücadelemizi 1984 Ağustosuna kadar olan bölüm ve ondan sonraki bölümler olarak ayırabiliriz. Birinci dönem Hilvan-Siverek dönemidir. Daha çok mahalli otoriteye karşı yani ağalar-şıhlar gibi etkin olan ailelere karşı olduğumuz dönemdir. Şemdinli ve Eruh baskınları ise devlete karşı doğrudan gerilla karakterinde başlar kendi içinde aşamalara ayrılmaktadır. Birinci aşama 1987 yılına kadardır. Bu tarih geçici Köy korucularının ortaya çıkmadığı bir dönemdir.
Daha çok silahlı propagandayı hedef alır, yani biz varız hareketidir. 1982 yılında Diyarbakır cezaevinde bizim elemanlarımızca ölüm oruçları başlamıştı, Merkez Komiteden 3 kişi bu ölüm oruçlarında yitirilince böyle bir eyleme karar verdim. Hatta bu başlangıç 1983 yılı olmalıydı. Eruh ve Şemdinli benim talimatımla olmuştur. Çünkü büyük baskılar vardı ve ölüm oruçları çok vahim olaylardı. Bu ölüm oruçlarında Merkez Komiteden Mazlum DOĞAN, Kemal PİR, Mehmet Hayri DURMUŞ yitirildi. 1987 yılından itibaren Olağanüstü hal gelmiştir. Bu yeni bir aşamadır. Geçici Köy koruculuğu sistemi kurulmuştur. Bu dönemde biz artık köy korucularını da hedef almıştık, Eruh ve Şemdinli ilçelerine baskın düzenleyen birliklerimiz K. Irak'ta KDP nin kontrolündeki bölgede hazırlanmıştır. Bu kamp LOLAN kampıdır.
Bizim K. Irakta o dönemde temel kampımız Lolan kampıdır. Bunun dışında Hayat-Lakyek kamplarımız vardı. Eğitimlerimizi bu kamplarda veriyorduk. Bu dönemde biz KDP lideri Barzani ile irtibat halindeydik. 1987den itibaren çok miktarda eylemler oldu. Bu eylemlerin içerisinde sivillerde öldürülmüştür. 1998 den itibaren Karadeniz ve Akdeniz'e açılım politikaları olmuştur. Bu benim bilgim dahilindedir. Sivas-Tokat-Amasya ve Samsun bölgesinden Karadeniz'e ulaşma politikasıdır. Aynı zamanda burada sol örgütlerde faaliyet gösteriyordu. Bu örgütler DHKP:C ve TİKKO dur. Buların bizden talepleri olmuştur. bizimki destektir. Sivas ve Tokat havalesinde meydana gelen öldürme olayları da örgüt elemanlarımızca yapılan ve o bölgede bulunan grupların yani Türkiye sol grubunun birleşik yürüttükleri eylemlerdir.
SORULDU: Devrimci Halk Partisi (DHP) soruldu.
CEVAP: Bu örgüt bünyemizden ayrıştırılan Türk kökenliler tarafından kuruldu. Bizim eleman ve silah yardımımız vardır. Amaç savaşı Türkiyelileştirmek ve dağlık bölgede yaşayan yoksul Türkmen Alevileri örgütleyip bu hareketin içine sokmaktır.
SORU: MED televizyonunun kuruluş amacı ve finans kaynaklarını anlatınız.
CEVAP: 1990 dan sonra Türkiye'de de özel televizyonlar büyük bir gelişme gösterdi. Biz de PKK olarak bu teknik imkandan yararlanıp yararlanmayacağımı araştırdık. Neticede İngiltere'den lisans almak Fransa'dan da uydu temin etmek suretiyle televizyon kurabileceğimizi tespit ettik. 1993 veya 1994 yılında MED televizyonunu faaliyete geçirdik. Lisansı İngiliz ITC bağımsız şirketinden aldık. Uyduyu ise Fransa'dan temin ettik. Finansını bağış yoluyla temin ettik. Özel bir bağış kampanyası açtık. Ayrıca MED televizyonunda çalışan kişiler kendi adamlarımızdır bunlar bu televizyonda parasız gönüllü olarak çalışmaktadırlar. MED televizyonunu kurmakta ki birinci amacımız tabii PKK'nın siyasi görüşüne uygun propaganda yapmaktır. Ayrıca bu televizyonda Kürt folkloru Kürt müziği Kürt kültürü ile ilgili programlarda yapılmaktadır. Tahminime göne yılda 50 milyon mark masraf gitmektedir. Başlangıçta Amerika Birleşik Devletlerinde de bir uydumuz vardı. Sonra Fransa'dan uydu kiralandı. Amerikalı şirket ile olan anlaşmamızda sürüyor ancak bu uydu sanırım kullanılmıyor.
Şirket anlaşmasında MED televizyonunun ortağı var görünüyor ancak MED televizyonu bizim televizyonumuzdur ve bizim desteğimiz olmadan yürümez. MED televizyonunun finans ihtiyacını karşılamak ve toplanılan paraları kullanılır duruma getirmek yani yasal hale getirmek için vakıflar kurduk. Bu vakıflar Londra'da, İsviçre'de belki de Belçika'da vardır. MED televizyonunun kuruluşunda uyuşturucudan elde edilen para kullanılmamıştır. Bizim örgütümüzün doğrudan uyuşturucu madde ticareti ile iştigali yoktur. Başlangıçta da ifade ettim bizim Zağros bölgesi dediğimiz Van ve Hakkari bölgesinin normal ticareti uyuşturucu ticaretidir. Orada ki bölge sorumlularımız bu uyuşturucu ticaretinden pay almışlardır. Bunun dışında örgütümüz uyuşturucu ticareti ile iştigal etmez. Ayrıca Avrupa polisi de bu konuda çok dikkatlidir. Uyuşturucu ticaretinden kazanılan parayı kullanmamıza imkan yoktur. Alman polisi de PKK'nin uyuşturucu ticareti ile ilgisi yoktur demiştir.
SORU: PKK'nin uyuşturucu ticareti ile iştigal etmediğini söylemektesiniz. Ancak PKK örgütüne yapılan operasyonlarda PKK militanlarının barındıkları sığınaklarda yapılan aramalarda 7 ton 466 kg esrar, 1 milyon 984 bin kök hint keneviri, 63 kg. 375 gram eroin, 33 kg. baz morfin 1 adet uyuşturucu imalathanesi ele geçirildiği tespit edilmiştir.
CEVAP: Bana okuduğunuz olaylardan benim haberim yoktur. Ben başından beri uyuşturucu ticaretine karşı çıktım. 1990lı yıllarda İran'da Makü bölge sorumlusu ile yaptığım konuşmada bu uyuşturucu ticaretini bırakın uyuşturucu ticareti PKK'nın siyasi yönünü bitirir dedim.
Yakalanan uyuşturucu maddelerinin PKK'li olan elemanlarının verdikleri bildirilen bilgilerden uyuşturucu trafiğinin DERİNCE-TRİESTE ve BATI AVRUPA, HAYDARPAŞA-KÖSTENCE-BUDAPEŞTE-ALMANYA, EDİRNE-SOFYA-BÜKREŞ-ALMANYA ve BATI AVRUPA ülkeleri KAPIKULE-PATNOS limanı-TRİESTE-İSVEÇ ve FRANSA, LİMANI-TRİESTE İSVEÇ ve FRANSA, KAPIKULE-SOFYA-BÜKREŞ-BUDAPEŞTE-VİYANA-ROMA ve BATI AVRUPA ülkeleri olduğu anlatıldı soruldu.
CEVAP: Benim bilgim dahilinde uyuşturucu kaçakçılığını PKK örgütü yapmamıştır. Şayet uyuşturucu kaçakçılığı yaparken yakalanan PKK örgütü elemanları varsa bundan alan sorumluları haberdardır. Ama ben başlangıçtan beri uyuşturucu ticaretine karşı çıktım.
Sürgünde Kürdistan Parlamentosu
SORULDU:
CEVAP: 1994 yılında bir kısım DEP milletvekillerinin takibata uğrayıp tutuklanmaları, bir kısmının yurt dışına kaçmasından sonra sürgünde kürdistan parlamentosu fikri oluşmaya başladı. Bu DEP milletvekillerinden oluşum kurma fikrini bende benimsedim. Çünkü Türkiye'de DEP için parlamenter faaliyet kısıtlanmıştı. Diplomasi alanında faaliyet gösterecek legal bir kuruluşa ihtiyaç vardı. Ayrıca PKK gibi bir örgütle ilişki kurabilecekleri legal ve kabul görmüş bir oluşum meydana gelecekti. Bu nedenlerle sürgünde bir Úkürdistan parlamentosu kurulmasını destekledim. Sürgünde Kürt parlamentosu 1995 yılında Lahey'de kurulmuş olup, bugün merkezi Brüksel'dedir. 4-5 yerde genel kurul yapmıştır. Başkanı YAŞAR KAYA olup, benim bildiğim üyeleri ZÜBEYİR AYDAR, REMZİ KARTAL, NİZAMETTİN TOĞUÇ, ALİ YİĞİT, MAHMUT KILIÇ'tır. Çoğaltmak mümkündür, hatırladıklarım bunlardır, bu parlamentonun 65 üyesi mevcut olup yukarıda asydığım isimlerin de bulunduğu 12 tanesi ERNK temsilcisidir. NAİF GÜNEŞ başlangıçta bu parlamento üyesi iken daha sonra bu parlamentoyu bıraktı belki özel nedenlerle bırakmış olabilir.
Parlamentoda en fazla temsilci ERNK'nin yani bizim olup başka gruplarında temsilcileri vardır. Örneğin RIZGARİ grubu gibi. Parlamento Norveç'de, Moskova'da, İtalya'da toplantıları gerçekleştirdiği, en sonda İspanya'nın BASK bölgesinde 1999 yılı Temmuz ayında toplantı yapma hazırlığı içindedir. ERNK temsilcilerinin seçimine gelince bunlar zaten maruf kişiler olup benim müdahaleme gerek kalmadan seçilmişlerdir. Diğer gruplara ise ben karışmadım. Benim bu parlamento üyelerine başka devletlerle münasebetlerinde perspektif vermeme lüzum kalmadı, çünkü kendileri zaten tecrübeli kişiler olup büyük ölçüde münasebet geliştirmişlerdir. Sadece Roma'ya gidişinde kendilerine "Roma'ya gidin parlamenterler ile ilişki kurun bana davetiye çıkarmalarını sağlayın şeklinde talimat verdim"
SORU: Ulusal Kongre soruldu:
CEVAP: Bu ulusal kongreyi bir şemsiye örgüt şeklinde düşündük. Sürgünde Kürt parlamentosunu içine almakla birlikte bu parlamentonun dışında kalan grupları yani Dünya da ki bütün Kürtleri kapsayacak şekilde oluşturulan bir örgüt olacaktı. Bu örgütün amacı Kürt içi anlaşmazlıkları çözmek, Kürtler adına genel diplomasi faaliyetini yürütmek şeklinde iki ana esasta toplanabilir. Amacımız budur. Ulusal kongre önümüzdeki ay sürgünde Kürt parlamentosunun bulunduğu yerde yani Brüksel'de toplanacaktır.
SORU: PKK örgütünün liderliğiniz altında yapılanmasını anlatınız: Örgütün kuruluşundan bu yana örgüt elemanları sizi hangi kod isimlerinizle tanımaktadır.
CEVAP: PKK örgütü klasik anlamda siyasi parti olmaktan öte benim konumumda onunla birlikte değerlendirildiğinde örgütümüz parti, ordu ve cephe şeklinde teşkilatlanmıştır. Bana örgütte genelde APO denmektedir. Yazışmalarda ise Ali Fırat kod adını kullanıyordum. Daha önceden merkezi yürütme ve merkez komite kavramları vardı. 5 inci kongreden sonra biz, başkanlık ve yardımcılar şeklinde bir kurula gittik. Bunun alanlara ayrılması eyaletler biçimindedir. Ayrıca yurt dışı temsilciliklerimiz vardır. Daha alt düzeyde de temsilciliklerimiz vardır. 6. Kongreye doğru önde gelen kadrolar toplandı. 6. Kongre şu anda sonuçlanmıştır. Yeniden yapılanma sloganı altında yapılmıştır. Daha çok belli karargahlarda iki merkez komite elemanı etrafında alan yönetimleri oluşmaktadır. Pratikte böyle icra edilmektedir. Bu birimler hem karar hem de uygulama birimleridir. Merkez komite üyeleri bir klasik bir de orta boy kadrolar vardır. Benim yardımcılarım CUMA KOD CEMİL BAYIK- ABBAS KOD DURAN KALKAN, AVAREŞ KOD MUSTAFA KARASU, EBUBEKİR KOD HALİL ATAÇ, CEMAL KOD MURAT KARAYILAN, FUAT KOD ALİ HAYDAR KAYTAN'dır, bunlar benim yardımcılarımdır. Bu isimler en üst düzey elemanlardır. Yani başkanlık konseyidir. Benim yakalanmam üzerine ayrı bir statü alacaklardır. Yeni bir merkez oluşacak ve ağırlıklı olarak bu belirttiğim isimlerden olacaktır. 6. Kongre 450 ye yakın kadro ile toplanmıştır.
Kongre Kuzey Irak'ta HAKURKE bölgesinde toplanmıştır. Avrupa'da örgütü idare eden KANİ YILMAZ KOD FAYSAL DUNLAYICI Moskova'da MAHİR WELAT KOD NUMAN UÇAR'dır. YAJK (Yektiya Azadiya Jinen Kürdistan) (Kürdistan Özgür Kadınlar Birliği) bu örgüt hakkında bildiklerim şunlardır Yöneticisi SAKİNE KOD GÖNÜL TEPE, yine SAKİNE KOD FATMA ALTINMAKAS ve yine SAKİNE KOD ŞEHNAZ ALTUN'dur. Bunların emrinde Avrupa dahil 3000 kadar kadın örgüt elemanı vardır. ZAGROS eyaleti sorumlusu EBUBEKİR KOD HALİL ATAÇ'tır. BOTAN (Şırnak-Çukurca) eyalet sorumlusu CEMAL KOD MURAT KARAYILAN'dır. MARDİN eyalet sorumlusu 25.01.1999'da ölmüştür. Onun yerine halen atama yapılmamıştır. GARZAN eyaletine CELAL KOD SÜLEYMAN KAYDI, AMED eyaletinde TOPAL NASIR KOD FARUK BOZKURT, Erzurum eyaletinde YILMAZ KOD YILDIRIM KAYA'dır. SERHAT EYALETİ halen teşkilatın değildir. DERSİM EYALET sorumlusu KAZIM KOD HAMİLİ YILDIRIM'dır. GÜNEY BATI eyalet sorumlusu SARI İBRAHİM KOD RAMAZAN TOPTAŞ'tır. KOÇGİRİ eyalet sorumlusu ALİŞER KOD YÜCEL HALİS'tir. olarak faaliyet yürütmektedirler. Kuzey Irak'ı Behdinan ve Soran olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Birinde OSMAN ÖCALAN vardır diğerinde de ABBAS KOD DURAN KALKAN vardır.
SORU: Yurt içinde ve yurt dışında örgütünüze çeşitli faaliyetlerle katılan ve yardımcı olan dernek, parti, bilim adamları, üniversiteler, sanatçılar ve avukatlar olduğunu biliyoruz sizinle irtibat kuran bu belirttiğiniz kuruluşlardan kimler vardır anlatınız.
CEVAP: Bazı sanatçılar MED tv'nin konserine çıkmıştır. Bu bir destek olarak değerlendirilmektedir. Bunlardan FERHAT TUNÇ, AHMET KAYA, ŞİVAN PERVER, bizim elemanlarımız İBRAHİM TATLITES'ten 1990lı yıllarda korkutmak suretiyle para almışlardır. Ben bunu duydum haberim vardır. 1998 Aralık ayında HALUK GERGER beni Roma'da evimde ziyaret etmiştir. Gazete yazısında da bu görüşmenin içeriği yazılıdır. Avukat ŞERAFETTİN KAYA ve Avukat SERHAT BUCAK Roma'da gelerek beni ziyaret etmişlerdir. DOĞU ERGİL ile ben daha önceden görüşmedim. Ben bu adamı raporu ile tanıyorum. DOĞU ERGİL İsviçre'ye geldiğinde PKK örgütü elemanlarından bir grup kendisi ile görüşme yapmış. DOĞU ERGİL ile görüşme yapan bizim elemanlarımız DOĞU ERGİL'i pek olumlu bulmamışlar. Hatta bu işin yani Kürt meselesinin rantı ile uğraştığını bana söylediler. Çünkü bazı kuruluşlar bu işlerle uğraşanlara yardım yapmaktadır. NGO kuruluşlarından (Uluslararası Sözde Yardım Kuruluşu asli faaliyeti istihbarat servislerinin örgütlere yardım faaliyetidir) DOĞU ERGİL'e para yardımı edildiğini duydum, yardım eden kuruluşa bu yardım tarzı iyi bir yardım tarzı değildir dedim. Bu paranın çoğu ranta gitmektedir. Bizim meselemize faydası yoktur dedi. AHMET KAYA'nın bize fazla yakın olduğunu söyleyemem 1993 yılında Almanya'da ki bir toplantıya katıldığını biliyorum.
Suriye ilişkileri, Suriye'den çıkışı ve Avrupa'da ki temasları yakalanışı soruldu.
CEVAP: 1979 yılı Temmuz ayında benim kuryem olan Suruç'lu Ethem AKCAN isimli kuryem ile birlikte Suriye'ye geçtik. ETHEM AKCAN alanı çok iyi tanıyan bir tanıyan bir elemandı onunla birlikte geçişi yaptık. Evvela Suruç'un karşısına düşen Kobani denilen kasabada Ethem'in amcası olan ÖMER MUHTAR'ın evinde bir müddet kaldık. Bu arada Filistin örgütü ile irtibat kurarak bu örgütten "Demokratik Cephe Kimliği" temin ettik. Temin ettiğimiz bu kimliklerle Lübnan'a geçtik. Filistin örgütü bize Bekaa vadisinde yer verdi. Bu yeri kendi kampımız haline getirdik. Giderek örgüte bağlı elemanları burada topladım burada kendi eğitimimizi kendimiz yaptık. Her ne kadar Filistin örgütü bizleri kendi askerleri gibi görüyorlardı ise de biz kendimizi ve onlardan ayrı olduğumuzu kabul ettirdik. Bu kampta üç yıl faaliyet gösterdik.
Helve adı verilen bu kampa daha sonra Mahsun KORKMAZ akademisi ismini verdik. 1992 yılında Türkiye'den bugünküne benzer baskılar gelmesi üzerine ve aynı zamanda Kuzey Irak'ta bizim için faaliyet alanları doğması ve dolayısıyla Bekaa vadisinin eski işlevini kaybetmesi üzerine Suriye'ye geçtim. Önce Hafız Esad'ın kardeşi Cemil Esad ile ilişki kurdum. Cemil Esat sosyal ilişkiler geliştiren ve kuran bir insandır. Suriye bizi siyasetten hiçbir zaman kabul etmedi. Sosyal ilişkiler çerçevesinde kabul etti. CEMİL ESAD'ı bayramlarda ziyarete giderdim. Bu arada bizim Şam'da büyük bir tüccar olarak tanıdığımız A A KOD MERVAN ZERKİ ile yoğun ilişkilerimiz sonucunda bu şahsın EL-MUHABERAT denilen Suriye İstihbarat Servisinin elemanı olduğunu öğrendim. MERVAN ZERKİ aslen Erzurumlu olan Kürt kökenli bir insandır, dolayısıyla MERVAN ZERKİ ÚSuriye istihbaratı ve devleti ile aramızda bir halka oluşturdu. Suriye bizi resmen ve siyasetten tanımamakla, kendisinden sorulduğumuzda bizde APO KOD ABDULLAH ÖCALAN isimli birisi yoktur diyebiliyordu. Yani Suriye'nin bizi siyasetten tanımaması ve sosyal ilişkiler içinde tanıması kendi açısından aldığı bir tedbirdir. MERVAN ZERKİ ben Suriye'den ayrıldıktan sonra AL-TECALMA AL-VATAN EL DEMOKRASİYE (Ulusal Demokratik Birlik) adı altında bir parti kurdu ve kurduğu bu parti ile PKK'nın mirasına konarak bizim çekilmemizden sonra Suriye'de ki çok geniş olan Kürt potansiyeli toparladı.
Biz Suriye'ye geldiğimiz zaman kalabalık olduğumuz için geniş evler satın almış veya kiralamıştık. Daha sonra bu evleri parti okullarına çevirdik. Bir Kürtçe eğitim birde Türkçe eğitim yapan okul açtık, Suriye makamlarına ise hastalarımız ve sakatlarımız var bu evler bize lazım dedik, onlarda bu görüntü altında müsaade ettiler, ancak zaman zaman EL-MUHABERATIN elemanları okullarımıza geliyorlar ve denetliyorlardı. Şam'da ikamet ettiğim evi de kendim satın aldım. Korumamızı da kendimiz yaptık. Suriye Hükümeti uzaktan gözetleme yapmış olabilir. Suriye'de bulunduğum süre içerisinde ALİ AMMAR adına tanzim edilmiş Demokratik Cephe Kimliği ile dolaştım. 1992 sonunda 09 Ekim 1998 tarihine kadar ağırlıklı olarak Şam'da kaldım, zaman zaman Lübnan'a da gittim. Benim okullarım biraz şehrin dışında kalır, Kürtçe eğitim yapan ve Türkçe eğitim yapan iki okul.
Asli gibidir
KAYNAK: H.A Nasname News
( Nasname News, Kürtçe kökenli "kimlik" kelimesinden adını alan ve ağırlıklı olarak Kürt siyaseti, Ortadoğu ve Kürdistan odaklı güncel, politik analizlerin yer aldığı alternatif bir haber platformudur.





0 Yorumlar