- 1. Osman Gazi (1299–1326)
- 2. Orhan Gazi (1326–1359)
- 3. I. Murad (Hüdavendigâr) (1359–1389)
- 4. I. Bayezid (Yıldırım) (1389–1402)
- Fetret Devri (1402–1413)
- 5. I. Mehmed (Çelebi Mehmed) (1413–1421)
- 6. II. Murad (1421–1451)
- 7. II. Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) (1451–1481)
- 8. II. Bayezid (1481–1512)
- 9. I. Selim (Yavuz Sultan Selim) (1512–1520)
- 10. I. Süleyman (Kanuni Sultan Süleyman) (1520–1566)
- 11. II. Selim (Sarı Selim) (1566–1574)
- 12. III. Murad (1574–1595)
- 13. III. Mehmed (1595–1603)
- Duraklama Dönemi
- 14. I. Ahmed (1603–1617)
- 15. I. Mustafa (1617–1618)
- 16. II. Osman (Genç Osman) (1618–1622)
- — I. Mustafa (İkinci kez) (1622–1623)
- 17. IV. Murad (1623–1640)
- 18. İbrahim (Deli İbrahim) (1640–1648)
- 19. IV. Mehmed (Avcı Mehmed) (1648–1687)
- Gerileme Dönemi
- 20. II. Süleyman (1687–1691)
- 21. II. Ahmed (1691–1695)
- 22. II. Mustafa (1695–1703)
- 23. III. Ahmed (1703–1730)
- 24. I. Mahmud (1730–1754)
- 25. III. Osman (1754–1757)
- 26. III. Mustafa (1757–1774)
- 27. I. Abdülhamid (1774–1789)
- Dağılma Dönemi
- 28. III. Selim (1789–1807)
- 29. IV. Mustafa (1807–1808)
- 30. II. Mahmud (1808–1839)
- 31. I. Abdülmecid (1839–1861)
- 32. Abdülaziz (1861–1876)
- 33. V. Murad (1876)
- 34. II. Abdülhamid (1876–1909)
- 35. V. Mehmed (Mehmed Reşat) (1909–1918)
- 36. VI. Mehmed (Mehmed Vahdeddin) (1918–1922)
Sultan Osman Gazi
Babası: Ertuğrul Gazi
Annesi: Halime Hatun
Doğum Tarihi: 1258
Doğum Yeri: Söğüt
Tahta Çıkışı: 1299 (1300)
Ölümü: 1324
Osman Bey, Osmanlı Devleti’ni ve Osmanoğullarını kuran ve adını devletine ve soyuna vermiş bulunan ilk Osmanlı Sultânıdır. Kendisine Kara Osman, Fahruddin ve Mu’înüddin de denmiştir. Osman Gâzî, hayatının sonuna kadar emîr yani bey olarak anılmıştır; vefâtından sonra Hân ve Sultân denmiştir. Çünkü hayatının sonlarına doğru uc beyi olmuştur.
Osman Bey, 1258 tarihinde Söğüt’de veya Osmancık’da dünyaya geldi. Babası Ertuğrul Gâzî ve annesi Halîme Hâtun’dur. 24 yaşındayken babasının yerine geçti. Osman Gâzî, önce Kastamonu’daki Çobanoğullarına, sonra da Kütahya’daki Germiyanoğullarına bağlı idi. Onlar da Selçuklu Sultânına bağlıydılar. İlk evliliği, 1280 civarında, Sultân Orhan’ın annesi ve Selçuklu vezirlerinden Ömer Abdülaziz Beyin kızı olan Mâl Hâtun iledir. 1289 yılına doğru Şeyh Edebali’nin kızı Rabî’a Bâlâ Hâtun ile evlenince, nüfuzu ve kudreti arttı. Bu hanımından da Şehzâde Alâ’addin dünyaya geldi.
1281 yılında babasının yerine aşiret beyi olan Osman Bey, bir görüşe göre, Selçuklu Sultânı II. Gıyâseddin Mes’ûd’un 1284’de Söğüd ve çevresinin kendisine tahsis edildiğine dair olan fermanı ve yanında hediye ettiği ak sancak, tuğ ve mehterhâne ile uc beyi olmuştur. 1288 veya 1291 tarihinde Karacahisâr’ı fethetmesi ve Dursun Fakih’e kendi adına hutbe okutması, Osman Bey’in yarı istiklâlini kazanması demektir.
| 1258 | Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin doğumu. | ![]() |
| 1281 | Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi’nin ölümü. Osmanlı tarihinde ilk savaş, Ermeni-Beli çatışması. | |
| 1284 | Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’ın, Osman Gazi’ye Söğüt Uç Beyliği’ni verdiğini bildiren fermanı göndermesi. Osman Gazi’nin oğlu Orhan Bey’in doğumu. | |
| 1285 | Osman Gazi’nin ilk zaferi “Kuluca-Hisar” (İnegöl’e yakın)ı fethi. | |
| 1286 | İnegöl ve Karacahisar Tekfurlarının Osman Gazi’ye karşı ittifakları. | |
| 1288 | Karacahisar’ın fethi. | |
| 1289 | Alaeddin Keykubat tarafından, Eskişehir ve İnönü taraflarının da Osman Gazi’ye verilmesi. | |
| 1292 | Osman Gazi’nin kuzey Sakarya’ya akın hareketi. | |
| 1298 | Bilecik, Yarhisar ve İnegöl Kaleleri’nin fethi, esir alınan Nilüfer Hatun’un Orhan Gazi’ye eş olarak verilmesi. | |
| 1299 | Selçuklu saltanatının sona ermesi. Osman Gazi’nin bağımsız idaresinin, Osmanlı Devleti (Batı Türk Devleti) nin tarihî varlık alanına çıkışı. | |
| 1300 | Yondhisar ve Yenişehir Kaleleri’nin fethi. Yenişehir’in devlet Merkezi olması. | |
| 1301 | Osman Gazi’nın Koyunhisar zaferi. Kirmasti, Mihalıç ve Ulubad’ın Bizanslılardan alınması. | |
| 1302 | Köprühisar’ın fethi. | |
| 1303 | İznik’in abluka altına alınması. Marmarıcık Kalesi’nin fethi. | |
| 1306 | Osman Gazi’nin Dinboz zaferi, Kestel, Kete ve Ulubat Kaleleri’nin fethi. Osmanlılarla yabancılar arasında ilk askeri mukavelenin imzası. | |
| 1307 | İlk İznik kuşatması ve Yalova akını. | |
| 1308 | İmralı Adası’nın fethi, Marmara Denizi’ne çıkış. | |
| 1313 | Harmankaya Tekfuru Köse Mihal’in, Osman Gazi maiyetine girmesi. Akhisar, Geyve, Lüblüce, Lefke, Hisarcık, Tekfurpınarı, Yenikale, Karagöz ve Yanıkçahisar Kaleleri’nin fethi. | |
| 1314 | Bursa kuşatmasının başlaması. | |
| 1316 | Şehzade Süleyman’ın doğumu. | |
| 1317 | Karatekin, Ebesuyu, Karacebeş, Tuzpazarı, Kapucuk ve Keresteci Kaleleri’nin fethi. | |
| 1320 | Osman Gazi’nin, oğlu Orhan Gazi’yi yerine vekil tayin etmesi. | |
| 1321 | Mudanya’nın fethi. Gemlik seferi. Trakya bölgesine ilk Osmanlı akınının başlaması. | |
| 1323 | Akyazı’nın fethi. | |
| 1324 | Karamürsel’in fethi. | |
| 1325 | Orhaneli’nin fethi. Bolu, Kandıra, Ermenipazarı ve Devehisarı Kaleleri’nin fethi. Osman Gazi’nin ölümü. Orhan Gazi’nin tahta çıkışı. |
Babası: Sultan Osman Bey
Annesi: Mal Hatun
Doğum Tarihi: 1281
Doğum Yeri: Söğüt
Tahta Çıkışı: 1326
Ölümü: 1360
Orhan Bey, 1281 (veya 1288) de Söğüt’te dünyaya geldi. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, annesi Mal Hâtun Osman Bey’in ilk hanımı ve Selçuklu Vezirlerinden Ömer Abdülaziz Bey’in kızıdır. Osmanlı padişahlarından Sultân, Hân, Seyfüddin ve Şücâ’uddin gibi ünvanları ilk olarak hakkıyla elde eden ve kullanan zattır. 1324 yılında 36 veya 43 yaşında babasının yerine Osmanlı Beyliğinin uc beyi oldu. Askerî bir deha olan Orhan Bey, kısa zamanda şöhretini dünyaya duyurmasını, ilmiyeden gelen vezir Hacı Kemâlüddin oğlu Alâ’addin Paşa, kardeşi ve veziri Alâ’addin Paşa, yine ilmiyeden gelen Molla Tâceddin Kürdî ve Vezir Hayreddin Paşa, vezir Lala Şahin Paşa ve de önce Bilecik sonra da Bursa Kadılığına getirilen Çandarlı Kara Halil gibi devlet adamları ile meşveret etmesine ve onların tecrübelerinden yararlanmasına borçludur. Osmanlı Devleti, Orhan Bey zamanında kurulmuştur.
Orhan Bey, Köse Mihal, Turgut Alp, Şeyh Mahmûd, Gâzî Mihal Bey ve Ahi Hasan gibi kahramanların gayretiyle, senelerdir çevreden kuşattığı Bursa’yı 6 Nisan 1326 tarihinde fethetmiş ve Bey Sancağı adıyla oğlu Murad’a vermiştir. Artık Osmanlının merkezi Yenişehir değil Bursa’dır. Bu hadiseden sonra, 1327 senesinde Bursa Kadısı Cendereli (Çandarlı) Kara Halil ve vezir Alâ’addin’in tavsiyeleri ile saltanatın en önemli alâmeti olan ilk Osmanlı akçesini (son zamanlarda Osman Bey’e ait bir sikke de bulunduğundan bu görüş nakz olunmuştur) yani sikkesini bastırmıştır. İlk darbhane de Bursa’da kurulmuştur.
Osmanlı sınırlarının Karadeniz ve İstanbul Boğazına doğru ilerlediğini gören Bizanslılar, Darıca ile Eskihisar arasında bir yer olan Pelekanon’da Osmanlı ordularıyla karşılaşmışlar ve Osmanlılar İmparatoru yaraladıkları gibi, 1329 veya nihâî olarak 1331’de İznik’i fethetmişlerdir.
İznik, Bizans açısından kudsî bir değere haizdi ve bunun farkında olan Orhan Bey, buradaki Ayasofya isimli Kiliseyi camiye çevirdi ve burada Osmanlı Devleti’nin ilk Üniversitesini kurarak başına da büyük âlim Kayserili Molla Davud’u tayin etti. İznik’i kurtarmak için hücuma geçen Bizans İmparatorunu, kaçmaya mahkum eden Orhan Bey, böylece 1335’e doğru bütün İslâm âleminde ve Avrupa’da Sultân ünvanıyla anılmaya başlandı; sonra da sulh yolunu tercih etti. Bu arada Bizans İmparatorunun kızı Prenses Theodora ile evlendi.
Bizans ile sulh yapan Sultân Orhan, bu sefer Anadolu fetihlerine yöneldi ve 1345’e doğru ilk olarak bir Anadolu Beyliğini yani Balıkesir merkezli Karesi Beyliğini Osmanlı Devleti’ne ilhak etti ve Anadolu’da 1354 yılında Ankara’ya kadar ilerledi ve orayı fethetti. Güneyde Çandarlı Körfezine dayanan Osmanlılar, Marmara Denizinin güneyindeki son toprakları da Bizans’ın elinden aldı; Üsküdar Osmanlı Devleti’nin eline geçti. Candaroğullarına bağlı Uluğ Beyoğulları Beyliği de Osmanlı Devleti’ne katıldı.
Kayınpederi olan Bizans İmparatoru’nun kendisine saldıran Slavlar ve Bulgarlara karşı Orhan Bey’den yardım istemesi üzerine Osmanlı ordusu, evvela 3 Şubat 1347 yılında İstanbul’a girdi. Sonra döndü. Paşa’nın yardım ordusunun öncüsü Gâzî Umur Bey’dir. 1347’de Süleyman Paşa, İmroz’a çıkartma yapmak istedi, ancak püskürtüldü. 1349 yılında yardım için Rumeli’ye geçti, Selanik’e kadar geldi ve şehri slavlardan kurtararak geri döndü. 1353 tarihinde, bu yardıma minnettar olan İmparator, Gelibolu yarım adasında, Çanakkale Boğazının Avrupa kıyısı üzerinde küçük Çimpe kalesini Avrupa’ya geçerken kolaylık olsun diye Süleyman Paşa’ya hediye etti. Daha önceki geçişlerden farklı olarak, artık Osmanlı Beyliği, Rumeli’nde hukuken ve fiilen var olmuşlardı. Türk tarihinin önemli olaylarından olan Rumeli’ye geçişin kahramanı Süleyman Paşa, Lüleburgaz ve Çorlu’yu da fethettikten sonra, 1357 yılında atının ayağının sürçmesi sonucunda düşerek vefat etti. Rumeli fetihlerini onun yerine Şehzâde Murâd devam ettirdiyse de, bu acıya dayanamayan 81 yaşındaki Sultân Orhan, 1362 yılında Nisan ayının sonlarına doğru vefat etti.
Orhan Bey, kaynaklardan öğrendiğimize göre hayatı boyunca 4 hanımla evlendi. Bunların aynı zamanda hanımları olduğu düşünülmemelidir. Bu hanımları ve bunlardan doğan çocukları sırasıyla şunlardır:
1) Nilüfer Hâtun (Holofira): Yarhisar Tekfu’runun kızıdır; Müslüman olup Nilüfer adını almıştır. Süleyman Paşa, I. Murad ve Şehzâde Kasım’ın annesidir.
2) Asporça Hâtun: Bizans İmparatoru’nun kızıdır; Şehzâde İbrahim ve Fatma Sultân’ın annesidir. Müslüman olmuştur.
3) Theodora Hâtun: Müslüman olmadığı ve evliliğin kısa sürdüğü anlaşılıyor. Şehzâde Halil’in annesidir.
4) Eftandise Hâtun: Mahmûd Alp’in kızıdır.
Sultân Orhan zamanındaki büyük ilim adamları ve maneviyât reisleri arasında, İznik’deki ilk yüksek tahsil müessesesinin müderrisi Davud-ı Kayserî, sonradan onun halefi olan ve yaya ile müsellemin teşkilinde fikir veren Alâ’addin Esved veya Kara Hoca, Osmanlı Devleti’nin ilk Bursa Kadısı ve Kazaskeri Çandarlı Kara Halil, Hasan-ı Kayserî ve maneviyât reislerinden ise, Seyyid Ahmed-i Kebîr-i Rufâ’î, Karaca Ahmed, Ahi Evran ve Musa Abdal başta gelen simalardandır.
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
| 1325 | Osman Gazi’nin ölümü. Orhan Gazi’nin tahta çıkışı. Bursa’nın fethi. | ![]() |
| 1326 | Orhan Gazi’nin oğlu Murad’ın doğumu. Orhan Gazi’nin kardeşi Alaeddin Beyi vezir tayin etmesi. Aydos ve Samandıra’nın fethi. Bursa’nın devletin merkezi olması. Osman Gazi adına ilk Osmanlı parasının basılması. | |
| 1328 | Vezir Alaeddin Paşa’nın ilk “Osmanlı Kanunları”nı uygulamaya koyması. Vezir Alaeddin Paşa ile Candarlı Halil Paşa’nın devletin ilk askerî teşkilâtı olan “yaya” ordusunu kurması. Maltepe zaferi. İznik’in ikinci defa ve kesin fethi. | |
| 1329 | Orhan Gazi tarafından ilk askeri teşkilâtın kurulması. | |
| 1331 | Şehzade Süleyman Paşa’nın Veziriazam olarak tayini. İlk Osmanlı medresesinin İznik’te kurulması. | |
| 1333 | Gemlik’in fethi. | |
| 1334 | İznik Yenişehir Kapısı yanında bir cami ve imaretin yapılması. | |
| 1335 | Bursa’da ilk mimari eser, cami ve medrese yapılması. | |
| 1336 | Karesi Beyliği’nin devlet topraklarına katılması. Çandarlı Kara Halil Paşa’nın ilk kadı olarak Bursa’ya tayini. | |
| 1337 | İzmit ve Koyunhisar Kaleleri’nin alınışı. | |
| 1341 | Bizans İmparatorluğu ile ilk sulh antlaşmasının imzalanması. Orhan Gazi’nin Kantakuzen’in kızı ile evliliği. | |
| 1346 | Bizans ile ittifakı. | |
| 1347 | Orhan Gazi’nin Kantakuzen ile Üsküdar’da görüşmesi. | |
| 1351 | Sırp ve Bulgarlara karşı zafer kazanılması. Bizans’a yardım için Süleyman Paşa’nın Rumeli’ye geçişi ve Çimpi Kalesi’nin üs olarak alınışı. | |
| 1352 | Osmanlılar’ın Cenevizliler’e Osmanlı topraklarında serbest ticaret yapma imtiyazını vermeleri. İlk Osmanlı Akçesi’nin basılması. Üsküdar, Kadıköy ve Marmara Adaları’nın fethi. Trakya fetihleri ve Gelibolu’nun fethi. | |
| 1354 | Ankara’nın ilk işgali. | |
| 1359 | Rumeli fatihi Süleyman Paşa’nın vefatı. | |
| 1360 | Orhan Gazi’nin vefatı. Sultan I. Murad’ın tahta çıkışı. |
Babası: Sultan Orhan Bey
Annesi: Nilüfer Hatun
Doğum Tarihi: 1326
Tahta Çıkışı: 1360
Şehid Olduğu Tarih: 1389Osmanlı tarihinde
I. Murâd, Murâd Hüdâvendigâr ve Gâzi Murâd Hüdâvendigâr adlarıyla anılan Sultân Murâd, 1326 (726 H) yılında dünyaya geldi ve 1362 Mart ayında 35-36 yaşlarında iken Osmanlı Padişahı olarak tahta geçti. Hüdâvendigâr, hükümdâr demektir ve sonradan o zaman Osmanlı Devleti’nin başşehri olan ve kendisinin de valilik yaptığı Bursa’ya da Hüdâvendigâr Sancağı adı verildi.
Seferlerine Ankara’nın yeniden fethiyle başlayan Sultân Murâd, 1362 Temmuz’unda Edirne’yi zabtetti ve kendisine yeni başşehir yaptı. Bunu Balkanların önemli bir merkezi olan Filibe’nin fethi takip etti (1363). Osmanlı Devleti’nin Avrupa topraklarında bu ilerleyişi Hıristiyanları korkuttu ve Papa V. Urbanus’un tahrikiyle Osmanlı Devleti ilk haçlı seferine maruz kaldı. Ancak 60.000 kişilik haçlı ordusu 10.000 kişilik Hacı İlbeğ komutasındaki Osmanlı ordusunun yaptığı bir baskın sonucunda sındı ve tarihe Sırpsındığı zaferi olarak geçti (1363). Bunu Sırbistan’ın bir kısmı ile Bulgaristan’ın Osmanlı’ya ilhakı takip etti ve 1365 yılında da Dubrovnik (Raguza) ile ilk milletlerarası andlaşma imzalandı.
1375’de Hamidoğulları sembolik bir bedelle topraklarının yarısını Osmanlıya terk etti ve böylece Germiyanoğlu ile Karamanoğlu arasına Osmanlı girmiş oldu.
1383’de Candaroğulları Hamidoğullarının arkasından Osmanlı’yı metbû’ tanıyınca, Karaman oğulları rahatsız olmaya başladı ve 1386’da Osmanlı Karamanoğulları ihtilafı başladı. Her ne kadar, Sultân Murad’ın oğlu Şehzâde Bâyezid kahramanca savaşarak Karaman oğullarını dağıtıp Yıldırım ünvanını aldıysa da, bunu fırsat bilen Sırp Kralı Balkanlarda Osmanlı’nın üzerine yürüdü ve hatta Timurtaş Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu bozguna uğrattı (Ploşnik Olayı, 1387). Bundan cesaret alan haçlı orduları, Sırpı ile Bulgarı ile Ulahı ile, hep birlikte Osmanlı Devleti’nin aleyhinde ittifak ettiler ve Kosova’da 20 Haziran 1389 günü Osmanlı ordusu ile karşı karşıya geldiler.
Osmanlı ordusu, I. Kosova Zaferi diye tarihe geçen zaferle haçlı ordularını yendi ve 500 yıl kadar sürecek olan Balkan Hakimiyetini başlatmış oldu. Ancak bu güzellikler arasında, Miloş Obiliç adlı yaralı bir Sırp askeri tarafından Murâd Hüdâvendigâr hançerle vurularak şehid edildi (20.6.1389) ve Bursa’ya nakledilerek kendi adına yaptırılan Cami haziresine gömüldü. Osmanlı Devleti Balkanlara hâkim olmuş, Bulgaristan tamamen Osmanlı’nın eline geçerken Sırbistan’ın da önemli bir kısmı feth edilmişti. 37 muharebede bizzat bulunan Sultân Murâd, 27 yıl içinde babasından aldığı mirası 5 kat artırarak 500.000 km2’lik bir büyük devleti Osmanlı milletine miras bırakıyordu.
Batılı tarihçilerin de itirafıyla, fethettiği topraklarda Ortodokslara, Katoliklere ve diğer din mensuplarına kendi dindaşlarından daha iyi davrandı. Verdiği sözde durması hasebiyle dost düşman herkes tarafından sevilir hale geldi. Devlet teşkilâtçılığında da zirvedeydi. Her ne kadar yeniçeri teşkilâtı babası zamanında kurulmaya başlansa da, asıl yeniçeri ve acemi oğlanları teşkilâtlarını kuran ve geliştiren kendisi oldu. İstanbul'u ilk kuşatan Osmanlı Padişahı da kendisiydi.
Murâd Hüdâvendigâr’ı muvaffak eden sebeplerin başında onunla birlikte çalışan ehliyetli devlet adamlarını zikretmek gerekiyor. Bunların başında, bir görüşe göre Sultân Murâd zamanında ihdas edilen kazaskerliğe ilk defa getirilen Çandarlı Halil Efendi’yi zikretmek gerekiyor. Bu vazifeye gelir gelmez, Karamanlı Kara Rüstem’in de yardımıyla Maliye teşkilâtı tanzim edildi ve Sultân Orhan zamanında başlatılan Yeniçeri ve Acemioğlanları Teşkilatını bütün ayrıntılarıyla kurmaya muvaffak oldu. 1372 yılında da Vezir oldu ve artık Halil Hayreddin Paşa diye anılmaya başlandı. Diğer devlet adamları arasında ise, Halil Hayreddin Paşa’nın oğlu Ali Paşa’yı, yeniçeri ve acemi oğlan teşkilâtında büyük payı bulunan Timurtaş Paşa ve Lala Şahin Paşa’yı, kahramanlıkları ile meşhur Saruca Paşa, Evrenos Beğ, İne Beğ, Paşa Yiğit, Müstecap Subaşı ve Hacı İlbeğ’i zikretmek gerekmektedir.
Asrındaki âlimlerden ise Aksaray’lı Cemâlüddin Muhammed bin Muhammed, Bursa kadılarından ve Kâdîzade-i Rumî’nin babası Mahmûd Bedreddin ve de Azerbaycan Kadısı ünvanıyla meşhur Mevlânâ Burhânüddin’i zikretmek gerekmektedir.
ZEVCELERİ: 1- Gülçiçek Hâtûn; Yıldırım Bâyezid’in ve Yahşi Bey’in Annesi. 2- Marya Thamara Hâtun; Bulgar Kralının kızı. 3- Paşa Melek Hâtun; Kızıl Murad bey’in kızı. 4- Candar Oğullarından bir beyin kızı. 5- Bulgar Beyinin kızı. ÇOCUKLARI: 1-Yıldırım Bâyezid. 2-Ya‘kub Çelebi. 3- Savcı Bey. 4- İbrahim Bey. 5- Yahşi Bey. 6- Halil Bey; 7- Özer Hâtun; 8- Sultân Hâtun. 9- Nefise Melek Sultân Hâtûn .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
| 1360 | Orhan Gazi’nın vefatı. Rumeli’de bulunan şehzade Murad Bey’in Bursa’ya hareketi. Sultan I. Murad’ın tahta çıkışı. Şehzade Bayezid’in doğumu. Ankara’da fiili hakim durumunda olan Ahi’lerin, Karamanoğullarının baskısı sonucu, Osmanlı hakimiyetinden çıkmaları. Edirne’nin kuşatılmasına karar verilmesi. | ![]() |
| 1361 | Ankara, Sultanönü Bölgesi’nin işgali. Devlet’te ilk Kazaskerlik Makamı’nın kurulması. Çorlu, Keşan, Dimitoka, Pınarhisar, Babaeski ve Lüleburgaz kasabalarının ve Edirne’nin fethi. Ankara şehrinin Murad Hüdavendigar tarafından zaptı. Murad Hüdavendigar’ın ordu komutanları, Lala Şahin Paşa, Hacı İlbey ve Evrenos Beyleri yeni fetihler için görevlendirmesi. Bizanslıların Burgaz, Malkara ve Çorlu’yu geri almaları. Lala Şahin Paşa’nın Beylerbeyi olarak tayini ve Rumeli Ordu Komutanlığına getirilmesi. Rumeli’nin Türkleştirilmesi hareketinin genişletilmesi. Lüleburgaz’da Sultan Murad, Lala Şahin ve Evrenos Bey’in katılımı ile Harp Meclisi’nin toplanması. Edirne’nin zaptı kararının alınması. Bizans ve Bulgar kuvvetlerinin mağlup edilmesi. Sultan Murad’ın karargâh merkezi yaptığı Dimetoka’ya gelişi. Burada bir camii ve küçük bir saray inşaatına başlanması. Filibe yakınında Meriç Nehri üzerinde bir köprü inşa edilmesi. | |
| 1362 | Yeniçeri Ocağı’nın temeli olan Pençik Kanunu’nun çıkışı. | |
| 1363 | Filibe’nin fethi. Bizans İmparatorluğu’nu, Osmanlı İmparatorluğu’na tabi bir Devlet haline getiren antlaşmanın imzalanması. | |
| 1364 | Sırp Sındığı savaşı. Sultan Murad’ın Bursa’ya dönüşü. Bilecik’te, Sırp Sındığı zaferi anısına bir camii yapılması. Biga’nın fethi. | |
| 1365 | Dubrovnik Cumhuriyeti’nin ticaret anlaşması imzalayarak Osmanlı Devleti himayesine girmesi. | |
| 1366 | Gelibolu’nun elden çıkışı. | |
| 1367 | Karınova, Aydos ve Burgaz Kaleleri’nin fethi. | |
| 1368 | Vize, Kırkkilise ve Tirebolu Kaleleri’nin fethi. Edirne’nin Devlet Merkezi olması. Edirne’de ilk mimari faaliyetlerin başlaması. Eski Saray’ın inşaatı. | |
| 1369 | Bizans İmparatoru Paleologos’un, Türklere karşı bir Haçlı seferi açılması için Roma’da Papa ile görüşmesi ve katolik mezhebine geçmesi. | |
| 1371 | Somaku Meydan Muharebesi’nin kazanılması. Çirmen zaferi. | |
| 1372 | Adriyatik Denizi’ne ilk akınların başlaması ve Yunanistan’ın Atik Bölgesi’ne ilk Osmanlı akınları. | |
| 1373 | Bizans İmparatoru’nun Osmanlı İmparatorluğu tabiyetini kabul ettiğini bildirdiği belgeyi yenilemesi. Makedonya fethinin başlaması. | |
| 1374 | Çandarlı Hayreddin Paşa’nın Selanik seferine başlamak üzere ordusu ile hareketi. | |
| 1375 | Niş’in fethi, Sırp kralının tabiyet anlaşmasını yenilemesi. | |
| 1376 | Bulgar Krallığı’nın Osmanlı hâkimiyetini kabulü. Bizans İmparatoru’nun himaye antlaşmasını kabul ederek, Gelibolu’yu Osmanlılara iadesi. | |
| 1381 | Germiyan Beyi kızının, Kütahya, Simav, Eğrigöz ve Tavşanlı kasabalarını çeyiz olarak Osmanlı ülkesine katması. Hamidoğulları Beyliği’nden 6 şehrin satın alınması. | |
| 1382 | I. Murad’a “Hüdavendigar” ünvanının verilmesi. | |
| 1383 | Kara Timurtaş Paşa’nın Arnavutluk akını. | |
| 1384 | Bosna-Hersek akını. | |
| 1385 | Ohri’nin fethi. Arnavutluk’ta Savra zaferi. Savcı Bey isyanı. | |
| 1386 | Niş ve Sofya’nın alınışı. Mısır Kölemenleri ile ilk siyasi ilişkiler. | |
| 1387 | Veziriazam Çandarlı Hayreddin Paşa’nın ölümü. İkinci vezir Çandarlı Ali Paşa’nın vezir olması. | |
| 1389 | Konya’da Osmanlı Karaman Savaşı. Bosna’da Sırp, Arnavut ve Hırvatlar arasında Türklere karşı ittifak yapılması. Ploşnik bozgunu ve Osmanlı Devleti’ne karşı Balkan İttifakı’nın kurulması. Silistre, Ziştovi, Niğbolu, Plevne, Lofça, Deliorman ve Dobruca’nın Türk hakimiyeti altına alındı. I. Kosova zaferi. Osmanlılara karşı çıkan karışıklıklar ve Sırp Miloş Obroneviç tarafından I. Murad’ın şehit edilmesi. Yıldırım Bayezid’in tahta çıkışı. |
Babası: Sultan 1. Murad
Annesi: Gülçiçek Hatun
Doğum Tarihi: 1360
Tahta Çıkışı: 1389
Ölümü: 8 Mart 1403
Osmanlı Padişahları arasında hakkında en çok konuşulan Padişahın Yıldırım Bâyezid olduğu doğrudur. Bunun iki sebebi vardır: Birincisi; Kısa zamanda Anadolu birliğini kurup devleti genişletmesine rağmen, 1402’de Ankara’da Timur’a yenilerek tekrar başa dönülmesine sebep olmasıdır. İkincisi de, hem Emir Sultân Buharî’ye kayınpeder olması ve hem de içki içtiğine dair iddiaların bulunmasıdır. Önce Yıldırım Bâyezid’i tanıyalım.
1387 tarihinde katıldığı Karaman Seferinde gösterdiği kahramanlıklardan beri Yıldırım lakabıyla anılan I. Bâyezid, Sultân Murad’ın büyük oğlu ve veliahdıdır. Bursa’da babasının tahta çıktığı sene yani 761/1360 yılında Gülçiçek Hâtun’dan dünyaya gelmiş ve 791/1389 yılının Ramazan ayının beşinde de babasının şahâdeti üzerine tahta çıkmıştır. Padişah olmadan evvel sırasıyla Kütahya, Hamid İli ve ilk Amasya Sancak Beyliği gibi tecrübeleri bulunmaktadır.
Osmanlı Devleti’nin Kosova’da haçlı ordularıyla meşgul olmasını fırsat bilen Karamanoğulları, Osmanlı Devleti’ne ait sancak ve kazalara hücum başlattı. Bunu gören Yıldırım, 1390 yılının ilk günlerinde Anadolu birliğini tehlikeye sokmamak için hemen bu bölgeye intikal etti. Germiyan, Aydın, Menteşe ve Saruhan Beylikleri Osmanlı Devleti’ne bağlılıklarını bildirince, hemen 1390-91 kışında Ankara’ya gelerek orada kışlasını kurdu. Sonradan yanına Bizans İmparatoru II. Manuel’i de alarak Karaman bölgesine geçti ve onları ikaz etti. Zaten Karamanoğlu Damad Alâ’addin Bey de firar etmişti. Ege Adalarını vurarak Venedik Cumhuriyet’ine gözdağı vermeyi de ihmal etmeyen Yıldırım’ın bütün hayali İstanbul’u fethetmek idi. Bu sebeple 1391’de 7 ay sürecek olan İstanbul kuşatmasına başladı. Bizans’ın sulh ile itaat edeceğini umuyordu; ama olmadı.
Rumeli’nde gayr-i müslimlerle uğraşan Osmanlının aleyhine, durumu fırsat bilen Karamanoğlu-Candaroğlu ve Sivas’daki Kadı Burhâneddin’in ittifak yaptığı duyuldu. 1392’de Candaroğlu halledildi; İsfendiyaroğulları da Osmanlı’ya itaat etti. Kadı Burhâneddin ile olan savaş daha dehşetli idi. Yıldırım’ın oğlu Şehzâde Ertuğrul’un kumandasındaki Osmanlı ordusu, Çorum yakınlarında yenik düştü. Bu arada Yıldırım’ın kendisi Rumeli seferine devam ediyor ve 1392’de filozoflar diyarı olarak bilinen Atina Osmanlıya teslim oluyordu.
Bütün bu gelişmelerden rahatsız olan Macar Kralı Sigismund, üçüncü bir haçlı seferi hazırlığında idi. Gerçekten her çeşit düşman milletin yer aldığı 70.000 kişilik orduyla Tuna’yı geçerek Niğbolu’yu kuşattı ve düşman kuvvetler 130.000’e ulaştı. Ancak 25 Eylül 1396 tarihinde Avrupalıların asırlarca unutamayacakları Niğbolu Zaferi kazanıldı ve Yıldırım, artık Halife I. Mütevekkil tarafından Sultân-ı İklim-i Rum ve Sultân diye anılmaya başlandı. Üçüncü haçlı seferini fırsat bilerek yine Osmanlı topraklarına saldıran Karamanoğulları ise, nihâî dersi hak etmişlerdi ve gerçekten 1397’de Konya’ya giren Yıldırım eniştesi olan Karamanoğlu Beyini idam ettirdi ve Konya’yı Osmanlı Devleti’nin Karaman Eyâleti olarak ilan etti. Artık Anadolu birliği sağlanmış ve bütün Anadolu neredeyse Osmanlı Devleti’nin olmuştu. Rumeli’de Balkanlar Osmanlının hâkimiyetine girmişti.
İşte böyle bir dönemde Doğudan büyük bir tehlike geliyordu. Doğu Türkistan Hakanı Aksak Timur veya Timurlenk, fırtına gibi eserek Doğu Anadolu’yu tehdit ediyor ve memleketleri ellerinden alınan ve Osmanlıdan memnun olmayan Anadolu beyleri Timur’u tahrik ettikleri gibi, Timur’un düşmanları olan bazı beyler de Yıldırım’a sığınmış bulunuyorlardı. Timur nazik sayılabilecek bir üslupla Yıldırım’dan bu beyleri salı-vermesini ve kendisine tabi olmasını, şartlarının kabulü halinde, gayr-i müslimlerle olan cihadını takdir ettiği Osmanlı ordusuna yardım edeceğini ifade eden bir mektup gönderdi (Mektup, ‘Rum Meliki Yıldırm Bayezid’ diye başlamaktadır). Buna karşı Yıldırım’ın cevabı çok sert ve hatta hakaretâmiz oldu (Mektup, ‘Ey Timur denen parçalayıcı köpek ve Tekfurlardan daha kâfir olan adam’ diye başlamaktadır).
Neticede kaderin cilvesiyle Yıldırım’ın strateji açısından üstün görüldüğü uğursuz Ankara Meydan Muharebesi meydana geldi ve 28 Temmuz 1402 tarihinde Osmanlı ordusu yenik düştü ve Padişah esir alındı. Bu hadiseyle Osmanlı Devleti, cihan devleti olmaktan çıkmış ve yeniden başa dönmüştü. Zira bu savaşı takip eden yıllarda, 8 yıl kadar Anadolu’da kalan Timur buralarda terör estirdi ve eski beylere beyliklerini tamamen iade etti. 3 Mart 1403’de, bazı tarihçilerin ileri sürdüğü gibi intihar ederek değil, sıkıntıdan doğan bir kaç çeşit hastalığa dayanamayan Yıldırım vefat etti ve Osmanlı Devleti için Fetret Devri denen ara dönem başladı.
Yıldırım Bâyezıd devrinin ileri gelen devlet adamları arasında, iyi bir devlet adamı olmakla beraber takvâ cihetinden zayıf olduğu ittifakla açıklanan Çandarlı Ali Paşa, Timurtaş Paşa, Süleyman Paşa, İshak Bey ve Mihal oğlu Muhammed Bey zikredilebilir. Onun devrindeki âlimlerden ise, Şemseddin Fenari, oğlu Muhammed Şah Fenari, Hâfızuddin Muhammed Kürdî, Şeyh Kutbuddin İznikî ve Şihâbüddin Sivasî unutulmamalıdır. Devrinin Horasan erenlerinin başında, Emir Sultân denen Bâyezid’in damadı Şemseddin Muhammed Huseynî, Hacı Bayram ve Şeyh Abdurrahman-ı Erzincanî gelmektedir. Mevlid yazarı Süleyman Çelebi de onun zamanındaki en büyük şairlerdendir.
ZEVCELERİ: 1- Germiyanoğlu Devlet Şah Hâtun; İsa, Mustafa ve Musa’nın annesi. 2- Devlet Hâtun; Yine Germiyanoğlu olduğu söylenen ve Sultân Mehmed Çelebi’nin annesi ve ilk Vâlide Sultân. 3- Hafsa Hâtun; Aydınoğlu İsa Bey’in kızı. 4- Sultân Hâtun; Dulkadiroğlu Süleyman Şah kızı. 5- Marya (Olivera Despina) Hâtûn; Sirbistan Kralı Lazar’ın kızı. ÇOCUKLARI: 1- Ertuğrul Çelebi. 2- İsa Çelebi. 3- Mustafa Çelebi (Tartışmalıdır). 4- Büyük Musa Çelebi. 5- İbrahim Çelebi. 6- Kâsım Çelebi. 7- Yusuf Çelebi. 8- Hasan Çelebi. 9- Erhondu Hâtun. 10- Fatma Hâtun. 11- Paşa Melek Hâtûn. 12- Oruz Hâtûn. 13- Hundî Hâtûn. 14- Şehzâde Mehmed .
| 1389 | Sultan I. Murad’ın şehit edilmesi. Yıldırım Bayezid’in tahta çıkışı. Yıldırım Bayezid’in oğlu Çelebi Mehmed’in doğumu. Yıldırım Bayezid’in, Devlet tarihinde en önemli bir yetkiyi üstlenmesi. Bizans İmparatorlarını tayin ve azletmesi. | ![]() |
| 1390 | Aydın-Saruhan-Germiyan-Menteşe Beyikleri’nin Osmanlı Devleti’ne katılması. Karaman seferi. Konya’nın kuşatılması. Yıldırım Beyazid’in Sırp Prensesi Olivera ile evlenmesi. Gelibolu tersanesinin inşası. Alaşehir’in alınması. İstanbul’un Türkler tarafından ilk kuşatılması. | |
| 1391 | İkinci Mora seferi. Macaristan’da ilk Osmanlı zaferi. | |
| 1392 | Kastamonu Beyliği’nin işgal edilmesi. Çandaroğlu İsfendiyar’ın Osmanlı hakimiyetine girmesi. İşkodra ve Amasya’nın işgali. | |
| 1393 | Devlette hukukî gelişme. Mahkeme Rüsumu’nun konulması. | |
| 1394 | Selanik ve Yenişehir bölgesinin fethi. Arnavutluk istilası. | |
| 1395 | İstanbul’un ikinci kuşatması. Beyazid’in Abbasi Halifesinden “Sultan” ünvanını istemesi. Niğbolu zaferi. | |
| 1396 | Yıldırım Beyazid’e “Sultan-ı Rum” ünvanının verilmesi. Arnavutluk fethi. Akçay Zaferi. Karaman ülkesinin Osmanlı hâkimiyetini kabulü. | |
| 1397 | Anadolu Hisarı’nın Yıldırım Beyazid tarafından inşası. İstanbul’un üçüncü defa kuşatılması. Yıldırım’ın Yunan seferi. Kadı Burhaneddin’in ölümü. Karadeniz Beylikleri’nin zaptı. | |
| 1398 | Dulkadir Beyliği’nin hakimiyet altına alınması. | |
| 1399 | Yıldırım Bayezid-Timur anlaşmazlığının başlaması. | |
| 1400 | İstanbul’da bir Türk mahallesi, şeriye mahkemesi ve bir cami yapılması. İstanbul’un dördüncü defa kuşatılması. | |
| 1401 | Erzincan Beyliği’nin işgali. | |
| 1402 | Ankara Savaşı. Yıldırım Beyazid ile Timur ordusunun karşı karşıya gelmeleri, beklenilmiyen bir bozgunla savaşın kaderinin değişmesi. Ankara bozgunu ve Yıldırım Bayezid’in esareti. Fetret Devri. Osmanlı Devleti’nde kardeşler, Şehzadeler arası mücadelenin başlaması ve çeşitli olaylarla devletin on yıl sürecek iktidar mücadelesi içinde ve çatışma ortamında zaman kaybetmesi. Üç şehzade idaresinde üç ayrı Osmanlı hükümeti. Bursa, İznik ve İzmit şehirlerinin yağmalanması. Osmanlı ülkesinde anarşinin başlaması. | |
| 1403 | Yıldırım Beyazid’ın vefatı. Sultan I. Mehmed’in tahta çıkışı. |
İlgili Yazı: ANKARA SAVAŞI
Babası: Sultan Bayezid Han
Annesi: Devlet Hatun
Doğduğu Tarih: 1387
Padişah Olduğu Tarih: 1413
Öldüğü Tarih: Mayıs 1421
1413-1421 tarihleri arasında Osmanlı tahtına oturan Sultân Mehmed Çelebi, 781/1380 yılında Germiyanoğullarından Süleyman Şah’ın kızı Devlet Hâtun’dan dünyaya gelmiştir. Asil ve dindar bir devlet adamı olan Mehmed Çelebi, bazı tarihçiler tarafından Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu ve 9. asrın müceddidi kabul edilmektedir.
Babasının esareti sırasında vezir Bâyezid Paşa’nın tavsiyelerine uyarak Amasya’ya gitti ve padişahlığını ilan etti. Kardeşi İsa Çelebi’yi tasfiye etti. Ancak Süleyman Bey’in Ankara’ya kadar gelmesi üzerine, Amasya-Tokat-Sivas bölgesiyle yetindi. İyi bir diplomattı. Musa Çelebi önce Mehmed Çelebi’ye itaat etti. Ancak 1410 yılında Rumeli’de saltanatını ilan edince durum değişti. 1413 yılında kardeşi Musa Çelebi’nin öldürülmesinden sonra, Osmanlı tahtının tek vârisi olarak kaldı. Osmanlı tarihçileri tarafından yeni asrın yani Hicrî 9. asrın siyâset alanında müceddidi olarak kabul edilmektedir.
Çelebi Mehmed Rumeli’ndeki olaylarla uğraşırken, Karamanoğlu yine harekete geçti. Germiyanoğlu Yakub Bey’in Mehmed Çelebi’ye itaatini bildirmesi üzerine Bursa’yı kuşattı. Hacı İvaz Paşa’nın kahramanca müdafaası üzerine Yıldırım Bâyezid’in sur dışında kalan kabrine hakaret bile etti. İşte bu kargaşa içinde Sultânlık koltuğuna oturan Mehmed Çelebi, Aydın’daki Candaroğullarının da tabiiyetini kabul ettikten sonra Karamanoğlu’nun üzerine yürüdü ve halasının oğlu olan Karamanoğlu II. Mehmed Bey’i esir aldı. Sonra affetti. Bu arada Venedik donanmasına karşı 1416 yılında Çalı Bey komutasındaki Osmanlı donanması hücuma geçti, ancak mağlup oldu. Buna karşılık Macar Kralı Sigismund’un haçlı seferi teşebbüsü, Mehmed Çelebi’nin bir paşası olan Gâzî İshak Bey tarafından püskürtülünce Osmanlı prestij kazandı. İshak Bey’in 1415 muharebesinden sonra Türklerin Bosna Sarayı dedikleri Sarajevo Osmanlı’nın eline geçti. İshak Bey’in Rumeli’deki bu fetihleri Romanya ve diğer Balkan bölgelerinde de devam etti. Sultân Mehmed de boş durmuyor ve Sinop’daki Candar Beğliğinin bir kısım topraklarını Osmanlı Devleti’ne ilhak ediyordu.
Osmanlı Devleti, yeniden eski ihtişamına kavuşmak üzere iken, iç ve dış düşmanlar, iki büyük gaileyi Osmanlı Devleti’nin başına açmakta gecikmediler. Ancak Sultân Mehmed’in fevkalade basiretli idaresi ve Allah’ın yardımıyla bu iki büyük bela da aşıldı.
Bunlardan birincisi, Şeyh Bedreddin isyânı idi. Musa Çelebi’nin Kazaskeri ve bir nevi Şeyhülislâmı olan bu ilim adamı, belli çevrelerce kullanıldı. Musa Çelebi’nin tasfiyesinden sonra Sultân Mehmed tarafından yüksek bir maaş verilerek İznik’te mecburi ikamete zorlanan Şeyh Bedreddin, Aydın ve İzmir taraflarında fesada başlayan Börklüce Mustafa ve Manisa civarında ortaya çıkan ve aslında bir Yahudi dönmesi olan Torlak Kemal ile olan eski ilişkilerinden korkarak, Kastamonu-Sinop-Kefe üçgenini takipten sonra Eflak Voyvodasına sığındı. Daha önce Şeyh Bedreddin’in kazaskerliği sırasında onun kethüdalığını yapan Börklüce Mustafa, İzmir’de, Urla yarımadasının kuzey tarafındaki Karaburun’da, Yahudi dönmesi Torlak Kemal ise, Manisa’nın Kızılbaşlarla meskûn bölgelerinde Osmanlı Devleti’nin aleyhinde bir isyan hareketine hazırlık yapıyorlardı. Şeyh Bedreddin’in de Rumeli’de bu tür hareketlere girişme teşebbüsleri bardağı taşıran son damla oldu. Bizans bunları şiddetle destekliyordu. Ordularının sayısı 5.000 ve 10.000’lerle ifade edilen ve Dede Sultân diye de anılan Börklüce Mustafa’nın isyanı, Timurtaş Paşa-zade Ali Bey’in de mağlup olmasıyla ciddileşti. Mehmed Çelebi’nin oğlu Şehzâde Murâd, Bâyezid Paşa’nın da yardımıyla Börklüce Mustafa ve asi kuvvetlerin üzerine yürüdü ve ele geçirilen Dede Sultân idam edildi. Bunu Torlak Kemal’in tepelenmesi izledi ve böylece Osmanlı Devleti’nde ilk ciddi alevi isyanı bastırılmış oldu.
Bunun üzerine Rumeli’deki Deliorman’da yerleşen Şeyh Bedreddin isyanı genişletme çabalarını sürdürdü. Selanik taraflarında Düzmece Mustafa ile meşgul olan Sultân Mehmed, olayı duyunca hemen Serez’e geldi ve Bâyezid Paşa’nın gayretiyle Şeyh Bedreddin ele geçirildi ve Serez çarşısında idam edildi. İdamına fetvâ veren ise, Sa’deddin Teftezâni’nin talebelerinden olan Herat’lı Mevlânâ Haydar’dır. 1420 yılında bu olay da kapatılmıştır.
Sultân Mehmed’in ikinci belası ise, Timur tarafından esir alınarak 16 yıl ortadan kaybolan ve ancak Bizans ve benzeri dış düşmanların tahriki ile saltanat iddiasıyla ortaya çıkan Yıldırım’ın gerçekten oğlu Düzmece Mustafa’dır. Normalde Sultân Mehmed’in ağabeyidir. Niğbolu Sancakbeyi Aydınoğlu Cüneyd’in de desteğini alarak kıyam eden Düzmece Mustafa, Sultân Mehmed’e yenildi ve Bizans İmparatoruna sığındı. Sultân Mehmed hayatta olduğu müddetçe salıverilmemek ve buna karşılık İmparatora yılda 300.000 akçe ödenmek şartıyla anlaşma yapıldı ve hatta bu anlaşmanın da etkisiyle Sultân Mehmed, 1420’de İstanbul’da İmparator II. Manuel’i ziyaret bile etti.
Sultân Mehmed Çelebi 39 yaşında vefat etti ve Bursa’daki Yeşil Türbeye defn olundu. Vefatında Osmanlı devleti eski genişliğine ve kuvvetine ulaşmıştı. 24 kere savaşa giren Mehmed Çelebi 40 yerinden yara almıştı. Samimi, dürüst, dindar ve diplomat bir devlet adamıydı.
ZEVCELERİ: 1- Şeh-zâde Kumru Hâtûn; Amasyalı bir Paşa’nın torunu. 2- Emine Hâtun; Dulkadır oğlu Mehmed Bey’in kızı ve II. Murad’ın annesi. ÇOCUKLARI: 1- Şehzâde Küçük Mustafa. 2- Şehzâde II. Murâd. 3- Şehzâde Mahmûd. 4- Şehzâde Yusuf. 5- Şehzâde Ahmed.
Sultân Mehmed Çelebi zamanındaki ileri gelen devlet adamları arasında, baştan beri onun sadık bir veziri olan Bâyezid Paşa’yı, ilmiyeden gelen İbrahim Paşa’yı ve Bursa kahramanı Hacı İvaz Paşa’yı; asrındaki büyük âlimler arasında Sa’deddin Teftezânî’nin talebelerinden Mevlânâ Burhânüddin Haydar’ı, Mevlânâ Sarı Ya’kub’u, Kara Ya’kub lakabıyla meşhur olan Ya’kub bin İdris’i, Kâfiyeci lakabıyla meşhur Mevlânâ Muhyiddin’i ve Bâyezid-i Sofî’yi; zamanındaki maneviyât erenlerinden özellikle Şeyh Abdüllatif’i, Amasyalı Pir İlyas’ı ve Şeyh Muslihuddin Halife’yi; şâirlerden ise sadece Hüsrev ü Şirin müellifi Şeyhi ile Molla Ezherî ve Şair Zihni’yi sayabiliriz .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
| 1403 | Sultan Yıldırım Bayezid’in ölümü. Bizans İmparatorluğu ve Mısır Sultanlığı’nın ve Osmanlı şehzadelerinin Timur’a tabiyeti. Timur’un Anadolu’dan ayrılması. İsa ve Musa Çelebiler mücadelesi. Çelebi Mehmed’in Bursa ve Balıkesir’i zaptı. Şehzade Murad’ın doğumu. İsa Çelebi’nin Çelebi Mehmed’e taarruz etmesi. | ![]() |
| 1412 | Çelebi Mehmed ve Musa Çelebi arasında İnciğiz savaşı. | |
| 1413 | Sultan I. Mehmed’in duruma hâkim olup, devleti Edirne’de yeniden kurması. Sultan I. Mehmed’in tahta çıkışı. | |
| 1414 | Karamanoğlu II. Mehmed’in Bursa kuşatması. Sultan I. Mehmed’in ikinci Karaman seferi. Akşehir, Beyşehir, Seydişehir, Kadınhanı taraflarının alınması. Konya’nın kuşatılması. Karamanoğlu’nun Bursa Kalesi’ni 31 gün süren kuşatması. | |
| 1415 | İkinci Karaman seferinin tamamlanması. Donanmanın adalar seferi. Menteşe Beyi İlyas Bey’in bastırdığı paraya kendi adı ile birlikte Osmanlı Sultanının adını koyması. | |
| 1416 | Osmanlı-Venedik Deniz Savaşı ve barışı. Şeyh Bedreddin isyanı. Osmanlı ordusunun Macar taraflarına doğru seferi. Avlonya’nın fethi. | |
| 1417 | Mirca (Eflak Beyi) ile anlaşma yapılması ve senede 13 duka altını vergiye bağlanması. Samsun bölgesi’nin zaptı. Tatar aşiretlerinin Rumeliye iskan edilmek üzere nakilleri. | |
| 1418 | Türklerle Macarlar arasında çarpışmalar. Orhan Gazi için Bursa’da yaptırılan Yeşil Cami ve Türbe’nin inşaatının tamamlanması. Hereke, Gebze, Darıca, Kartal ve Pendik taraflarının alınması. | |
| 1419 | Samsun’un yerli halk tarafından yakılmasından sonra Hamza Bey tarafından alınması. | |
| 1420 | Anadolu’da Börklükçe-Mustafa ile Tarlak-Kemal ve Rumeli’de Şeyh Bedreddin isyanları ve bastırılması. | |
| 1421 | Sultan I. Mehmed’in ölümü. II. Murad’ın Bursa’da tahta çıkışı. |
Babası: Sultan I. Mehmed Han
Annesi: Emine Hatun
Doğduğu Tarih: 1402
Devlet Reisi Olduğu Tarih:
Birinci defa (1421-1443)
İkinci defa 1443
Son defa (1444-1451)
Öldüğü Tarih: 3 Şubat 1451
Bazı tarihçilerin Osman Bey’den sonra ikinci kurucu dedikleri Sultân II. Murâd, 1404 yılında Dulkadiroğlu Emine Hâtun’dan Amasya’da dünyaya geldi. 1421 yılında babasının vefatından 41 gün sonra gelip Edirne’de tahta oturur oturmaz, Limni’de göz hapsinde bulunan amcası Düzmece Mustafa, Bizans İmparatoru tarafından serbest bırakılınca büyük bir sıkıntıyla karşı karşıya geldi. Mustafa Çelebi, Edirne’ye gelerek padişahlığını ilan etti ve bununla da kalmayarak ordusuyla Bursa’daki II. Murad’ın üzerine yürüdü. 1422’de Sultân Murad’a mağlup olan amca Mustafa, düzmece olduğu iddiasıyla idam edildi. Aslında düzmece olmadığını daha evvel ifade etmiştik. Bizans’ın ihanetini gören Sultân Murad, hemen 30.000 askerle İstanbul’u kuşattı. Maddi sebepler açısından teslim almayı ümit ederken, 13 yaşındaki Küçük Mustafa’nın İznik’de Bizansın tahrikiyle saltanat ilan ettiğini duydu ve hemen ona yöneldi. Bu arada fırsatı ganimet bilerek Osmanlıya problem çıkaran Anadolu beyliklerinin de üzerine gitti ve sırasıyla Aydın, Teke, Menteşe ve Germiyân Oğulları beyliklerini tarihten silerek tamamen Osmanlı Devleti’ne ilhak etti.
Sultân Murad’ın Anadolu’daki sıkıntıları devam ederken Macarlar ve Sırplar Osmanlı Devleti’ni rahatsız ediyorlardı. 1425’de Venedik ile sulh yapan Sultân Murad, 1426’da Macar ordusunu bozdu ve fetihlere devam etti. Bu zaferler devam ederken, en önemlisi İzladi mevkiindeki 1443 yılındaki yenilgi olmak üzere, Osmanlı ordusu Hıristiyan kuvvetler karşısında bir kaç defa mağlup duruma düştü. Bunun üzerine Sultân Murâd, Macaristan’la Segedin Andlaşmasını imzalamak durumunda kaldı (1444). Aynı yıl, Mısır’daki İslâm âlimlerinin de manevi desteği alınarak Karamanoğlu II. İbrahim Bey ile de sulh andlaşması imzalandı.
40 yaşına gelen ve gerçekten de yıpranan II. Murad, 1444 Ağustos’unda oğlu Mehmed’i tahta geçirerek, kendisi ibadet ve taatle meşgul olmak üzere Manisa’ya çekildi ve Fâtih Sultân Mehmed birinci defa Osmanlı Sultânı oldu.
Hem Osmanlı ordusunun yenilgisinden ve hem de Fâtih’in 14 yaşında bir genç Padişah olmasından heveslenen Papa, yeni bir haçlı seferi için kolları sıvadı ve haçlı orduları Osmanlı Devleti aleyhinde Ak Şövalye diye bilinen Erdel Voyvodası Hunyadi Yanoş kumandanlığında bir araya geldiler. Tuna’yı geçerek Varna’yı kuşattılar. Tahtta oturan II. Mehmed, yapılan meşveretler ve özellikle Vezir-i Azam Çandarlı-zade Halil Paşa’nın ısrarlarıyla, II. Murad’ı yani babasını tahta davet etti. 1444 yılında ikinci defa sultan olan II. Murâd, hemen Edirne’ye geldi ve 40.000 askeriyle Varna önlerine ilerledi ve sadece 150 şehidle haçlı ordusunu darmadağın etti. Bütün İslâm âleminde ve özellikle Kahire’de dualarla yâd edilen bu zafer, Osmanlı Devleti’nin Balkanların sahibi olduğunu tescil etmişti. Edirne’ye dönen II. Murad yeniden yani ikinci defa oğlunu tahta çıkardı (1445).
Devlet adamları ve yeniçeri bu duruma razı olmadı ve Sultân Murad’ın yeniden tahta geçmesini ısrarla arzu ettiler. Bu ısrar karşısında üçüncü defa II. Murad tahta çıktı ve oğlu da böylece iki defa tahta çıkıp inmiş oldu (1446). Varna zaferinden sonra Arnavutluk’da İskender denilen bir mürtedle başı belaya giren II. Murad, oğlu Fâtih’i de alarak Arnavutluk seferine çıktı. Bu durumu fırsat bilen Ak Şövalye, Papanın da desteğini alarak bir diğer haçlı seferi daha düzenledi ve Osmanlı sınırlarını geçerek Kosova Ovasına kadar geldi. 17 Ekim 1448 tarihinde II. Kosova Zaferini kazandı ve böylece Avrupalıların Türkleri Balkanlardan atmak için giriştikleri son seferi de zaferle tamamlamış oldu. Buradan Edirne’ye dönen II. Murad 1449 yılında oğlunu evlendirdi. Oğlunu Manisa Sancakbeyliğine gönderen II. Murâd, 3 Şubat 1451 sabahı Edirne Sarayı’nda vefât eyledi.
ZEVCELERİ: 1- Dulkadiroğlu Alîme Hâtûn. 2- Yeni Hâtun; Amasyalı Mahmûd bey’in kızı. 3- Hüma Hâtun: Abdullah isimli bir şahsın kızı ve Fâtih’in annesi. Fâtih’in annesinin devşirme olduğu nakledilmektedir. Ancak Müslüman olduğu kesindir ve hele Ortodoks olan Mara Hâtûn ile Fâtih’in üvey annelik dışında alakası yoktur. 4-Tâcünnisâ Hatice Halîme Hâtun; Candaroğlu İsfendiyar Bey’in kızı. 5-Mara Hâtun; Çocuksuz ve ortodoks olarak ölen ve Fâtih’in üvey annesi olan bu kadın, Sırbistan Despotu George Bronkoviç’in kızı.
ÇOCUKLARI: 1- Fâtih Sultân Mehmed. 2- Ulu Şehzâde Alaaddin Bey. 3- Şehzâde Büyük Ahmed. 4- Şehzâde İsfendiyar. 5- Şehzâde Hüseyin. 6- Şehzâde Orhan. 7-Şehzâde Hasan. 8- Şehzâde Küçük Ahmed. 9- Yusuf Âdil Şah. 10- Hatice Sultân. 11- Hafsa Sultân. 12- Fatma Sultân. 13- Erhondu Sultân. 14- Şehzâde Selçuk Sultân.
Asrındaki büyük devlet adamları arasında, Timur Paşa’nın oğlu Gâzi Umur Paşa, Çandarlı-zâde Halil Paşa, devşirmelerden Şihâbüddin Paşa, Damad Karaca Paşa, Zağanos Paşa ve Kasım Paşa’yı; asrının meşhur âlimlerinden Molla Fenari’den sonra müftülük makamına gelen Molla Yegân lakabıyla meşhur Mevlânâ Muhammed, Molla Şemseddin Gürânî, Seyyid Alâ’addin Semerkandî, Hızır Beğ ve Alâ’addin Tûsî’yi; maneviyât erenlerinden Hacı Bayram’ın halifelerinden Ak Bıyık, Muhammediyye müellifi Yazıcızâde, Envâr’ül-Âşıkîn adlı eserin müellifi Ahmed-i Bîcan ve Şeyh Muslıhuddin’i; şâirlerden Hacı İvaz Paşa’nın oğlu Atâyî ve şiirlerinden dolayı idam edilen Nesîmî’yi mutlaka zikretmeliyiz.
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
| 1421 | Çelebi Mehmed’in ölümü. II. Murad’ın Bursa’da tahta çıkışı. | ![]() |
| 1422 | Mustafa Çelebi’nin (Düzmece) ortadan kaldırılması. II. Murad ile Mustafa Çelebi arasında Ulubad olayı. II. Murad’ın Rumeli seferi. İstanbul’un 6. defa kuşatılması. | |
| 1423 | Eflak, Arnavutluk ve Mora seferleri. | |
| 1424 | Kuzey Karadeniz’in Sinop Bölgesi’nde Çandaroğlu İsfendiyar Bey’in itaat altına alınması. Çandaroğlu Beyliği’ne son verilmesi. Osmanlı Devleti ile Bizans arasında barış antlaşması. Sırbistan, Eflak ve Macaristan ile anlaşmalar imzalanması. Devlet idaresinde örgütlenme, dini işlerin örgütlenmesi için Şeyhülislamlık makamının kurulması. | |
| 1425 | Molla Fenarî’nin ilk Şeyhülislâm olarak tayini. | |
| 1426 | İzmir Bey’i Cüneyd’in idamı. Teke Beyliği’nin Devlet topraklarına katılması. | |
| 1428 | Germiyan Beyliği’nin Osmanlı ülkesine katılması. | |
| 1429 | Anadolu’nun manevi koruyucusu Hacı Bayram Veli’nin vefatı. Emir Sultan’ın ölümü. | |
| 1430 | Selânik’in fethi. Gelibolu zaferi. | |
| 1431 | Yanya’nın fethi. | |
| 1432 | Sultan II. Murad’ın oğlu Fatih Sultan Mehmed’in Edirne’de doğumu. | |
| 1435 | Osmanlılara karşı Macaristan, Sırbistan ve Eflak Hükûmetleriyle ittifak eden Karaman Beyi İbrahim Bey’in ortadan kaldırılması. Sırp ve Eflak hükümdarlarının Osmanlı tabiyetine girmeleri. | |
| 1439 | Semendire’nin alınışı. Macar kralı II. Albert’in mağlubiyeti. | |
| 1441 | Başarısız Belgrad kuşatması. | |
| 1443 | Macar Yanko Hunyad’ın kumandasındaki Haçlı ordusunun Niş ve Derbendi almaları. | |
| 1444 | Yalvaç Muharebesi. Segedin barışı. II. Murad’ın kendi isteği ile tahttan çekilişi ve yerine şehzadesi II. Mehmed’in tahta çıkışı. II. Murad’ın Edirne’den Manisa’ya hareketi. Segedin barışının bozulması ve devlete harp ilanı. Fatih’in babasını tekrar tahta oturması için göreve çağırması. Varna zaferi. | |
| 1445 | Sultan Mehmed’in tahtı babasına bırakıp, Manisa’ya çekilmesi. Edirne’de II. Murad’ın ikinci defa tahta çıkışı. | |
| 1446 | Sultan II. Murad’ın Mora seferi ve Mora despotluğunun vergiye bağlanması. | |
| 1447 | Arnavutluk’ta İskender Bey isyanı ve “Kroya-Akçahisar”ın ilk kuşatması. I. Mehmed’in oğlu Şehzade Bayezid’in doğumu. | |
| 1448 | I. Kosova zaferi. | |
| 1449 | I. Mehmed’in Dulgadiroğlu Beyi’nin kızıyla Edirne’de evlenmesi. Arnavutluk’un fethi. | |
| 1450 | I. Murad’ın son Arnavutluk seferi ve Kroya-Akçahisar’ın ikinci kez kuşatması. | |
| 1451 | Sultan II. Murad’ın ölümü ve Bursa’da defnedilmesi. Sultan II. Mehmed’in ikinci defa törenle tahta çıkışı. |
Babası : Sultan II. Murad
Annesi : Hüma Hatun
Doğduğu Tarih : 30 Mart 1432
Padişah Olduğu Tarih : 1444-1451
Öldüğü Tarih : 3 Mayıs 1481
Fâtih Sultân Mehmed, 30 Mart 1432 tarihinde Edirne Sarayında Hüma Hâtun’dan dünyaya geldi. Annesi onun gerçek saltanatını görmeden 1449 yılında vefât eyledi. Bir görüşe göre 19 ve bir diğerine göre 21 yaşında babasının vefatı üzerine üçüncü defa saltanat koltuğuna oturdu ve sınırları Tuna’dan Kızılırmak’a kadar genişleyen Devletinin başşehri olarak İstanbul’u almak ve Hz. peygamber’in övgüsüne mazhar olmak en büyük ideali idi.
İstanbul’u almak için Boğaz’a hâkim olmanın şart olduğunu bilen Sultân Mehmed, 1452’de Boğazkesen Hisârı dediği Rumelihisârını inşa ettirdi. Karşısında Yıldırım’ın inşa ettirdiği Anadoluhisârı yükseliyordu ve artık Osmanlının izni olmadan boğazı geçmek mümkün değildi. 1 Eylül 1452’de Edirne’ye dönen Sultân Mehmed, hemen kendisinin planlarını çizdiği topların dökümüne başladı. Deneyler yapıldı ve dünyanın harp aletleri alanında harikaları vücuda getirildi.
Planı sezen İmparator zor durumdaydı; zira Bizans ikiye ayrılmıştı. Avrupa, yardım için Katolik olmalarını istiyor ve Ortodokslar ise hayır diyordu. 12 Aralık 1452’de Ayasofya’da Katolik ayini yapılması, Sultân’ın işlerini kolaylaştırıyor ve Bizans Başbakanı Notaras, “Bizans’ta Latin şapkası görmektense, Türk sarığı görmeyi tercih ederim” diyordu. Bizans’lılar parlayan ateşlerine ve Hz. Meryem’e güveniyorlardı. Ancak 1453 Şubatında Edirne’den yola çıkan toplar 5 Nisanda İstanbul önlerine geldi. 6 Nisan’da muhasara başladı. 53 gün süren muhasara sırasında Fâtih’in ordusu, tarihe geçen kahramanlıklar yazdı. Bizans’ın Galata ile Sarayburnu arasına gerdiği zincirler, Osmanlı donanmasının karadan yürütülerek Haliç’e girmesiyle parçalanmıştı. Muhasaranın 53. Günü Hz. peygamber’in müjdelediği fetih 29 Mayıs 1453 günü gerçekleşti ve Osmanlı ordusu tekbir sesleriyle Topkapı ve Eğrikapı yönlerinden İstanbul’a girdi. Ayasofya’ya sığınan on binlerce insanın burnu bile kanamadı ve İslâm Hukukunun bu konudaki hükümleri aynen uygulandı ve herkese temel hak ve hürriyetleri tanındı.
Fâtih’in fetihten sonra yaptığı ilk iş, İstanbul’un maddi ve manevi imar edilmesidir. Bu işi tamamladıktan sonra Belgrad hariç bütün Balkanları Osmanlı Devleti’ne ilhak eyledi. Batıyı emniyete aldıktan sonra, kendisine pürüz çıkaran Karamanoğulları ve İsfendiyaroğulları Beyliklerini tamamen ortadan kaldırdı. Bu arada Bizans’ın artığı olan Trabzon’daki Pontus İmparatorluğu da 1461 yılında tamamen tasfiye edilmiş oldu. Komutanlarından Gedik Ahmed Paşa, Kırım’ı aldı.
Bütün bu fetihler, başta Abbasî Halifesi olmak üzere herkes tarafından takdir edilirken, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Fâtih’e kafa tutuyordu. Bunun üzerine Erzincan civarındaki Otlukbeli denilen yerde 1473 tarihinde bu sıkıntı da bertaraf edildi ve artık Osmanlı devleti Toroslara kadar genişledi. Fâtih Sultân Mehmed, yeni bir harbin hazırlığında iken, 1481 yılında 51 yaşında Gebze’de vefat etti. 28 yıllık padişahlığı süresince 2 İmparatorluk, 14 devlet ve 200 şehir fethederek Fâtih ünvanını Hz. peygamber’den alan Sultân Mehmed, devletin sınırlarını 2.214.000 km2’ye genişletmişti ki, bu 3 Türkiye Cumhuriyeti eder demektir. Balistikteki keşifleri, Matematik ilmindeki dehası, dinî ilimlerde büyük bir âlim olması, Arapça, Farsça, Yunanca, Sırpça, İtalyanca ve benzeri önemli dünya dillerinden dokuzuna vâkıf olması, onu Osmanlı tarihinin en büyük askeri, devlet adamı ve âlimi olduğunu, düşmana ve dosta söyletmiştir.
Ona bu büyük fetihte yardımcı olan devlet adamları arasında, Çandarlı Halil Paşa, Mahmûd Paşa, Rum Mehmed Paşa, İshak Paşa, Gedik Ahmed Paşa, Zağanos Mehmed Paşa, Balaban Bey, Bali Bey ve benzeri çok sayıda devlet adamı ve komutanları saymak mümkün olduğu gibi, manevi komutanlar arasında ise, asrının büyük âlimlerinden ve maneviyât erenlerinden, Molla Hüsrev, Molla Gürânî, Molla Zeyrek, Akşemseddin, Hızır Bey, Hocazâde Efendi, Molla Vildân ve Molla Şeyh Vefâ ve benzeri zatları zikretmek icabeder.
ZEVCELERİ: 1- Gülbahar Hâtûn; II. Bâyezid ile Gevher Sultân’ın annesi. 2- Gülşah Hâtun; Karaman Oğullarından İbrahim Beğ’in kızıdır. 3- Sitti Mükrime Hâtun; Dülkadiroğlu Süleyman Bey’in kızıdır. 4- Çiçek Hâtun; Türkmen Beyi kızıdır. 5- Helene Hâtun; Mora Despotu Demetrus’un kızıdır. 6- Anna Hâtûn; Trabzon İmparatorunun kızıdır; evlilikleri kısa sürmüştür. 7- Alexias Hâtun; Bizans Prenseslerindendir.
ÇOCUKLARI: 1- Şehzâde Sultân Mustafa Hân. 2- Gevher Sultân. 3- Şehzâde Cem Hân. 4- Şehzâde Bâyezid Hân. 5- İsmi bilinmeyen iki kızı.
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
| 1451 | Sultan II. Murad’ın ölümü ve Bursa’da defnedilmesi. Sultan II. Mehmed’in ikinci defa törenle tahta çıkışı. Şehzade küçük Ahmed’in “Nizam-ı Alem” için boğdurulması. Cülus tebriki için gelen elçilerle, barış antlaşmalarının yenilenmesi. Karaman isyanının bastırılması. Menteşe Beyliği’nin alınması. Cülus törenlerinde bahşiş verilme uygulaması başlaması. | ![]() |
| 1452 | Rumelihisarı’nın yapılması ve Anadoluhisarı’nın tamir edilmesi. Bizans İmparatorluğu’na harp ilanı ve İmparatorun İstanbul kapılarını ördürmesi. Fatih’in İstanbul’dan Edirne’ye hareketi. | |
| 1453 | Haliç’in ağzına zincir gerilmesi. “Şahi” adı verilen büyük topun İstanbul önlerine getirilmesi. İstanbul çevresinin işgalinin başlaması. Türk ordusunun İstanbul önlerine gelmesi. İstanbul surunun önünde Fatih’in karargâh kurması. Donanmanın bir gece içinde, Kasımpaşa’dan Haliç’e karadan geçirilerek indirilmesi. Fatih’in ordusu ile Cuma namazını kılarak kuşatma harekâtını başlatması. Haliç-Marmara arasında kuşatma hattının kurulması. Teslim teklifinin Bizans İmparatoru tarafından reddedilmesi. Harp harekatının başlaması. | |
| 29.05.1453 | İstanbul’un Fethi. Fatih’in İstanbul’a girişi. Çağ değişimi. Ortaçağın bitmesi. Yeniçağın başlaması. İstanbul’un devletin merkezi olması. Fatih’in Batı Hristiyanlığına karşı, Doğu Hristiyanlığını himayesi altına alarak yeni bir Rum Ortodoks Patriki tayin etmesi. Veziriazam Çandarlı Halil Paşa’nın azledilmesi. Yerine ikinci vezir Mahmud Paşa’nın görevlendirilmesi. İstanbul Valiliğine Süleyman Bey’in, Kadılığına Celalzade Bey’in atanması. Silivri Kalesi’nin teslim olması. İmroz, Limni ve Taşoz’un Devlet topraklarına katılmaları. Enez, Midilli ve Ceneviz Beyleri’nin tabiyetlerini bildirmeleri. | |
| 1454 | Venedik Cumhuriyeti ile barış imzalanması. Birinci ve ikinci Sırp seferleri. Rodos Şövalyelerine harp ilanı. Osmanlı donanmasının Adalar seferi. | |
| 1456 | Üçüncü Sırbistan Seferi ve Belgrad’ın kuşatılması. | |
| 1458 | Mora Seferi. Sırbistan’ın fethi. Yedikule’nin yapılmasına başlanması. Atina’nın fethi. Eyüp Caminin inşaatına başlanması. | |
| 1459 | Güney Mora’nın fethi. Anadolu’nun manevi kahramanı ve Fatih’in hocası Akşemseddin Hoca’nın vefatı. Semendire’nin fethi. Sırbistan’ın Türk vilayeti haline gelmesi. Şehzade Cem Sultan’ın doğumu. | |
| 1460 | Güney Mora despotluklarının alınması. Eflak’ın himaye altına alınması. | |
| 1461 | Amasra Ceneviz kolonosininin fethi. Trabzon Rum İmparatorluğu’nun sona erdirilmesi. Çandaroğulları Beyliği’nin topraklarının, Osmanlı ülkesine katılması. Arnavutluk mütarekesi. | |
| 1462 | Eflak Prensliği’nin tabiyet altına alınması. Midilli Adası’nın fethi. Çanakkale Boğazı Kaleleri’nin onarılması. Fatih Cami’nin temel atma töreni. Arnavutluk ile olan mütareke döneminin sona erdirilmesi ve barış antlaşmasının imzalanması. Bosna Krallığı’nın fethi. | |
| 1463 | 10 yıl sürecek Osmanlı-Venedik savaşlarının başlaması. | |
| 1466 | Fatih Sultan Mehmed’in Arnavutluk seferi. Arnavutluk Kaleleri’nin alınması. Karamanoğulları’nın sonu. Konya’nın zaptı. Büyük Türk denizcisi Barbaros Hayreddin Paşa’nın doğumu. | |
| 1468 | Şehzade Cem’in Kastamonu Valiliğine tayini. | |
| 1470 | Eğriboz’un alınışı. Devlete karşı isyan eden Muhammedhânelerin basılması. | |
| 1471 | Fatih Camii ve Külliyesi’nin açılışı. Yavuz Sultan Selim’in doğumu. Alaiye Beyliği’nin zaptı. Dulgadır meselesi. Osmanlı Devleti ile Mısır ve Suriye Kölemen Sultanlığı arasında anlaşmazlığın başlaması. Akkoyunlu Uzun Hasan ile Venedikliler arasında Devlete karşı kurulan, Venedik İttifakı. Devlet merkezinin Edirne’den İstanbul’a taşınması için yapılan ilk hazırlık. | |
| 1472 | Topkapı Sarayı’nın inşaatına başlanması. | |
| 1473 | Osmanlı-Akkoyunlu mücadelesi ve Otlukbeli zaferi. Uzun Hasan’ın esir edilmesi. | |
| 1474 | Ünlü bilgin Ali Kuşcu’nun ölümü. | |
| 1475 | Kırım’ın Osmanlı tâbiiyetine girişi ve Kuzey Karadeniz güvenliğinin sağlanması. | |
| 1476 | Fatih’in Boğdan seferi ve zaferi. | |
| 1477 | İnebahtı-Lepant kuşatması. Turhanoğlu Ömer Bey’in Venedik-İtalya akını. | |
| 1478 | Fâtih tarafından ilk altın paranın bastırılması. | |
| 1479 | Osmanlı-Venedik sulhü. Fâtih’in Venedikliler’e Trabzon ve Kefe’de ticaret yapma hakkı tanıyan ahidnâme vermesi. Gürcistan ve Çerkezistan’ın fethi. Adriyatik Denizi’nde, Venediklilerin elinde bulunan ve Yedi Ada olarak bilinen stratejik adalardan, Ayamavra, Kefalonya ve Zanta Adaları’nın işgali. Osmanlı-Mısır anlaşmazlığının artması. | |
| 1480 | Fatih’in İtalya seferi, Otranto’ya çıkış. Başarısız Rodos kuşatması. | |
| 1481 | Devlet idaresinde yeni bir uygulama geçilmesi. Genişleyen toprakların kontrolu için Kazaskerliğin Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrılması. Fatih Sultan Mehmed’in vefatı. II. Bayezid’in tahta çıkışı. |
Babası : Sultan II. Mehmed
Annesi : Mükrime Hatun
Doğduğu Tarih : 1452
Padişah Olduğu Tarih: 19 Mayıs 1481
Tahttan Mecburen İnişi: 25 Nisan 1512
Öldüğü Tarih : 26 Mayıs 1512
Sultân II. Bâyezid, Gülbahar Hâtun’dan 1450 yılında Dimetoka Sarayı’nda dünyaya geldi. Babası Sultân Fâtih’in nâşı 17 gün saklandı ve Amasya’da Sancak Beyi olan Şehzâde Bâyezid İstanbul’a getirilerek tahta çıkarıldı. Bazı tarihçilerin, Osmanlı kaynaklarında geçen “îş ü nûşu severdi” şeklindeki ifadelerini, onun gençliğinde eğlence ve içkiyi severdi şeklinde yorumlamaları asla doğru değildir. Tam aksine veli lakabını alan nadir Padişahlardan biridir. Asrındaki maneviyât erleri ve âlimlere gösterdiği hürmet de bunun şahididir. Müstakil bir sorunun cevabında da özetleyeceğimiz gibi, Fâtih’in vefatıyla Hıristiyan alemi istediğine kavuşmuş ve Roma bir İslâm merkezi olmaktan kıl payı kurtulmuştu. İşte Şehzâde Cem olayı da bunun tuzu biberi oldu. Sultân Bâyezid, İtalya’daki Gedik Ahmed Paşa komutasındaki orduyu hemen geri çağırdı ve maalesef 1495 yılına kadar, birinci derecede Cem Sultân ve Memlüklülerle meşgul oldu. Sultân Bâyezid’in asıl saltanatı 1495 yılından başlatılabilir.
Bütün bu sıkıntılara rağmen, Sultân Bâyezid, 1483’de 1. Seferini Morava’ya ve 1484 yılında ikinci seferini de Boğdan’a yaptı. Maalesef düşmanlar, 1485 yılından itibaren, dünyanın 1. ve 2. güçlü devletleri olan Memlüklülerle Osmanlıların arasını açmaya muvaffak oldular. Osmanlı hacılarının güvenliğini sağlamayan Memlüklülere karşı, Mayıs 1485’de Çukurova’ya asker gönderilerek resmen harp başlatılmış oldu. Memlüklü Sultânı Kayıtbay düşmanlığın devamını istemiyordu; çünkü bundan Endülüs’de Müslümanlara zulmeden İspanya ve Portekiz ve ayrıca tüm Hıristiyan blok istifade ediyordu. Neticede Ramazan Oğulları Memlüklülerde ve Zülkadir Oğlu Osmanlı’da kalmak üzere, yıllar süren ve genellikle Memlüklü lehine sonuçlanan savaş yılları sona erdi.
1495’de Cem Sultân’ın vefatı ve de Memlüklü ile yapılan sulhden sonra yeniden asıl saltanat yıllarına başlayan II. Bâyezid, evvela Boğdan’a musallat olan Polonya’ya karşı haretekete girişti. Bununla da kalmadı; Venedik, Macaristan ve zaten arada düşmanlık bulunan İspanya ile fiilen savaş hali başladı. II. Bâyezid 4. Ve 5. seferini, sırasıyla 1499 ve 1500 yıllarında Venedik üzerine yaptı. 4 yıl süren savaşlar neticesinde, Venedik Balkanlardaki bütün müstemlekelerini, başta Mora ve Yunanistan olmak üzere, Osmanlı Devleti’ne teslim mecburiyetinde kaldı. Osmanlı orduları, Macaristan ve Bosna’da yaptıkları savaşlarda da önemli fetihler elde ettiler.
Maalesef, bu başarıların ardından, Erdebil’deki Safevî tarikatının şeyhlerinden Şeyh Cüneyd, onun oğlu Şeyh Haydar ve nihayet asırlarca Osmanlı Devleti’ni fetihlerinden uzak tutan Şah İsmail ve onun Şi’i devleti olan Safevîler meselesi ortaya çıktı. 1460’da Şeyh Cüneyd katledildi, ama yerine geçen Şeyh Haydar, işi daha da ileriye götürdü. Asıl problem, Uzun Hasan’ın da torunu olan Şah İsmail ile başladı. Şah İsmail’in desteğiyle Anadolu’dan toplanan Türkmen gençleri, Erdebil’e götürülüyor ve orada ciddi bir Şî’a eğitimi verildikten sonra, birer Şi’î mollası olarak Osmanlı Sofuları adıyla Anadolu’ya gönderiliyordu. 1507’de Şah İsmail’in Zülkadir Oğlu Alâüddevle Beyin kızını istemesi ve onun da bir Şi’îye kızını vermek istememesi üzerine, II. Bâyezid’in kayınpederi ve Yavuz’un da dedesi olan Zülkadir Oğlu beğliğine saldırdı ve zulme başladı. Osmanlı Devleti’nden ve Memlüklülerden tepki görmeyince iyice şımardı. Tepki, 1487 yılından beri sancakbeğliğinde bulunduğu Trabzon’dan yani Yavuz’dan geldi ve Şehzâde Yavuz hemen Gürcistan Seferine çıktı. Bu sefer sonucunda, Yavuz komutasındaki Osmanlı orduları, Şah İsmail’in oğlu İbrahim Mirza’nın komuta ettiği Safevî ordusunu Erzincan yakınlarında perişan etti. Halk, Yavuz adına “Yürü Sultân Selim, devrân senindir” türkülerini söylüyor ve babasının pasifliğini bir nevi protesto ediyordu.
Zor olan nokta Şah İsmail’in şahlığı ve şeyhliği beraber götürmesiydi. Bu sebeple Antalyalı bir Türkmen olan ve Erdebil’e giderek tam bir Şi’i mollası haline gelen Şah Kulu isimli halifesi, çevresine topladığı bazı göçebelerle devletin başına yeniden gâile açmaya hazırlanıyordu. Veziriazam Ali Paşa, üzerine yürüdü ve Sivas yakınlarındaki Gökçay mevkiinde 1511 yılında katledildi. Bu arada önce Kırım’a geçen ve ardından da Edirne’ye gelerek babasıyla görüşmek isteyen Selim’e, Şehzâde Ahmed ve Korkut taraftarları engel olmak istiyorlardı. Nitekim Çorlu’da babasının ordusuyla Şehzâde Selim’in ordusunu karşı karşıya getirdiler. Babaya kılıç çekilmez diyerek, Karabulut isimli atıyla kaçtı (1511). Aynı yıl Şehzâde Ahmed bu kargaşadan yararlanarak Konya’da sultanlığını ilan etti. Meşru veliahdlıktan düştü ve Şehzâde Korkut veliahd oldu.
Yeniçeri ve bazı devlet erkânının ısrarla Şehzâde Selim’i istediğini bilen Sultân Bâyezid, başka çare olmadığını anlamıştı. Şehzâde Ahmed'in, Şah İsmail'in yakın adamı Nur-ı Ali isimli halifesinin Amasya ve Tokat’da kargaşa çıkarmasına rağmen, karşı gelemeyerek Konya’ya gelmesi, Selim’in işini kolaylaştırıyordu. Bu hadiseler üzerine, 24 Nisan 1512 tarihinde Şehzâde Selim lehine tahttan ferâğat eden II. Bâyezid, 11 gün Eski Saray’da ikamet ettikten sonra, Dimetoka’ya gitmek üzere yola çıktı. Kendisine tahsis edilen ikametgâha ulaşmadan Çorlu yakınlarında yolda vefat etti.
ZEVCELERİ: 1- Nigâr Hâtûn; Şehzâde Korkut ile Fatma Sultân’ın annesi ve Abdullah Vehbi’nin kızı. 2- Şirin Hâtun; Abdullah kızı ve Şehzâde Abdullah’ın annesi. 3- Gülruh Hâtun; Abdülhayy’ın kızı ve Alemşah ile Kamer Sultân’ın annesi. 4- Bülbül Hâtun; Abdullah kızı ve Şehzâde Ahmed ile Hundi Sultân’ın annesi. 5- Hüsnüşah Hâtun; Karamanoğlu Nasuh Bey’in kızı. 6- Gülbahar Hâtûn; Abdüssamed’in kızı ve bir görüşe göre Yavuz’un annesi. 7- Ferâhşâd Hâtun; Kefe sancak Beği Mehmed’in annesi. 8- Ayşe Hâtûn; Zülkadiroğlu Alaaüd-devle Bozkurd Bey’in kızı ve bir görüşe göre Yavuz’un annesi.
ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Abdullah Hân. 2- Gevher Mülûk Sultân. 3-Şehzâde Sultân Korkut Hân. 4-Şehzâde Sultân Ahmed Hân. 5- Yavuz Sultân Selim Hân. 6-Şehzâde Sultân Şehinşâh Hân. 7-Şehzâde Sultân Mahmûd Hân. 8-Şehzâde Sultân Mehmed Hân. 9-Şehzâde Sultân Alem Şah Hân. 10- Selçuk Sultân. 11- Hatice Sultân. 12- İlaldı Sultân. 13- Ayşe Sultân. 14- Hundi Sultân. 15- Ayn-i Şah Sultân. 16- Fatma Sultân. 17-Şah Sultân. 18- Hüma Sultân. 19- Kamer Sultân.
II. Bâyezid devrinin önemli devlet adamları arasında, Vezir-i A’zamlardan İshak Paşa, Hersek-zâde Ahmed Paşa, Çandarlı İbrahim Paşa ve Koca Mustafa Paşa; Şeyhülislâmlardan Molla Abdülkerim Efendi ve Zenbilli Ali Efendi; ilim ve maneviyât erbabından ise, Molla Lütfi Efendi, Sarı Gürz, Muslihuddin bin Sinan Efendi, İdris-i Bitlisî, kendilerine uzaktan taltiflerde bulunduğu Molla Cami ve Ubeydullah Ahrar Hazretleri ve şairlerden ise, Niyâzî-i Mısrî, Vasfî ve İznikli Celilî misâl olarak zikredilebilir.
Gâzî, âlim, şâir, hattât, veli ve müzehhib gibi çok sıfatları bulunan II. Bâyezid, babası Fâtih’in fetihlerini çok iyi hazmetmesine rağmen, kendi zamanında sadece 160.000 km2’lik genişleme temin edebilmiştir. Fetret devrinden sonra Osmanlı Devleti’nin en sıkıntılı dönemlerinden olması, bunun başlıca sebeplerindendir .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
| 1481 | Fatih Sultan Mehmed’in vefatı. II. Bayezid’in tahta çıkışı. 100 dirhem gümüşten 400 akçe kesilmesi. II. Bayezid’in İstanbul’da, Cem Sultan’ın Bursa’da tahta çıkmaları. | ![]() |
| 1482 | Cem Sultan ile Sultan Bayezid’in Yenişehir kuşatması. II. Bayezid’in zaferi. Cem Sultan’ın Mısır Sultanı’na iltica etmek için Konya’dan Suriye’ye hareketi. Cem Sultan’ın Mısır’da törenle karşılanması. Cem Sultan’ın maiyeti ile birlikte Rodos harp gemisiyle Rodos’a ve oradan da Fransa’ya hareketi. | |
| 1483 | II. Bayezid’in Morova Seferi ve Hersek’in ilhakı. | |
| 1484 | II. Bayezid’in Boğdan Seferi. Kili ve Akkerman Kaleleri’nin fethi. | |
| 1485 | Osmanlı-Memlük mücadelesinin başlaması. | |
| 1489 | Memlüklere karşı toprak kaybı. Osmanlı Deniz gücünün geliştirilmesi için Göğe yerine daha büyük gemilerin inşa edilmesi ve Osmanlı Donanması’nda Barka, Ağırbar, Kadırga ve Mavna gibi gemilerden başka Kalyon gemilerinin inşatına başlanması. Kemal Reis ve Burak Reis’in güçlü donanmanın denizlerde kontrolünü sağlamak üzere görevlendirilmeleri. II. Bayezid’in Preveze Sancak Beyi Mustafa Bey’e Venedik gemileri tarzında 40 kadar top mavnası inşası emri. | |
| 1490 | Lehistan ile barış andlaşması. | |
| 1491 | Osmanlı-Memlük barışı. | |
| 1492 | Macaristan seferi. Belgrad kuşatması. Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında ilk siyasi münasebetlerin başlaması. | |
| 1494 | Nakibüleşraflığın yeniden ve devamlı olarak teşkili. Osmanlı Devleti’nin taksimi için Fransız-Alman projeleri. | |
| 1495 | Macarlarla mütareke. Cem Sultan’ın ölümü. Şehzade Süleyman’ın Trabzon’da doğumu. | |
| 1497 | İlk Rus elçisinin İstanbul’a gelişi. İki komşu ülke arasında ilk ticari görüşmelerin başlaması. | |
| 1498 | Lehistan seferleri. | |
| 1499 | Venedik harbi. İnebahtı’nın alınışı. Preveze baskını. Türklere karşı, Lehistan-Macaristan-Litvanya ittifakı. Bir Rus elçisi ile Ticaret Heyeti’nin İstanbul’a gelişi. | |
| 1500 | Modon, Navarin ve Koron’un alınışı. | |
| 1501 | II. Bayezid’ın Preveze Sancağı Beyi Kemal Bey’e, Venedik gemileri tarzında 40 kadar top mavnası inşasını emretmesi. Avrupa’da Türklere karşı ittifak kurulmaya başlanması. Papalık-Venedik ve Macaristan ittifakı. Fransızların Midilli Adası’nı kuşatması. | |
| 1502 | Venedikle barış. Venediklilerin İstanbul’da elçi bulundurmalarının yine 3 yılda bir devamına karar verilmesi. | |
| 1503 | Türk-Macar barışı. | |
| 1505 | Bayezid Külliyesi’nin açılışı. | |
| 1507 | İran ile ilişkilerin bozulması, Şah İsmail Safavi’nin Anadolu’ya akınının başlaması. | |
| 1508 | Şehzade Korkud’un Mısır’a ilticası. | |
| 1512 | II. Bayezid’in vefatı. Yavuz Sultan Selim’in tahta çıkışı. |
Kaynak:www.kultur.gov.tr
Babası: Sultan II. Bayezid
Annesi: Ayşe Hatun
Doğum Tarihi: 1470
Tahta Çıkışı: 25 Nisan 1512
Ölümü: 21 Eylül 1520
Karakterinin sertliğinden dolayı “Yavuz“ ve şehzâdeliğinden beri “Selim Şah“ denen Sultân Selim, 7 Safer 918/Nisan 1512'de Osmanlı padişahı olmuş ve 8 sene, 9 ay bu tahtta oturduktan sonra 8 Şevval 926/ 21 Eylül 1520'de vefat etmiştir: Zulkadiroğlu Alâüddevle'nin kızı Ayşe Hâtun'un oğlu olan Yavuz, şehzâdeliğinden beri, istikbalinin parlak olduğunu gösteren bir hayat çizgisi takip etmişti.
Anadolu'nun Safevî devletinin işgâli tehlikesine karşı, babasının ihmali ve aynı zamanda dedesi olan Alâüddevle'nin aczi karşısında şahlanan ve o dönemde Trabzon Sancakbeyi olan Yavuz, Şia’ya karşı Anadolu'yu müdâfaa hareketine girişti. Gürcülerle yaptığı muhârebeler sonucunda halkın nazarında manevi destek kazanan Yavuz, merkezin ikazlarına rağmen Şî’a ile olan mücadelesine devam etti ve bu mevzuda ihmâlkâr davranan babası II. Bayezid'i tahttan indirerek yerine kendisi oturdu. Ancak mücâdele sona ermemişti. İran meselesini halletmek için Amasya Sancakbeyi ve ağabeyi Şehzâde Ahmed ile Manisa Sancakbeyi olan Şehzâde Korkut ile anlaşması icab ediyordu. Yavuz'a karşı Şah İsmail'den yardım isteyen ve kuvvetli bir ordu ile isyana kalkışan Şehzâde Ahmed, 1513'de Bursa Yenişehir'de maslub edildi ve bağy= devlete isyan suçunun had cezası olarak idam olundu. Bu hadiseden 38 gün önce de, önceleri Yavuz'la anlaştığı ve kendisine Teke=Antalya, Hamîd = Isparta ve Midilli sancakları verildiği halde sonradan isyân eden diğer ağabeyi Korkut da aynı âkıbete uğramıştı.
Mevcut manileri bertaraf eden Yavuz, ittihâd-ı İslâm’ın mühim mani'i olan Safevî Devleti'ni ve onun sinsî reisi Şah İsmail'i halletmek üzere maddî ve manevî hazırlıklara başladı. İbn-i Kemal gibi allâmelerden bu fitnenin def’i için fetvâ alan Yavuz, 920/1514'de Çaldıran zaferini kazandı ve şarkın kapılarını Osmanlı Devleti’ne açtı. Kemah, Bayburt, Erzincan ve Kiğı Osmanlı Devleti'ne 921/1515'de ilhâk edildi. Bunu, aynı yıl Çaldıran zaferinden dönerken üzerine gidilen Zulkadiroğullarının Osmanlı Devleti'ne ilhâkı ta'kip etti. Bütün bu gayretlere rağmen, doğu ve güneydoğu bölgeleri Şi’a tehlikesinden kurtulamamıştı. İşte bu işi, büyük âlim İdris-i Bitlisî ve Bıyıklı Mehmed Paşa üstlendi. Bunların samimi gayretleri sonucu, 1516 ve ta'kip eden yıllarda, başta 26 aşiret olmak üzere, mühim Kürt ve Türkmen beylikleri, istimâlet ile yani kendi arzu ve istekleri ile Osmanlı Devleti’ne iltihâk eylediler. Böylece Doğu Anadolu top yekûn Osmanlı Devleti’nin sınırları içinde kaldı.
Herhangi bir harb olmadan Doğu Anadolu’nun Osmanlı Devleti’ne iltihâkı ve Şah İsmail'in mağlûbiyeti Memlüklüleri ve Sultânları Kansu Gavri'yi rahatsız etmişti. Bu durumu hisseden ve Memlüklülere İslâm birliğini bozdurmak istemeyen Yavuz, Memlüklülerin üzerine yürüdü ve 922/1516 yılında Mercidabık'da Kansu Gavri karşısında büyük bir zafer kazandı. Bu zafer, Malatya, Divriği, Dârende, Besni, Gerger, Kâhta, Birecik ve Anteb'in de yeniden ve sağlam bir şekilde fethine yol açtı. Aynı yıl (922), Haleb ileri gelenleri, erkân-ı devleti ve ulemâsı ile Yavuz'a itaat ve teslimiyet mektubu gönderdiler. Böylece Haleb, Antakya, Hama ve Humus kaleleri de Osmanlı Devleti'ne ilhâk olundu ve eyâlet haline getirildikten sonra Haleb Beylerbeyliğine Karaca Ahmed Paşa getirildi. Daha sonra ise, Dâr-üs-Selâm Şam'a girildi ve birçok Arab Şeyhi kendi arzuları ile Osmanlı Devleti’ne iltihâk eyledi.
922/1516'da Kansu'nun yerine geçen Tomanbay'a bir nâme gönderen ve Mısır'a yürüyeceğini belirten Yavuz Sultân Selim, Safed, Nablus, Kudüs, Aclûn, Gazze ve kısaca Suriye ve Filistin'i de yol üzerinde feth eyledi. 923'de Kahire ve Mısır'ı, Ridâniye harbini zaferle kazanarak Osmanlı topraklarına ilhâk eden Yavuz, böylece şarkta tam bir ittihâd-ı İslâm kahramanı oldu. Böylece Anadolu, Karaman, Rûm ve Rumeli eyâletlerine ilâveten Osmanlı Devleti’ne Diyarbekir, Haleb, Mısır, Şam ve Zülkadriye Eyâletini de ilâve etmiş oldu.
Son Abbasî halifesi III. Mütevekkil Alellâh'dan Ayasofya'da yapılan bir dinî merâsimle halifelik ünvanını da kazanan Yavuz, Mekke Şerifi Ebul-Berekât'ın oğlu Şerif Ebu Nümey vâsıtasıyla Mekke'nin anahtarlarını kendisine göndermesiyle de hâdim'ül-Haremeyn vasfını elde etmişti. Doğuda ittihâd-ı İslâmı tahakkuk ettiren Sultân Selim, Batıdaki İslâm düşmanlarına da dersini vermek üzere 2 Şa'ban 926/1520'de sefere çıktı; ancak 8 Şevvâl 926'da yakalandığı bir hastalıkla manevi şehid oldu.
Netice olarak eyâlet sayısı dört olan Osmanlı Devleti'ni, 8 sene gibi kısa bir zamanda iki katına çıkardı. Son zamanlarına doğru te'sis edilen Cezâyir Eyâleti de hesâba katılırsa, Osmanlı Devleti'ne, bu dönemde beş eyâlet daha ilave edilmiş oldu. Safevilerden de Erbil, Kerkük ve Musul alınmış ve Bağdat Eyâleti'nin temelleri atılmıştır.
Merkez teşkilâtındaki en önemli değişiklik, Yavuz Sultân Selim'in Şarkî Anadolu ile Maraş, Malatya ve havalisini fethetmesi üzerine, 922/1516'da Arap ve Acem Kazaskerliği ünvanıyla Divan'a dâhil olmayan bir kazaskerliğin ihdâs edilip Diyarbakır'ın bu kazaskerliğe merkez olması ve bu hizmete de meşhur tarihçi İdris-i Bitlisî'nin getirilmesidir. Suriye ve Mısır da Osmanlı Devleti’ne tamamen ilhâk edilince, bu üçüncü kazasker de divan-ı hümâyûn hey'etine dâhil edilmiş ve bu hizmete Fenarî-zâde Mehmed Şah Efendi getirilmiştir. Daha sonra Pîrî Paşa zamanında bu makam kaldırılmış ve muâmelâtı Anadolu Kazaskerliği'ne devredilmiştir.
Yavuz dönemindeki devlet adamları arasında Sadrazam Koca Mustafa Paşa, Hersek-zâde Ahmed Paşa, Pîrî Mehmed Paşa ve nişancı Tâcî-zâde Ca’fer Çelebi; ilim adamları arasında Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi, Şeyhülislâm Kemal Paşa-zâde, Mü’eyyed-zâde Abdurrahman Efendi ve Kara Muhyiddin Efendi zikredilebilir.
ZEVCELERİ: 1- Ayşe Hâtûn; Mengli Giray I’in kızı ve Beyhan ile Şah Sultân’ın annesi. 2- Ayşe Hafsa Hâtun; Kanunî, Hatice, Fatma ve Hafsa Sultânların annesi.
ÇOCUKLARI: Kanunî Sultân Süleyman Hân, Şehzâde Orhan, Şehzâde Musa, Şehzâde Korkut, Gevher Hân, Hatice, Beyhan, Hafsa, Fatma ve Devlet-Şahî Sultân .
| 1512 | II. Bayezid’in vefatı. Yavuz Sultan Selim’in tahta çıkışı. | ![]() |
| 1513 | Memluk Sultanı Kansûgavri’nin elçisinin Yavuz Sultan Selim’i ziyareti. | |
| 1514 | Rus Çarı Vasili’nin elçisinin İstanbul’a gelmesi. Yavuz Sultan Selim’in Edirne’den İstanbul’a hareket ederek İran seferine başlaması. Sultan Selim tarafından Şah İsmail’e mektup gönderilmesi. Tebriz’e yürüyen ordunun Çaldıran’da mevzilenmesi ve Çaldıran zaferi. Şah İsmail’in barış istemesi. Yavuz Sultan Selim’in bu teklifi reddetmesi. Yavuz Sultan Selimin Amasya’ya gelmesi. Yeniçerilerin isyanı. Yavuz Sultan Selim’in Kemah’a hareketi. Kemah Kalesi’nin alınması. Turnadağ Zaferi. Yavuz Sultan Selmi’in İstanbul’a dönmesi. Büyük İstanbul yangını. Bedesten’den Gedikpaşa hamamına kadar olan binalar yanmıştır. Haliç tersanesinin kurulması ve Deniz Kuvvetleri’nin hizmetine verilmesi. | |
| 1515 | Kefe ve Azak’da Rus tüccarlarına serbest ticaret yapma müsaadesinin verilmesi. Mardin ve çevresindeki Cizre, İmadiye, Rakka, Musul, Urfa ve Harran’ın Bıyıklı Mehmed Paşa tarafından zaptı. | |
| 1516 | Osmanlı donanmasının Suriye sahillerine gönderilmesi. Veziriazam Hersekzade Ahmed Paşa’nın azli, Hadım Sinan Paşa’nın tayini. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi için Üsküdar’dan hareketi. | |
| 24.08.1516 | Mercidabık Zaferi. Halep’in alınması. Ordunun Hama’ya girmesi ve Şam’ın alınması. Yavuz Sultan Selim’in Haleb’e oradan da Şam’a geçişi. | |
| 15.12.1516 | Yavuz Sultan Selim’in Şam’dan hareketi. | |
| 1517 | Mısır kölemenlerinin yenilmesi. | |
| 22.01.1517 | Ridaniye zaferi. Kahire’nin işgali, Mısır Sultanı Kansugavri’nin itaatını bildirmesi. | |
| 15.02.1517 | Yavuz Sultan Selim’in törenle Kahire’ye girmesi. Hilafet meselesi. Yavuz Sultan Selim’in Ravza Adası’nda dinlenirken suikast teşebbüsü. Sultan Tamanbay’ın yakalanması ve idam ettirilmesi. Mekke Şerifi’nin oğlunun İskenderiye’ye gelerek, babasının itaatını bildirmesi. Veziriazam Yunus Paşa’nın ilk Mısır valisi olarak atanması. Yavuz Sultan Selim’in dinlenmek için Şam’a gelişi ve ünlü mutasavvuf Muhiddin Arabi’nin türbesini yaptırması. | |
| 1518 | Yavuz Sultan Selim’in Temmuz ayında İstanbul’a dönüşü. Sultan Selim Camii’nin temelinin atılması. | |
| 1520 | Yavuz Sultan Selim’in vefatı. Kanunî Sultan Süleyman’ın tahta çıkışı. |
Babası: Yavuz Sultan Selim
Annesi: Hafsa (Hafize) Hatun
Doğum Tarihi: 1495
Tahta Çıkışı : 30 Eylül 1520
Ölümü: 6/7 Eylül 1566
Kanunî Sultân Süleyman devrine şarkıyâtçı Ortalon’un söylediği şu sözlerle başlamak istiyoruz: “Sultân Süleyman’ın eserleri bir sıraya konulsa, en alt katta muhârebeleri, onun üstünde bıraktığı âbideler ve en üstte ise, kurmuş olduğu ilmî ve hukukî müesseseler gelir”.
Yukarıda zikredilen özelliğinden dolayı Osmanlı tarihinde Kanunî; sadece Osmanlı Padişahlarının değil, dünyada görülen hükümdârların en muhteşemlerinden biri olması haysiyetiyle Batı âleminde Le Manifigue (Muhteşem) ve Grand (Büyük); şâirlik mahlası olarak Muhibbî; 13 tane büyük gazâya fiilen iştirâk etmiş olması hasebiyle Gâzî ve diğer Osmanlı Padişahlarına dendiği gibi bazan da Süleyman Şah denen Kânunî Sultân Süleyman, bir rivâyete göre, 900/1494 yılında Hafsa Sultân’dan Trabzon’da dünyaya gelmiştir. 926/1520 yılında ve 26 yaşında Osmanlı tahtına geçen Kanunî, 974/1566 tarihine kadar yani 46 sene Padişahlık yapmıştır.
Kanuni Sultân Süleyman, evvela başına gâile çıkarmak isteyen, babası zamanında Şam Beylerbeyisi olan ve iktidâr değişikliğinden istifâde ederek Melik Eşref ünvânıyla hükümdârlığını ilan eden Canberdi Gazâli’yi 1521’de idam ettirdi. Bu gâileyi bertaraf eden Kanunî, daha sonra meşhur seferlerinden 1. Sefer-i Hümâyûn’unu Belgrâd üzerine yaptı. 1. Macar seferi veya Engürüs seferi de denen bu sefer neticesinde, sırasıyla Böğürdelen (Şabaç), Zemun ve Salankamin kaleleri fethedilmiş ve nihâyet daha sonraları Dâr’ül-Cihâd adını alan Belgrâd, 927/1521’de feth olunmuştur. Bu arada Yemen’de fitnelere yol açan İskender adlı şahıs, kendi adamları tarafından öldürülerek, 927/1521 tarihinden itibaren bu beldelerde de Osmanlı Sultânı adına hutbe okunmaya başlanmıştır.
2. Sefer-i hümâyûnunu asırlarca haçlı ordularına karakolluk yapan Rodos ve adalar üzerine düzenlemiş ve 929/1522 yılının sonlarına doğru Bodrum, Tahtalı ve Aydos kaleleriyle birlikte İstanköy, Sömbeki ve Rodos adaları Osmanlı ülkesine katılmıştır. Hıristiyanlığın İslâm âlemine karşı bir kalesi sayılan Rodos’un zabtı, Avrupa’da büyük bir hayret ve teessür uyandırmıştır. Osmanlı orduları adaları fetihle meşgul iken Anadolu’da problemler çıkaran ve Yavuz tarafından Zülkadriye Eyâleti beylerbeyliğine getirilen Şehsuvaroğlu Ali Bey fitnesi de, Ferhad Paşa kumandasında gönderilen ordu ile 929/1522’de bertaraf olunmuştur. Bu arada Mısır’da çıkan cüz’î isyanlar da aynı yıl bastırılmış; vefat eden Hayır Bey’in yerine evvela Mustafa Paşa ve sonra da ikinci vezir Ahmed Paşa getirilmiş ve memlekette huzur ve âsâyiş sağlanmıştır. 930/1523 yılında Şah İsmail’in Sultânı tebrik için elçi gönderdiğini ve aynı yıl kendisinin vefatı üzerine oğlu Tahmasb’ın yerine şah olduğunu da kaydetmek isteriz.
3. Sefer-i hümâyûn, 2. Engürüs (Macaristan) veya Mohaç seferi olarak da bilinir. Belgrat’ın alınmasından sonra Müslüman Türk akınlarına ma’rûz kalan Macaristan, Hırvatistan, Transilvanya ve Dalmaçya, bu seferle önemli ölçüde Osmanlı topraklarına katılmıştır. 932/1526 tarihinde Tuna nehri üzerinde bulunan Petro Varadin (Petervardin) kalesini fetheden Osmanlı orduları, daha sonra da sırasıyla Sirem muhitindeki kaleleri, İyluk ve beraberindeki on küsur kaleyi ve nihayet Drava nehri kenarındaki Ösek (Eszek) kalesini zaptetmişlerdir. Kazanılan Mohaç zaferinden sonra, 932/1526 yılının Eylül’ünde Macaristan’ın başşehri olan Budin fethedilmiş ve bunu Segedin, Budin’in tam karşısında yer alan Peşte ve benzeri çevre şehirlerin fetihleri takip eylemiştir. İstanbul’a Macaristan fâtihi ünvanıyla dönen Kanuni, bu seferiyle Orta Avrupa’da dengeyi değiştirmiş ve artık Osmanlı Devleti’nin sınırları Avusturya ve Çekoslovakya’ya dayanmıştır.
Ferdinand’ın tekrar Almanlardan destek alarak Budin’e yürümesi üzerine, 4. Sefer-i Hümâyûn’unu da Macaristan’a düzenleyen Kanuni, 936/1529 tarihinde Budin’i yeniden Osmanlı hâkimiyetine aldı ve yol üzerindeki Estergon’u ele geçirdikten sonra Ferdinand’ın gizlendiği Viyana’ya doğru yürüdü. Netice alınamayan I. Viyana Muhâsarası, Alman ve Macarları tekrar ümitlendirdi.
5. Sefer-i hümâyûnunu yeniden ümitlenen Alman Şarlken ve Macar Ferdinand üzerine yapmayı planlayan Kanunî, 938/1532 tarihinde başladığı bu seferinde, evvela Siklos (Şikloş), Kanije ve nihâyet Viyana yolunu Osmanlı ordularına açan Güns kaleleri başta olmak üzere on beşten fazla kaleyi fethetmeyi başarmıştır. Meydandan kaçan Şarlken ve kardeşi Ferdinand’a ağır nâmeler gönderen Kanunî, Budin’i geri aldığı gibi, Papoçe, Şopron, eski başkentlerden Gradcaş, Pojega, Zacisne, Nemçe ve Podgrad kalelerini aldıktan sonra, 939/1532 senesi Kasımında Almanlarla sulh yaparak İstanbul’a dönmüştür.
6. Sefer-i hümâyûn, Irakeyn seferi veya İran seferi diye de meşhurdur. Şarlken’den sonra Kanunî’nin ikinci büyük rakibi olan Şah Tahmasb, Bitlis hâkimini kendisine tâbi olması için zorluyor ve Osmanlı Devleti’nin başına doğuda gâileler açıyordu. Osmanlı Devleti’ni Olama Hân ve Safevi devletini ise, Bitlis Hâkimi Şeref Hân tutuyordu. 940/1533 yılında sefer, Vezir-i A‘zam İbrahim Paşa komutasında başladı ve yol esnasında Adilcevaz, Erciş, Van ve Ahlat alındıktan sonra 941/1534 yılında Tebriz’e girildi. Daha sonra aynı yılın Eylül’ünde Padişah da sefere katıldı ve Karahan Derbendi geçildikten sonra Hemedan ve Kasr-ı Şirin yoluyla Bağdat’a ulaşıldı. 941/1534 Aralık ayında Bağdad direnmeden teslim oldu. Kerkük ve Hille gibi Irak beldeleri Osmanlı ülkesine katıldığı gibi, Güney Irak, Kuveyt, Lahsâ, Katîf, Necd, Katar ve Bahreyn bölgeleri de Osmanlı Devleti’ne itâat edince bütün bunlar, Basra Eyâleti adı altında Osmanlı’ya bağlandı (24.7.1538). Bu arada Barbaros Hayreddin Paşa, aynı yıl Tunus’u fethederek Osmanlı Devleti’ne bağlamıştı.
7. Sefer-i hümâyûnda Venediklilerin üzerine gidilmiş, Korfu ve Otranto hücuma ma’rûz kalmışsa da, Venediklilerin sulh talebi ve Fransa Kralının da arzusu üzerine 1537 yılında İstanbul’a dönüldü. Bu arada Doğu Hırvatistan’da Osiyek yakınlarındaki Vertizo’ya sokulan düşman askerleri yok edildi.
8. Sefer-i hümâyûn Kara Boğdan yani Moldavya üzerine yapıldı. 1538 yılında Kanuni Moldavya üzerine yürürken, denizlerde Hadım Süleyman Paşa, Süveyş’ten hareket ederek Yemen ve Aden’i almış ve Hindistan’daki Diu Kalesini kuşatmıştı. Yine aynı yıl, Osmanlı Devleti’ne Batı Cezayir’i kazandıran Barbaros Hayreddin Paşa, Batılı donanmalara karşı kazandığı Preveze deniz zaferi ile Akdeniz’i bir Osmanlı Gölü haline getirmişti. Kara Boğdan seferi de, her ne kadar sulh ile neticelendi ise de, hem Moldavya bölgesinde ve hem Tuna boyunda Osmanlı sınırları durmadan genişliyordu.
9. Sefer-i hümâyûn, 1541’de yapılan Budin Seferi’dir. Macaristan’da Osmanlıların himâyesindeki Kral Yanoş Zapolya’nın ölümüyle (1540), Avusturyalı Ferdinand’ın buraları işgal etmek istemesi ve hatta Budin ve Peşte’yi kuşatması, Kanunî’yi tekrar bu bölgelere getirdi. 1541 tarihli bu seferle artık Macaristan’ı Budin Eyâleti’nin bir parçası haline getirdi.
Kısa bir süre sonra Ferdinand, Almanların desteği ile yine Budin ve Peşte’yi kuşattıysa da, Kanunî Sultân Süleyman 10. sefer-i hümâyûnu ile hem Ferdinand’ı ve hem de kendisini destekleyen Almanları, 1543 tarihinde geri çekilmeye ve Osmanlı Devleti’nden sulh andlaşması istemeye mecbur etti. Bu sefer neticesinde Macaristan’ın dinî merkezi olan Estergon, İstolni-Belgrad ile beraber iki mühim sancak merkezi olarak Budin’e bağlandı. Peç ve Şikloş, geri alındı. Yapılan andlaşmayı bütün Avrupa devletleri kabul etmek durumunda kalırken, Kanunî, tartışmasız “Cihân Padişahı“ ünvanını bu gazâ ile kazandı. İmparator sıfatı, sadece Muhteşem Süleyman için kullanılabilecekti.
Muhteşem Süleyman, 11. sefer-i hümâyûnunu, Osmanlı Devleti’ni arkadan vurmayı âdet haline getiren İran’a yaptı. Buna 2. İran Seferi de denir. 1548-1549 yıllarında gerçekleştirilen bu sefer ile, Tebriz geri alındı. 1553-1555 yılları arasında da 3. İran seferini ve genelde ise, 12. Sefer-i hümâyûnunu yaptı. Buna Nahcivan Seferi de denmektedir. 1554 Temmuz’unda Revan’a gelen Padişah, oradan Nahcivan’a giderek burayı feth eyledi. Kuzey Azerbaycan üzerinden Güney Azerbaycan’a geçince, Şah sulh istedi ve ortalarda görünmeyince de Amasya’ya çekildi. 1555 yılında Amasya’da imzalanan andlaşma ile Gürcistan paylaşıldı ve Irak’da eski sınırlar muhâfaza edildi.
Şehzâde Mustafa ve Şehzâde Bâyezid meseleleriyle yıpranan haşmetli Padişah, son büyük seferini, 1566 yılında Zigetvar’a düzenledi ve burada kuşatma sırasında 72 yaşında iken çadırında vefât etti.
Yavuz döneminde 6.5 milyon km2 olan Osmanlı Devleti’nin toprakları, Kanunî devrinin sonunda en yüksek seviyesine olmasa da, 15 milyon km2ye yükseldi. Osmanlı Devleti’nin sınırları içine, Avrupa’da -bugünkü siyasi sınırlarla- Eszak hariç Macaristan, Erdel (Romanya’da), Banat (Romanya ve Yugoslavya’da), Belgrad ve Voyvodana, Hırvatistan ve Slovenya ve daha nice yerler; Asya’da Rodos ve on iki ada, Arabistan, Batı Gürcistan, Doğu Anadolu’nun geriye kalan kısmı, himâye bölgeleri olarak, Yemen, Kuveyt, Bahreyn, Hadramut, Katar ve daha nice yerler; Afrika’dan Eritre, Cibuti, Somali, Habeşistan’ın önemli bölgeleri, Libya, Tunus, Çad ve Büyük Sahra’nın bazı kısımları dâhil olmuştu. Kısaca “Bir sultân-ı azîm’üş-şan idi ki, her hıttada hutbesi yürür ve bin bir kal’ada nevbeti vurulurdu.”.
Netice olarak Kanunî Sultân Süleyman devri, hem devletin sınırlarının genişlemesi yani siyâsi ve coğrafi açıdan ve hem de ilim, kültür, hukuk ve maliye gibi konular açısından, Osmanlı Devleti’nin zirvelere yükseldiği bir dönemin kısa adıdır.
Kanunî Sultân Süleyman, hem büyük bir asker, hem kudretli bir idareci ve hem de eşine ender rastlanır bir devlet teşkilâtçısı idi. Bu dehâsını, Fâtih zamanında hazırlanan teşkilât kanunlarını geliştirerek ve kısmen de değiştirerek gösterdi. Denilebilir ki, Osmanlı Devleti’nin siyâsî, kültürel, sosyal, iktisâdî, adlî ve kısaca her çeşit yapılanması, Kanunî devrinde zirvesine yükseldiği gibi, devletin merkezî ve taşra teşkilâtı da bu dönemde zirveye yükselmiştir. Bunu, hazırlattığı kanunnâmelerde görmek mümkündür.
Kanuni devrinin zirveye yükselmesinde katkısı bulunan Sadrazamlar arasında Pîrî Mehmed Paşa, Lütfi Paşa ve Sokullu Mehmed Paşa’yı; Şeyhülislâmlar arasında Zenbilli Ali Efendi, Kemal Paşa-zâde, Çivi-zâde ve özellikle de Ebüssuud Efendi’yi; diğer devlet adamları arasında Barbaros Hayreddin Paşa, Koca Nişancı Celâl-zâde Mustafa, Seydi Bey ve Ca’fer Ağa’yı; ilim ve maneviyât erbâbı arasında ise, Nakşibendi Tarikatının reislerinden Hâce Mahmûd Bedahşî, Şeyh Bâli Efendi, Hâce Derviş Mehmed Efendi, Molla Abdüllatif Efendi ve Kadi-zâde Acem Efendi’yi zikredebiliriz. Ancak büyük zatlar bunlardan ibaret değildir.
ZEVCELERİ: 1- Hürrem Haseki Sultân; Kanunî’nin nikâhına aldığı ve aslen Ukran bir Ortodoks râhibin kızı yahut Fransız veya İtalyan olduğu hususunda iddialar bulunan câriyedir. Şehzâde Mehmed ve Selim II’nin annesi. 2- Mahidevran Kadın; Abdullah kızı ve Şehzâde Mustafa’nın annesi. 3- Gülfem Hâtun; Câriyelerden ve Şehzâde Murad’ın annesi. 4- Abdullah kızı ve Şehzâde Mahmûd’un annesi.
ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mahmûd Hân. 2-Şehzâde Sultân Mustafa Hân. 3-Şehzâde Murad. 4-Şehzâde Sultân Mehmed Hân. 5-Şehzâde Abdullah. 6- Mihrimah Sultân. 7-Şehzâde Sultân Selim Hân II. 8-Şehzâde Sultân Bâyezid Hân. 9- Fatma Sultân. 10- Râziye Sultân. 11-Şehzâde Sultân Cihangir. 12-Şehzâde Orhan .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
1520 Yavuz Sultan Selim’in vefatı.
Kanunî Sultan Süleyman’ın tahta çıkışı.
1521 Sultan Selim Camii’nin temelinin atılması.
Kanuni’nin Belgrad seferine başlaması.
27.05.1521 Kanunî’nin İstanbul’dan Edirne’ye gelişi.
07.07.1521 Böğürdelen Kalesi’nin fethi.
29.08.1521 Belgrad Kalesi’nin fethi.
18.09.1521 Kanunî’nin İstanbul’a hareketi.
19.10.1521 Kanunî’nin İstanbul’a gelişi.
1522 Venedik Cumhuriyeti ile yeni bir barış andlaşması imzalanması.
Osmanlı Donanması’nın Rodos seferine başlaması.
16.06.1522 Kanunî’nin Rodos seferi için İstanbul’dan ordusu ile hareketi.
24.06.1522 Donanmanın Marmaris’ten Rodos’a gitmek üzere hareketi.
01.07.1522 Kanunî’nin Kütahya’ya gelişi.
04.07.1522 Kanunî’nin Sandıklı Ovası’na gelişi.
15.07.1522 “Kharki-Herke“ Adası’nın fethi.
28.07.1522 Kanunî’nin Marmaris’ten Rodos’a geçişi ve savaşın başlaması.
20.12.1522 Rodos Kalesi’nin teslim olması.
29.12.1522 Kanunî’nin Rodos’a girmesi.
02.01.1523 Rodos Şövalyeleri’nin Türk Ordusu’na teslim ettikleri bayraklarından sonra adadan ayrılmaları.
Kanunî’nin İstanbul’a hareketi.
29.01.1523 Kanunî’nin İstanbul’a gelişi.
1524 Kanunî’nin oğlu şehzade Selim’in doğumu. Mısır Valisi hain Ahmed’in hutbe okutarak isyanı.
Mısır ıslahatı için Vezir İbrahim Paşa’nın İstanbul’dan hareket etmesi.
25.03.1525 İstanbul’da Yeniçerilerin isyanı.
İstanbul’a gelen ilk Fransız elçisinin Kanuni tarafından kabulü ve Türk fetihleri karşısında Avrupalıların olayı değerlendirmelerinin görüşülmesi.
Şeyhülislam Zembilli Ali Efendi’nin vefatı.
23.04.1526 Kanunî’nin Mohaç seferi için İstanbul’dan hareketi.
09.07.1526 Kanunî’nin Sultan Süleyman’ın Belgrad’a gelişleri.
Petervaradin şehir ve Kalesi’nin kuşatılması ve alınması.
29.08.1526 Mohaç Zaferi.
03.09.1526 Türk ordusunun Budin’e hareketi.
11.09.1526 Kanunî’nin Budin şehrine girişi.
21.09.1526 Kanunî’nin Peşte’ye geçişi.
Segedin ve Baç Kalesi’nin alınışı.
Beçne Zaferi.
16.10.1526 Erdel Voyvodası, Jan Şapolya’nın Macar Krallığına getirilmesi.
13.01.1527 Macaristan fatihi Kanunî’nin İstanbul’a dönüşü.
30.04.1527 Vezir İbrahim Paşa’nın Anadolu isyanlarını bastırmak için İstanbul’dan hareketi.
Sivas yakınında Kalender Karaçayır’ın isyanı ve İbrahim Paşa tarafından isyanın bastırılması.
Bosna, Hırvatistan, Esklavonya ve Dalmaçya’nın fethi.
28.02.1528 Osmanlı himayesine giren Macar kralı Jan Şapolya ile anlaşma imzalanması.
10.05.1529 Kanunî’nin Viyana seferi için İstanbul’dan hareketi.
20.05.1529 Kanunî’nin Edirne’ye gelişi.
30.05.1529 Kanunî’nin Ordu ile hareketi.
17.07.1529 Ordu’nun Belgrad’a gelişi.
15.08.1529 Macar asilzadelerinin ordugâha gelerek iltihak etmeleri.
18.08.1529 Macar Kralı Jan Şapolyo’nun huzura kabulü.
03.09.1529 Budin şehrinin Osmanlı ordusu tarafından kuşatılması.
07.09.1529 Budin Kalesi’nin Türk ordusuna teslimi.
10.09.1529 Boğdan Prensliği’nin tabiyet andlaşması imzalanması.
12.09.1529 Ordu karargâhının Budin’den Eski Budin’e nakledilmesi.
22.09.1529 Türk Ordusu’nun Avusturya topraklarına girişi.
24.09.1529 Kanunî’nin Viyana’yı savunanlara teslim ol teklifi.
27.09.1529 Kanunî’nin Viyana’ya gelişi ve şehri kuşatması.
14.10.1529 Birinci Viyana kuşatmasının sona ermesi.
Büyük topların Tuna Donanması ile nehir yoluyla nakli.
16.10.1529 Türk Ordusu’nun Viyana’dan Budapeşte’ye hareketi.
27.10.1529 Kanunî’nin Budin’den Peşte’ye gelişi.
29.10.1529 Kanunî Sultan Süleyman’ın 5 gün Budin’de kaldıktan sonra İstanbul’a gitmek üzere ordusu ile hareketi.
17.10.1530 Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında bir antlaşma imzalanmak amacıyla Avusturya’dan İstanbul’a elçiler gelmesi.
Budin’in Alman kuşatmasından kurtarılması.
25.04.1532 Kanuni Sultan Süleyman’ın 5. Seferi.
Alman seferine hareketi.
03.05.1532 Kanuni’nin Edirne’ye gelişi.
12.06.1532 Kanuni Sultan Süleyman’ın Niş’e gelişi.
Avusturya Elçilerinin mütareke isteklerinin reddedilmesi.
08.07.1532 Ordu’nun Belgrad önlerinden ileri hareketi.
20.07.1532 Şıkloş ve arka arkaya 7 Kale ve Kanije Kalesi’nin fethedilmesi.
07.08.1532 Raab Suyu kenarında bulunan karşılıklı 4 kalenin alınması.
30.08.1532 Kanuni Sultan Süleyman’ın Kral Ferdinand’ı meydan muharebesine davet eden bir resmi yazı gönderilmesi.
21.09.1532 Cenevizli kaptan “Andrea Doria”nın Osmanlı sahillerine ilk tecavüzü Koron Kalesi’ne gelmesi.
12.11.1532 Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad’a ulaşması.
18.11.1532 Kanuni Sultan Süleyman’ın Edirne’ye varması.
22.11.1532 Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’a gelmesi.
10.01.1533 Barış Andlaşması’nı imzalamak üzere Avusturya’dan İstanbul’a bir elçi gelmesi.
22.06.1533 Türk hakimiyetini kabul eden Avusturyalı’lar ile barış andlaşmasının imzalanması.
27.11.1533 Barbaros Hayreddin Paşa’nın İstanbul’a gelişi ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından kabul edilişi.
02.04.1534 Mora sahilindeki Koron Kalesi’nin alınması.
06.04.1534 Barbaros Hayreddin (Cezayir Beylerbeyi) Paşa’nın Kaptan-ı Derya tayin edilmesi.
11.06.1534 Kanuni Sultan Süleyman’ın 6. Seferi.
Irakeyn seferi.
Kanunî’nin Irakeyn seferine başlamak üzere Üsküdar’a geçişi.
23.06.1534 Van ve çevresindeki kalelerin fethedilmesi.
Doğu Anadolu’da çeşitli kalelerin alınması.
20.07.1534 Kanuni Sultan Süleyman’ın Konya’ya gelişi.
31.07.1534 Kanuni Sultan Süleyman’ın Kayseri’ye gelişi.
01.08.1534 Barbaros Hayreddin Paşa’nın Tunus seferine hareketi.
08.08.1534 Kanuni Sultan Süleyman’ın Sivas’a gitmesi.
20.08.1534 Kanuni Sultan Süleyman’ın Erzincan’a ulaşması.
22.08.1534 Barbaros Hayreddin Paşa’nın Tunus’u alması.
05.09.1534 Kanuni Sultan Süleyman’ın Erzurum’a gelişi.
28.09.1534 Kanuni Sultan Süleyman’ın Tebriz’e hareket etmesi.
05.10.1534 Kanuni Sultan Süleyman’ın Ucan Yaylası’ndan, Sultaniye’ye ve Bağdad’a hareketi.
14.10.1534 Erzurum ve Kars’daki Türkmen Beylikleri’ne son verilmesi.
Erzurum Eyaleti Beyliği’ne Dulgadır Oğulları’ndan Mehmed Harun’un, Çemişkezek Sancak Beyliği’ne de kardeşi Ali Bey’in tayini.
20.10.1534 Hemedan önlerinde Ordu’nun kamp kurması.
15.11.1534 Ordu’nun Kasrı Şirin’de konaklaması.
Bağdat valisinden temsilciler gelerek itaat arzetmeleri.
23.11.1534 Veziriazam İbrahim Paşa’nın Bağdad’ı işgal için ileri hareketi.
28.11.1534 Bağdat’ın Türk kuvvetleri tarafından ilk fethi.
29.11.1534 Bağdat’ın anahtarının Kanuni Sultan Süleyman’a teslimi.
30.11.1534 Kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat’a girişi.
07.12.1534 Kanuni Sultan Süleyman’ın kış mevsimini geçirmek için ordugâhtan şehre taşınması.
09.12.1534 Tebriz’in sukutu.
Van Kalesi’nin Safaviler tarafından kuşatılması.
01.04.1535 Kışı Bağdat’ta geçiren Kanuni’nin, İkinci Azerbaycan seferi için ayrılması.
29.05.1535 Barbaros Hayreddin Paşa’nın Akdeniz’i bir Türk gölü yapmak için donanma ile hareketleri.
Alman İmparatoru ve İspanya Kralı Charles Quint’in, Barbaros Hayreddin Paşa ile mücadele etmek için Barselona’dan Tunus’a hareketi.
21.06.1535 Şah Tahmasb’ın barış istemek üzere elçi göndermesi.
30.06.1535 Tebriz’in üçüncü defa işgal edilmesi.
03.07.1535 Kanuni Sultan Süleyman’ın ikinci defa Tebriz’e girişi.
15.07.1535 Charles Quint ordusuna bir ay dayanan Halk-ul-Vad Kalesi’nin düşmesi.
20.07.1535 Kanuni’nin Tebriz’den İran ordusu üzerine hareket etmesi.
03.08.1535 İran Şahından barış andlaşması imzalamak için elçiler gelmesi.
07.08.1535 Ordu’nun Tebriz’e doğru geri hareketi.
20.08.1535 Kanuni Sultan Süleyman’ın Tebriz’e gelişi.
27.08.1535 Kanuni’nin Tebriz’den İstanbul’a gitmek üzere hareket etmesi.
20.10.1535 Kanuni Sultan Süleyman’ın Diyarbakır’a gelişi.
16.11.1535 Kanuni Sultan Süleyman’ın Urfa’ya gelişi.
24.11.1535 Kanuni Sultan Süleyman’ın Haleb’ e gelişi.
05.12.1535 Kanuni Sultan Süleyman’ın Antakya’ya gelişi.
07.12.1535 Kanuni Sultan Süleyman’ın İskenderun’a gelişi.
14.12.1535 Kanuni Sultan Süleyman’ın Adana’ya gelişi.
29.12.1535 Kanuni Sultan Süleyman’ın Eskişehir’e gelmesi.
04.01.1536 Kanuni Sultan Süleyman’ın İzmit’e gelmesi.
08.01.1536 Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’a gelmesi.
18.02.1536 Osmanlı Devleti ile Fransa arasında Kapitülasyon meselesi ve Fransa’ya ilk kapitülasyonun verilmesi.
14.03.1536 Veziriazam İbrahim Paşa’nın idamı, İkinci Vezir Ayas Mehmed Paşa’nın tayini.
04.07.1536 Erzurum valisinin Gürcistan savaşı.
18.11.1536 Barbaros Hayreddin Paşa’nın İtalya seferi.
12.03.1537 Bosna Beyi Hüsrev Bey’in tazyiki ile Kilis Kalesi’nin alınışı.
11.05.1537 Osmanlı Donanması’nın İtalya seferi için hareketi.
17.05.1537 Kanuni Sultan Süleyman’ın 7. seferi.
“Sefer-i Pulya” ve “Gazay-ı Korfos” adı verilen İtalya ve Adriyatik seferi için Kanuni’nin İstanbul’dan sefere başlamak üzere hareket etmesi.
13.07.1537 Kanuni Sultan Süleyman’ın Avlonya’ya gelişi.
22.07.1537 Andreo Doria komutasındaki imparatorluk donanmasının küçük bir Türk filosunu yenmesi.
23.07.1537 İtalya’ya asker geçirilmesi.
13.08.1537 Ordu’nun İtalya’dan Avlonya’ya nakledilmesi.
22.08.1537 Barbaros Hayreddin Paşa’nın Avlonya’ya gelmesi.
25.08.1537 Donanmanın Avlonya’dan Korfu Adası’na hareket etmesi.
26.08.1537 Kanuni Sultan Süleyman’ın Korfu Adası karşısındaki sahilde mevzi almak üzere Avlonya’dan hareketi.
29.08.1537 Korfu Adası’na ikinci çıkarma harekâtı.
06.09.1537 Korfu kuşatmasının kaldırılması.
15.09.1537 Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’a hareketi.
Barbaros Hayreddin Paşa’nın Kiklad ve Sporad denilen Adalar Grubunu fethetmesi.
22.10.1537 Kanuni’nin Pulya seferinden İstanbul’a dönüşü.
02.12.1537 Kral Ferdinand komutasındaki Avusturya ordusuna karşı kazanılan Vertizo zaferi.
07.06.1538 Barbaros Hayreddin Paşa’nın ikinci adalar seferine başlaması.
08.07.1538 Kanuni Sultan Süleyman’ın 8. Seferi.
Kanuni’nin “Gazay-ı Kara Boğdan” denilen Boğdan seferine hareketi.
13.07.1538 Barbaros Hayreddin Paşa’nın Girid’e yaptığı akın.
Kerpere Kaşot Adaları’nın alınması.
22.07.1538 Basra’nın Osmanlı İmparatorluğu’na bağlandığını arzetmek üzere Emir Mani’nin Edirne’ye gelmesi.
24.07.1538 Basra’nın anahtarının Kanuni’ye taktim edilmesi.
Kanuni’nin Tuna üzerinde Isakçı konağına geçmesi ve köprü kurulması.
27.07.1538 Hindistan seferine çıkan Hadım Süleyman Paşa’nın Aden’e gitmesi ve Aden Emirliği’ni zaptı.
16.08.1538 Kanuni’nin Boğdan seferinden Babadağ’a gelmesi.
27.08.1538 Hadım Süleyman Paşa kumandasındaki Osmanlı Donanması’nın Hindistan’da Gucerat sahillerine gelişi.
31.08.1538 Kanuni Sultan Süleyman’ın, Mimar Sinan’ın Prut Nehri üzerine kurduğu köprüden orduyu geçirmesi.
09.09.1538 Kırım Hanı Sahip Giray’ın orduya katılması.
15.09.1538 Boğdan başkentinin işgal edilmesi.
21.09.1538 Bucak Sancağı’nın ilhakı ve Boğdan Beyliği’nin yeni durumu.
Kanuni Sultan Süleyman’ın Boğdan meselesini hallederek İstanbul’a dönüşü.
25.09.1538 Barbaros Hayreddin Paşa ile Kaptan Andrea Doria’ın Preveze önlerinde karşılaşmaları.
27.09.1538 Preveze önlerinde Barbaros Hayreddin Paşa’nın ilk taaruzu ve düşman donanmasının geri çekilmesi.
28.09.1538 Barbaros Hayreddin Paşa’nın Preveze zaferi.
15.10.1538 Preveze deniz zaferinin Yanbolu Konağı’nda bulunan Kanuni Sultan Süleyman’a iletilmesi.
27.10.1538 Boğdan seferinden, Kanuni’nin İstanbul’a dönüşü.
Dalmaçya’nın güneyinde “Castelnuovo” Kalesi’nin düşmesi.
13.03.1539 Hindistan seferinden dönen Süleyman Paşa’nın Yemen’de bir Türk vilayeti kurduktan sonra Cidde Limanı’na gitmesi.
13.07.1540 Ayas Paşa’nın vefatı, ikinci vezir Lütfi Paşa’nın göreve tayini.
10.08.1540 Dalmaçya’nın güneyinde “Castelnuovo” Kalesi’nin alınması.
20.10.1540 Osmanlı-Venedik barış antlaşmasının imzalanması.
22.04.1541 Veziriazam Lütfi Paşa’nın sadaretten azli.
Hadım Süleyman Paşa’nın tayini.
20.06.1541 Kanuni Sultan Süleyman’ın 9. seferi.
Kanuni’nin Budin Seferi için İstanbul’dan hareketi.
21.08.1541 Osmanlı ordusunun dört cepheden kuşatarak gerçekleştirdiği Budin zaferi.
26.08.1541 Kanuni Sultan Süleyman’ın Budin’e gelmesi.
29.08.1541 Bir yaşındaki küçük Macar Kralı II. Yanoş’un Türk ordugâhına getirilmesi.
Budin’in işgali ve Macaristan’ın Osmanlı ülkesine katılması.
30.08.1541 Orta Macaristan’da ilk idarenin kurulması.
02.09.1541 Kanunî’nin Budin’e girişi ve ilk Cuma namazını kılması.
04.09.1541 Küçük “Zigmond-Janos”a verilen Transilvanya-Erdel Beyliği fermanının kraliçe Isabelle’e gönderilmesi.
05.09.1541 Kraliçe Isabelle’nin krallık sarayını tahliyesi.
07.09.1541 Kral Ferdinand’ın elçiler göndererek Osmanlı hakimiyeti altında Macar Krallığına talip olması ve bu isteğin reddedilmesi.
20.10.1541 Barbaros Hayreddin Paşa’ya karşı ikinci Afrika seferine çıkan Almanya İmparatoru ve İspanya Kralı Charles Quint’in Cezayir sahillerine çıkarma hareketi.
23.10.1541 Cezayir’i savunan Hasan Ağa’nın Charles Quint’in ordusuna karşı zafer kazanması.
31.10.1541 Charles Quint’in Afrika sahilindeki ordu döküntüsünü donanmasına yükleyerek gitmesi.
09.10.1542 Kral Ferdinand adına haraç mukabilinde Macar tacını istemeye gelen Avusturya elçisinin reddedilmesi.
17.10.1542 Kanuni’nin Macaristan üzerine yürüyen müttefik Avrupa ordularına karşı İstanbul’dan Edirne’ye hareketi.
24.10.1542 Peşte’yi kuşatan müttefik Avrupa ordularının, oniki de bir oranındaki Türk koruyucularına mağlup olduktan sonra perişan kaçarken imha edilmesi.
23.04.1543 Kanuni Sultan Süleyman’ın 10. seferi.
Kanuni’nin “Usturgon” Estergon (Avusturya) seferi için Edirne’den hareketi.
28.05.1543 Barbaros Hayrettin Paşa’nın, Fransa’nın Almanya ile olan anlaşmazlığı sebebiyle Fransız Donanması’na destek olmak amacıyla, İstanbul’dan Nice hareketi.
04.06.1543 Edirne’den, Avusturya seferi için yola çıkan Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad’a gelmesi.
20.06.1543 Barbaros Hayreddin Paşa’nın Mesina ve Reggio Kaleleri’ni teslim aldıktan sonra İtalya sahillerindeki faaliyetleri.
22.06.1543 Avusturya ile savaşda Türk ordusunun Valpo Kalesi’ni alması.
04.07.1543 Budin’in güneyinde bulunan Pees Kalesi’nin alınışı.
05.07.1543 Şikloş Kalesi’nin Türklere teslim oluşu.
20.07.1543 Barbaros Hayreddin Paşa kumandasındaki Fransa’ya giden donanmanın Marsilya’ya varması ve Kaptan Paşa’nın Marsilya’da karaya çıkması.
29.07.1543 Estergon Kalesi’nin kuşatılması.
05.08.1543 Barbaros Hayreddin Paşa kumandasındaki Türk donanmasının Marsilya’dan Toulon’a hareketi.
10.08.1543 Estergon Kalesi’nin Türk ordusu tarafından alınması.
20.08.1543 Türk donanmasının Nice’i fethi.
04.09.1543 Kanuni Sultan Süleyman komutasındaki kuvvetlerin “İstol-Belgrad”ı fethi.
09.10.1543 Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad’a gelişi.
05.11.1543 Kanuni Sultan Süleyman’ın çok sevdiği, çok iyi yetişmiş şehzadesi Muğla Valisi şehzadesi Mehmed’in vefatı.
16.11.1543 Kanuni’nin İstanbul’a dönüşü.
Şehzade Mehmed’in cenaze merasimi.
05.04.1544 Şehzade Camii, Türbe ve Külliyesi’nin inşaatına başlanması.
23.04.1544 Budin Beylerbeyi Yahya Paşazade Mehmed Paşa’nın Macaristan’daki Avusturya Kaleleri’ni almak için kuşatma hareketi.
28.04.1544 Hadım Süleyman Paşa’nın azli, Damad Rüstem Paşa’nın tayini.
10.10.1544 Almanya ve Avusturya Devletleri ile birbuçuk senelik bir mütareke imzalanması.
04.07.1546 Şehzade Selim’in oğlu Şehzade Murad’ın doğumu.
19.07.1546 Türk denizcilik tarihinin en büyük kumandanlarından Barbaros Hayreddin Paşa’nın 80 yaşında vefat etmesi.
13.06.1547 Almanya ve Avusturya ile imzalanmış olan barış antlaşması gereğince her iki devletin de vergiye bağlanması.
19.06.1547 Türk-Alman barış andlaşmasının imzalanması.
01.08.1547 Türk-Alman barış andlaşmasının Kral Charles Quint tarafından onaylanması.
08.10.1547 Kanunî Sultan Süleyman’ın Almanya ve Avusturya ile imzalanmış olan barış andlaşmasını imzalaması.
İran Şahı I. Tahmasb’ın kardeşi Elkas-Mirza’nın Osmanlı Devleti’ne iltica etmesi.
29.03.1548 Kanuni Sultan Süleyman’ın 11. seferi.
Kanunî’nin ikinci İran seferi için Üsküdar’dan ayrılması.
27.07.1548 Kanunî’nin Şenb-i Gazan’a gelişi ve Tebriz’in işgal edilmesi.
12.08.1548 İstanbul’da Şehzade semtinde yapılan Şehzade Camii ve Külliyesi’nin tamamlanması.
15.08.1548 Kanuni’nin Van’a gelişi ve Van Kalesi’nin teslim olması.
13.09.1548 Vezir Ahmed Paşa kumandasındaki ordunun Tortum önlerine gelişi ve Tortum Kalesi’nin fethi.
05.10.1548 Kanuni’nin Diyarbakır’dan, İstanbul’a gelişi.
13.06.1550 Süleymaniye Camii ve Külliyesi’nin temel atma töreni.
10.07.1551 Avusturyalılara karşı Macaristan Serdarlığı’na tayin edilen Rumeli Beylerbeyi Sokullu Mehmed Paşa’nın ordunun başında olarak Belgrad’a gelişi.
16.07.1551 Kaptanı Derya Sokullu Mehmed Paşa’nın yönetiminde Turgut Reis’in ilk Malta akını.
12.08.1551 İran Şahı Tahmasb’ın Doğu Anadolu’ya akını.
15.08.1551 Trablusgarb’ın Turgut Reis tarafından fethi.
07.09.1551 Belgrad’dan hareket eden Sokullu Mehmed Paşa ordusunun Petervaradin civarında Tuna’dan karşıya geçmesi.
21.09.1551 “Beckskerek” Kalesi’nin işgali ve gelişen Türk fetihleri.
01.10.1551 Tamışvar Kalesi’nin kuşatılması.
04.10.1551 Avusturyalıların Lippa’yı kuşatmaları.
07.10.1551 Lippa Kalesi’nin düşmesi.
16.10.1551 Lippa Kalesi’nin teslimi için Ulema Paşa’nın yirmi günlük bir mütareke imzalaması.
05.12.1551 Ulema Paşa’nın askeriyle beraber Lippa Kalesi’nden çıkışı ve Avusturyalıların ihaneti.
23.02.1552 Büyük bir Türk zaferiyle neticelenen ”Segedin” baskını.
04.1552 Piri Reis’in Portekizlere karşı Maskat ve Hürmüz seferi.
01.04.1552 Hadım Ali Paşa’nın “Bespirem” Kalesi’ni kuşatması.
11.04.1552 “Bespiren” Kalesi’nin Avusturyalılardan alınması.
22.04.1552 Sokullu Mehmed Paşa’nın azli, Vezir Ahmed Paşa’nın Macaristan serdarlığına tayini.
15.05.1552 Ahmed Paşa Ordusu’nun Belgrad’da Sokullu Kuvvetleri ile birleşmesi.
27.06.1552 Türk ordusunun Tamışvar’a gelmesi ve kaleyi kuşatması.
25.07.1552 Türk Kuvvetleri’nin Tamışvar üzerine genel hücumu ve kalenin fethi.
11.08.1552 Hadım Ali Paşa’nın, Avusturyalılara karşı “Fülek” zaferi.
04.09.1552 Tisa Nehri üzerindeki “Szolnok” Kalesi’nin fethi.
09.09.1552 Budin’in 137 km. kuzeydoğusundaki Eğer Suyu üzerindeki “Eğer” Kalesi’nin kuşatılması.
19.10.1552 “Eğer” kuşatmasının kaldırılması ve ordunun geri çekilmesi.
01.02.1553 İstanbul’da imzalanan himaye antlaşması gereği Fransa’nın vereceği tazminata karşılık, Fransız Donanması’nın Türklere verilmesi.
15.06.1553 Turgud Reis’in Fransa’yı korumak için Akdeniz’e hareketi.
28.08.1553 Kanuni Sultan Süleyman’ın 12. seferi.
Kanuni’nin Nahçivan seferi için Üsküdar’a geçişi.
05.10.1553 Sultan Süleyman’ın Konya Ereğlisi’ndeki, Aktepe’de konaklaması.
06.11.1553 Şehzade Mustafa’nın idamı.
Vezir Rüstem Paşa’nın azli ve Kara Ahmed Paşa’nın tayini.
08.11.1553 Kanuni Sultan Süleyman’ın Haleb’e gelmesi.
27.11.1553 Şehzade Cihangir’in vefatı.
09.04.1554 Kanuni Sultan Süleyman’ın Haleb’den İran seferi için hareketi.
15.05.1554 “Cülek” Ordugâhı’nda Büyük Harb Divanı’nın toplanması.
20.05.1554 Kanuni Sultan Süleyman’ın Diyarbakır’dan hareketi.
02.07.1554 Hind Kaptanı Seydi Ali Reis’in Basra’dan hareketi.
05.07.1554 Kanuni’nin Kars önlerinde, İran Şahına harp ilan etmesi.
30.07.1554 Kanuni Sultan Süleyman’ın Nahçıvan’dan dönüşü.
02.08.1554 Safevi Hamze Sultan, Kızılbaş Beyleri ile “Taht-ı Süleyman” Bölgesi’nde savaş.
06.08.1554 Bayezid konağında İran’ın sulh teklifi.
17.08.1554 Hasankale-Pasinler konağında Doğu Anadolu Beyleri ve askerlerin terhis edilmesi.
22.08.1554 “Kala-i Zalim”in fethi ve Kerkük sancağının işgali.
26.09.1554 Erzurum konağına gelen İran elçisinin mütareke teklifi ve isteğin kabul edilmesi.
28.09.1554 Kanuni’nin Nahçivan seferinden Amasya’ya gelişi.
10.05.1555 İran Şahının barış imzalamak için görevlendirdiği elçinin Amasya’ya gelmesi.
29.05.1555 Osmanlı-İran barışının imzalanması.
02.06.1555 Barış imzalamak için geldikleri, fakat ancak 6 aylık mütareke imzalayan Avusturya elçilerinin Amasya’dan hareketleri.
26.06.1555 Kaptanı Derya Piyale Paşa ve Trablusgarp valisi Turgut Paşa’nın Fransa’yı himaye için Akdeniz seferine hareketleri.
31.07.1555 Nahçıvan seferinden dönen Kanuni Sultan Süleyman’ın Üsküdar sarayına gelmesi ve Rumeli’de büyük bir isyan hareketi yapan Düzmece Mustafa’nın idamı.
29.09.1555 Veziriazam Kara Ahmed Paşa’nın idamı. Rüstem Paşa’nın ikinci defa vezir tayini.
İstanbul’da ilk defa kahve içilmeye ve kahvehaneler açılmaya başlanması.
Büyük şair Fuzuli’nin vefat etmesi.
21.05.1556 Budin Velisi Hadım Ali Paşa’nın kaleyi muhasara için Segedin’e gelmesi.
21.06.1556 Genel hücumun neticesiz kalması.
21.07.1556 Szigeth kuşatmasının kaldırılması.
07.06.1557 İnşaatı tamamlanan Süleymaniye Camii ve Külliyesi’nin hizmete açılması.
22.05.1558 İspanya işgalinde bulunan Bizerk’in alınması.
İspanya’nın doğusundaki Balear Adaları’nın en büyüğü olan Mayarko Adası’na sefer yapılması.
29.05.1559 Şehzade Bayezid ile Selim’in Konya ovasında karşılaşmaları.
31.05.1559 Şehzade Bayezid ordusunun geri çekilmesi.
05.06.1559 Kanuni Sultan Süleyman’ın 13. seferi.
Anadolu’daki durum sebebiyle Kanuni’nin ordusu başında Üsküdar’a geçişi.
07.07.1559 Şehzade Bayezid’in 12 bin kişilik bir kuvvetle ve dört oğluyla beraber Amasya’dan İran’a hareketi.
Kaptan-ı Derya Piyale Paşa’nın Avlonya seferi.
24.11.1559 Şehzade Bayezid ve ordusunun Kazvin’e gelmesi.
12.02.1560 Şehzade Bayezid’in Kazvin’de hapsedilmesi.
02.03.1560 Avrupa hristiyan donanmasının Cerbe Adası’nda demirlemesi.
07.03.1560 Düşman donanmasının Cerbe Adası’na asker çıkarması.
12.03.1560 Cerbe Adası Kalesi’nin teslim olması.
04.04.1560 Türk Donanması’nın Akdeniz seferine başlamak üzere hareketi.
01.05.1560 Türk Donanması’nın Modon’dan hareketi.
07.05.1560 Türk Donanması’nın Malta önlerine gelmesi.
14.05.1560 Türk denizcilik tarihinin en önemli zaferlerinden Cerbe zaferi.
30.07.1560 Cerbe Kalesi’nin teslim olması.
27.09.1560 Zafer kazanan donanmanın İstanbul’a dönmesi.
18.03.1561 Şehzade Murad’ın Manisa Valiliğine tayin edilmesi.
10.07.1561 Veziriazam Rüstem Paşa’nın vefatı. Semiz Ali Paşa’nın tayini.
25.09.1561 Şehzade Beyazid’in Kazvin’de dört oğlu ile birlikte idamı.
01.06.1562 Osmanlılar ile Avusturyalılar arasında barış imzalanması.
20.09.1563 İstanbul’da büyük sel felaketinin yaşanması.
22.12.1564 Haraç getiren Avusturya elçisinin İstanbul’a gelmesi.
04.02.1565 İmparatorluk elçileri tarafından Avusturya haracının taktimi ve barışın yeniden bozulmaya başlaması.
01.04.1565 Donanmanın Malta seferine başlaması.
20.05.1565 Malta Adası’na asker gönderilmesi.
25.05.1565 Uluç Ali Paşa’nın Malta Adası’na gelişi.
02.06.1565 Trablusgarb Beylerbeyi Turgud Reis’in Malta’ya gelmesi.
17.06.1565 Savaş sırasında Turgut Reis’in şehit düşmesi.
23.06.1565 Malta Adası’nda “Saint-Elme” Kalesi’nin fethi.
28.06.1565 Veziriazam Semiz Ali Paşa’nın vefatı, Sokullu Mehmed Paşa’nın ikinci defa vezirliği.
01.07.1565 Malta Adası’nda ikinci muhasara hareketinin başlaması.
07.09.1565 Malta’ya yardım için hristiyan ordusuna silah, cephane ve erzak gelmesi.
08.09.1565 Malta kuşatmasının kaldırılması.
Başarısız bir seferden sonra ordu ve donanmanın Malta’dan İstanbul’a hareketi.
14.04.1566 Türk donanmasının Sakız Adası’nı fethi.
01.05.1566 Kanuni Sultan Süleyman’ın 14. seferi. (Son sefer) Zigetvar seferi.
26.05.1566 Kanuni’nin torununun oğlu Şehzade Mehmed’in doğumu.
19.06.1566 Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad’a gelişi.
29.06.1566 “Zemlin” konağında Erdel Hanı Zigismond-Janos’un huzura kabulü.
18.07.1566 Kanuni Sultan Süleyman’ın Drava Nehri üzerine kurulan büyük köprüyü kayıkla teftişi.
03.08.1566 Budin Beylerbeyi Arslan Paşa’nın idamı.
05.08.1566 Kanuni Sultan Süleyman’ın ve ordunun Zigetvar’a gelişi ve Kale’nin kuşatılması.
13.05.1566 Eski Zigetvar Kalesi’nin işgali.
01.09.1566 “Gyula” Kalesi’nin Pertev Paşa ordusuna teslim olması.
Kanuni’nin hastalığı.
07.09.1566 Kanuni’nin Sultan Süleyman’ın vefatı.
Sultan II. Selim’in tahta çıkışı.
Babası : Kanuni Sultan Süleyman
Annesi : Hürrem Sultan
Doğduğu Tarih : 1524
Padişah Olduğu Tarih : 29 Eylül 1566
Öldüğü Tarih : 21 Aralık 1574
Sarı Sultân Selim diye de bilinen II. Selim 1566’da babasının vefâtından 23 gün sonra İstanbul’a gelerek Osmanlı tahtına oturmuştur. Daha sonra da bizzat Belgrad’a gelerek ordunun huzurunda da cülûs merâsimini tekrarlamıştır. Yeniçeri teşkilâtı cülûs bahşişinden dolayı ilk defa bu Padişah’a baş kaldırma belirtileri göstermiştir.
II. Selim, diğer Osmanlı Sultânlarına benzemeyen ve hem dirâyette ve hem ilim irfânda onların seviyesine çıkamayan bir şahsiyete sahiptir. Ordunun başında hiç bir sefere çıkmamıştır. Daha evvel Karaman Eyâletinin Paşa Sancağı olan Konya’da, Manisa’da ve Kütahya’da sancakbeyliği yapmış ve 42 yaşındayken Padişah olmuştu. Sokullu Mehmed Paşa da olmasaydı, devleti bu sekiz sene içerisinde belki aynı huzurla idare edemezdi. Ancak Kanuni Sultân Süleyman’ın dirâyetli Vezir-i A‘zamı Sokullu Mehmed Paşa, II. Selim yerine devleti idare ediyordu.
II. Selim devrinde patlak veren hadiselerden birincisi Yemen Meselesi idi. Kanunî devrinde iki beylerbeyilik haline getirilen Yemen’de zayıflayan Osmanlı idaresine karşı, Zeyd bin Ali neslinden gelen Topal Mutahhar isyan etti ve San‘a ile Te‘az taraflarına hâkim olan Murâd Paşa’yı mağlûb ederek katl eyledi. Bunun üzerine Yemen Eyâleti tek eyâlet haline getirilerek 975 Zilhicce/1568 Haziran tarihinde Haleb Beylerbeyi Özdemiroğlu Osman Paşa Beylerbeyiliğe getirildi ve buradaki isyanı bastırdı. Sokullu tarafından Yemen Serdârı olarak gönderilen Sinan Paşa’nın gayretleri de eklenince, Yemen, uzun süre Osmanlı hâkimiyeti altına girdi.
Aynı yıl Kurdoğlu Hızır Reis de Endenozya’ya sefer düzenlemişti. Bu arada 1569 yılında Astırhan’a ve Ruslara karşı sefer düzenlendiyse de, Kale Ruslardan alınamadı.
Bu arada 978/1570 tarihinde Kıbrıs Adası Venediklilerin elinden alındı ve bir Hıristiyan Krallığa da son verilmiş oldu. Kıbrıs Müslüman Türklerin eline geçti.
II. Selim devrinde Osmanlı ordusu ilk defa İnebahtı’da Hıristiyan deniz donanması karşısında mağlûbiyete uğradı. 7.10.1571 tarihinde meydana gelen İnebahtı bozgunu, maalesef Avrupalıların gözünde yenilmez ordu diye bilinen Osmanlı Ordusunun bu vasfını bozdu. Ancak İnebahtı’da kaybedilen Osmanlı Donanması kısa bir zaman içerisinde yeniden inşâ olundu. Bu arada Osmanlı ordularının desteğini alan Kırım Hânı Giray Hân’ın 24.5.1571 tarihinde Moskova’yı alacak kadar Rusları perişan ettiklerini burada kaydetmemiz gerekmektedir.
II. Selim devrinin parlak fetihlerinden biri de 1574 tarihinde Tunus’un kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmasıdır. Bunun dışında II. Selim devri, fetihler ve zaferler devresi olmaktan ziyâde sulh ve mu‘âhedeler devresi olmuştur.
II. Selim, sekiz senelik saltanatından sonra 50 küsur yaşında Saray’da 18 Şaban 982/1574 tarihinde vefât etmiştir.
Şunu önemli ifâde edelim ki, Osmanlı Devleti’nin duraklama devresi, Kanunî’nin oğlu Şehzâde Mustafa’yı bir kısım müzevvirlerin iftirasıyla idama mahkûm ettirmesiyle başlar ve II. Selim devrini aslında bir duraklama devri saymak mümkündür. Zira bizzat ordusunun başında mücâhid fî sebîlillah bir Padişah yerine, Sarayından dışarıya çıkmayan ve sadece tenezzüh için Edirne ve benzeri yerlere giden bir Padişah anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. Nitekim çok sevdiği Edirne’de Selimiye Camiini inşâ ettirmiştir.
Onun zamanında hizmet ifa eden Sadrazamlar arasında, devleti asıl yürüten insan diye bilinen Sokullu Mehmed Paşa, Lala Mustafa Paşa ve Özdemiroğlu Osman Paşa’yı; diğer devlet adamları meyânında Piyale Paşa, Koca Nişancı Celal-zâde Mustafa Çelebi ve Feridun Ahmed Bey’i ve ilim adamları arasında ise Şeyhülislâm Ebüssuud Efendi, Dede Cöngî Efendi, Kınalı-zâde Ali Efendi ve İmam Muhammed Birgivî’yi zikredebiliriz.
ZEVCELERİ: 1- Nurbânû Sultân; III. Murad’ın annesi ve İtalyan asıllı bir câriyedir. ÇOCUKLARI: 1- Sultân Murad III. 2- İsmihân Sultân. 3-Şehzâde Mehmed. 4-Şehzâde Ali. 5-Şehzâde Süleyman. 6-Şehzâde Mustafa. 7-Şehzâde Cihangir. 8-Şehzâde Abdullah. 9-Şehzâde Osman. 10- Gevherhân Sultân. 11-Şah Sultân. 12- Fatma Sultân.
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
06.09.1566 Kanuni Sultan Süleyman’ın vefatı.
07.09.1566 Zigetvar İç Kalesi’nin fethedilmesi.
Sultan II. Selim’in tahta davet edilmesi.
27.09.1566 Şehzade II. Selim’in Afyonkarahisar’dan İstanbul’a hareketi.
29.09.1566 Drava üzerindeki “Bobokça“ Kalesi’nin fethedilmesi.
30.09.1566 Sultan II. Selim’in İstanbul’da Kadıköy’e gelmesi ve tahta çıkışı.
03.10.1566 Sultan II. Selim’in İstanbul’dan Belgrad’a hareketi.
17.10.1566 Sultan II. Selim’in Belgrad’a gelmesi.
21.10.1566 Ordunun Zigetvar’dan Belgrad’a hareketi.
26.10.1566 Kanuni Sultan Süleyman’ın cenazesini getiren ordunun Belgrad’a gelmesi ve cenazenin İstanbul’a gönderilmesi.
Belgrad’da ilk yeniçeri hareketi.
31.10.1566 Sultan II. Selim’in Belgrad’dan İstanbul’a hareketi.
01.11.1566 İçki yasağı sebebiyle “Silsilei Ulema“nın yürüyüşü.
28.11.1566 Kanuni Sultan Süleyman’ın cenaze merasimi.
04.12.1566 Sultan II. Selim’in Halkalı’daki saraya gelmesi.
İstanbul’da Yeniçeriler arasında ikinci hareketin başlaması.
07.12.1566 Cülus törenlerinde dağıtılan bahşişin ilmiye sınıfına da verilmesi kararı.
16.12.1567 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın San’a Beylerbeyliğine tayini.
30.12.1567 Şam Beylerbeyi Mustafa Paşa’nın Yemen Serdarlığına tayini.
16.02.1568 İran elçisi Şahkulu Han’ın Edirne’ye gelişi.
17.02.1568 Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında 8 yıllık bir süre için Edirne’de barışın imzalanması.
28.04.1568 San’a ve Yemen Beylerbeylikleri’nin yeniden birleştirilmesi.
13.05.1568 Yemen Serdarı Mustafa Paşa’nın Şam’dan Mısır’a hareketi.
Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Yemen fethi.
Taaz’ın alınması.
Edirne’de Mimar Koca Sinan’ın yapacağı Selimiye Camii inşaatının başlaması.
05.01.1569 Mısır Beylerbeyi Koca Sinan Paşa’nın, Yemen Serdarlığı görevine hareketi.
03.05.1569 Mısır’ın en stratejik kalesi olan Kahire Kalesi’nin alınması.
15.05.1569 Aden’in alınması.
Mısır Kaptanı Kurdoğlu Hayreddin Hızır Beyin Sumatra seferi ve Türk denizciliğinin Okyanusa dayanması.
26.07.1568 Sana’nın alınması.
Sokullu Mehmed Paşa’nın Ejderhan Astrahan seferi.
04.08.1568 Don-Volga Kanalı’nı açarak Karadeniz ile Hazar Denizi’ni birleştirme planı.
19.09.1569 İstanbul’da büyük yangın.
18.10.1569 Osmanlı-Fransa arasında ikinci dönem kapitülasyonların imzası.
15.05.1570 Donanmanın Kıbrıs seferi sebebiyle Akdeniz’e hareketi.
18.05.1570 Kevkeban Kalesi’nin alınması ve Yemen barışı.
Behram Paşa’nın Yemen valiliği üzerine Zebid’e gitmesi.
21.05.1570 Donanmanın Kıbrıs Adası’ndaki Limasol koyunda demirlemesi.
01.07.1570 Limasol Koyu’na asker çıkarılması.
04.07.1570 Ağır topların ‘Larnaka’ sahiline çıkarılması.
Harp Meclisi’nde ‘Lefkoşe’nin kuşatılmasına karar verilmesi.
09.07.1570 Girne Kalesi’nin teslim olması.
Lefkoşe’nin alınması ve bazı kalelerin kolayca işgali.
18.07.1570 Magosa Kalesi’nin kuşatılması.
23.01.1571 Magosa kuşatmacılarına yardım kuvvetiyle levazım ve mühimmat gönderilmesi.
01.03.1571 Koca Sinan Paşa’nın Yemen’den dönüşü.
04.05.1571 Donanmanın Akdeniz seferine çıkışı.
Dalmaçya’nın fethi.
01.08.1571 Magosa Kalesi’nin teslimi.
Kıbrıs Adası’nın tamamının alınması.
15.09.1571 Kıbrıs Serdarı Lala Mustafa Paşa’nın İstanbul’a hareketi.
07.10.1571 “İnebahtı” Deniz savaşı.
Donanmanın mağlubiyeti.
21.10.1571 İstanbul tersanesinde yeni bir donanma inşasına başlanması.
13.06.1572 Kaptanı Derya Kılıç Ali Paşa’nın İstanbul’dan Akdeniz seferi için hareketi.
07.03.1573 Osmanlı Devleti ile Venedik arasında barış andlaşması.
03.06.1573 Piyale ve Kılıç Ali Paşaların İtalya güneyindeki “Pulya” seferine hareketleri.
Ayasofya’nın onarımı ve iki minare ilave edilmesi.
15.05.1574 Donanmanın Tunus seferi için Akdeniz’e hareketi.
09.06.1574 Boğdan zaferi.
Osmanlı hakimiyetinin bölgede güçlenmesi.
22.07.1574 Tunus’da “Halk-ul-Vad” sahiline ordu çıkarılması.
23.08.1574 Şeyhülislam Ebussud Efendi’nin vefatı.
Hak-ul Vad Kalesi’nin fethi.
13.09.1574 Tunus şehrinin istihkamı.
“El-Bastiyan” Kalesi’nin fethi.
30.10.1574 Donanmanın Tunus’dan İstanbul’a hareketi.
04.12.1574 Sekiz sene için yenilen Osmanlı-Avusturya antlaşmasının İstanbul’dan Viyana’ya gönderilmesi.
Ünlü Mimar Sinan’ın eseri, Edirne’deki Selimiye Camii’nin inşaatının tamamlanması.
15.12.1574 Sultan II. Selim’in İstanbul’da vefatı.
21.12.1574 Sultan II. Selim’in Manisa valisi olan veliahtı şehzade Murad’ın İstanbul’a hareketi.
Sultan Murad’ın beş kardeşinin idamı.
22.12.1574
Sultan II. Murad’ın tahta çıkışı.
Babası: Sultan II. Selim
Annesi: Nur Banu Sultan
Doğum Tarihi: 1546
Tahta Çıkışı: 22 Aralık 1574
Ölümü: 16 Ocak 1595
Selim II ile Hasekisi Nur-Bânû Sultân’ın oğulları olub, babasının Saruhan Sancak Beğliği sırasında 5 Cemâziyel-evvel 953/4 Temmuz 1546 tarihinde Manisa’nın Bozdağ Yaylağında dünyaya gelmiştir. 966/1558 tarihinde Şehzâde Murad Akşehir Sancak Beğliğine getirilmiş ve babasıyla amcasının taht mücadelesinde Konya Muhâfızlığı görevini yürütmüştür. 1562 tarihinde Manisa Sancak Beğliğine tayin edilmiş ve padişah oluncaya kadar bu vazifede kalmıştır.
III. Murad zayıf irâdeli ve muhtelif tesirler altında kalabilen bir şahsiyete sahipti. Bu yüzden Sokullu Mehmed Paşa’nın sadrazamlığı süresince işler iyi gitmişse de, onun vefâtından sonra devlet idâresi Vâlide Sultânların ve bazı menfaatperestlerin tesiriyle daima kötüye gitmiş ve Osmanlı Devleti’nin duraklaması tam manasıyla III. Murad devri ile başlamıştır. 21 sene kapalı bir hayat yaşayan III. Murad, sarayında münzevî bir hayat yaşamış, son zamanlarına doğru Cuma namazlarını dahi Saray Camiinde edâ etmeye başlamıştır. Meşru dairede kalmakla birlikte kadına düşkün bir tabî’atı vardır. Osmanlı tarihinde en fazla kadınla meşru dairede yaşayan padişah ünvanını alabilir. Hemen belirtelim ki, bu kadına düşkünlüğü gayr-i meşru hayat yaşıyor manasına alınmamalıdır. Zira aynı zamanda şair olan III. Murad bir cihetten de mutasavvıftır ve Fütûhât-ı Sıyâm ve Esrârnâme adlı iki tane tasavvufa dair eserleri de vardır.
Babası II. Selim'in ölüm haberi üzerine, Manisa Sancakbeyi bulunan oğlu Murad, İstanbul’a gelerek 28 yaşında 1574 yılında tahta geçti. Murad devrinde vukû‘ bulan hadiseler şunlardır:
Fas Sultânlığının Osmanlı Hâkimiyetine Girmesi: Afrika kıt'asının bütün kuzey kısımları Osmanlı hâkimiyetinde bulunmasına rağmen sadece Fas Sultânlığı müstakil bir devlet halinde bulunuyordu. Ancak son yıllarda Fas'ta taç ve taht kavgaları baş göstermişti. Fas Sultânı Mevlây Muhammed, Portekizlilerle işbirliğine başlamış bulunuyordu. Buna karşılık Fas tahtını ele geçiremeyen Abdülmelik, Osmanlılara sığınıp, kendisinin Fas Sultânlığına getirilmesini istemişti. İsteği kabul edilerek Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa'ya emir verildi. Fas ordusu mağlûp edilerek Abdülmelik, Fas Sultânlığına getirildi (1576). Bu tarihten sonra Fas'ta Osmanlı hâkimiyeti başladı. Bu sırada saltanat iddiasından vazgeçmeyen Mevlây Muhammed Portekizlilerden yardım istedi. Portekiz Kralı Sebastian 80 bin kişilik büyük bir kuvvetle Fas'a geldi. Ramazan Paşa idaresinde Osmanlı ve Fas kuvvetleri 1578 yazında Portekizlileri Vadi’s-sebil Savaşı'nda fena halde bozguna uğrattılar. Kral Sebastian, muharebe meydanında öldü.
Lehistan'daki Osmanlı Hâkimiyeti (1575): Lehistan Kralı Sigismund Ogüst ölünce, memleket taht kavgasına düşmüştü. Avusturya ve Rusya kendilerinin gösterdikleri namzetlerin Leh Kralı olması için faaliyet gösteriyorlardı. Hattâ bu maksatla, Rusya kuvvet bile sokmaya kalkıştıysa da, Osmanlı kuvvetlerini karşısında bulunca geri çekilmeye mecbur kaldı. Osmanlı Devleti için Lehistan çok ehemmiyetliydi. Bu yüzden diğer devletlerden daha atik davranıp, nüfuzunu kullanarak kendisine tâbi Erdel Beyi Bathory'yi Leh Krallığına seçtirdi (1575). Lehistan bundan sonra vergiye bağlandı ve 1578 yılına kadar Osmanlı himâyesinde bir devlet olarak kaldı.
Sokullu Mehmed Paşa'nın Ölümü (1579): III. Murad’ın cülûsundan sonra hükümet idaresinin başında yine Sokullu Mehmed Paşa vardı. Ancak son zamanlarda saraydaki bazı şahısların tesiriyle Sokullu’ya olan itimad ve muhabbet azaldı ve hatta Sokullu’nun zevcesi İsmihan Sultân ve Vâlide Nurbânû Sultân olmasaydı belki de görevden azledilecekti. Üç padişah devrinde aralıksız sadrazamlık yapan Sokullu Mehmed Paşa, Osmanlı tarihinde ehemmiyetli yeri olan bir devlet adamıdır. Aslen Bosna'nın Sokkuloviçi köyünden alınmış bir devşirmedir. Zekâ ve kabiliyetiyle yükselmiş, kaptan-ı deryalık dâhil, devletin çeşitli hizmetlerinde bulunmuştur. Bir savaş adamı olmaktan ziyâde, onun siyasi tarafının daha büyük olduğu görülür. Sultân III. Murad devrinde, Sokullu’nun eski nüfuzunun kalmadığı anlaşılıyor.
İran Harpleri ( 1578 = 1590): III. Murad, padişah olduğu zaman, İran Hükümdarı Şah Tahmasb, Tokmak Han idaresinde bir elçilik heyeti yollayarak tebriklerini ve hediyelerini sunmuştu. Elçilik heyeti İstanbul'da gayet iyi karşılanmıştı. Fakat bir müddet sonra Şah Tahmasb'ın ölmesiyle İran’da taht kavgaları başladı. Bir ara Tahmasb'ın oğlu İsmail, şahlığı elde etti. Bunun zamanında Osmanlı-İran dostluğu bozuldu. Osmanlı Devleti Avrupa ile sulhlar yaparak İran ile meşgul olmaya başladı. Çünkü Şah, Osmanlılarla süren barışı terk ederek, Doğudaki Kürtleri aleyhimize kışkırtıyordu. II. Şah İsmail de ölünce İran’da taht kavgalarının sürüp gitmesinden Osmanlılar istifade etmek istediler. Doğudaki valilerin de durumunu müsait görüp, İran’a saldırmanın vaktidir yollu haberler üzerine, Sultân III. Murad 1578 yılında İran'a harb açtı. O zaman Sokullu Mehmed Pasa daha sağdı ve İran savaşına engel olmak istedi. Sokullu Mehmed Paşa, İran'ın geniş bir ülke olduğunu, galip gelinse bile Şi’î olan halkının itaat altına alınamayacağını söylüyordu ki, bunda ne kadar haklı olduğu sonradan anlaşıldı: Padişah, kendisi sefere gidecek karakterde bulunmadığından, ordunun başına Lala Mustafa Paşa'yı serdar tayin etti.
Lala Mustafa Paşa'nın asıl hedefi, Gürcistan'ı istilâ etmek olacaktı. Topladığı kuvvetlerle Gürcistan'a girip, fetihlere başlayan Lala Mustafa Paşa, Tokmak Han idaresinde bir İran ordusunun üzerine geldiğini duyunca buna karşı maiyetindeki kumandanlardan Özdemiroğlu Osman Paşa'yı yolladı. Osman Paşa, İran kuvvetleriyle Çıldır'da karşılaştı ve Tokmak Han'ı mağlûp etti (1578). Lala Mustafa Paşa, Gürcistan içinde ilerleyerek Tiflis'i ele geçirdi ve Şirvan'a doğru ilerledi. Şirvan'ın bir kısmını zapteden Lala Mustafa Paşa, Özdemiroğlu Osman Paşa'yı serdar tayin ederek kendisi Erzurum'a döndü. İran kuvvetleri Osman Paşa üzerine taarruza geçtilerse de mağlûp olup çekildiler. Fakat İranlıların tecavüzü bitmiyordu. Kuvvetleri çok azalan Osman Pasa, geri çekilmek zorunda kaldı. Muharebelerin İran lehine dönmeye başlaması üzerine Lala Mustafa Paşa, azledilerek, yerine Koca Sinan Paşa serdar tayin edildiyse de kayda değer hiç bir muvaffakiyet elde edilemedi. Özdemiroğlu büyük bir gayretle İran savaşlarına devam ediyordu. Nitekim 1583 yılında Meş’ale Savaşı denen savaşta bir kere daha İranlıları yendi. Meş'ale Savaşı'ndan sonra İranlılar, Şirvan bölgesini boşaltmak zorunda kaldılar. Yeni serdar Ferhad Paşa, büyük kuvvetlerle İran sınırına gelip, bâzı muharebeler yaptı: Daha sonra sadrazam ve serdar tayin edilen Özdemiroğlu Osman Paşa ile beraber Tebriz'i almayı başardılar.
Osman Paşa'nın vefatından sonra Ferhad Paşa, ikinci defa olarak serdarlığa getirildi. Ferhad Paşa'nın bu ikinci serdarlığında Osmanlı orduları bazı muvaffakiyetler daha kazandılar. Ayrıca Doğuda Türkistan Hükümdarı Özbek Han, İran’a saldırınca Şah Abbas, Osmanlılardan barış istedi. 1590 yılında yapılan Ferhad Paşa Antlaşmasına göre: Tebriz, Şirvan, Gürcistan, Dağıstan bölgeleri Osmanlılara verilecekti. Büyük kayıplar karşılığında alınan bu yerler, Osmanlıların elinde fazla kalmayacak, tekrar İranlılara geçecektir.
Yeniçeri ve Sipâhi İsyanları: İran'la anlaşma yapıldıktan sonra İstanbul'da Yeniçeri ve Sipahi isyanları vuku‘ buldu. Bu isyanlar her ne kadar ulûfe (Yeniçerilere üç ayda bir verilen maaş) yüzünden çıkmışsa da, asıl sebebini devlet teşkilâtının bozulmaya yüz tutmasında aramak daha doğru olacaktır. İlk defa III. Murad devrinde Yeniçeri Ocağına rast gele kimseler alınarak kanun bozuldu. Yine ilk defa rüşvetle iş görülmeye başlandı. Askere ayarı düşük akçeler verilmek istenince Yeniçeriler, isyan ederek saraya yürüdüler. Âsiler defterdarın başını istediler. İstekleri yerine getirilince büsbütün şımardılar. 1589 yılında meydana gelen bu olaya Beylerbeyi Vak’ası denmektedir
III. Murad devrinde 1593 yılında da sipahilerin isyanını görüyoruz. Ulûfelerinin geri bırakılmasına kızan Sipahiler, saraya yürüyüp defterdarın kafasını istediler. Kendilerine nasihat etmek için gelenleri kovdular. İstanbul halkı da seyretmek için saraya dolmuştu. Halk dışarı çıkarılırken “Urun hâ!...” diye bir ses duyuldu. Saray muhafızları bunu Padişahın emri sanarak âsilerin üzerine saldırdılar ve dört yüze yakın âsiyi öldürdüler. Diğerleri kaçarak kurtuldu.
Yeni Bir Haçlı İttifakı Ve Nemçe (Avusturya) Harbleri (1593-1606): Bosna Beylerbeyi Telli Hasan Paşa, Avusturya topraklarına 1593 yılında büyük bir akın harekâtına girişmişti. Avusturya valilerinin Osmanlı sınırlarına tecâvüzlerine karşılık yapılan bu harekât, mağlûbiyetle neticelenmiş, komutanla birlikte çok şehid verilmiştir. Bu hadise Osmanlı-Nemçe harblerinin başlamasına sebep olmuştur. Nemçe savaşına Sadrazam Sinan Paşa gönderilmişti. Budin Beylerbeyi imdada giderek Nemçe ordusuyla harbe girdi ve mağlub oldu. Nemçeliler çok sayıda Macaristan kalesini ele geçirdiler. 1594 yılı baharında da Estergon Kalesini muhasara altına aldılar; ancak muvaffak olamadılar. Kırım kuvvetlerinin yardıma gelmesine rağmen tam bu sırada Osmanlı Devleti’nin başına bir gâile daha çıktı: Osmanlı Devleti’ne tâbi olan Erdel, Eflak ve Boğdan Beyleri Papa’nın teşvikiyle isyan edip Avusturya tarafına geçtiler. Tam bu sırada yani 1595 yılında Padişah III. Murad vefât eyledi. III. Murad’ın saltanatının sonuna doğru Osmanlı toprakları yaklaşık 19.902.191 km2 idi. Buna Avrupa’da Polonya, Afrika’da Fas dâhildir.
III. Murad zamanındaki sadrazamlar arasında, yılların sadrazamı Sokullu Mehmed Paşa, Koca Sinan Paşa, Özdemiroğlu Osman Paşa ve Mesîh Paşa’yı; diğer komutan ve devlet adamlarından Kaptanıderya Kılıç Ali Paşa, Damad İbrahim Paşa, Okçu-zâde Mehmed Paşa ve Muallim-zâde Nişanı Mahmûd Çelebi’yi; Şeyhülislâmlar arasında Hâmid Efendi, Ma’lûl-zâde Mehmed Efendi, Müeyyed-zâde Abdülkadir Efendi, Bostan-zâde Mehmed Efendi ve Bayram-zâde Hacı Zekeriya Efendi’yi zikredebiliriz .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
15.12.1574 Sultan II. Selim’in vefatı.
21.12.1574 Sultan II. Selim’in Manisa valisi olan veliahtı Şehzade Murad’ın İstanbul’a hareketi ve beş kardeşinin idamı.
22.12.1574 Sultan III. Murad’ın tahta çıkışı.
Babası ve 5 erkek kardeşinin cenaze törenleri.
27.12.1574 Cenaze törenlerinde giyilen kıyafetlerin değiştirilmesi.
05.01.1575 Tahta çıkan Sultanların, Selatin Türbelerini ziyaret için “Kılıç alayı” töreni adeti.
22.01.1575 Feridun Bey Münşeatının, Sultan III. Murad’a takdimi.
08.08.1575 Osmanlı-Venedik barış antlaşmasının yenilenmesi.
13.05.1576 Cülus tebriki için gelen İran elçisi Tokmak Hanın huzura kabülü ve hediyelendirilmesi.
01.01.1577 Osmanlı Devleti ile Avusturya arasındaki barışın tekrar 8 sene için yenilenmesi.
30.07.1577 Osmanlı-Lehistan antlaşmasının imzalanması.
Devletin kuzey siyaseti.
21.01.1578 İkinci Vezir Piyale Paşa’nın vefatı.
25.01.1578 Kanuni’nin kızı Mihrimah Sultanın vefatı.
05.04.1578 Şirvan ve Gürcistan Serdarlığına tayin edilen Lala Mustafa Paşa’nın sefer için İstanbul’dan hareketi.
01.07.1578 Lala Mustafa Paşa’nın “Cinis Konağı”na gelişi.
Özdemiroğlu Osman Paşa’nın kuvvetleriyle orduya katılması.
04.08.1578 Osmanlı himayesine giren Fas’da Portekizlilere karşı “Vadisseyl” zaferi.
09.08.1578 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Çıldır zaferi.
24.08.1578 Türk kuvvetlerince Tiflis’in işgali.
09.09.1578 İran savaşı.
Koyungeçidi zaferi.
12.09.1578 “Ereş” Kalesi’nin fethi ve Şırvan’ın işgali.
Kafkasya’daki ilk Osmanlı idare teşkilatı.
08.10.1578 Ordu’nun “Ereş”ten Erzurum’a kışlamak üzere hareketi.
10.10.1578 Budin Beylerbeyi Sokullu Mustafa Paşa’nın idamı.
16.10.1578 Dağıstan’daki Kumuk Şamhalı’nın tabiyyet ve itaatı.
11.11.1578 Üç gün üç gece süren birinci Şamahı Savaşı ve Özdemiroğlu Osman Paşa’nın zaferi.
27.11.1578 İkinci Samahı savaşı.
07.12.1578 Nahçivan Valisi ve “Şerefname” yazarı Şeref Hanın Van’da törenle karşılanması.
07.01.1579 Osman Paşa’nın Şamahı’dan Demirkapı’ya hareketi.
Şirvan’ın tahliyesi.
07.03.1579 Osmanlı-İngiliz ticari ve siyasi ilişkilerinin başlaması.
30.03.1579 Safavilerin Tiflis’i kuşatmaları.
11.07.1579 Mustafa Paşa’nın ordusunun Erzurum’dan Kars’a hareketi.
26.07.1579 Ordu’nun Kars’a geri dönmesi.
Kars Kalesi’nin temel atma töreni.
22.08.1579 Maraş Beylerbeyi Mustafa Paşa komutasındaki yardımcı kuvvetin Tiflis’e gelmesi.
27.08.1579 Hazar Denizi’nde Türk Deniz Kuvvetleri.
Kars Kale inşaatının tamamlanması.
22.09.1579 Kars şehrinin inşaatının tamamlanması.
04.10.1579 Anadolu Beylerbeyi Cafer Paşa’nın Erivan seferi için hareketi.
11.10.1579 Kırım Hanı II. Mehmed Giray ile Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Demirkapı’dan Şirvan’a hareketi.
12.10.1579 Veziriazam Sokullu Mehmed Paşa’nın katledilmesi.
Veziriazamlığa ikinci vezir Ahmed Paşa’nın tayini.
23.10.1579 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Kırım Hanı ile birlikte Şamahı’ya girişi.
Şirvan’ın alınması.
07.01.1580 İkinci Vezir Lala Mustafa Paşa’nın Doğu Serdarlığı’ndan azli, Üçüncü Vezir Sinan Paşa’nın serdarlık görevine getirilmesi.
07.08.1580 “Sultan Vekili” ünvanı ile Sadaret kaymakamı olan İkinci Vezir Lala Mustafa Paşa’nın vefatı.
25.08.1580 “Mührü Hümayun”un Doğu Serdarı Sinan Paşa’ya verilmesi.
07.01.1581 Safevilerin barış teklifi.
06.07.1581 Osmanlı Devleti ile Fransa arasında 3. dönem kapitülasyonlar.
29.05.1582 Sultan III. Murad’ın şehzadesi Mehmed’in Devlet tarihinde ilk defa 57 gün süren şenliklerle yapılan “Sünnet Düğünü”nün başlaması.
06.12.1582 Veziriazam Koca Sinan Paşa’nın azledilmesi.
24.12.1582 Veziriazamlığa İkinci Vezir Siyavuş Paşa’nın tayin edilmesi.
16.03.1583 “Münşaat” eserinin yazarı Feridun Beyin vefatı.
28.03.1583 Rumeli Beylerbeyi Ferhat Beyin vezaret payesi ile Doğu Serdarlığına tayini.
29.03.1583 İngiltere’nin ilk elçisinin, İstanbul’a gelmesi.
11.05.1583 İran’a karşı “Mesale Savaşı” ve Özdemiroğlu Osman Paşa’nın en büyük zaferi.
03.06.1583 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Şamahı, Şirvan’a gelişi.
06.06.1583 Şamahı Kalesi’nin temel atma töreni.
20.07.1583 Şamahı Kalesi’nin yapımının tamamlanması.
21.10.1583 Şirvan ve Dağıstan Serdarı Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Demirkapı’dan İstanbul’a hareketi ve Kırım sorunu.
07.12.1583 Osmanlı tarihinde ilk defa olarak “Valide Sultan” ünvanı ile anılan Nur Banu Sultanın vefatı.
17.12.1583 Manisa valiliğine tayin edilen Şehzade Mehmed’in İstanbul’dan hareketi.
24.04.1584 Kırım Hanı II. Mehmed Giray’ın azli.
Kırım meselesinin düzenlenmesi.
28.06.1584 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Kefe’den İstanbul’a gelişi.
25.07.1584 Veziriazam Siyavuş Paşa’nın azli.
Osman Paşa’nın sadareti.
18.12.1584 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Kastamonu’ya gelmesi.
07.08.1585 Sokullu Mehmed Paşa’nın eşi Esma Sultan’ın vefatı.
21.09.1585 Tebriz yakınında “Abvar” savaşı.
22.09.1585 Tebriz şehrinin teslim olması.
Azerbaycan’ın Osmanlı topraklarına katılması.
Murassa saltanat tahtının, saltanatın sonuna kadar kullanılmak üzere III. Murad’a taktim edilmesi.
25.09.1585 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Tebriz’e girmesi.
29.10.1585 Veziriazam Özdemiroğlu Osman Paşa’nın vefatı.
01.12.1585 Sadaretin ikinci Vezir Mesih Paşa’ya verilmesi.
14.04.1586 Veziriazam Mesih Paşa’nın istifası.
21.06.1587 Kaptanı Derya Kılıç Ali Paşa’nın vefatı.
09.02.1588 Kandil akşamlarında cami minarelerinde ışıklandırma yapılması kararının uygulamaya başlaması.
21.07.1588 İran ile barış imzalanamadığı için Ordu’nun Erzurum kışlağından Gence’ye hareketi.
02.04.1589 “Beylerbeyi vakası” Osmanlı tarihinde ilk defa Yeniçerilerin kelle istemiye başlamaları.
Veziriazam Siyavuş Paşa’nın azli.
Sinan Paşa’nın sadareti.
28.01.1590 Safavi şehzadesi Haydar Mirza’nın İstanbul’a gelmesi.
21.03.1590 Osmanlı Devleti ile Safavi Devleti arasında barış imzalanması.
29.10.1590 Osmanlı Devleti ile Avusturya Devleti’nin barış antlaşmasının 8 yıl daha uzatılması.
06.03.1591 Sakarya, Sapanca, İzmit Körfezi kanalının açılması hakkında ferman çıkışı.
Bu kararın 11 Nisan tarihli ferman ile iptali.
01.08.1591 Koca Sinan Paşa’nın azledilmesi, Vezaret makamına ikinci Vezir Ferhat Paşa’nın tayin edilmesi.
08.09.1591 İran elçisi Kara Ahmed Sultan’ın huzura kabulü ve arzlarının reddedilmesi.
16.09.1591 Lehistan elçisinin huzura kabulü ve haraç taktimi.
04.04.1592 Veziriazam Ferhad Paşa’nın azli ve Kanijeli Siyavuş Paşa’nın üçüncü sadareti.
01.10.1592 Avusturya İmparatoru’nun İstanbul elçisinin barışın Türkler tarafından bozulmasından dolayı haracın kesildiğini bildirmesi.
26.01.1593 Yeniçerilere verilen tahsisatın Sipahilere eksik verilmesi sebebiyle “almazuz” diye Sipahilerin isyan çıkarması, bastırılması.
28.01.1593 Veziriazam Siyavuş Paşa’nın uğursuzluğundan dolayı azli ve Koca Sinan Paşa’nın üçüncü sadareti.
29.06.1593 Kulpa bozgunu.
Bosna Valisi Telli Hasan Paşa ile Sancak Beylerinden Sultanzade’nin ve bazı beylerin şehit olması.
04.07.1593 Kulpa bozgunu sebebiyle Avusturya’ya sefere karar verilmesi.
İstanbul’daki elçinin hapsedilmesi.
19.07.1593 Koca Sinan Paşa’nın Avusturya seferi için hareketi.
06.10.1593 Bespiren Kalesi’nin teslim alınması.
14.10.1593 Polata Kalesi’nin teslim alınması.
04.10.1593 Istolni Belgrad bozgunu ve birçok kalenin elden çıkışı.
08.11.1593 Ordunun Budin’e gelişi.
05.05.1594 Ordunun “Hünkar Tepesi”nden “Sirem Sahrası”na geçmesi.
01.06.1594 Avusturyalıların Estergon ve Hatwan kuşatmalarını kaldırması.
27.07.1594 Tata Kalesi’nin teslim alınması.
29.07.1594 Saint Marton Kalesi’nin teslim alınması.
11.08.1594 Kırım Hanı Gazi Giray’ın orduya katılması.
27.09.1594 Yanık Kale’nin teslim alınması.
05.10.1594 Erdel, Eflak ve Boğdan Voyvodalarının Türklere karşı papalık makamı tarafından hazırlanan “Mukaddes İttifak” a katılmaları.
13.10.1594 Eflak ve Boğdan’da müslümanların kılıçtan geçirilmeleri.
01.01.1595 Eflak ordusunun İbrail Kalesi’ne taarruz edip şehri yakması.
15.01.1595 Sultan III.Murad’ın vefatı.
27.01.1595 Sultan III. Mehmed’in tahta çıkması.
Kaynak:www.kultur.gov.tr
Babası : Sultan III. Murad
Annesi : Safiye Sultan
Doğduğu Tarih : 26 Mayıs 1566
Padişah Olduğu Tarih : 27 Ocak 1595
Öldüğü Tarih : 22 Aralık 1603
III. Mehmed, II. Murad’ın Sâfiye Sultân’dan 1566’da dünyaya gelen oğludur. Babasının vefâtı üzerine sancak beyliğinden Osmanlı Padişahlığı tahtına oturan son şehzâde olarak 1595’de Manisa’dan gelerek İstanbul’da cülûs etti. Her padişah döneminde olduğu gibi, son zamanlarda âdet haline gelen yeniçerilerin baş kaldırmaları ve bahşiş talebi kavgaları bunda da meydana geldi. Ferhad Paşa’nın gayretleriyle zorbalar bastırıldı. Ancak Avusturya seferi uzayıp gidiyordu. Sadrazam Sinan Paşa, Eflak üzerine yürüdü; Bükreş’i aldı; ancak Yergöğü’nde dehşetli bir mağlûbiyet tattı.
Padişah Hocası Hoca Sa’deddin Efendi, Sinan Paşa’nın fikrine katılarak Padişahın bizzat sefere katılmasını arzu ediyordu. Bu arada vefat eden Sinan Paşa’nın yerine Damad İbrahim Paşa veziriazam olmuştu. Nihâyet Yeniçerilerin de teşvikiyle 21 Haziran 1596/24 Şevval 1004’de Padişah sefere çıkmak üzere hareket etti. Eğri Kalesi kuşatılıp feth olundu ve bu sebeple III. Mehmed Eğri Fâtihi olarak anıldı. Daha sonra Macarların Kereşteş dedikleri Haçova’da zor da olsa büyük bir zafer kazanıldı. Bunda Hoca Sa’deddin’in büyük bir rolü vardı. Harpten dönen Padişah, Hoca Sa’deddin ve çevresindeki insanların tesiriyle Cığala-zâde’yi sadrazamlığa getirdi. Ancak hem Kırım Han’ı Gâzî Giray’ı azledip Kırım’da fitne çıkarmasıyla ve hem de muharebe gününün ertesi günü askeri yoklatarak dâhilde ihtilâfların ve isyânların baş göstermesine vesile olmasıyla fayda yerine zarar getirdi. Gerçekten Cağaloğlu Sinan Paşa’nın bu hareketleri neticesinde Anadolu’da Celâlî denilen eşkıya isyanları memleketi kasıp kavurmaya başladı. 1008/1599 yılında Damad İbrahim Paşa yeniden Sadrazamlığa getirildi. Nemçe Harbi sürüp giderken Tiryaki Hasan Paşa ve Kuyucu Murad Paşa, Avrupa’da mühim zaferlere imza basıyorlardı. Uyvar üzerine gidilmesi de bu tarihlerde oldu.
Bütün bu zorluklar içinde bir de İran Şahı andlaşmayı bozdu ve Osmanlı Devleti’ne harb ilan etti. Anadolu’yu Celâlî isyanları kasıp kavuruyordu. Osmanlı Devleti bu karışıklıklar ve ihtilâller içinde iken III. Mehmed 1603’de dünyaya gözlerini yumdu. Oğlu Mahmûd’un katli, Celâlî isyanları ve bunları tahrik eden Safeviler karşısında ordunun başarılı sonuçlar alamaması, III. Mehmed’in ölümüne sebep olan en önemli olaylardı.
III. Mehmed, sancağa çıkan ve oradan padişahlığa gelen son Osmanoğludur. Fıtraten zayıf iradeli ve saf idi. Vehhâmdı. Anası Sâfiye Sultân’ın müthiş tesiri altında kalıyordu. Babası gibi III. Mehmed de, kardeş katli meselesini en çok suiistimal eden padişahlardan biriydi. 19 kardeşini, aldığı zayıf fetvâlara dayanarak idam ettirdi. Bu arada, başkalarıyla ittifak ettiği ve yazışmalarda bulunduğu jurnallenen oğlu Şehzâde Mahmûd’u da idam ettirdi; sonra da jurnalleyen insanların hayatına son verdi.
III. Murad devrinde de babasının zamanında olduğu gibi, devamlı bir duraklama ve hatta gerileme alâmetleri kendini göstermektedir. Düzenli kanunnameler yerine, devletin merkez teşkilâtında ve özellikle ülü’l-emrin temelini teşkil eden Padişah ve vezirlerde görülen şer‘-i şerife muhâlif halleri siyâsetnâmeler ile âlimler ikaz ve irşâd eylemişlerdir. Taşra teşkilâtında meydana gelen zulümleri ve haksızlıkları ise, ya yerli âlimler merkeze bildirmişler veya halkın tazallüm ve şikâyeti üzerine merkez teşkilâtı taşra memurlarına adalete ri‘âyet etmeleri için emirnâmeler göndermişlerdir. İşte Celâlî isyanlarının ortaya çıkış sebebi de budur.
Adâletnâme, devlet otoritesini temsil eden görevlilerin, re`âyaya karşı bu otoriteyi kötüye kullanmaları ve kanun, hak ve adâlete aykırı davranmaları halinde, ülü’l-emrin hakkı ve kanunu hatırlatıcı mâhiyette düzenlediği hukukî düzenlemelerine denir. Osmanlı Devleti’nde padişahın hükmü tarzında kendisini göstermiştir.
Osmanlı Devleti’nde, mezâlim divanının yerini Divan-ı Hümâyûn aldığı gibi, kanunnameler ve tezkire'lerin yerini de adâletnâmeler almıştır. Yani Divan-ı Hümâyûnda mazlûmların şikâyeti bizzat dinlendiği gibi, Divan görüşmelerini Kasr-ı Adâlet veya Adâlet Köşkü denilen yerde dinleyen Padişah tarafından, mahallî idarecilere şikâyetleri önlemek üzere adâletnâmeler de gönderilmiştir.
III. Mehmed, Adlî mahlasıyla şiirler yazan, nazik ruhlu ve zayıf irâdeli bir padişah; ancak Osmanlı padişahları arasında en çok takvâ sahibi olanlardandır. Zamanındaki sadrazamlar arasında Koca Sinan Paşa, Ferhad Paşa, Hadım Hüseyin Paşa, hiç kimsenin beğenmediği Cığala-zâde (Cağaloğlu) Sinan Paşa ve İbrahim Paşa’yı; âlimler arasında Hasan Can’ın oğlu Hoca Sa’deddin, Şeyhülislâm Bostan-zâde Mehmed Efendi, Hoca-zâde Mehmed Efendi ve şeyhlerden Şeyh Muhyiddin Efendi ile Şeyh Şemseddin Sivâsî’yi zikretmeliyiz.
ZEVCELERİ: 1- Hândân Vâlide Sultân; I. Ahmed’in annesi. 2- Vâlide Sultân; Abaza asıllı ve I. Mustafa vâlidesi. 3- Haseki; Şehzâde Mahmûd annesi. 4- Haseki; Şehzâde Selim annesi.
ÇOCUKLARI: (İsimleri bilinmeyen beş altı tane daha çocuğunun bulunduğu söylenmektedir). 1-Şehzâde Sultân Selim Hân. 2-Şehzâde Sultân Cihangir Hân. 3-Şehzâde Mahmûd Hân. 4-Şehzâde Ahmed. 5-Şehzâde Mustafa. 6- Hatice Sultân. 7- Ayşe Sultân .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
15.01.1595 Sultan III. Murad’ın vefatı.
27.01.1595 Sultan III. Mehmed’in tahta çıkması.
16.02.1595 Koca Sinan Paşa’nın azli, Ferhat Paşa’nın üçüncü sadareti.
27.04.1595 Eflak seferine çıkan veziriazam Ferhat Paşa’nın Davutpaşa’dan hareketi.
14.05.1595 Eflak ve Boğdan ‘ın imtiyazlı Voyvodalık statüsüne son verilerek valilikle idare edilen vilayet idaresinin kurulması.
07.07.1595 Veziriazam Ferhat Paşa’nın azli. Koca Sinan Paşa’nın dördüncü sadareti.
Rusçuk’ta Tuna üzerinde köprü kurulmaya başlanması.
16.07.1595 Vezir Sinan Paşa’nın cepheye gitmek üzere Davudpaşa karargâhına geçmesi.
04.08.1595 Estergon Kalesi’nin kuşatılması.
07.08.1595 Başkumandan Sinan Paşazade Mehmed Paşa’nın karargâhına geçmesi.
19.08.1595 Ordu’nun Rusçuk’ta kurulan köprüden Yerköy’e geçmesi.
24.08.1595 Kalugeran savaşı.
28.08.1595 Bükreş’in işgali.
02.09.1595 Estergon Kalesi’nin kahramanca bir müdafaadan sonra düşmana teslimi.
13.09.1595 Ordu’nun Bükreş’ten Tergovişte’ye hareketi.
09.10.1595 Veziriazam ve Serdarıekrem Ferhat Paşa’nın idamı.
17.10.1595 Ordu’nun Tergovişte’den Bükreş’e hareketi.
27.10.1595 Köprü faciası ve “Akıncı” ocağının kapatılması.
31.10.1595 Yerköyü Kalesi’nin düşmesi ve Türklerin kılıçtan geçirilmesi.
19.11.1595 Koca Sinan Paşa’nın azli, Lala Mehmed Paşa’nın sadareti.
28.11.1595 Veziriazam Lala Mehmed Paşa’nın vefatı.
01.12.1595 Koca Sinan Paşa’nın beşinci ve son sadareti.
03.04.1596 Veziriazam Koca Sinan Paşa’nın vefatı.
04.04.1596 İkinci Vezir Damad İbrahim Paşa’nın sadareti.
20.06.1594 Sultan III. Mehmed’in “Eğri Seferi” için İstanbul’dan hareketi.
09.08.1596 Ordu’nun Belgrad’a gelmesi.
26.08.1596 Salankamen’de kurulan Harp Meclisi’nde Sultan III. Mehmed’in başkanlığında savaş durumunun görüşülmesi.
24.09.1596 Eğri Kalesi’nin kuşatılması.
12.10.1596 Eğri Kalesi’nin alınması.
26.10.1596 Haçova meydan muharebesi.
Osmanlı tarihinde parlak zaferle sonuçlanan meydan muharebelerinin sonuncusu.
27.10.1596 Veziriazam Damad İbrahim Paşa’nın azledilmesi ve göreve Cağaloğlu Sinan Paşa’nın getirilmesi.
Ordu yoklaması ve Cağaloğlu Sinan Paşa’nın Anadolu’yu kana bulayan kararları.
05.12.1596 Cağaloğlu Sinan Paşa’nın azli.
Damad İbrahim Paşa’nın ikinci kez sadareti.
22.12.1596 Sultan III. Mehmed’in Eğri seferinden İstanbul’a dönüşü ve törenle karşılanması.
11.10.1597 Tata Kalesi’nin alınması.
03.11.1597 Veziriazam Damad İbrahim Paşa’nın azledilmesi ve Hadım Hasan Paşa’nın sadareti.
29.03.1598 Yanık Kalesi’nin düşman hilesi veya ihaneti sebebiyle düşmesi.
09.04.1598 Eminönü’ndeki Yenicaminin temel atılması töreni.
Hadım Hasan Paşa’nın azli.
İkinci Vezir Cerrah Mehmed Paşa’nın sadareti.
10.09.1598 Arad Kalesi’nin işgali.
28.09.1598 Avusturya’lıların Budin Kalesi’ni kuşatmaları.
01.10.1598 Varat’da toplanan Harp Meclisi’nin kuşatma kararı.
02.10.1598 Budin kuşatmasının kaldırılması.
03.10.1598 Varat kuşatmasının kaldırılması.
20.10.1598 Szolnok konağında çıkan yeniçeri isyanı üzerine Budin’e gidilmekten vazgeçilmesi.
06.01.1599 Veziriazam Cerrah Mehmed Paşa’nın azli.
Damad İbrahim Paşa’nın üçüncü sadareti.
15.05.1599 Damad İbrahim Paşa’nın “Uyvar Seferi”ne hareketi.
18.09.1599 Ordunun Budin önlerine gelmesi.
30.09.1599 Ordunun Peşte’den Ciğerdelen’e hareketi.
02.10.1599 “Tacüt Tevarih” yazarı Şeyhülislam Hoca Sadeddin Efendi’nin vefatı.
14.10.1599 Düşman topraklarına akın hareketleri.
18.10.1599 Eflak Voyvodası asi Mihail’in orduya elçi gönderip itaatını bildirmesi.
07.04.1600 Divan şiirinin büyük ustalarından Bâki’nin ölümü.
14.08.1600 Ordunun Belgrad’dan Kanije Seferine hareketi.
12.09.1600 Kanije muhasarası.
23.091600 Anadolu’da devam eden Celali isyanına karşı gönderilen kuvvetleri.
Kaynari yakınlarında mağlup eden Kara Yazıcı Halim Şah’ın Anadolu’da saltanat ilan etmesi.
22.10.1600 Kanije Kalesi’nin teslim alınması.
10.07.1601 Sadrazam Damad İbrahim Paşa’nın ölümü.
22.07.1601 Yemişçi Hasan Paşa’nın sadareti.
09.08.1601 Sadrazamın Belgrad’a Hareketi.
12.08.1601 Celali İsyanı başı Kara Yazıcı Halim Şah’ın Sepetli muharebesinde mağlup edilmesi.
19.08.1601 Eflak Voyvodası Mihail’in Avusturyalılarca öldürülmesi.
09.09.1601 Alman, İtalyan, İspanyol, Fransız, Macar ve Malta askerlerinden kurulan Hıristiyan Müttefik ordusunun Kral Ferdinand komutasında Kanije Kalesi muhasarası.
18.11.1601 Düşman ordusunun Kanije gazilerine mağlup olarak kaçması.
20.03.1602 Celalilere karşı harekete geçen Hasan Paşa’nın öldürülmesi.
12.07.1602 “İstoln-i Belgrad” Kalesi’nin muhasarası.
06.08.1602 “İstoln-i Belgrad” Kalesi’nin alınması.
08.03.1603 Padişah III. Mehmed’in, Celalilerle siyasetten anlaşma kararı.
Cağaloğlu Sinan Paşa’nın isyan başı Deli Hasan’la görüşmek için görevlendirilmesi.
14.07.1603 Peşte bozgunu.
22.07.1603 Eski Budin muharebesi.
26.09.1603 Tebriz şehrinin Safavi egemenliğine geçmesi.
29.09.1603 Soyan Bozgunu.
Şah Abbas kuvvetlerinin Osmanlı birliklerini mağlup etmesi.
04.10.1603 Veziriazam Yemişçi Hasan Paşa’nın azli.
16.10.1603 Yemişçi Hasan Paşa’nın idamı.
Malkoç Ali Paşa’nın sadareti.
21.10.1603 Tebriz Kalesi’nin Safavilere teslimi.
Nahçıvan’ın tahliyesi.
15.11.1603 Erivan şehrinin, Şah Abbas’a teslimi.
20.11.1603 Sultan III. Mehmed’in ölümü.
21.12.1603 I. Ahmed’in Padişah olması.
Babası : Sultan III. Mehmed
Annesi : Handan Sultan
Doğduğu Tarih : 18 Nisan 1590
Padişah Olduğu Tarih : 21 Aralık 1603
Ölümü : 22 Kasım 1617
14 yaşında hükümdâr olup 14 sene Padişahlık etmiş bulunan I. Ahmed, 1026/1617 yılında 28 yaşında vefât eylemiştir. III. Mehmed’in, Hândan Sultân’dan Manisa’da 18 Nisan 1590/22 Cemâziyelâhir 998 tarihinde dünyaya gelen oğludur. 22 Kânun-ı sânî 1603/18 Receb 1012 tarihinde babası yerine tahta çıktı. Padişah olduğunda on dört yaşında idi. Tahta çıktığı zaman memleketin iç düzensizliklerinden başka Avusturya ve İran harbleri devam ediyordu. Kırım Hânı süvarilerinin Boğdan ve Eflak’ı tahrip ve Erdel memleketini de sıkıştırmaları üzerine, bu üç beğ Avusturya tarafını bırakıp tekrar Türklerle birlik olunca, imparator sulha yanaşmak zorunda kaldı. Tuna üzerindeki Zitvatorok denen yerde Osmanlılarla andlaşma yapıldı (1606). Böylelikle 15 yıldır sürüp giden Avusturya (Nemçe) harbleri sona ermiş oldu. Bu andlaşma Osmanlı Devletinin Avrupa’daki ilerleyişinin durduğunun bir vesikası olarak kabul edilir.
İran savaşlarına gelince, İran şahı Büyük lâkabıyla anılan Şah Abbas ile yapılan muharebelerde hiç de iyi neticeler alınmadı. Nihayet 1612’de İranlılarla da sulh yapıldı. Fakat üç sene sonra iki devlet arasında savaş yeniden başladı (1615). Bir aralık anlaşma yapılır gibi olduysa da savaş gene devam etti. Celâlî denilen eşkıya yer yer Anadolu’yu kaplamıştı. Kuyucu Murâd Paşa, yıllarca uğraşarak ve yakaladığı zorbaları kuyulara doldurarak Anadolu’yu temizledi ve halka geniş bir nefes aldırdı.
I. Ahmed zamanında Murâd Reis ve Halil Paşa gibi deniz kahramanları Türk donanmasına zaferler kazandırmışlardır. Padişah, savaşlardan ve gailelerden ancak başını kurtarmıştı ki, ömrü vefa etmedi; genç yaşında öldü. İstanbul’da At meydanında yaptırdığı ismi ile anılan (Sultânahmet Câmi‘i) yanındaki türbesine defnedildi (1616).
Başta Muallim-i Sultânî Mustafa Efendi olmak üzere, muhitinin tesirine kapılan I. Ahmed, itimat ettiği değerli kimseleri devlet hizmetinde kullanmıştır. Gençliğine rağmen, icraatında azimli idi. Saraydaki kadın nüfuzunu önlemiş, kadınlara âlet olmamıştır. Özellikle Venedikli Baffo veya Safiye Sultân diye bilinen siyâsî kadını Eski Saray’a göndermekle kadınların devlet işlerine fazla karışmalarını önlemiştir. Ayrıca Yıldırım Bayezid’den beri sürüp gelen nizâm-ı âlem için kardeş katli meselesini düştüğü suiistimal çukurundan çıkarması ve bu usul yerine, saltanatın sülaleden en büyüğe geçmesi yani ekberiyyet ve erşediyyet nizâmını koyması ve kardeşi Mustafa’yı öldürmemesi gibi önemli icraatları vardır. Şiire meraklı idi. Yazdığı şiirlerde Bahtî mahlasını kullanırdı. Sultân Ahmed Câmi’ini o yaptırmıştır. Bir diğer önemli hizmeti de, o zamana kadar icrâ olunan Osmanlı Kanunlarını yeniden tertip ve tedvîn yoluna gitmiş olmasıdır. Elbette ki bunu, devrinde yaşayan kanun-şinâs âlimlere borçludur.
I. Ahmed devri denilince akla gelen isimlerin başında, Celâlî İsyânlarını durduran, devlet ve kanun nizâmının tesisi için yazılı ve fiilî tedbirler alan Vezir ve sonradan da Sadrazam olan Kuyucu Murâd Paşa gelmektedir. Ayn Ali’nin her iki Kanunnâme Mecmuasını da Kuyucu Murâd Paşa’ya takdim etmiş olması, onun hukûkî düzenlemeler üzerindeki fonksiyonunu da ortaya koymaktadır.
I. Ahmed devrinin sadrazamları arasında Kasım Paşa, Sokullu ailesinden Mehmed Paşa, Derviş Paşa ve Nasuh Paşa’yı; diğer devlet adamlarından Cigala-zâde Mahmûd Paşa, Etmekçi-zâde Ahmed Paşa ve Sarıkçı Mustafa Paşa’yı; meşhur âlimlerden Şeyhülislâm Sun’ullah Efendi, Hoca-zâde Mehmed Efendi, Mu’allim-i Sultân Mustafa Efendi ve Ahi-zâde Hüseyin Efendi’yi ve maneviyat erenleri arasında Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri, Şeyh Abdülmecid Sivâsî ve Cerrah Paşa Şeyhi diye bilinen Şeyh İbrahim Efendi’yi zikredebiliriz.
ZEVCELERİ: 1- Hatice Mahfirûze Sultân; Genç Osman’ın annesi. 2- Kösem Sultân (Mahpeyker Sultân). IV. Murad’ın annesi ve Osmanlı Hareminin en namdâr kadını. 3- Fatma Haseki; Câriyelerdendir.
ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Osman II. 2-Şehzâde Sultân Mehmed Hân. 3-Şehzâde Murad IV. 4-Şehzâde Cihangir Hân. 5-Şehzâde Hasan. 6-Şehzâde Bâyezid. 7-Şehzâde Kâsım. 8-Şehzâde Süleyman. 9- Sultân İbrahim. 10- Ayşe Sultân. 11- Fatma Sultân. 12- Hân-zâde Sultân. 13- Burnaz Atike Sultân. 14-Şehzâde Orhan. 15-Şehzâde Hüseyin .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
20.11.1603 Sultan III. Mehmed’in ölümü.
21.12.1603 I. Ahmed’in Padişah olması.
29.12.1603 Malkoç Ali Paşa’nın veziriazam olması.
23.01.1604 Padişah I. Ahmed’in sünnet olması. Padişah olduğunda 14 yaşında bulunan I. Ahmed bu yaşına kadar sünnet edilmemişti.
02.02.1604 İmparatorluğun ilişkilerinde Doğu ve Batı cephelerinin kurulması.
30.05.1604 Veziriâzam Ali Paşa’nın Batı Cephesi serdarlığına; Cağaloğlu Sinan Paşa’nın Doğu Cephesi serdarlığına getirilmesi.
Malkoç Ali Paşa’nın Batı Cephesine, Belgrad’a hareketi.
08.06.1604 Erivan Kalesi’nin Safavilere teslimi ve Safavilerin Karabağ, Şirvan ve Gürcistan’a etkilerinin başlaması.
15.06.1604 Doğu Serdarı Sinan Paşa’nın Safavi Cephesine hareket.
26.07.1604 Malkoç Ali Paşa’nın Belgrad’da ölmesi.
05.08.1604 Lala Mehmed Paşa’nın sadareti ve Batı Cephesi serdarlığı.
25.09.1604 Peşte’nin yeniden alınması.
15.10.1604 Vaç Kalesi’nin işgali.
18.10.1604 Estergon kuşatması.
08.11.1604 Doğu ordusunun Kars’a gelmesi.
09.02.1605 Veziriazam ve Serdarıekrem’in İstanbul’a dönüşü.
21.05.1605 Veziriazamın Belgrad’a hareketi.
14.06.1605 Avusturya işgalinde bulunan Erdel’in isyanı.
29.08.1605 Estergon kuşatması.
Ciğerdelen işgali.
08.09.1605 Vişegrad Kalesi’nin teslim alınması.
09.09.1605 Urumiye Gölü çevresinde Osmanlı ordusunun bozulması.
19.09.1605 Tepedelen Kalesi’nin fethi.
03.10.1605 Estergon Kalesi’nin fethi.
18.10.1605 Büyük Avusturya akını.
12.11.1605 Celalilerin, Osmanlıları Bolvadin’de bozguna uğratmaları.
20.11.1605 Veziriâzam Lala Mehmed Paşa’nın Macar Kralını kabul ederek taç giydirmesi.
Erdel ve Macaristan’ın Osmanlı himayesine alınması.
15.01.1606 Osmanlı Devleti’nde ilk tütün ithalinin başlaması. (İlk Kahve ithali Kanuni devrindedir. İthali İngilizler gerçekleştirmiştir.)
16.03.1606 Lala Mehmed Paşa’nın İstanbul’a dönmesi.
21.06.1606 Lala Mehmed Paşa’nın ölümü, yerine Derviş Paşa’nın geçmesi.
19.09.1606 Canbulatoğlu isyanı.
20.10.1606 Zitvatorok Barış görüşmeleri. (Osmanlı-Avusturya)
09.12.1606 Veziriazam Derviş Paşa’nın idamı.
11.12.1606 Veziriazamlığın Batı Serdarı Kuyucu Murad Paşa’ya verilmesi.
17.01.1607 Celalilerin Nif Kalesi’ni ve çevresini ele geçirmeleri.
15.06.1607 Veziriazam Kuyucu Murad Paşa’nın Celali isyanlarını etkisiz kılmak için Anadolu Serdarlığına atanması ve İstanbul’dan hareket etmesi.
22.10.1607 Oruç Ovası zaferi. (Canbulatoğlu Ali Paşa ile Lübnan dürzilerinden Şeyh Fahreddin’in yenilmesi.)
30.10.1607 Kilis’in işgali.
09.11.1607 Haleb’in işgali-Halep Kalesi’nin alınması.
17.04.1608 Ordu’nun Halep’ten ayrılması.
05.08.1608 Kalenderoğlu’nun Alaca-Çayında bozgunu.
18.12.1608 Veziriazâm Kuyucu Murad Paşa’nın İstanbul’a dönmesi.
01.08.1609 Kâbe örtülerinin İstanbul’dan gönderilmesi.
08.10.1609 Sultanahmet Camii’nin temeli’ni atma töreni.
29.04.1610 Veziriâzam ve Serdarıekrem Kuyucu Murad Paşa’nın İran Seferine çıkışı.
16.09.1610 Ordu’nun Erzurum’a varışı.
11.10.1610 Acı Çay karşılaşması.
16.10.1610 Ordu’nun Tebriz’den Diyarbakır’a dönüşü.
Safavilerle harp etmeden anlaşmaya varılması.
05.08.1611 Kuyucu Murad Paşa’nın ölümü.
22.08.1611 Diyarbakır Beylerbeyi Nasuh Paşa’nın Sadâreti.
20.11.1612 Osmanlı-Safavi barışı.
07.08.1613 İçki yasağı, tüm Osmanlı ülkesinde içki bulundurmak, satmak, almak, içmek yasak edilmiştir.
13.05.1614 Donanmanın Malta ve Trablusgarp seferine çıkışı.
01.07.1614 Erdel sorununun çözümü.
06.07.1614 Malta akını.
18.07.1614 Trablusgarp’dan hareketle Mora’nın güneyine baskın.
08.1614 Kazakların Sinop baskını ve etkisiz kılınmaları.
17.10.1614 Nasuh Paşa’nın idamı.
“Öküz” Kara Mehmed Paşa’nın sadarete getirilmesi.
22.05.1615 Kara Mehmet Paşa’nın İran seferine çıkması.
17.04.1616 Bosna Valisi İskender Paşanın Boğdan Seferi ve zaferi.
18.04.1616 Serdarıekrem Kara Mehmet Paşa’nın ordusu ile Erzurum’a hareketi.
Hedef Revan Kalesi’nin alınması.
08.06.1616 Ordu’nun Kars’a ulaşması.
11.09.1616 Erivan kuşatması.
Erivan kuşatmasının kaldırılması.
05.11.1616 Ordu’nun Erzurum kışlağına dönüşü.
17.11.1616 Veziriazam Kara Mehmed Paşa’nın azli; yerine Kaptanı Derya Halil Paşa’nın ilk sadareti.
09.06.1617 Sultanahmed Camiinin açılışı.
15.06.1617 Ekrem Halil Paşa’nın İran seferine çıkması.
27.09.1617 Osmanlı-Lehistan barışı.
22.11.1617 Sultan I. Ahmed’in ölümü.
Kardeşi Sultan I. Mustafa’nın padişah olması.
Babası : Sultan III. Mehmed
Annesi : İsmi tarihe kaydedilmemiş.
Doğduğu Tarih : Hicri 1000 (M: 1591/1592)
Padişah Olduğu Tarih : 22 Kasım 1617
Tahttan İndirildiği Tarih : 26 Şubat 1618
Ölümü : Ocak 1639
Sultân Mustafa, iki defa Osmanlı tahtına oturmuştur:
Birincisi: Kasım 1617 - Şubat 1618 tarihleri arasındaki 3 aylık saltanattır. I. Ahmed vefât ettiği zaman, koyduğu ekberiyyet ve erşediyyet kaidesine göre, kendi şehzâdeleri henüz küçük idiler. Bunun üzerine II. Osman’ın şahsiyetinden çekinen ve Kösem Sultân diye de bilinen Mâhpeyker Haseki’nin de etkisiyle, kardeşi Sultân Mustafa tahta oturtuldu. Kendisi saltanattan uzak kalmak istiyordu ve Osmanlı kaynaklarının ifadesine göre, aklında hafiflik, re’yinde ve işlerinde isabetsizlik bulunması hasebiyle, devlet ve ilim adamları iç huzuruyla bi’atı yapamadılar. I. Ahmed devrinde devleti tek başına yürüten Dârüssa’âde Ağası Mustafa Ağa, Şeyhülislâm Es’ad Efendi, Kâim-makam Sofi Mehmed Paşa ve diğer yetkilileri ikna ederek hal’i için fetvâ aldılar ve I. Ahmed’in oğlu II. Osman’ı tahta çıkardılar.
İkincisi; Mayıs 1622-Eylül 1623 yani 1.5 yıllık saltanattır. II. Osman’ın büyük bir zulümle Mayıs 1622’de yani 4 yıl sonra tahttan indirilmesinden sonra, Veziriazam Davud Paşa kullanılarak Sultân Mustafa yeniden tahta çıkarılmıştır. Ancak II. Osman’ın ölümüne sebep olan yeniçerilerden ve Davud Paşa’dan halk rahatsızdır. Bu arada Saray’da bulunan şehzâdelerin de öldürüleceği haberi alınınca, halk ayaklanmaya başlamış ve Şeyhülislâm Yahya Efendi’nin tavsiyesiyle Kara Davud Paşa azledilerek yerine Mere Hüseyin Paşa getirilmiştir. Karışıklık devam edince sırasıyla Lefkeli Mustafa Paşa ve Gürcü Mehmed Paşa sadrazamlığa tayin olundu.
İç karışıklıktan istifade etmek isteyen iç ve dış mihraklar Osmanlı Devleti’ni sarsıyordu. Trablusşam Beylerbeyi Yusuf Paşa ve Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa, yeniçerilere kin kusarak isyan etmişler ve çok sayıda yeniçeriyi de katletmişlerdi. İstanbul’a gelmek üzere hazırlık yapıyordu. Sipahiler, II. Osman’ın katillerinin bulunması için baş kaldırdılar ve bunun üzerine Kasım 1622’de toplanan divan Davud Paşa’nın idamına karar verdi. Ağustos 1623 yılında Sadrazamlığa getirilen Kemankeş Ali Paşa, basiretiyle devlet adamlarını topladı ve Sultân Mustafa’nın saltanat koltuğunda kalmaması gerektiğine karar verildi. Tahttan sevinçle Eylül 1623 tarihinde ayrılan Sultân Mustafa, Ocak 1639 tarihinde vefat etti.
Sultân Mustafa’nın dünyevî saltanatı istemeyen bir hali olduğu kesindi. Aklının hafif, tedbirinin zayıf ve saltanat koltuğunda dahi çocukça hareketlerde bulunan biri olduğu da doğruydu. Osmanlı kaynakları açıkça akıl hastası demek olan mecnun tabirini kullanmamaktadırlar. Konuyu Solakzâde’nin ifadeleriyle noktalamakta yarar görüyoruz: “26 yaşında idiler. Yalnız bir mikdar aklı hafif olup buna hapiste uzun süre kalması sebep olmuştur; giderek aklı başına gelir deyü doktorların tedaviye devam etmeleri kaydıyla Şeyhülislâm Es’ad Efendi kavliyle amel olunmuştur”.
III. Mehmed’in oğlu olan Sultân Mustafa’nın tesbit edilen kadını ve çocukları mevcut değildir. İkballeri vardır. Kadın efendileri bilinmemektedir .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
22.11.1617 Sultan I. Ahmed’in ölümü.
I. Mustafa’nın padişah olması.
26.12.1618 Sultan I. Mustafa’nın tahttan indirilmesi.
II. Osman’ın padişah olması.
19.05.1622 Veziriazamın ve Dârüssâde Ağasının Yeniçeri ve Sipahiler tarafından öldürülmesi.
Sultan II. Osman’ın tahttan indirilmesi.
Sultan I. Mustafa’nın ikinci defa tahta çıkarılması.
20.05.1622 Veziriazam’ın öldürülmesi.
Kara Davud Paşa sadareti ve Genç Osman’ın Yedikule’de şehit edilmesi.
13.06.1622 Kara Davud’un azli.
Mere Hüseyin Paşa’nın sadareti.
24.06.1622 Sultan I. Mustafa’nın, Genç Osman dönemindeki kıyafeti kaldırması.
08.07.1622 Mere Hüseyin Paşa’nın azli, Lefkeli Mustafa Paşa’nın sadareti.
21.09.1622 Lefkeli Mustafa Paşa’nın azli, Gürcü Mehmed Paşa’nın sadareti.
01.10.1622 Lehistan Kazaklarının Karadeniz harekâtlarına son veren Donanmanın İstanbul’a dönüşü.
17.11.1622 Abaza Paşa isyanı.
Erzurum Kalesi’nden çıkarılan Yeniçerilerin İstanbul’a gelmesi.
Abaza Paşa’ya kızan Yeniçerilerin İstanbul’da yangın çıkarmaları, esnafa zarar vermeleri.
İsyan eden yeniçerilerin ulemayı Fatih camiinde toplaması.
02.01.1623 Genç Osman’ı öldürenlerin, öldürülmesi fermanı.
05.02.1623 Gürcü Mehmed Paşa’nın azli, Mere Hüseyin Paşa’nın ikinci sadareti.
30.08.1623 Mere Hüseyin Paşa’nın azli, Kemankeş Kara Ali Paşa’nın sadareti.
10.09.1623 Sultan I. Mustafa’nın tahttan indirilmesi.
IV. Murad’ın padişah olması.
Sultan II. Osman
Annesi: Mahfiruz Sultan
Babası: Sultan 1. Ahmed
Doğum Tarihi: 3 Kasım 1604
Tahta Çıkışı: 26 Şubat 1618
Tahttan İndirildiği Tarih: 19 Mayıs 1622
Ölümü: 20 Mayıs 1622
Hâile-i Osmaniye, yeniçerilerin kazan kaldırarak II. Osman’ın canına kıydıkları acı musibet demektir. Bilindiği gibi, II. Osman, I. Ahmed’in oğlu olup Hatice Mahfirûze Sultân’dan Kasım 1604 yılında dünyaya gelmişti. 14 yaşında yani Şubat 1618’de tahta geçen ve Genç Osman diye de bilinen II. Osman, Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İtalyanca bilecek kadar âlim ve Fâris yahut Fârisî mahlaslarıyla şiir yazacak kadar da edibdi. Üzerinde müessir olan üç şahsiyetten birisi Hocası Ömer Efendi ve diğeri de Kızlar Ağası Mustafa Ağa ile Süleyman Ağa idi.
Sadrazam Halil Paşa’yı yerinde bırakan Padişah, Kaimmakam Sofi Mehmed Paşa’nın yerine Kara Mehmed Paşa’yı getirdi. İlk işi 1612 Nasuh Paşa anlaşması ile sona ermiş gibi görünen ve ancak devam eden İran’la olan ihtilafı sona erdirmek oldu ve Eylül 1618’de anlaşma imzalandı.
Sıra 1617 yılından beri devam eden Lehistan problemine gelmişti. Vezir-i azam İstanköylü Ali Paşa harp açılmasına taraftardı, diğer erkân-ı devlet ise istemiyorlardı. Seferden önce Rumeli Kazaskeri Taşköprülü-zâde Kemâlüddin Efendi’den fetvâ alarak kardeşi Şehzâde Mehmed’i katl ettirdi ve ahını aldı. Eylül 1620 tarihinde başlayan Lehistan seferi, Ekim 1621 tarihinde barış antlaşması ile sona erdi. Budin Beylerbeyi Karakaş Mehmed Paşa şehid olmuş ve ordu moralsiz kaldığından istenen zafer elde edilememişti. II. Osman askerlere ve asker de kara hadımların sözlerine inandığı için II. Osman’a kırılmışlardı.
II. Osman bazı ıslâhâtları yapmak niyetindeydi ve bu ıslahata tamamen bozulmaya başlayan kapı kulu ocaklarından başlamak niyetindeydi. Hatta Halep, Şam ve Mısır beylerbeylerine emirler göndererek Padişah’a sadık yeni bir ordu teşkili için gizliden gizliye hazırlıklara başlamıştı.
Kızlar ağası Süleyman Ağa ile Hocası Ömer Efendi padişahı hacca gitmesi için ikna etmeye başladılar. Hacca gitmesine, askerler, Kayınpederi ve Şeyhülislâm Es’ad Efendi ile Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri şiddetle karşı çıkıyordu. Devreye kapıkulu askerleri girdi ve Padişah’ı hacca göndermek isteyen Ömer Efendi, Süleyman Ağa ve Veziriazam Dilâver Paşa’nın başını isteyerek başta Rumeli Kazaskeri Yahya Efendi olmak üzere ulemayı araya soktular. Fayda vermedi ve sonunda askerler isyan ederek Bâb-ı Hümâyun’dan içeri girdiler. Sultân Mustafa’ya zorla bî’at gerçekleştikten sonra, II. Osman Orta Camiye getirildi. Burada yeni Sadrazam olan Kara Davud Paşa’nın tâlimatıyla kemend ile boğulmak istendi. Muvaffak olunamayınca, Yedikule’ye götürüldü ve maalesef Davud Paşa’nın nezâretinde orada şehid edildi. (Mayıs 1622). Ne yazık ki, bu fitnenin başında Sultân Mustafa’nın Vâlide Sultân’ı bulunmaktaydı.
II. Osman’ın öldürülmesi, Osmanlı tarihinin en acı olaylarından biridir ve maalesef Kanuni’nin oğlu Şehzâde Mustafa olayı gibi tarihin akışını değiştirmiştir. II. Osman, bir zamanlar Osmanlı Devleti’nin yükselmesine sebep olan yeniçeri teşkilâtının artık çürüdüğünün farkına varmıştı ve bu gerileme sebebini ortadan kaldıramadan vefat etti.
Devrinin sadrazamları arasında Halil Paşa, Kara Mehmed Paşa ve Dilâver Paşa’yı; Şeyhülislâm ve kayın pederi Es’ad Efendi’yi, Nişancı Okçu-zâde Mehmed Efendi’yi ve ilim erbabından ise, Hoca Ömer Efendi ve Müezzinzâde Mahmûd Efendi’yi özellikle zikretmeliyiz.
ZEVCELERİ: 1- Âkile (Rukıyye) Hânım; Şeyhülislâm Es’ad Efendi’nin kızıdır ve hür kadınlardan nikâh ile evlenen nâdir kadınlardandır. 2- Ayşe Hanım; Pertev Paşa’nın torunu.
ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Ömer. 2-Şehzâde Mustafa. 3- Zeynep Sultân .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
26.02.1618 Sultan I. Mustafa’nın halli.
II. Osman’ın padişah olması. (Genç Osman 14 yaşında padişah oldu. 18 yaşında şehit edildi.)
26.09.1618 Osmanlı-Safavi barışı.
18.01.1619 Veziriazam Halil Paşa’nın azli, Kara Mehmed Paşa’nın ikinci sadareti.
29.09.1619 Osmanlı-Safavi anlaşmasının onaylanması.
29.12.1619 Veziriâzam Kara Mehmed Paşa’nın azli.
Kaptanı Derya Ali Paşa’nın sadareti.
20.09.1620 İskender Paşa’nın Lehlilere karşı ilk zaferi.
07.10.1620 İskender Paşa’nın Lehlilere karşı ikinci zaferi ve Leh ordusunun imhası.
12.01.1621 Şehzade Mehmed’in öldürülmesi.
24.01.1621 Haliç’in ve İstanbul Boğazı’nın donması.
09.03.1621 Veziriâzam Güzelce Ali Paşa’nın ölümü.
Ohrili Hüseyin Paşa’nın sadareti.
29.04.1621 Lehistan seferi hazırlıkları.
21.05.1621 Sultan Osman’ın Lehistan seferine hareketi.
03.09.1621 Düşman kuvvetlerinin kuşatılması.
29.09.1621 Türk taarruzunun sonuçsuz kalması.
Düşman ordusunun barış talebi.
06.10.1621 Osmanlı-Lehistan barışı.
09.06.1621 Sultan Osman’ın Hotin’den İstanbul’a hareketi.
25.01.1622 Sultan Osman’ın İstanbul’a dönüşü.
05.1622 Sultan Osman’ın Murad Paşa’nın kızı ile evlenmesi. (Osmanlı Sarayı’nda uzun seneler sonra yabancı gelin yerine bir Türk kızının saraya gelin gelmesi.
Sultan Osman’ın bu eşinden oğlu Ömer’in doğması.
Küçük şehzadenin şenlik sırasında bir kurşun tesadüfü ile ölmesi.
Sultan Osman’ın Hacca gitmek için hazırlık yaptırması.
18.05.1622 Padişah’ın gerek savaş sırasında çeşitli sözlerle gücendirdiği, gerekse Hacca giderek ve yeni ordu düzenleyerek hepimizi öldürecek diyen (askerlerin) yeniçerilerin Atmeydanı’nda Sultanahmed toplanmaları.
İsyancıların Şeyhulislam Hoca Esad efendiden fetva istemeleri.
İsyancıların Sadrazamın konağına giderek, padişahın Hacca gitmesine engel olunmasını istemeleri.
İsyancıların saraya girmeleri.
19.05.1622 Veziriazam ve Dârüssade Ağası’nın Yeniçeri ve Sipahilertarafından öldürülmesi.
Sultan II. Osman’ın tahttan indirilmesi.
I Mustafa’nın tahta çıkarılması.
Babası: Sultan 1. Ahmed
Annesi: Kösem Sultan (Mahpeyker)
Doğum Tarihi: 27 Temmuz 1612
Tahta Çıkışı: 10 Eylül 1623
Ölümü: 19 Şubat 1640 gecesi
I. Ahmed’in Mah-peyker (Kösem) Sultân adlı hanımından 28 Cemaziyülevvel 1021 (27 Temmuz 1612) tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiş oğludur. 1032/1623 tarihinde Veliahd Şehzâde Murad, Dördüncü Murad ünvanıyla 11 yaşını 1 ay 15 gün geçe tahta çıkmıştır. Bunun en önemli sebebi, Sultân Mustafa’nın şuurdan mahrum bulunması ve Devletin de Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa’nın isyanı ve benzeri olaylar sebebiyle müthiş bir zaafa maruz kalmış olmasıydı. Tecrübeli devlet adamı Sadrazam Kemankeş Ali Paşa, Şeyhülislâm Yahya Efendi ve Kazaskerlerle de meşveret ederek, çocuk yaşta olmasına rağmen Sultân Ahmed’in en büyük ve erşed şehzâdesi Murad’ın Padişah olmasını zaruri görmüşlerdi. Mecnûnun yani akıl hastasının imâmeti yani Halife olması caiz görülmediğinden Padişah’ın hal‘i gerektiğini ve oğluna dokunulmayıp Saray’daki odasında göz hapsine alınacağını Vâlidesine ilettiler ve 9 Eylül 1623 sabahı Sultân Murad’ı halife ve hükümdâr ilan ettiler.
Sultân Murad, Ebâ Eyyub’ül-Ensârî türbesinde, asrın maneviyat reislerinden Aziz Mahmûd Hüdâyî’nin eliyle kılıç kuşanmıştır.
IV. Murad’ın saltanat devresini iki ana bölüme ayırmak icab etmektedir:
Birinci Safha: IV. Murad’ın ismen Padişah olduğu, ancak devleti annesi Kösem Sultân ile Sadrazamlarının ve Şeyhülislâm ve benzeri devlet adamlarının yönettiği devredir (1032/1623-1041/1632). Bu devre, 8 küsur sene devam etti.
Sultân Murad işbaşına geldiğinde, Yeniçeriler çok fazla şımarmışlardı. Padişahın huzuruna kadar giren yeniçeri ağaları ve ocak çorbacıları, Padişahın adamlarını katletmeye kadar işi vardırmışlardı. Memlekette rüşvet ve yolsuzluk aşırı derecelere ulaşmıştı. Dış ve iç hazineler bomboş olduğundan ocaklara cülûs bahşişi bile verilememekteydi. Hatta Enderun’daki altın ve gümüş eşya Darphâneye gönderilerek cülûs bahşişi verilmeye çalışılmıştı.
Devletin itibarı ve siyasi durumu da iyi değildi. Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa isyan etmiş ve eline geçirdiği yeniçerileri katletmeye başlamıştı. Sultân Osman’ın kanını isterim diyerek Genç Osman olayını bahane edip Devlete kan kusturmaktaydı. Diğer tarafdan fırsatı ganimet bilen İran da Bağdad’da isyan çıkartmış ve hatta Bağdad’ı ele geçirmişti. Kısaca içeride celâlî denilen zorbalar ve dışarıda da İranlılar Osmanlı Devleti’ni sarsmaktaydı.
Böyle bir durumda IV. Murad’ın tahta geçmesine vesile olan Sadrazam Kemankeş Ali Paşa da gururlanmış ve suiistimallere başlamıştır. Bunu fark eden ve hakkı söylemekten çekinmeyen Şeyhülislâm Yahya Efendi, 1032/1623 Ramazan Bayramında vâki olan ziyâretinde Sadrazamın rüşvet ve zorbalıklara göz yumduğunu Padişah’a iş‘âr edince, durumu öğrenen Sadrazam hemen onun da aleyhine geçmiş ve dürüst Şeyhülislâm’ı bir kısım yalan ve iftiralarla görevinden aldırarak yerine biraz da sâkin tabî’atlı olan Es’ad Efendi’yi tayin ettirmiştir. Bu da devlet için büyük bir problemdir.
Böylesine sıkıntılarla Padişah olan IV. Murad, bizzat hükmedemiyordu. Hâkim devlet ricâli ve annesi idi. Şeyhülislâm Yahya Efendi’yi görevden aldıran ve suiistimallere adı karışan Kemankeş Ali Paşa’nın Padişah’tan Bağdad’ın düşmesini yalan söyleyerek saklaması, bardağı taşıran son damla oldu. Verilen idam kararıyla hayatına son verilen Sadrazamın yerine tecrübeli devlet adamı ve Kubbealtı veziri Çerkes Mehmed Paşa getirildi. Abaza Mehmed Paşa’yı takip için Doğu Anadolu’ya kadar gelmişti; ancak yolda vefât etti ve yerine Diyarbekir Beylerbeyisi Hâfız Ahmed Paşa tayin edildi. Kösem Sultân’ın büyük kızı Ayşe Sultân ile evlenip Damad sıfatını da alan Hâfız Ahmed Paşa, Abaza Mehmed Paşa’nın affedilip Erzurum Valiliğinde ibkası üzerine, Bağdad’da Bekir Subaşı’nın çıkardığı isyanı bastırmak üzere Bağdad tarafına serdar-ı ekrem ve sadrazam olarak hareket etti. İyi bir komutan olmadığından muvaffak olamadı ve 1626 yılında azledildi. İran Şahı Şah Abbas Bağdad isyânını körüklüyor ve hatta gönderdiği askerlerle onları destekliyordu. Bağdad Valiliği Bekir Subaşı’ya verilerek mesele halledilmek istendi.
Yerine Damad Halil Paşa ikinci defa sadrazam oldu ve yeniden patlak veren Abaza isyânını bastırmak üzere Erzurum’a gönderildi. Ancak bu da başarılı olamadı ve 1628 yılında görevden alındı. Bunun yerine muhteris, otoriter ve becerikli bir komutan olan Dâmâd Hüsrev Paşa Sadrazamlığa getirdi. Önünde Abaza isyanını bastırmak meselesi vardı. Büyük bir mahâretle bu problemi, 1628 yılının 9. ayında çözdü ve Abaza’nın askerleri terhis olundu ve kendisi de İstanbul’a getirildi. Sultân Murad, ağabeyi Osman’ın kanı için mücadele eden bu komutanı Bosna Beylerbeyi yaparak taltif etti. Mesele de halledilmiş oldu.
Ancak bu sırada İran Şahı Bağdad’da ikinci isyanı çıkarmış ve Bağdad üzerine yürüyerek burayı işgal etmişti. Bu İran’la savaş yapılacak demekti. Yeniçeriye dayanan ve emniyet ve âsayişi temin ediyorum diyerek epeyce zulümler icra eden Hüsrev Paşa, bizzat Bağdad üzerine yürüdü. Ancak Bağdad’ı alamadı ve 1631 yılının onuncu ayında bu görevden azledildi. Yerine de yine Dâmâd Hâfız Ahmed Paşa getirildi.
Hâfız Ahmed Paşa’nın işi zordu. Zira hem Tokat’taki ma’zul sadrazam ve onun işbirlikçisi olan Damad Receb Paşa ile uğraşmak zorundaydı ve hem de İran Devletine karşı olan savaşı yönetecekti. Gerçekten ikincisine sıra gelmeden hayatı sona erdi. Zira IV. Murad’ın zorba başı dediği Damad Receb Paşa yeniçeriyi ve kapıkulu sipahilerini isyana teşvik etti. Maalesef bütün bu isyan tahriklerinde Nâibe-i Saltanat Kösem Sultân’ın da müdahalesi vardı ve isyancıları destekliyordu. Bütün arzuları kukla bir padişahla devleti idare etmekti. 19 Receb isyanı diye bilinen bu isyan neticesinde Hâfız Ahmed Paşa, Padişah’ın gözü önünde isyancılar tarafından öldürüldü ve Zorbacı başı Receb Paşa 1632 yılının bu zorlu günlerinde Sadrazamlığa getirildi.
Sultân Murad, zorbacı başı Receb Paşa’nın entrikalarının ardında mâzul Sadrazam Hüsrev Paşa’nın bulunduğunu biliyordu. Ayrıca isyan eden zorbalar, sadece Ahmed Paşa’nın öldürülmesiyle yetinmiyorlardı. Es’ad Efendi’den sonra yeniden Şeyhülislâm olan Yahya Efendi’nin de bu görevden alınmasını istiyorlardı. Nitekim alındı ve yerine Ahizâde Hüseyin Efendi Şeyhülislâmlığa getirildi. İsteklerinin sonu gelmiyordu. Sultân Murad evvela, Murtaza Paşa’yı tavzif ederek Tokat’taki Hüsrev Paşa’nın ele geçirilmesini istedi; teslim olmadı ve sonra da öldürülüp halka cesedi teşhir edildi. Bunun üzerine Receb Paşa yeniden kapıkulu askerlerini tahrik ederek 20 Şaban ihtilali diye bilinen ikinci isyanı çıkarttı. Veliahd Şehzâde Bâyezid Padişah yapılmak istendi; ancak muvaffak olunamadı. IV. Sultân Murad, ipleri ele almaya başlamıştı ve hemen devleti tehlikeye sokan Recep Paşa’yı 18 Mayıs 1632 tarihinde idam ettirdi. Bunun üzerine Sultânahmed Meydanına toplanan isyancı askerler yeniden anarşi çıkarmak istediler. Ancak Sultân Murad zeki davrandı ve açık bir divan yaparak âlimler, devlet ricâli ve askerlerin huzurunda, halkın da duyabileceği şekilde tarihî bir nutkunu îrâd eyledi. Anarşinin devletin temellerine girdiğini, ordunun savaşamaz hale geldiğini, askerin siyâset ile uğraşmaktan işini yapamadığını, devleti bir avuç zorba ve hırsıza yedirmeyeceğini, şerî’ata, kendisine ve kanuna itaat etmeyen kim olursa olsun hakkından geleceğini bildirdi. Padişah, “Allah’a, O’nun Peygamberine ve sizden olan ülü’l-emre itaat ediniz” mealindeki âyeti okudu ve tefsir etti. Arkasından “Habeşli bir köle dahi olsa başınızdaki âmirlere itaat ediniz” manasını taşıyan hadisi zikredip şerh etti. Ve şununla bağladı: “Sizin sadakatiniz şu vakit doğrudur ki, aranızda tefrikaya mahal vermeyesiniz. Aranızdaki müfsidleri barındırmayasınız. Allah’ın emrine ve Resûlüllah’ın hadisine aykırı hareket edenleri desteklemeyesiniz. Ben ki, halifeyim, bana itaat etmeyip celâliler ve haricîler mesabesindeki eşkıyaları desteklerseniz, memleketin hali ne olur?”.
Bu fevkalade ikna edici konuşmayı dinleyen halk ve devlet ricali, Padişah lehine çok büyük tezâhürât yaptılar ve IV. Murad’ın asıl saltanat yılları başlamış oldu.
İkinci Safha: IV. Murad’ın ikinci ve asıl saltanat safhasıdır ki, Receb Paşa’nın katledilip zorbaların tasfiye edildiği 1041/1632 yılından başlar ve vefâtına yani 1640 yılına kadar devam eder. Son sekiz yıl Sultân Murad’ın asıl saltanat yıllarıdır.
IV. Murad 21 yaşına gelmiş ve çocukluk devresini bitirerek devleti idare edecek tecrübeye sahip olmuştu. Devletin idaresini ele alır almaz, Tabanı Yassı Mehmed Paşa’yı sadrazamlığa getirdi. Evvela devlet toprakları üzerindeki emniyet ve âsâyişi temin etmeye başladı; sonra da Devleti tehdit eden başta İran olmak üzere dış tehlikelere yöneldi. Şimdi bunları da çok kısa olarak özetleyelim:
1) IV. Murad’ın ilk yaptığı icraat, Ağabeyi Genç Osman’ın ölümüne yol açan ve memlekette huzuru bozan zorbacıların elebaşılarını teker teker temizlemek oldu. Gerçekten Saka Mehmed, Gürcü Rıdvan, Cadı Osman ve benzeri eşkıya reisleri hemen idam edildi. Bunlardan Beyşehri, Seydişehri ve çevresini kasıp kavuran Deli İlâhî, İstanbul’a getirilerek katl olundu. Balıkesir çevresinde Solakoğlu diye bilinen İlyas Paşa, Küçük Ahmed Paşa’nın gayretleriyle ele geçirildi ve ortadan kaldırıldı. Yine Lübnan ve Suriye taraflarında zulüm rüzgarları estiren Dürzi lider Maanoğlu Fahreddin ve oğlu Mes’ud da İstanbul’a celb olunduktan sonra 1635 yılında idam edildiler.
2) İstanbul’da 1043/1633 yılında çıkan ve İstanbul’un yaklaşık beşte birini yakıp yıkan büyük yangın üzerine, bunu da bahane eden IV. Murad, zamanın Şeyhülislâmı Ahi-zâde Hüseyin Efendi’den de fetvâ alarak, tütün ekmeyi ve tütün içmeyi yasaklamıştır. Ancak Şeyhülislâmdan aldığı fetvâyla bununla kalmamış ve çıkarılan yasağa uymayanları, devlete isyan etmiş kabul edip katl etmeye başlamıştır. Solakzâde, tütün yüzünden katle şer‘î cevaz veren Şeyhülislâm sonradan idam edilince, kendisi hakkında “Cezây-ı sezâsını buldu” ifadesini kullanmıştır. IV. Murad, tütün yasağı ile yetinmemiş ve o devirde zorbaların, işsizlerin ve de eşkıyanın toplantı yerleri haline gelen kahvehâneleri de hem kapatmış ve hem de yasağa rağmen içki içip sarhoş olanları gerekli cezalarla cezalandırmıştır. Her iki hadiseyi de, memlekette kaybolan huzuru yeniden tesis etmek gayesiyle ve de eşkıyanın gözünü korkutmak için yaptığı ifade edilen Sultân Murad, bazı tarihçilere göre, bütün Osmanlı arazilerinde yaklaşık 20.000 eşkıyayı ortadan kaldırmıştır. Elbette ki bütün tasfiyeler sırasında bazı mazlumlar da zulme maruz kalmış olabilir.
3) Sultân Murad’ın eski Osmanlı Padişahlarından farklı olarak yaptığı bir icraat da, o zamana kadar “Görevden azl olunur ve nefy olunabilir; ancak katl olunmaz” diye bilinen kuralı çiğneyerek, ulemâ sınıfından bazı insanları da idam ettirmesidir. 1043/1633 yılında İzmit, İznik ve Bursa taraflarına doğru düzenlediği teftiş seyahatinde, rüşvet iddiaları ve yolsuzluk ithamları yüzünden İznik Kadısını idam ettirmiştir. Bu durumu, teessüfle Vâlide Sultân’a bir tezkire ile duyuran ve tezkiresinde “Kendülerini bedduadan sakınırız. Umulur ki, siz kendilere nasihat buyurub âlimler zümresinin hayır duasını aldırasınız; ecdadının hürmet gösterdiği bu zümreye Padişah da hürmet göstere” ifadelerini kullanan Şeyhülislâm Ahi-zâde Hüseyin Efendi, Vâlide Sulân tarafından hemen menfi ithamlarla Padişah’a ihbar edilmiştir. Maalesef Sultân Murad, Şeyhülislâmı Padişaha isyan hazırlığı suçundan idam ettirmiştir. Bu Şeyhülislâm, kardeş katline de karşı çıkan ve bunu bizzat Sultân Murad’a hatırlatan cesur bir ilim adamıdır.
4) Osmanlı Devleti’nin iç ahvâlindeki bu karışıklıktan istifade eden İran Şah’ı, yeniden Bağdad’a saldırmış ve Bağdad’ı ele geçirmiştir. Padişah, sadrazamları tarafından yapılan harekâtlar netice vermeyince, bizzat kendisi İran üzerine iki ayrı sefer düzenlemiştir. Birinci İran Seferi, Revan Seferi diye meşhurdur. 1635 yılında yapılan bu sefer neticesinde, Revan (Erivan) alınarak Tebriz taraflarına da akın yapılmıştır. On ay sürmüştür. İkinci İran seferi ise, Bağdad Seferi diye bilinmektedir. İranlıların Revan’ı yeniden ele geçirmeleri üzerine 1638 yılında Padişah Bağdad’a yürümüştür. Uzun süren bir muhasaradan sonra 1639 yılında Bağdad yeniden Osmanlı Ülkesine katılmıştır. Bu savaşta Osmanlı Sadrazamı Tayyar Mehmed Paşa şehid olmuştur. Daha sonra Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın başkanlığında yürütülen sulh müzâkereleri neticesinde İranlılarla Kasr-ı Şirin Andlaşması yapılmış ve savaşlara son verilmiştir. Bu antlaşma ile Erivan ve Azerbaycan İran’da; Bağdad ve havalisi ise Osmanlı Devleti’nde kalmıştır. Artık, IV. Murad, Fâtih-i Bağdad ünvanını kazanmıştır.
Sultân Murad, büyük bir karşılama ile İstanbul’a döndü. Ancak nikris hastalığına müptelâ idi. Nihâyet tedâviler netice vermeyince, Ramazan Bayramının 2. günü yatağa düşen Sultân, 8.2.1640 tarihinde vefât eyledi. Cenaze merâsiminde gazalarda bindiği üç atının eğerleri ters takılarak cenazenin önünde yürütülmesi, İslâmiyet’te yok ise de, İslâma kesin aykırı bir âdet de değildir .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
10.09.1623 Sultan Mustafa’nın tahttan indirilmesi.
Sultan IV. Murad’ın tahta çıkarılması.
11.01.1624 Bağdad’ın Safavilerin eline geçmesi.
03.04.1624 Veziriazam Kemankeş Kara Ali Paşa’nın idamı, yerine Çerkes Mehmed Paşa’nın sadareti.
28.05.1624 Abaza Paşa isyanının bastırmak için ordunun Veziriazam kumandasında harekete geçmesi.
07.1624 Kırım isyanı.
05.09.1624 Kayseri çevresinde Abaza Paşa’nın etkisiz kılınması.
12.1624 Cennetoğlu isyanı.
28.01.1625 Çerkez Mehmed Paşa’nın ölümü.
08.02.1625 Diyarbakır Beylerbeyi Hafız Ahmet Paşa’nın sadareti.
05.10.1625 Karadenizde Kara-Harman zaferi.
11.11.1625 OrdununBağdad’a ulaşması.
13.11.1625 Bağdad Kuşatması.
29.04.1626 Osmanlı-Safavi görüşmeleri.
03.07.1626 Bağdad kuşatmasının kaldırılması.
01.12.1626 Hafız Ahmet Paşa’nın azli; yerine Halil Paşa’nın sadareti.
04.12.1626 Yeni Sadrazamın Abaza Paşa isyanını bastırmak için hareketi.
03.1627 Ordunun Erzurum’a gelişi.
Erzurum kuşatması.
25.09.1627 Kuşatmanın başarısız kalışı.
20.12.1627 Ordu’nun Tokat’a ulaşması.
06.04.1628 Halil Paşa’nın azli; yerine Ekrem Hüsrev Paşa’nın sadareti.
30.08.1628 Ordunun ikinci Erzurum kuşatması.
22.09.1628 Abaza Paşa’nın teslim olması.
14.10.1628 Ordunun Erzurum’dan-İstanbul’a dönüşü.
10.06.1629 Hemedan ve Bağdad seferinin başlaması.
21.08.1629 Ordu’nun Konya-Diyarbakır-Halep-Musul’a hareketi.
28.01.1630 Ordu’nun Musul’dan hareketi.
05.05.1630 Mihriban zaferi.
15.05.1630 Mihriban’dan Hemedan’a hareket.
14.07.1630 Çemhal zaferi.
24.08.1630 Ordu’nun Kasr-ı Şirin’e ulaşması.
05.10.1630 Bağdad’ın ikinci kuşatması.
14.11.1630 İkinci kez Bağdat kuşatmasının kaldırılması.
12.12.1630 Ordu’nun Musul’a dönüşü.
06.09.1631 Ordu’nun Diyarbakır’da kışlaması.
25.10.1631 Veziriazam Hüsrev Paşa’nın azli.
Müezzinzade Hafız Ahmet Paşa’nın sadareti.
18.11.1631 Ordu’nun İstanbul’a dönmesi hakkında emir.
10.02.1632 Zorbaların Topkapı Sarayı’na saldırıları.
Veziriazamı öldürmeleri.
Topal Recep Paşa’nın sadareti.
08.06.1632 Sultan IV. Murad’ın Devlet idaresini doğrudan ele alması.
08.1632 Balıkesir bölgesinde isyan.
02.09.1633 Büyük İstanbul yangını, şehrin beşte biri yandı.
16.09.1633 Kahvehanelerin kapatılması ve tütün yasağı.
15.10.1633 Van Kalesi’nin Safavi kuşatmasından kurtarılması.
17.12.1633 Ordu’nun Haleb’e gelmesi.
07.01.1634 Sultan IV. Murad’ın ilmiye sınıfını etkisiz kılması.
Şeyhülislâmın idamı.
08.04.1634 Sultan IV. Murad’ın Lehistan Seferi için İstanbul’dan Edirne’ye hareketi.
27.07.1634 Lehistan Hükümeti’nin Osmanlı şartlarını kabul etmesi.
23.08.1634 Abaza Paşa’nın idamı.
09.1634 Lehistan barışı.
27.01.1635 Şair Nef’i’nin idamı.
10.03.1635 IV. Muradın Revan seferine çıkışı.
03.07.1635 Sultan IV. Murad’ın Erzurum’a girişi.
26.07.1635 Ordu’nun Revan önüne gelişi.
08.08.1635 Revan Kalesi’nin teslim alınması.
11.09.1635 Tebriz şehrinin işgali.
30.09.1635 Ordu’nun Van’a gelişi.
21.10.1635 IV. Murad’ın Diyarbakır’a ulaşması.
04.11.1635 IV. Murad’ın Diyarbakır’dan İstanbul’a hareketi.
27.01.1636 IV. Murad’ın İstanbul’a girişi.
01.04.1636 Erivan’ın Safaviler eline geçmesi.
03.10.1636 Szalonto bozgunu.
02.02.1637 Veziriazam Mehmed Paşa’nın azli, Bayram Paşa’nın sadareti.
07.03.1637 Ordu’nun doğu seferine başlaması.
05.07.1637 Azak Kalesi’nin Rusların eline geçmesi ve yıkarak geri çekilmeleri.
08.04.1638 IV. Murad’ın Bağdat Seferine çıkması.
22.07.1638 Ordu’nun Haleb’e ulaşması.
26.08.1638 Veziriâzam Bayram Paşa’nın ölümü.
27.08.1638 Diyarbakır Beylerbeyi Tayyar Mehmed Paşa’nın sadareti.
03.09.1638 Ordu’nun Veziriâzam kumandasında Diyarbakır’dan hareketi.
15.11.1638 Bağdat Kuşatması.
19.12.1638 Muharebenin başlaması.
23.12.1638 Veziriazam Tayyar Mehmed Paşa’nın ölümü, yerine Kaptanı Derya Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın sadareti.
24.12.1638 Bağdad’ın ele geçirilmesi (teslimi).
25.12.1638 Safavi kuvvetlerinin yok edilmesi.
26.12.1638 IV. Murad’ın İmam-ı Azam türbesini ziyaret etmesi.
14.01.1639 IV. Murad’ın Bağdat’tan hareketi.
27.01.1639 Padişahın Musul’a gelişi ve Safavi Hükümdarına ihtarı.
05.02.1639 Padişahın Diyarbakır’a gelişi.
23.03.1639 Veziriâzam Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın İran seferi.
29.04.1639 Safavi elçisinin Veziriâzam tarafından kabulü.
17.05.1639 Osmanlı-İran Hududunu çizen Kasrı Şirin Andlaşmasının imzalanması.
12.06.1639 Sultan IV. Murad’ın İstanbul’a dönüşü.
05.01.1640 Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın İstanbul’a dönüşü.
09.02.1640 Sultan IV. Murad’ın vefatı.
Sultan İbrahim’in tahta çıkması.
Kaynak: www.kultur.gov.tr
Babası : Sultan I. Ahmed
Annesi : Kösem Sultan (Mahpeyker)
Doğduğu Tarih : 4 Kasım 1615
Padişah Olduğu Tarih : 9 Şubat 1640
Tahttan İndirildiği Tarih : 8 Ağustos 1648
Öldürülmesi : 18 Ağustos 1648
Sultân I. Ahmed’in Mahpeyker Kösem Sultân’dan 1615 yılında dünyaya gelen çocuğu olan I. İbrahim, 24 yaşında 1640 yılında ağabeyi IV. Murad’ın vefatından sonra tek Osmanoğlu olarak tahta oturdu. Kendisinden başka Osmanoğlu mevcud değil idi. Maalesef, kendisi diğer Osmanlı Padişahları derecesinde tahsil ve terbiyesini tamamlamamıştı. Zira hayatını zindan gibi olan kendi dairesinde geçirmiş; dört ağabeyinin idamını bizzat yaşadığı gibi, II. Osman ve IV. Murad zamanlarında olan acı olayları da bizzat yaşamıştı. Bütün bunlar, vücudunda bazı arızalara ve hatta tarihçilerin nakline göre şiddetli bir migrene yol açmıştı. Kendisini tahta davet eden ulemâ, devlet ricali ve Vâlide Sultân’a mütereddit bir sima ile bakan ve saltanatta aslâ niyeti olmadığını ifade eden Sultân İbrahim, tahta oturduktan sonra da, “Elhamdülillah, Ey Rabbım! Benim gibi zayıf bir kulunu bu makama layık gördün. Saltanat günlerimde milletimi hoş hal eyle ve birbirimizden hoşnûd eyle” diye dua etmiştir.
Sultân İbrahim, lehinde ve aleyhinde olmak üzere iki durumla karşı karşıyaydı. Lehinde olan durum, dürüst ve ciddi bir devlet adamı olan Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın veziriazam olmasıydı. Şeyhülislâm Yahya Efendi’nin de yardımlarıyla, aleyhlerindeki bütün tahriklere rağmen, I. İbrahim’in ilk yıllarında devlet idaresini epeyce rayına koymuştur. Hazinenin gelir-gider muvâzenesini muhafazaya çalışmış; sikke yani paranın değer ayarlamasını düzene sokmuş ve devlete ciddiyet getirmeye çalışmıştır.
Maalesef, başta Vâlide Sultân olmak üzere, bir kısım ehliyetsiz devlet adamlarının tahriklerine kapılan Sultân, Kemankeş Kara Mustafa Paşa’yı 1644 yılında idam ettirmiştir. Bir ay sonra Şeyhülislâm Yahya Efendi’nin de ölümü, devletin kadınların, ağaların ve ehliyetsiz kişilerin eline geçmesine sebep olmuştur. Bunun en acı misâllerinden birisi, zaten yetişmemiş olan Padişah’a kanunları çiğneyerek bedava makamlar elde eden Safranbolu’lu Hüseyin Efendi’nin Hace-i Sultânî olarak tayin edilmesidir. Cinci Hoca da denmektedir. 1644 yılında Anadolu Kazaskerliğine kadar yükselmiştir. Buna rikâbdarlıktan II. Vezirliğe yükselen Yusuf Ağa ve sonradan Paşa’yı da ekleyebilirsiniz. Yusuf Paşa’nın rüşvet ve hediye düşkünü bir devlet adamı olduğu yönünde ithamlar vardır.
Aleyhinde olan durum, annesi ve Vâlide Sultân olan Kösem Sultân’ın varlığıdır. Biraz önce saydığımız olumsuzlukların başında da, maalesef bu kadın bulunmaktadır. Önceleri, annesinin ihtirasını bildiği için, Topkapı’dan Eski Saray’a göndererek bu dertten kurtulmak istemiştir. Ancak muvaffak olduğunu söylemek mümkün değildir. Maalesef, Kara Mustafa Paşa’dan sonra vezir-i azam olan Semin Mehmed Paşa da, bu aleyhteki durumu daha da kötüleştiriyordu.
Bütün bunlara rağmen, Katoliklerin zulmünden bıkan yerli Ortodoks Rumların Venediklilerden rahatsızlığından da istifade edilerek, 1645’de Malta üzerine sefere karar verildi. Serdârlık Kaptan-ı Derya Yusuf Paşa’ya verildi. 1645 Ağustosunda 45 gün süren Hanya muhasarası zaferle sonuçlandı. Ancak acele davranıldı ve Osmanlı ordusu Girit’ten çekildi. 1646 yılında Deli Hüseyin Paşa serdârlığında 2. Sefer yapıldı, ancak Kandiye fethedilemedi. Ada ikiye bölünmüştü (1648).
Sultân İbrahim zamanında, Vâlide Sultân kısmen devre dışı bırakılmış ise de, devlet işlerine kadınların müdahalesi önlenememiştir. Padişahın aile hayatına düşkünlüğü, onu kadınların avucuna ister istemez itmiştir. Hakkındaki sefihlik iddiaları doğru değildir. Zira IV. Murad gibi otoriter; I. Mustafa gibi biçare ve III. Murad gibi fazla kadına düşkün değildir. Gençliğinde buhranlı bir hayat yaşaması, diğer sultânlar gibi kendini fazla yetiştirememesi, Osmanlı neslinin devamı için devamlı kadınlar tarafından özel hayata teşvik edilmesi, Şeker-pare denilen musâhibeler gibi onu eğlenceye teşvik eden câriyelerinin fazla oluşu, kadınların bu yakınlıklarını devletin imkânlarını çarçur etmekte kullanmaları, I. İbrahim’in cidden eksik olan yönleridir. Hele Telli Haseki başta olmak üzere, kendi hanımlarına aile fertlerinden daha fazla önem verir hale gelmesi, işi çığırından çıkarmıştır. Bunların tahriki ile Sultân İbrahim’de başlayan lüzumsuz samur merakı, bu olumsuzluklardan sadece biridir.
Önemle ifade edelim ki, bütün bu anlatılanlardan Sultân İbrahim’in gayr-i meşru bir hayat yaşadığı anlaşılmamalıdır. Zira özel hayata düşkünlük ile, gayr-i meşru hayat tamamen farklı şeylerdir.
Bütün bu olaylar, devlet idaresinde sıkıntılara yol açmış; israf ve bunun karşılığında gelirlerin azalması devleti sarsmaya başladı. Bunlardan biri de, Sivas Valisi Varvar Paşa’nın isyanıdır (1647). Ocak ağaları yeniden cuntalaşıp devleti soymaya başlayınca, Padişah bunların haklarından gelmek istedi ise de, olay duyuldu ve ihtilal çıktı. 1648 Ağustosunda asilerin isteği üzerine Sadrazam Hezar-pâre Ahmed Paşa azl edildi ve sonra asilerce öldürüldü. Ağaların adamı olan Sofu Koca Mehmed Paşa, sadrazamlığa getirildi. İhtilâlin arkasında nâibe-i saltanat olmak isteyen Kösem Sultân vardır. Şeyhülislâm Abdurrahim Efendi’yi de yanına alan sadrazam tarafından, Ağustos 1648 tarihinde hal’ edildi ve bir odaya haps olundu. 7 Ağustos 1648’de henüz 7 yaşındaki IV. Mehmed’e, hem şer’-i şerife ve hem de kanuna aykırı olarak bî’at edildi. Sonra Şeyhülislâmın, “İki halife bulunduğu zaman, fitneyi önlemek için birini katlediniz” şeklindeki fetvâsına dayanılarak I. İbrahim hal’inden 11 gün sonra boğularak şehid edildi.
Zamanındaki sadrazamlar arasında Kemankeş Kara Mustafa Paşa, Semin Mehmed Paşa ve Hezâr-pâre Ahmed Paşa’yı; Şeyhülislâmlar arasında Zekeriya-zâde Yahya Efendi ve Abdurrahim Efendi’yi ve diğer devlet adamları arasında Kaptan-ı Derya Deli Hüseyin Paşa, Kaptan-ı Derya Damad Fâzıl Paşa ve Nişancı Ahmed Paşa’yı zikr edebiliriz.
ZEVCELERİ: 1- Hatice Turhan (Tarhân) Vâlide Sultân; Rus asıllı bir câriyedir ve uzun yıllar nâibe-i saltanatlık yapmıştır. IV. Mehmed’in annesi. 2- Sâliha Dil-aşûb Vâlide Sultân; II. Süleyman’ın annesi ve câriye. III. Haseki olduğu sanılıyor. 3- Hatice Muazzez Sultân; II. Haseki’dir ve II. Ahmed’in annesidir. 4- Hüma Şah Haseki Sultân (Telli Haseki); Sultân İbrahim’in en çok sevdiği Haseki’si. Nikâh ile kadınlığa alındı. 5- Ayşe Sultân; 4. Haseki. 6- Mâh-i Enver Sultân; 5. Haseki. 7-Şivekâr Sultân; 6. veya 7. Haseki.
ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Mehmed IV. 2-Şehzâde Süleyman II. 3-Şehzâde Murad. 4-Şehzâde Selim Hân. 5-Şehzâde Osman. 6-Şehzâde Ahmed II. 7-Şehzâde Süleyman. 8-Şehzâde Bâyezid. 9- Fatma Sultân. 10- Ümmü Gülsüm Sultân. 11- Ayşe Sultân. 12- Gevher Hân Sultân. 13- Kaya Sultân. 14- Beyhan Sultân. 15- Atîka Sultân .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
09.02.1640 Sultan IV. Murad’ın vefatı.
Sultan İbrahim’in tahta çıkışı.
31.08.1640 Galata, deniz kıyısında büyük İstanbul yangını.
01.01.1642 Şehzade Mehmed’in doğumu. (Avcı Mehmed)
03.02.1642 Azak Kalesi’nin alınması için harekete geçilmesi.
15.04.1642 Şehzade Süleyman’ın doğumu. Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın, vergilerin adil toplanması için eyaletlerde yeni tespitler yaptırması.
30.04.1642 Azak Kalesi’nin teslim olması.
25.02.1643 Şehzade Ahmed’in doğumu.
26.06.1643 Nasuh Paşa isyanı ve ortadan kaldırılması.
31.01.1644 Veziriâzam Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın idamı ve Semin Mehmed Paşa’nın sadareti.
28.02.1644 Divan Şairi Yahya Efendi’nin ölümü.
19.04.1645 Girid seferi kararı.
30.04.1645 Donanmanın Girid seferi için hareketi.
21.05.1645 Anadolu askerinin Sakız Adası’nda donanmaya katılması.
08.06.1645 Donanma’nın Navarin’e gelişi.
21.06.1645 Navarin’den hareket edilmesi.
24.06.1645 Girid’e asker çıkarılması.
25.06.1645 Ordu’nun Hanya önlerine gelmesi.
26.06.1645 Büyük İstanbul yangını.
27.06.1645 Hanya Kuşatması.
19.08.1645 Hanya Kalesi’nin teslim olması.
22.08.1645 Hanya Kalesi’nin Türk ordusu tarafından işgali.
21.10.1645 Donanma’nın Girid’den İstanbul’a dönüşü.
17.12.1645 Veziriâzam Semin Mehmed Paşa’nın azli.
Başdefterdar Salih Paşa’nın sadareti.
22.01.1646 Hanya fatihi Kaptanı Derya Silâhdar Yusuf Paşa’nın idamı.
02.02.1646 Budin Beylerbeyi Gazi Deli Hüseyin Paşa’nın Girid Muhafızlığına atanması ve Hanya’ya ulaşması.
09.03.1646 Kisamo Kalesi’nin fethi.
07.04.1646 Venedik’lilerin Bozcaada’ya asker çıkarması.
21.07.1646 Suda Kalesi’nin kuşatılması.
07.07.1647 Kandiye kuşatması. Osmanlı Donanması’nın önünden kaçan Venedik Donanmasının bir bölümünün Epir ve Dalmaçya’ya doğru hareketleri.
28.09.1647 Donanma’nın Girid’e asker ve malzeme yığınağı .
16.02.1648 Kandiye kuşatmasında düşman saldırılarının yok edilmesi.
Türk zaferi.
19.05.1648 İkinci Türk zaferi.
20.05.1648 Sivas Valisi Varvar Ali Paşa’nın isyanı ve öldürülmesi.
24.05.1648 Venedik Donanmasının Çanakkale Boğazı ablukası.
29.05.1648 Büyük İstanbul zelzelesi.
18.06.1648 Kaptanı Derya Mehmed Paşa’nın idamı.
24.061648 Girid Serdarı Gazi Hüseyin Paşa’nın yaralanması.
06.07.1648 Girid düşman tabyalarının ele geçirilmesi.
07.08.1648 Veziriazam Ahmed Paşa’nın azli.
Sofu Mehmed Paşa’nın sadareti.
26.05.1648 Çanakkale Boğazı önlerine gelen Venedik donanmasının serdar Mehmed Paşa kumandasındaki kuvvetlerin top atışları neticesinde boğazdan çekilmeleri.
08.08.1648 Sultan İbrahim’in hal’i. (Padişahlıktan alınması)
Sultan IV. Mehmed’in Padişah olması. (Avcı Mehmed)
Babası : Sultan İbrahim
Annesi : Hatice Turhan Sultan
Doğduğu Tarih : 2 Ocak 1642
Padişah Olduğu Tarih : 8 Ağustos 1648
Tahttan İndirildiği Tarih : 8 Kasım 1687
Ölümü : 6 Ocak 1693
Osmanlı tahtına, İslâm hukukunun aradığı şartların çoğunluğu bulunmadan gelen IV. Mehmed, I. İbrahim’in Turhân Hatice Sultân’dan 1642 yılında dünyaya gelmiş ve 7 yaşına basmadan Ağustos 1648’de Padişah olmuş müstesna bir şahsiyettir. Kendisini devlet işlerinden uzaklaştırdığı için oğlunun idamına dahi göz yuman Kösem Sultân, 7 yaşındaki torununu tahta geçirmekle, istediğine kavuşmuştur. Ertuğrul Gâzî, Osman Gâzî ve Kanuni’den sonra en uzun süre tahtta kalan Osmanlı Padişahıdır ve 39 yıl tahtta kalmıştır. Ava merakı sebebiyle Avcı Mehmed de denen IV. Mehmed’in saltanat yıllarını dört safhaya ayırmak icab etmektedir:
Birinci safha, Ağustos 1648-Eylül 1651 yılları arasında, Kösem Sultân’ın nâibe-i saltanat yani bir nevi padişah yerine padişahlık yaptığı dönemdir ki, Osmanlı Devleti’nin en acı günlerinden bir parçadır denilebilir. Zira bu döneme Ağalar Saltanatı da denmiştir. Çünkü Nâibe-i Saltanat olan Kösem Sultân, işlerini ağalar eliyle yürütmüştür. Sofu Mehmed Paşa da, kukla bir sadrazam durumundadır. Başlarını Kara Murad Ağa’nın çektiği ağaların hedefi, servetlerini arttırmak ve maalesef sefih sayılabilecek derecede hayatlarını yaşamaktı. Bunları kullanan Kösem Sultân ise, kendisini Eski Saray’a süren ve hatta idamla tehdit eden I. İbrahim’i tasfiye etmekle, devleti tek başına idare etme emeline ulaşmış görünüyordu. Sofu Mehmed Paşa ise, Atabekler ve Veliahdler gibi devleti idare etmek istedi ise de bu saltanatı, Sipahiler ile Yeniçerilerin Sultânahmed Meydanında karşı karşıya gelecek kadar isyan etmeleri ile sarsıldı ve 1649 yılında azledilerek katl olundu. Bunun üzerine, tamamen usullere aykırı olarak Yeniçeri Ağası Kara Murad Paşa sadrazamlığa getirildi.
Ancak arkasında asıl Vâlide Sultân Turhan Sultân’ın bulunduğu ve bir nevi halk isyanına dönüşen kargaşa bastırılamıyor ve Osmanlı Devleti kan kaybediyordu. Daha sonra, sırasıyla Melek Ahmed Paşa ve Abaza Siyavuş Paşa’nın sadrazam olması da işi değiştiremedi. Ağalar isyanı devam ediyordu. Kösem Sultân’ın IV. Mehmed’i öldürüp yerine Şehzâde Süleyman’ı getirmek istemesi, sonunu getirdi ve 1651 yılının bir Eylül gecesi Kösem Sultân öldürüldü. İçeride bu ihtilâllerin yaşanması, Girit’te devam eden savaşa yardımı da engelliyordu. Böylece birinci dönem atlatıldı. IV. Mehmed sadece olan bitenleri seyrediyordu.
İkinci safha, Eylül 1651-Eylül 1656 tarihleri arasındaki IV. Mehmed’in annesi olan Turhan Hatice Sultân’ın Nâibe-i Saltanat olduğu dönemdir. Devletin hazinesini soyan ağalar saltanatına son verildi ve 39 ağa yakalanarak idam edildi. Tamamen iflas noktasına gelen devlet hazinesine bir ayar verilmek üzere, malî konularda tam yetkili olmak şartıyla, 1652 yılının Haziran ayında Tarhuncu Ahmed Paşa sadarete getirildi. Tarhuncu Lâyihası diye meşhur olan bütçesini hazırladı. Dertlere çare olamayınca, 1656 yılına kadar 10’a yakın sadrazam değiştirildi. Devleti, Baş Mimar Kasım Ağa, Koçi Bey, Solakzâde, Şâmî-zâde Mehmed Efendi ve lalası İbrahim Ağa müşavirliğinde Turhan Sultân idare ediyordu. Ancak devlet, şîrazeden çıkmıştı ve dış baskılar da artıyordu. Tecrübeli müşâvirlerinin şiddetli tavsiyeleri ile, devleti tek başına idare etmek ve Vâlide Sultân işe karışmamak şartıyla, tecrübeli ve yaşlı vezir Köprülü Mehmed Paşa, Eylül 1656’da sadrazamlık makamına getirildi. Artık Köprülü’ler devri başlıyordu. Bu ikinci safhada tek müessir olan Vâlide Sultân’dır. Yani bir nevi Osmanlı Padişahlığı makamında Padişah’ın annesi oturmaktadır. Ancak Turhan Sultân, devleti Köprülü ailesi gibi asil bir aileye teslim etmekle, kendisiyle birlikte Osmanlı tarihindeki kadınlar saltanatına son vermiştir.
Üçüncü safha, Osmanlı Devleti’ne rahat bir nefes aldırtan Köprülü’ler devridir (Eylül 1656-Ekim 1676). Bu dönemde aynı aileden iki sadrazam iktidara gelmiştir. Köprülü Mehmed Paşa (1656-1661) ve oğlu Fâzıl Ahmed Paşa (1661-1676). IV. Murad’ı kendine model alan Köprülü Mehmed Paşa, Kanuni devrini yeniden yaşatmıştır denilebilir. Makam korkusuyla Girit Serdârı Gâzî Hüseyin Paşa’yı idam ettirmesi hatalı bir hareket olarak kabul edilmektedir. Ancak sonradan yaptıkları bunu telafi etmiştir. Köprülü Mehmed Paşa, evvela isyan eden Erdel Prensinin üzerine yürüdü ve Balkanlarda önemli başarılara imza attı. Uyvar fethedildi ve Erdel Osmanlı Devleti’ne bağlandı. (1658). Arkasından Anadolu’da Beylerbeyilerin de desteklediği ve tamamen sadrazamı hedef alan yeni bir Celâlî İsyanı başlamıştı. 31 paşanın idamıyla sonuçlanan bu isyanı bastırdı ve Anadolu’da Celâli isyanlarının sonunu getirdi. 1659’da Kırım Tatarları ile birlikte Rus ordusunu dağıttı. Onun döneminde 1661 Temmuz’unda İstanbul’un üçte birini yakan büyük yangın yaşandı ve beş yıllık sadaretten sonra Ekim 1661’de Edirne’de vefat etti.
Yerine geçerek 26 yaşında sadrazam olan oğlu Fâzıl Ahmed Paşa da, babasının başarılarını sürdürdü. 1663’de Almanlara karşı açılan harp 1664 yılının Ağustos Ayında Vasvar Andlaşması ile sona erdi. Zitvatorok Andlaşmasının tekrarı mahiyetindeydi. Fâzıl Ahmed Paşa döneminde başarılan işlerden biri de yıllardır devam eden Girit seferinin sona ermesi ve Girit’in fethedilmesiydi (1670). Bunu, Ukrayna meselesi yüzünden çıkan Polonya Harbi takip etti (1670). IV. Mehmed’in de katıldığı bu Lehistan seferinde, 1672 yılında Kamaniçe Kalesi feth edilince, Varşova’da panik başladı ve aynı yıl barış andlaşması imzalandı. Bu barış tekrar bozuldu ve 16767 yılında imzalanan nihâî andlaşma ile sulh uzun yıllar devam etti. Aynı yıl Fâzıl Ahmed Paşa vefat etti.
Dördüncü safha, 1676-1683 yılları arasında devam eden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa devridir. Köprülü’lerden sonra sadrazamlığa getirilen bu büyük devlet adamı, ilk problem olarak Ukrayna yüzünden patlak veren Rusya Savaşı ile meşgul oldu. 1677 yılında Çehrin’deki zor kuşatmada netice elde edilemeyince, IV. Mehmed ve sadrazamı 1. Rusya seferi için 1678 yılında yola çıktılar. I. Rusya seferi, 1680 yılında Çehrin’in alınması ile zaferle sona erdi ve bunu aynı yıl başlayan 2. Rusya Seferi takip ettiyse de, bu da 1681 yılında imzalanan Edirne Andlaşması ile tamamlanmış oldu. Bu gelişmeler, Osmanlı Devleti için büyük bir itibar kazanılmasına vesile oldu. Bundan rahatsız olan ve tecavüzlere başlayan Almanlara da 1683 yılında harp ilan edildi ve IV. Mehmed’in de katıldığı bu sefer, Osmanlı Devlet ricalinin ikiye ayrılmasıyla sonuçlandı. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Almanya’nın taht şehri olan Viyana’nın alınmasını teklif ederken, başını Kırım Hanı Murad Giray’ın çektiği diğer devlet ricali, zaten ayağa kalkmış olan Avrupa’nın Almanya’nın yanında yer alacağını belirterek, sadece Yanıkkale’nın alınmasıyla yetinilmesini savunuyordu. Kara Mustafa Paşa’nın fikri ağır bastı ve onun serdârlığındaki Osmanlı ordusu 12 Eylül 1683 tarihinde Viyana önlerinde müttefik haçlı seferleriyle karşı karşıya geldiler. Maalesef, Kırım Hanı Murad Giray, şahsî sebeplerle ve neticeyi düşünmeyerek ihanet etti ve Türklerin elindeki Tuna Köprüsünden düşman askerlerinin geçişini uzaktan seyretti. Neticede 11 Eylül 1683 tarihinde beklenen hezimet geldi ve Osmanlı ordusu binlerce şehid vererek ve çok kıymetli hazinelerini kaybederek geri çekilmeye mecbur oldu. Bu, Osmanlı tarihinin en ağır mağlubiyeti idi. Bu mağlubiyette, askerin sefih hayatının ve eski Osmanlı ordusunun olmayışının da büyük etkisi vardı.
Viyana bozgunu, Kanuni’den beri gelip giden duraklama devrini resmen başlatmış oldu. Artık 1071’den beri devam eden Müslüman Türk Milletinin cihad zaferleri sona eriyor ve Avrupa galebe çalmaya başlıyordu.
Bu arada devletin rükn-i azamı denilen Turhan Sultân Temmuz 1683’de vefat etmişti. Aralık 1683 tarihinde IV. Mehmed aleyhteki tahriklere dayanamayarak istikametli sadrazamı azletti ve 50 yaşını doldurmadan idam sehpasına yollandı. Artık Osmanlı tarihinde kaht-ı ricâl devri başlıyordu. Viyana bozgunu ile Karlofça Andlaşması (1699) arasında geçen 15 yıl Osmanlı Devleti için felâket seneleri oldu. Venediklilerin ve Almanların başını çektiği haçlı kuvvetleri fırsatı ganimet bilerek, 1684 yılında Osmanlı Devleti’ne harp ilan ettiler. Sadrazam Kara İbrahim Paşa’nın beceriksiz idaresindeki Osmanlı orduları, zafere koşamıyor ve maalesef Eylül 1686’da Budin düşüyordu. Osmanlı kuvvetleri Budin’i çok iyi müdafaa ediyordu, ancak Budin’de büyük kayıplar vermelerine rağmen yeniden toparlanan haçlı orduları, 160 yıl önce perişan oldukları Mohaç Meydanında Osmanlı ordusunu geriye çekilmeye mecbur ediyorlardı.
Liyakatsiz devlet adamlarının elinde perişan olan devletin hali IV. Mehmed’i hasta etmişti. Köprülü ailesini iktidardan düşürdüğü için Padişah’dan rahatsız olan Köprülü-zâde Fâzıl Mustafa Paşa ve benzeri devlet adamlarının gayretleriyle Kasım 1687 yılında hal’ edildi ve ancak idam olunmadı. Yerine II. Süleyman tahta geçirildi. Hal’inden 5 yıl sonra Edirne Sarayı’nda Ocak 1693 tarihinde vefat etti.
Kendisine Avcı Mehmed lakabını verdirten av ibtilâsı dışında, hiç bir kötü alışkanlığı yoktu. İçkiyi Osmanlı ülkesinde şiddetle yasaklamıştı. Kahvehâneleri kapatmıştı. Kendisi beş vakit namazını cemaatle kılıyordu. Kısa bir süre tahsil görebildiği için diğer Osmanlı Padişahları gibi âlim değildi.
ZEVCELERİ: 1- Meh-pâre Emetüllah Râbi‘a Gülnûş Vâlide Sultân; Gülnûş Sultân diye bilinir. Giritli bir ailenin kızıdır. II. Mustafa ve III. Ahmed’in annesidir. 2- Afife Kadın. 3- Gülnâr Kadın. 4- Kâniye Haseki. 5- Siyavuş Haseki. ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mustafa II. 2-Şehzâde Sultân Ahmed III. 3-Şehzâde Bâyezid. 4-Şehzâde İbrahim. 5-Şehzâde Süleyman. 6- Fatma Sultân. 7- Hatice Sultân. 8- Emetüllah Küçük Sultân. 9- Fatma Sultân. 10- Ümmî Sultân .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
08.08.1648 Sultan İbrahim’in hal’i.
Sultan IV. Mehmed’in tahta çıkışı.
23.10.1648 Girid’in ablukası.
26.10.1648 Sipahilerin etkisiz hale getirilmesi.
Ağalar Saltanatı’nın başlaması.
29.10.1648 Cinci Hoca’nın idamı.
03.1649 Yeniçerilerin ayaklanması.
21.05.1649 Sofu Mehmed Paşa’nın azli.
Kara Murad Paşa’nın sadareti.
07.07.1649 İstanbul üzerine yürüyen Gürcü Nebi’nin, Bulgurlu muharebesi sonunda etkisiz kılınması.
29.08.1649 Kandiya’nın ikinci kuşatması.
15.03.1650 Venedik Donanması’nın ikinci kez Çanakkale Boğazı’nı abluka altına alması.
05.08.1651 Veziriazam Kara Murad Paşa’nın istifası.
Melek Ahmet Paşa’nın sadareti.
12.11.1650 Girid’e asker malzemesi yardımı.
13.06.1651 Donanmanın Girid’e hareketi.
21.08.1651 İstanbul’da esnaf ve halk ayaklanması.
Veziriazam Melek Ahmed Paşa’nın azli.
Siyavuş Paşa’nın ilk sadareti.
02.09.1651 Kösem Sultan’ın öldürülmesi.
03.09.1651 Ağalar Saltanatının sonu.
27.09.1651 Siyavuş Paşa’nın azli.
Gürcü Mehmed Paşa’nın sadareti.
20.06.1652 Gürcü Mehmed Paşa’nın azli ve Tarhuncu Ahmet Paşa’nın sadareti.
1653 Tarhuncu Ahmed Paşa’nın devletin malî durumunu düzeltmek amacıyla bir bütçe düzenlemesi.
21.03.1653 Tarhuncu Ahmed Paşa’nın idamı, yerine Kaptanı Derya Derviş Mehmed Paşa’nın sadareti.
16.03.1654 Çanakkale Boğazı deniz zaferi.
28.101654 Derviş Mehmed Paşa’nın azli, yerine Halep Valisi İbşir Mustafa Paşa’nın sadareti.
25.02.1655 İbşir Paşa’nın İstanbul’a gelişi.
11.05.1655 Veziriâzam İbşir Paşa’nın idamı, Kara Murad Paşa’nın sadareti.
19.08.1655 Kara Murad Paşa’nın azli.
Ermeni Süleyman Paşa’nın sadareti.
28.02.1656 Ermeni Süleyman Paşa’nın azli.
Girid Serdarı Gazi Deli Hüseyin Paşa’nın sadareti.
04.03.1656 “Vaka-i Vakvakiyye” olayı.
İstanbul’da isyan.
05.03.1656 Deli Hüseyin Paşa’nın göreve gelememesi, yerine önce Siyavuş Paşa’nın getirilmesi, onun da ölümü ile Boynu Eğri Mehmed Paşa’nın sadareti.
26.06.1656 Çanakkale Boğazı’nda donanma bozgunu.
Bozcaada, Semendirek ve Limni Adaları’nın Venediklilerin eline geçmesi.
İstanbul Girit yolunun kapanması.
03.07.1656 Sarı Kenan Paşa’nın Kaptan-ı Deryalığa tayini ve donanma ile İstanbul’dan hareketi.
19.07.1657 Venedik Donanması’nın Çanakkale Boğazı önünden kaçırılması.
31.08.1657 Bozcaada’nın ele geçirilmesi.
15.09.1657 Köprülü Mehmed Paşa’nın sadareti.
24.09.1657 Katip Çelebi’nin ölümü.
23.06.1658 Veziriâzam Köprülü Mehmed Paşa’nın Erdel Serdarlığı.
01.09.1658 Yanova Kalesi’nin teslimi.
13.11.1658 Anadolu Valilerinin isyanına karşı IV. Mehmed’in Veziriazam ile birlikte harekete geçmesi.
11.12.1658 Hükümet kuvvetlerinin Ilgın’da bozguna uğraması.
29.12.1658 Girid Serdarı Gazi Deli Hüseyin Paşa’nın idamı.
16.02.1659 Anadolu isyanının ele başlarının Halep’de yok edilmeleri.
12.07.1659 Knotop zaferi.
Rus ordusunun imha edilmesi.
12.11.1659 Eflak isyanının bastırılması.
23.05.1660 Erdel isyanının bastırılması.
14.07.1660 Varat muharebesi.
23.07.1660 En Büyük İstanbul yangını.
İstanbul’un yarısı yandı, kül oldu.
27.08.1660 Varat Kalesi’nin fethi.
22.07.1661 Yeni Cami yapımına yeniden başlanması. (50 yıl sonra)
29.10.1661 Köprülü Mehmed Paşa’nın ölümü.
30.10.1661 Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’nın sadareti.
23.01.1662 Erdel zaferi.
12.04.1663 Fazıl Ahmed Paşa’nın Avusturya seferi Serdarlığı’na atanması.
07.06.1663 Ordu’nun Belgrad’a ulaşması.
03.07.1663 Avusturya’nın barış önerisi.
17.08.1663 Uyvar kuşatması.
24.09.1663 Uyvar Kalesi’nin teslim olması.
03.11.1663 Novigrad’ın fethi.
25.01.1664 Donanma’nın Zigetvar kuşatması.
08.02.1664 Yeni Camii’nin açılışı.
07.05.1664 Serdar’ın Belgrad’dan hareketi.
30.06.1664 Yeni Kale’nin ele geçirilmesi.
01.08.1664 Gotthard muharebesi.
10.08.1664 Vasvar barışı.
24.07.1665 Topkapı Sarayı yangını.
15.05.1666 Fazıl Ahmed Paşa’nın Girit Seferine görevlendirilmesi.
25.05.1666 Kandiya kuşatması.
03.11.1666 Fazıl Ahmed Paşa’nın Hanya’ya ulaşması.
16.01.1667 Kış nedeniyle Kandiya kuşatmasının kaldırılması.
30.06.1668 Yeniden Kandiya kuşatması. (İkinci dönem)
18.08.1668 Padişah IV. Mehmed’in Girid’e gitmek üzere Edirne’den hareketi.
01.06.1669 Kandiya kuşatması. (III. Dönem)
05.09.1669 Girid’in Osmanlı Devleti’ne verilmesine ilişkin Osmanlı-Venedik Anlaşması.
27.09.1669 Kandiya’ya ordunun girişi.
05.05.1670 Fazıl Ahmed Paşa’nın Girid’den ayrılışı.
01.07.1670 Fazıl Ahmed Paşa’nın Edirne’ye gelişi.
04.06.1672 I. Lehistan seferi.
Padişahın hareketi.
18.08.1672 Kameniçe kuşatması.
27.08.1672 Kameniçe’nin alınması.
18.10.1672 Puçaş barışı.
09.12.1672 Padişahın seferden Edirne’ye dönüşü.
07.08.1673 II. Lehistan Seferi. Padişahın hareketi.
16.06.1674 Sultan IV. Mehmed’in Ukrayna seferi.
18.08.1674 Ladyzyn Kalesi’nin alınması.
21.08.1674 Lehistan’ın barış önerisi.
18.09.1674 Sultan IV. Mehmed’in Ukrayna Seferinden dönüşü.
24.08.1674 Leopol muhrebesi.
02.11.1674 Veziriâzam Fazıl Ahmed Paşa’nın ölümü.
04.11.1676 Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın sadareti.
27.11.1676 Zorown Anlaşması.
Polonya ve Ukrayna’nın Osmanlı Devleti’ne katılması.
14.08.1677 Çehrin kuşatması.
30.04.1678 Rusya Seferi, Sultan IV. Mehmed’in İstanbul’dan hareketi.
19.07.1678 Ordu’nun Çehrin’e varışı.
20.08.1678 Çehrin Kalesi’nin alınması.
31.08.1679 Serdarıekrem Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın Edirne’den sefere hareketi.
11.09.1679 Dinyeper (Özü) Nehri ve Aksu boylarında yapılan kalelere Türk ordusunun yerleşmesi.
29.10.1680 Padişahın Rusya seferinden Edirne’ye dönüşü.
11.02.1681 Osmanlı-Rus barışı.
24.07.1681 Sakız faciası.
09.01.1682 Tökeli İmrenin Orta Macar Krallığı sorunu.
09.06.1682 Vasvar barışının yenilenmesi.
27.07.1682 Orta Macar seferi.
15.08.1682 Kaşka Kalesi’nin fethi.
12.10.1682 Avusturya Seferi.
Sultan IV. Mehmed’in sefer için Edirne’ye hareketi.
31.12.1682 Avusturya’ya son barış girişimi.
01.04.1683 IV. Mehmed’in, Avusturya Seferi için Edirne’den hareketi.
24.05.1683 Padişah’ın Belgrad’da kalması.
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın ordu başında hareketi.
27.06.1683 Viyana muhasarasına karar verilmesi.
14.07.1683 İkinci Viyana kuşatması.
12.09.1683 Kırım Hanı Murad Giray ve Budin Beylerbeyi’nin ihanetleri sonucu kaybedilen Alman Dağı Muharebesi nedeniyle Viyana kuşatmasının kaldırılması ve ordunun çekilmesi.
14.09.1683 Ordu’nun Yanıkkale’de toplanması.
22.09.1683 Ordu’nun Budin’e ulaşması.
07.10.1683 Ciğerdelen (Parkany) zaferi.
01.11.1683 Estergon’un düşman eline geçmesi.
15.11.1683 Veziriazam ve Serdarıekrem Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın idam fermanı.
Kara İbrahim Paşa’nın sadareti.
18.06.1684 Vişegrad Kalesi’nin düşmesi.
27.06.1684 Vayçen bozgunu.
15.07.1684 Avusturya Ordusu’nun Budin Kuşatması.
Venedik Cumhuriyetinin harp ilanı.
08.08.1684 Ayamavri Kalesi’nin düşmesi.
26.09.1684 Kamaniçe bozgunu.
28.09.1684 Preveze’nin düşmesi.
02.10.1685 Budin’in kuşatmadan kurtulması.
07.04.1685 Bosna Beylerbeyi’nin Sin zaferi.
03.06.1685 Koron kuşatması.
10.10.1685 Lehistan cephesinde Bojan zaferi
18.11.1685 Kara İbrahim Paşa’nın azli, Sarı Süleyman Paşa’nın sadareti.
15.06.1686 Navarin’in düşmesi.
02.09.1686 Budin’in düşmesi.
Macaristan’ın elden çıkması.
12.08.1687 Mohaç bozgunu.
05.09.1687 Cephedeki askerin isyanı.
Sarı Süleyman Paşa’nın kaçması.
İsyan eden ordunun İstanbul üzerine yürümesi.
25.09.1687 Atina’nın düşmesi.
08.11.1687 Sultan IV. Mehmed’in padişahlıktan indirilmesi.
Sultan II. Süleyman’ın padişah oluşu.
Sultan II. Süleyman Han
Babası : Sultan İbrahim
Annesi : Saliha Dilâşub Sultan
Doğduğu Tarih : 15 Nisan 1642
Padişah Olduğu Tarih : 8 Kasım 1687
Ölümü : 22 Haziran 1691
II. Süleyman, Sultân I. İbrahim’in Hasekisi Sâliha Dil-âşûb Vâlide Sultân’dan 1642 yılında dünyaya gelen ikinci oğludur. Osmanlı tarihçileri II. Süleyman ve Avrupalı tarihçiler ise, III. Süleyman derler. Çünkü I. Süleyman, Osmanlı tarihçilerinin Emir Süleyman dediği Yıldırım’ın oğludur. Hocaları Arabzâde Abdülvehhâb Efendi ve Celvetî Şeyhi Atpazarî Osman Fâzıl Efendi’den ciddi bir eğitim görmesine rağmen, yaşadığı kafes hayatının etkisiyle, eski Osmanlı Padişahlarını andıran bir şahsiyeti yoktu. 1687 yılında isyancıların IV. Mehmed’i tahttan indirmesiyle Padişah olmuştur. Padişah olduğunda Osmanlı Devleti, içte ve dışta buhranlı günler yaşamaktaydı.
İçerde devletin yaya kuvvetleri olan yeniçeriler ve süvari kuvvetleri olan sipahiler, bir kısım devlet adamlarının görevden alınması bahanesiyle isyan halindeydiler. Kasım 1687’den Mart 1688’e kadar 4 ay süren zorbaların isyan hareketleri neticesinde, Sadrazam Siyavuş Paşa katledildiği gibi, zorbacı başı Hacı Ali Yeniçeri Ağalığına, Tekeli Ahmed ve Deli Pîrî gibi bazı zorba başları da istedikleri makamlara tayin edildiler.
İçerideki bu kargaşayı fırsat bilen düşman da dört cepheden Osmanlı Devleti’ne saldırıyordu. Avusturya, Almanya, Venedik ve Ruslar dörtlü müttefikler halinde Osmanlı topraklarına saldırıyorlardı.
Her sene bir sadrazam ve serdâr değişikliğine gidiyordu. Macaristan’da kan gövdeyi götürüyor ve General Caraffa eyâlet merkezi Eğri’yi 1687’nin son ayında teslim alıyordu. Almanlar, Müslüman bir şehir olan Eğri’yi her şeyiyle Hıristiyan bir şehir haline getirdi ve yüzlerce cami harap edildi. Aynı yıl Venediklilerin güçlü kumandanı Morosini de, Mora’yı Osmanlı kuvvetlerinin elinden alıyordu. Avusturya cephesi kumandanı Yeğen Osman Paşa ile sadrazam İsmail Paşa arasındaki kavgalardan istifade eden Avusturya (Nemçe) kuvvetleri 1688 Eylül’ünde Belgrad’ı zapt ettiler. 100’ün üzerinde cami kiliseye çevrildi.
Polonya (Lehistan) ve Rusya cephelerinde ise, kara gün dostu Kırım Hanı Selim Giray’ın kahramanlıklarıyla zafer Osmanlı Devleti’nin elindeydi. Avusturya’nın sulha yanaşmaması ve diğer haçlı kuvvetlerinin de onlara destek çıkması üzerine Padişah sefere çıktı. Ancak Sofya’ya kadar gelen Padişah, serdâr Recep Paşa’nın mağlubiyeti, orduda isyan belirtilerinin başlaması ve de Niş’in düşmesi üzerine, geri döndü.
II. Süleyman, bütün bu sıkıntılar karşısında, Şeyhülislâm Debbağ-zâde Mehmed Efendi’nin tavsiyeleriyle Köprülü-zâde Fâzıl Mustafa Paşa’yı, ağalar işlere karışmamak şartıyla sadrazamlığa getirdi (Ekim 1689). Sadrazam’ın ilk icraatı, yersiz bazı vergileri kaldırarak re’âyâyı memnun etmek oldu. Arkasından kendisi cepheye gitmek istediğinden, kendisi cephede iken Sultân’a etki edecek bütün ağaları devreden çıkarmak oldu. Nisan 1690’da Kanije’nin düşmesi haberi gelmesine rağmen, sancağı alarak Avusturya cephesine koşan Fâzıl Mustafa Paşa, Eylül 1690’da Semendire’yi ve Kasım 1690’da ise Belgrad’ı geri aldı. İstanbul’a geldiğinde Padişah bizzat karşıladı ve sevincini belirtti. Bu arada fitne ateşi sönmüyordu. Padişah’ın hastalığından ve sadrazamın yaptıklarından rahatsız olan bazı çevreler, ısrarla saltanatta değişiklik istiyorlardı. II. Almanya seferine çıkmak üzere Edirne’ye gelen II. Süleyman burada vefat etti. Yerine sadrazamın da tesiriyle küçük kardeşi II. Ahmed getirildi.
Zevceleri şunlardır: 1- Hatice Haseki; Baş Kadın 2- Behzâd Haseki. 3- İvaz Haseki. 4- Sülün Haseki. 5-Şeh-süvâr Haseki. 6- Zeyneb Haseki. Çocukları yoktur. Zira şehzadeliğinde çocuk sahibi olmasına müsaade edilmemiş ve padişahlığında da çocuğu olmamıştır. Aslında gençliğinde iyi bir eğitim alan II. Süleyman, aynı zamanda meşhur bir hattat idi. Müstakim bir padişah olan II. Süleyman, ömründe bir tek vakit namazını terk etmemiştir. Şer’-i şerife aykırı tek bir hali görülmemiş ve kimseye de kızmamıştır .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
08.11.1687 IV. Mehmed’in padişahlıktan indirilmesi.
II. Süleyman’ın padişah oluşu.
Avusturya’lıların, Belgrad’a doğru orduyu harekete geçirmeleri.
09.11.1687 Siyavuş Paşa’nın ordu ile Silivri’den İstanbul’a gelişi.
Cülus bahşişi isteyen Kapıkulu askerlerinin Sultanahmed meydanında toplanmaları.
Cülus bahşişi için hazinede para olmayınca, saraydan sekizyüz okkalık gümüş, yüz okkalık altının darphaneye gönderilmesi.
Hazine için halktan imdadiye (para) toplanması.
29.11.1687 Yeniçerilerin ayaklanması.
04.12.1687 Yeniçerilerin yeniden isyanları.
14.01.1688 Eğri Kalesi’nin düşmana teslimi.
02.03.1688 Sadrazam Siyavuş Paşa’nın öldürülmesi ve Nişancı İsmail Paşa’nın sadareti.
04.1688 Venediklilerin Eğriboz Adası’nı kuşatmaları.
02.05.1688 Nişancı İsmail Paşa’nın azli, Tekirdağlı Bekri Mustafa Paşa’nın sadareti.
14.08.1688 Kamaniçe Kalesi’nin kuşatmadan kurtulması.
06.09.1688 İstoln-i Belgrad Kalesi’nin düşmesi.
08.09.1688 Belgrad’ın Alman/Avusturya eline geçmesi.
30.10.1688 Kale muhasarasının kaldırılması ve Eğriboz zaferi.
30.05.1689 Venediklilerin Eğriboz’dan çekilmeleri.
Kırım Hanının Ur zaferi.
06.06.1689 II. Süleyman’ın Avusturya Seferine hareketi.
10.06.1689 Kırım üzerine yürüyen Rusların Ur-Kapı ağzında Kırım Hanı Selim Giray tarafından durdurulması.
08.07.1689 Orsova Kalesi’nin ele geçirilmesi.
30.08.1689 Batucina bozgunu.
24.09.1689 Niş bozgunu.
25.10.1689 Bekri Mustafa Paşa’nın azli.
Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa’nın sadareti.
Avusturya’ya sefere gidilmesi için padişahın hattı hümayunu.
23.02.1690 Rumeli’nin düşmandan temizlenmesi.
03.1690 Mora Adası’nda son Türk Kalesi Benefşe’nin Venedikliler tarafından alınması.
11.07.1690 Kanije’nin düşmesi.
12.07.1690 Eyüp yangını. Belgrad’ın Avusturyalılar eline geçmesi.
13.07.1690 Fazıl Mustafa Paşa’nın Belgrad seferi.
21.08.1690 Zernescht zaferi.
08.10.1690 Belgrad’ın Avusturyalılardan geri alınması.
01.01.1691 Mısır Çarşısı yangını.
04.03.1691 Avlonya’nın Venedikliler tarafından işgali.
22.06.1691 Sultan II. Süleyman’ın ölümü.
II. Ahmed’in Edirne’de padişah oluşu.
Babası : Sultan İbrahim
Annesi : Hatice Muazzez Sultan
Doğduğu Tarih : 25 Şubat 1643
Padişah Olduğu Tarih : 22 Haziran 1691
Ölümü : 6 Şubat 1695
II. Ahmed, I. İbrahim’in 3. Oğludur ve Hatice Muazzez Haseki’den 1643 yılında dünyaya gelmiş olup, IV. Mehmed ve II. Süleyman’ın küçüğüdür. Köprülü’nün etkisiyle padişah olduğu ve Haziran 1691’de tahta oturduğu bilinmektedir.
Tahta çıktığında sadrazam Fâzıl Mustafa Paşa, II. Almanya seferi için Sofya’ya ulaşmak üzereydi. Burada Padişah’ın mührü ile samur kürkü aldı ve sefere devam etti. Baden markisi Ludwig’in kumandasındaki imparatorluk kuvvetleri ile Osmanlı kuvvetleri Salankamen’de bir araya geldi. Ancak bazı Osmanlı kurmaylarının Kırım ordusunu beklemeden serdarı taarruza erken başlamaya ikna etmeleri, hem Fâzıl Mustafa Paşa’nın şehid olmasını ve hem de ordunun mağlubiyetini netice verdi (Ağustos 1691). Saadet Giray Han’ın beceriksizliği ve Osmanlı kurmaylarının aceleciliği, hazır bir zaferi elden kaçırmıştı.
Köprülü-zâde’nin yerine vasıfsız bir devlet adamı olan Arabacı Hoca Kadı Ali Paşa sadrazam yapıldı ve Almanya cephesi serdarlığına da yaşlı vezirlerden Koca Halil Paşa getirildi. 1691’e kadar devam eden savaşta Almanlar bazı yenilgilere maruz kalınca, Türkçe’yi iyi bilen Kont Marsigli’yi sulh için gönderdiler ise de, anlaşma sağlanamadı.
Venedikliler de boş durmuyordu. Papalık ve Floransa’nın desteğiyle Girid’e kadar gelip Hanya’yı kuşattılarsa da, Ağustos 1692 yılında büyük kayıplarla çekilmek zorunda kaldılar. Bu arada sadrazam Bozoklu Bıyıklı Mustafa Paşa’nın serdar-ı ekrem olarak sefere çıkması, Belgrad’ı kuşatan Alman kuvvetlerinin Cafer Paşa tarafından perişan edilmesi ve Kırım Hanı Selim Giray’ın Erdel’e girmesi, Osmanlı kuvvetlerini epeyce ümitlendirdi. Ancak haçlı kuvvetlerini arkasına alan Venediklilerin Eylül 1694’de Sakız Adasını teslim almaları İstanbul’u endişeye düşürdü. Bu sıkıntıya dayanamayan II. Ahmed, Sakız’ın geri alınışını göremeden Edirne’de Şubat 1695 yılında vefat etti. 52 yaşındaydı. Bizzat kendisinin yazdığı Kur’ân’ı ve hatıra defteri ile meşhur olan II. Ahmed, Arapça ve Farsça’ya mükemmel denecek kadar vâkıftı. Devlet meseleleri ile diğer iki ağabeyinden daha ilgiliydi.
Tek bir kadın efendisi bilinmektedir ki, Râbi‘a Haseki Sultân’dır ve Haseki Sultân diye anılmaktadır. Çocukları ise şunlardır: 1- Âsiye Sultân. 2- Hatice Sultân. 3- Âtika Sultân. 4-Şehzâde Selim. 5-Şehzâde Abdullah. 6-Şehzâde Sultân İbrahim Hân .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
22.06.1691 Sultan II. Süleyman’ın ölümü.
II. Ahmed’in Edirne’de padişah oluşu.
19.08.1691 Salankemen muharebesi.
Avusturyalılara karşı yenilgi ve Fazıl Mustafa Paşa’nın şehadeti.
29.06.1691 Avusturya seferi için hareket eden Fazıl Mustafa Paşa’nın Sofya’ya gelişi.
30.08.1691 Avusturyalıların Lipova’yı kuşatmaları.
Kadı Ali Paşa’nın sadareti.
09.1691 Avusturyalıların Varat Kalesi’ni kuşatmaları.
14.01.1692 Tökeli İmre’nin, Sadrazamın daveti üzerine Edirne’ye gelişi.
27.03.1692 Kadı Ali Paşa’nın azli, Hacı (Çalık) Ali Paşa’nın sadareti.
12.06.1692 Varat Kalesi’nin düşmesi.
21.06.1692 İngiltere ve Flemenk’in, Osmanlı-Avusturya savaşında barışı sağlamak için arabuluculuk teklifleri.
30.06.1692 Sadrazam Hacı Ali Paşa’nın Belgrad Kalesi’ni onarmak amacıyla Edirne’den hareketi.
18.07.1692 Venedik’lilerin Hanya kuşatması.
02.08.1692 Veziriâzam Çalık Ali Paşa’nın Belgrad’a gelişi.
27.03.1693 Çalık Ali Paşa’nın istifası.
Bozok’lu Bıyıklı Mustafa Paşa’nın sadareti.
07.06.1693 Büyük İstanbul yangını.
07.07.1693 Sadrazam ve Kırım Hanı Selim Giray arasında savaş kararı ile ilgili olarak yapılan toplantı.
12.09.1693 Avusturyalıların Belgrad kuşatmasını kaldırmaları.
14.03.1694 Bozoklu Mustafa Paşa’nın azli.
Sürmeli Ali Paşa’nın sadareti.
04.09.1694 Osmanlı Ordusu ile Kırım Kuvvetleri’nin birlikte hareket ederek Petervaradin önüne gelmeleri.
12.09.1694 Varadin Kuşatması.
09.1694 Papalık, Malta ve Floransa gemileri ile Venedik Donanması’nın Sakız önlerine gelip, adaya asker çıkarmaları.
21.09.1694 Sakız Adası’nın Venedik’lilere teslimi.
15.12.1694 Petervaradin kuşatmasının kışın gelmesi sebebiyle kaldırılması.
Kırım Hanı’nın ülkesine sadrazam Ali Paşa’nın da Edirne’ye gelişi.
06.02.1695 Sultan II. Ahmed’in ölümü.
Sultan II. Mustafa’nın padişah oluşu.
Babası : Sultan IV. Mehmed
Annesi : Emetullah Rabia Gülnûş Sultan
Doğduğu Tarih : 5 Haziran 1664
Padişah Olduğu Tarih : 6 Şubat 1695
Tahtan İndirildiği Tarih : 23 Ağustos 1703
Ölümü : 8 Ocak 1704
Sultân II. Mustafa, IV. Mehmed’in Emetüllah Gülnûş Sultân’dan 1664 yılında dünyaya gelen oğludur. Amcası II. Ahmed’in vefatının duyar duymaz, Edirne’deki Veliahd Dâiresinden Hünkâr Dâiresine gelerek tahta oturmuş ve kendisine bî’at etmeleri için devlet adamlarını çağırmıştır (Şubat 1695). IV. Murad’dan sonra gelen Osmanlı Padişahları içinde en liyakatlisi, en âlimi ve en kültürlüsü idi. Vâlide Sultân’ın da devlet işlerine karışmayarak kendini hayır hizmetlerine vermesi onun için iyi bir imkândı. Sakız Adasının geriye alınışını göremeden vefat eden amcasının intikamını, kalyonlar kaptanı Mezomorta Hüseyin Paşa eliyle tahta çıktığı ay aldı ve Sakız Adasından Venediklileri kovdu. II. Mustafa'nın ilk icraatı Elmas Mehmed Paşa'yı sadrazamlığa ve hocası eski Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'yi de Şeyhülislâmlığa getirmek oldu.
Bazı devlet erkânının karşı çıkmasına rağmen Avusturya üzerine çıktığı 1. Seferde, Lipve, Lügoş ve Şebeş Kaleleri feth olunarak Temeşvar’a kadar gelindi (Aralık 1695). Çevresindekilerin ısrarıyla İstanbul’a dönüldü. Ancak düşman durmuyordu. Açık denizlere inmeyi hedef edinen Rus Çarı Büyük Petro, Azak önüne kadar geldi. Osmanlı ordusunun kahramanca müdafaasına ve Çar Petro’yu geri çekilmeye mecbur bırakmalarına rağmen, 1 yıl sonra tekrar hücum etti ve Azak, Ruslar tarafından işgal edildi. Bu işgal İstanbul’u hüzne gark etti. Nisan 1696 yılında II. Mustafa 2. Sefer-i Hümâyuna çıktı ve Olaş Meydan Muharebesinde Avusturya Kralı Kral Elektör yenildi ve kaçtı. Bu zaferin ardından II. Mustafa tekrar Edirne’ye döndü.
Ancak II. Mustafa’nın katıldığı 3. Avusturya seferinde, karşısında Savoie prensi Mareşal Eugen vardı. Kara Mustafa Paşa ile Viyana önünde genç bir subay olarak savaşan bu komutanın komutasındaki Avusturya kuvvetleri, Macaristan’ın güneyinde yer alan Zenta’da Osmanlı ordusu ile karşılaştı. Maalesef Eylül 1697 yılında Padişahın baş komutan olduğu bir Osmanlı ordusu, tarihinde ilk defa, 15.000’e yakın şehid vererek ve Padişah’ın canını da zor kurtararak mağlubiyet acısını tattı. Hatta bu zaferin şımarıklığı ile aynı prens bir ay sonra Bosnasaray’a hücum etti ve burayı harabeye çevirdi
.
İslâm âlemi, İran da dahil olmak üzere, Osmanlı ordusunun bu mağlubiyeti sebebiyle kan ağlıyordu. Ancak düşman da kendinden emin değildi. Venedikliler, Hanya’yı muhasara altına almalarına ve Bosna-Hersek cephesinde Osmanlı Devleti’ni rahatsız etmelerine rağmen, Mora’yı kaybedecekleri korkusuyla Viyana’yı sulh için teşvik ediyorlardı. Lehistan bütün gayretiyle Kamaniçe’yi almak için uğraşıyordı. Ruslar ise, Azak Kalesini almakla yetinmiyorlar ve açık denize inmek için daha da ileri gidiyorlardı. İşte böyle bir havada, Osmanlı Sadrazamı Amca-zâde Hüseyin Paşa ve Reisül-Küttâb (Dışişleri Bakanı) Râmi Mehmed Efendi’nin gayretleriyle, Belgrad’ın 65 km kuzeybatısında yer alan Karlofça’da, Avrupa’daki üstünlüğün Osmanlı Devleti’nden Avrupalı Devletlere geçtiğini ortaya koyan ve Osmanlı Devleti’nin gerileme devrini başlatan ilk andlaşma imzalandı (Karlofça Andlaşması, 26.01.1699). Andlaşma Avusturya, Venedik ve Polonya ile devam eden 15 yıllık ve Rusya ile devam eden 9 yıllık savaşa son veriyordu; ancak Macaristan tamamen Avusturya’ya; Mora Venediklilere, Kamaniçe merkezli Podolya Eyâleti Lehlere ve 1700 yılında yapılan ilave İstanbul Andlaşması ile de Azak Ruslara teslim ediliyordu. Karadeniz Osmanlı Gölü olmaktan çıkmış ve Avrupa’daki hâkimiyet tamamen kaybedilmişti. Üç devletle 25 yıllık sulh andlaşması imzalanırken Rusya ile sadece üç yıllık mütâreke imzalanmıştı. Bunu İstanbul Andlaşması tamamlamıştır. Osmanlı Padişahı artık Avrupalı devlet başkanlarına sen değil, siz diyecekti. Buna rağmen 15 yıldır devam eden felâket yılları da sona ermişti.
Savaş sıkıntılarından kurtulan Osmanlı idaresi, iç problemleri çözebilmek için bir dizi reforma girişti. Yeni sınırlar kontrol altına alındı. Devletin müesseseleri yeniden tanzim olunmaya başlandı. Devlet idaresinde Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin etkisi görülmeye başlandı. Onun tezkiyesiyle sulh andlaşmasının mürahhası Rami Efendi, önce vezirliğe ve sonra da sadrazamlığa getirildi. Fakat onun da Feyzullah Efendi ile arası açıldı; azli için uğraştı, ancak muvaffak olamadı. Feyzullah Efendi, âlim, müstakim ve değerli bir insan olmasına rağmen, yakınlarını devlet idaresinde belli makamlara getirmesi ve bu noktadaki hırsı onu milletin gözünden düşürdü. Divan-ı Hümâyun, bir nevi Feyzullah-zâdeler Divanı haline geldi. Padişah’ın yarım asırdır İstanbul yerine Edirne’de oturması da merkezde bazı rahatsızlıklar meydana getiriyordu. Bu iki temel sebep 1. Edirne Vak’ası diye bilinen ayaklanmanın meydana gelmesine sebep oldu. İstanbul'da kıyam eden 200 kadar cebeci Edirne'ye gelinceye kadar 80.000'i buldular ve Ağustos 1703 tarihinde Padişah’ı tahttan indirdiler. Aksi sesler duyulsa da kardeşi III. Ahmed’i tahta geçirdiler. II. Mustafa ise, hal’ından 4 ay sonra kederinden vefat etti.
Hocaları Hafız Osman Efendi, Feyzullah Efendi ve Hoca-zâde Mehmed Efendi gibi âlimlerden ders alarak yetişen II. Mustafa, hattât, şair ve büyük bir İslâm âlimi idi. Fiilen sefere çıkan son Osmanlı Padişahı oldu. Hal’ edilmesinin baş sebeplerinden olan Şeyhülislâm Feyzullah Efendi ise, çok büyük hakaretlere maruz bırakıldıktan sonra katl olunmuş ve cesedi de Tunca Nehrine atılmıştır (Eylül 1703).
Osmanlı hareminde beraber karı-koca hayatı yaşadıkları ve ancak genellikle çocuk sahibi olmadıkları câriyeler demek olan ikbal müessesesi, II. Mustafa’dan itibaren başlamıştır. İkballer çocuk doğurdukları zaman çoğunlukla Kadın Efendi olmuşlar ve bazan da nikâh akdi ile zevce haline getirilmişlerdir.
Osmanlı Devleti, bütün bu menfiliklere rağmen, yine de dünyada bir numaralı güçlü devlet idi ve onu yine Müslüman bir devlet olan Timuroğullarının Hindistan’da devam ettirdikleri devlet takip ediyordu.
ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1- Âlî-cenâb Baş Haseki. 2-Şeh-süvâr Vâlide Sultân; 4. Haseki ve III. Osman’ın annesi. 3- Sâliha Sebkatî Vâlide Sultân; Câriyelerden ve I. Mahmûd’un annesi. 4- Hümâ Şah Haseki. 5- Afîfe Haseki. 6- Hatice Haseki. İKBALLERİ: 7- Hafsa Sultân; Üçüncü Haseki olduğu söyleniyorsa da Kadın Efendi olması kuvvetle muhtemeldir. 8- Hanife Hâtun; İkinci veya Üçüncü İkbaldir. 9- Fatma Şahin Hâtûn.
ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mahmûd I. 2-Şehzâde Sultân Osman III. 3-Şehzâde Murad. 4-Şehzâde Mehmed. 5-Şehzâde Süleyman. 6-Şehzâde Hüseyin. 7-Şehzâde Selim. 8-Şehzâde Ali. 9- Safiyye Sultân. 10- Ayşe Sultân. 11- Emetüllah Sultân. 12-Şehzâde Hasan Hân. 13- Zeyneb Sultân. 14- Rukıyye Sultân .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
06.02.1695
Sultan II. Ahmed’in ölümü.
Sultan II. Mustafa’nın Edirne’de yapılan tören ile padişah oluşu.
09.02.1695 Sultan II. Mustafa’nın Sadrazama hattı hümayun göndererek, Avusturya ile devam eden savaş sebebiyle ordunun başında olarak savaşa katılacağını bildirmesi.
18.02.1695 Sakız Adası’nın geri alınmasını sağlayan Koyun Adaları zaferi.
02.05.1695 Sürmeli Ali Paşa’nın azli.
Elmas Mehmed Paşa’nın sadareti.
30.06.1695 II. Mustafa’nın Avusturya seferi için Edirne’den hareketi.
09.09.1695 Lip ve Lipve-Lippa’nın fethi.
18.09.1695 Zeytinburnu Deniz zaferi.
Venedik donanmasının imhası.
22.09.1695 Lippa’nın güneyinde bulunan Lugas’un kuşatılması.
Lugas zaferi.
28.09.1695 Ordu’nun İstanbul’a dönmek üzere hareketi.
13.10.1695 Azak zaferi.
Kalenin Ruslardan kurtarılması.
18.11.1695 Ordu’nun Edirne’ye gelişi.
20.04.1696 Sultan Mustafa’nın ikinci sefere başlamak üzere Davudpaşa ordugâhından hareketi.
18.06.1696 Sultan II. Mustafa’nın, Edirne’den sefere başlamak üzere yola çıkması.
06.08.1696 Azak Kalesi’nin düşman eline geçmesi.
08.08.1696 Sultan II. Mustafa’nın Belgrad’a varışı.
27.08.1696 Olaseh (Ulaş) zaferi.
Padişahın sefer dönüşü.
31.08.1696 Ordu’nun zafer sonrası Tamışvar’a gelişi.
Koca Cafer Paşa’nın Belgrad muhafızlığına tayini.
25.09.1696 Padişah ve ordunun Edirne’ye gelişi.
28.09.1696 II. Mustafa’nın İstanbul’a dönmek üzere Belgrad’dan ayrılışı.
17.06.1697 Sultan II. Mustafa’nın üçüncü seferi.
Padişah ve ordu komutanları arasında Belgrad’da Harp Meclisi’nin toplanması.
11.09.1697 Erdel yakınında Tisa Köprüsü’nü geçerken paniğe kapılan ordunun Zenta faciası.
12.09.1697 Osmanlı Ordusu’nun tüm malzemelerinin Avusturyalıların eline geçmesi ve Veziriâzam Elmas Mehmed Paşa’nın şahadeti.
18.09.1697 Amcazade Hüseyin Paşa’nın sadareti.
17.10.1697 Bosna Sarayı’nın yanması.
20.10.1698 Osmanlı Temsilcilerinin Belgrad’dan Karlofça’ya hareketleri.
26.01.1699 Karlofça andlaşması.
14.07.1700 Osmanlı-Rus barışı.
03.12.1701 Bedesten yangını.
04.09.1702 Amcazade Hüseyin Paşa’nın istifası.
Daltaban Mustafa Paşa’nın sadareti.
24.01.1703 Daltaban Mustafa Paşa’nın azli ve Ramî Mehmed Paşa’nın sadareti.
22.08.1703 Edirne Olayı. Sultan II. Mustafa’nın tahttan indirilmesi.
Sultan III. Ahmed’in padişah olması.
Babası : Sultan IV. Mehmed
Annesi : Emetullah Gülnûş Sultan
Doğduğu Tarih : 30/31 Aralık 1673
Padişah Olduğu Tarih : 22 Ağustos 1703
Tahtan İndirildiği Tarih : 1/2 Ekim 1730
Ölümü : 1 Temmuz 1736
III. Ahmed, IV. Mehmed’in 1674 yılında yine Emetüllah Gülnûş Sultân’dan dünyaya gelen ikinci oğludur. Ağabeyi ile âhenk içinde 9 yıla yakın veliahd olarak hayatını devam ettirmiştir. Ağabeyi kadar olmasa dahi, hattât, şâir ve müziğe meyli bulunan kültürlü bir padişahtır. Birinci Edirne Vak’ası’ından hemen sonra yani 1703’ün Ağustos ayında, Hânedân-ı Âl-i Osman aleyhine sözlerin dahi söylendiği bir havada, Şeyhülislâmın ısrarıyla tahta geçirilmiştir. III. Ahmed dönemini ana hatlarıyla şöylece özetlemek mümkündür:
Birinci Saltanat Devresi (1703-1718):
1703-1711 tarihleri arasındaki ilk yıllarında, önce iç huzuru sağlamaya çalışmış ve Edirne Vak’asının failleri teker teker cezalandırılmıştır. Sokullu veya Köprülü gibi dirâyetli bir sadrazam arayışındaydı ve kendisini tahta getirenlerin etkilerinin farkındaydı. Çok sayıda sadrazam değişikliğinden sonra Silâhdâr Dâmâd Çorlulu Ali Paşa’da karar kıldı ve devlet işlerini önemli ölçüde 4 yıl kadar ona havale etti.
Bu arada Avrupa’da İsveç Kralı Carl’ın Deli Petro’ya yenilip sonra da Osmanlı topraklarına sığınması, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Nisan 1711’de harp başlamasına sebep oldu. Prut Seferi diye tarihe geçen bu savaşta Osmanlı ordularının komutanı sadrazam Baltacı Mehmed Paşa Serdâr-ı Ekremliğe tayin edildi. Çar, mağlup olacağını anlayınca, Başbakan Baron Şafirov vasıtasıyla çok değerli mücevherlerini hediye gönderdi ve sulh andlaşması yapılmasını arzuladı. İsveç Kralı ve Kırım Hanı Devlet Giray’ın farklı kanaatlerini dinlemeyen ve müşâvirlerinin tesiri altında kalan Baltacı Mehmed Paşa, çok cazip şartlarla sulh akdi yaptı ve muzaffer bir komutan olarak İstanbul’a gelmek üzere yola çıktı (Prut Muâhedenâmesi, Temmuz 1711). Bu hadise üzerine muhâlifleri, Baltacı Mehmed Paşa aleyhinde her türlü iftirayı yapmaya ve Padişah’ı etkilemeye başladılar. Neticede Kasım 1711'de Edirne'de iken azil haberi geldi. Sonradan Deli Petro sözünde durmayınca, yeni bir savaş başlamadan bitti ve Şehid Ali Paşa’nın 1713’de imzaladığı Edirne Andlaşması ile Karlofça’da verilen yerler Rusya’dan geri alındı.
Sadrazam Silâhdâr Ali Paşa’nın, Karlofça’da verilenler Rusya’dan alındığı gibi, Venedik ve Avusturya’dan da alınması gerekir şeklindeki düşüncesi ve Venedik’in Karadağlı âsileri himaye etmesi, aradan geçen 15 yıldan sonra 1714 yılında Venedik’e harp ilan edilmesine sebep oldu. Avusturya’nın da Venedik’i desteklemesi üzerine, maalesef Damad Ali Paşa’nın şehid olmasıyla sonuçlanan bir mağlubiyet alındı (1716). Bir sene sonra yani 1717 yılında Belgrad düşünce, 1718 tarihli Pasarofça Muâhedenâmesi ile savaşa son verildi. Artık yeni bir dönem başlıyordu ve III. Ahmed’in 15 yıl süren birinci saltanat devresi sona eriyordu.
İkinci Saltanat Devresi = Lale Devri:
Mayıs 1718’de sadrazamlığa getirilen Nevşehirli Damad İbrahim Paşa’nın sadrazamlığı ile başlayan ve 1730 yılına kadar devam eden devreye Lale Devri diyoruz. 1723’de başlayan İran Savaşları bu dönemin 1730’da tamamen sona ermesine sebep olmuştur. Her çeşit kültür faaliyetlerinin arttığı, Matbaanın tam olarak hizmet vermeğe başladığı ve harpten ziyade sulh, sükûn ve de eğlencenin hâkim olduğu bu dönem, Osmanlı tarihi için ayrı bir sayfadır. Maalesef ihtiva ettiği bazı gayr-i meşru sayfalar sebebiyle bu huzur devam edememiştir. Rusya’nın İran’a girmesi ve Osmanlı Devleti’nin de bu duruma müdahale mecburiyetinin bulunması, 7 sene sürecek olan İran Savaşlarını başlattı. Köprülü-zâde Abdullah Paşa’nın Tebriz’i fethetmesi ve İran’a ait beş eyâletin Osmanlı Devleti’ne ilhak edilmesi, Ekim 1727’de yapılan Hemedân Andlaşması ile Sünnî olan Eşref Şah Üveysî tarafından kabul edildi. Ancak Şi’î olan Nâdir Hân’ın bunları kabul etmeyerek bazı yerleri Osmanlı Devleti’nden geri alması, savaşı yeniden başlattı. Padişah ile sadrazamın İran Seferini 1723 baharına erteleme arzuları tepkiyle karşılandı.
Damad İbrahim Paşa’nın aleyhindeki bu rüzgar, kendi yakınlarına devletin bazı makamlarını ve menfaatlerini peşkeş çekmesi de ilave edilince, daha da arttı ve bu durum yeniçerileri azdırdı. Bir bahriye neferi olan Patrona Halil’in başını çektiği bu isyan hareketi, tarihin en kötü isyanı olacak şekilde genişledi. Yağmalar, hapishanelerdeki tutukluları serbest bırakarak silahlandırmalar ve ev baskınları artınca, asilerin Padişah’dan kellelerini istedikleri Damad İbrahim Paşa ve yakınlarından olan bazı paşalar idam edildiler. 1 Ekim 1730 günü, âsiler bununla da yetinmeyip Padişah’ın görevden ayrılmasını istediler ve gerçekten III. Ahmed’i o gece biraderi II. Mustafa’nın oğlu Sultân Mahmûd’u tahta davet ederek kendisinin feragat ettiğini açıklamak mecburiyetinde bıraktılar. III. Ahmed, ailesi ile birlikte Topkapı Sarayındaki dairelerinde 5 küsur yıl daha yaşadı ve 62 yaşında iken Temmuz 1736 tarihinde vefat etti. Az da olsa İslâma aykırı olan fiiller, bir huzur dönemini daha sona erdiriyordu.
ZEVCELERİ: (III. Ahmed’in hanımlarının sayısı bazı tarihçilere göre 13’ü ve bazılarına göre de 18’i bulmuştur. Biz, Kadın Efendileri ile birlikte 18 Hanım'ını tesbit edebildik.). KADIN EFENDİLERİ: 1- Emetüllah Baş Kadın. Baş Haseki. 2- Rukıyye İkinci Kadın. 3- Emîne Mihrişah İkinci Kadın; III. Mustafa’nın annesi. 4- Hatice İkinci Kadın. 5- Râbi‘a Şermi Kadın. 6- Zeyneb Kadın. 7- Emîne Musalli Kadın. 8- Hanife Kadın. 9- Gülşen Kadın. 10- Ümmü Gülsüm Kadın. 11- Hürrem Kadın. 12- Meylî Kadın. 13- Fatma HümâŞah Kadın. 14- Nijad Kadın. 15- Nazîfe Kadın. İKBALLERİ: 16-Şâyeste Sultân. 17-Ayşe Hanım; İkinci veya Üçüncü İkbaldir. 18 -Hâtem Hâtûn.
ÇOCUKLARI: (III. Ahmed, Osmanlı Padişahları arasında en çok kadınla evlenen devlet adamlarındandır ve bir kısım tarihçilere göre çocuklarının sayısı 50’yi bulmaktadır. Biz sadece bilinen ve meşhur olanlarını zikrettik.). 1-Şehzâde Mehmed. 2-Şehzâde Abdülmelik. 3-Şehzâde Murad. 4-Şehzâde Mehmed Hân. 5-Şehzâde Süleyman Hân. 6-Şehzâde Mustafa III. 7-Şehzâde Selim. 8-Şehzâde Ali. 9- Fatma Sultân. 10- Âtike Sultân. 11- Zeyneb Sultân. 12-Şehzâde Bâyezid Hân. 13- Ümmü Gülsüm Sultân. 14- Sâliha Sultân. 15- Ayşe Sultân; 16- Hatice Sultân; 17- Nazife Sultân; 18- Esmâ Sultân; 19- Zübeyde Sultân; 20-Şehzâde Sultân Nu‘man Hân; 21-Şehzâde İbrahim; 22- Abdülhamid I; 23-Şehzâde Seyfeddin; 24- Emetüllah Sultân; 25- Ayşe Sultân (Küçük); 26- Emine Sultân .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
22.08.1703 Sultan II. Mustafa’nın halli.
III. Ahmed’in padişah olması.
17.11.1703 Edirne olayı faillerinin tasfiyesi.
28.09.1704 Enişte Hasan Paşa’nın azli.
Ahmed Paşa’nın sadareti.
25.11.1704 Ahmed Paşa’nın azli.
Baltacı Mehmed Paşa’nın sadareti.
03.05.1706 Baltacı Mehmed Paşa’nın azli.
Çorlu’lu Ali Paşa’nın sadareti.
14.11.1708 Cezayir-Oran Kalesi’nin teslim alınması.
16.06.1710 Ali Paşa’nın azli.
Köprülüzade Numan Paşa’nın sadareti.
18.08.1710 Numan Paşa’nın azli.
Mehmed Paşa’nın ikinci kez sadareti.
09.04.1711 Baltacı Mehmed Paşa’nın Prut seferine hareketi.
19.07.1711 Prut Muharebesi.
21.07.1711 Prut ön anlaşması.
01.02.1713 İsveç Kralı Demirbaş Şarl’ın ülkesine iadesi.
06.04.1713 Süleyman Paşa’nın azli, Hoca İbrahim Paşa’nın sadareti.
27.04.1713 İbrahim Paşa’nın azli.
Silâhdar Ali Paşa’nın sadareti.
24.06.1713 Edirne Anlaşması.
08.11.1714 Venedik seferine karar verilmesi.
01.04.1715 Padişah ve Veziriazamın Ordu ile Edirne’ye hareketi.
07.07.1715 İstendil Adaları’nın fethi.
07.08.1715 Kuzey Mora’nın fethi.
Ordu’nun güney Mora’ya hareketi.
24.09.1715 Girit Suda Kalesi’nin fethi.
1716 Venediklileri koruyan Avusturyalılara karşı Nemçe seferi.
05.08.1716 Petervaradin bozgunu.
08.08.1716 Silahdar Ali Paşa’nın şehit olması.
24.08.1716 Hacı Halil Paşa’nın sadaret ve serdarlığı.
30.09.1716 Mora Deftereminliği görevinde olan tarihçi Naimâ’nın ölümü.
20.10.1716 Macaristan’daki son Türk vilayet merkezi olan Temaşvar’ın düşman eline geçmesi.
28.01.1717 Şehzade Mustafa’nın doğumu.
18.08.1717 Belgrad’ın düşman eline geçmesi.
21.08.1718 Avusturya ile barış andlaşmasının imzalanması.
Pasarofça Andlaşması.
09.07.1723 Tiflis ve Gori anahtarlarının III. Ahmed’e takdimi.
15.10.1723 İran’da Kirmanşah, Erdelan, Loristan eyalet merkezlerinin işgali.
24.06.1724 Batı İran’ın taksimine dair Osmanlı-Rus andlaşması.
31.08.1724 Nahçivan ve Hemedan şehirlerinin fethi.
03.11.1724 Erivan’ın ve Nihavend Kaleleri’nin fethi.
20.03.1725 Şehzade Abdülhamid’in doğumu.
03.08.1725 İran Azerbaycan’ının başşehri olan Tebriz’in fethi.
04.09.1725 Kafkas Cephesi’nde Luri ve Gence Kaleleri’nin fethi.
06.09.1726 Hürremâbad’ın işgali ve Loristan’ın ilhakı.
05.07.1727 İmparatorluk bünyesinde matbaanın kurulması kararı.
16.12.1727 İbrahim Müteferrika matbaasının çalışmaya başlaması.
El yazması yerine basılı eserlerin yaygınlaştırılması çalışmaları dönemine geçirilmesi.
Batı İran ve Güney Kafkasya’daki Osmanlı fetihlerini kabul eden Eşref Şah ile Hemedan Barışı’nın imzalanması.
Müteferrika matbaasında basılan ilk eser “Van Kulu Lugati”
28.07.1729 Nihavend’in, Safavilerce işgali.
03.08.1730 III. Ahmed’in doğu seferine başlaması.
28.09.1730 Patrona Halil İsyanı.
01.10.1730 III. Ahmed’in tahtan ferâgatı.
I. Mahmud’un Padişah olması.
Babası : Sultan II. Mustafa
Annesi : Saliha Sultan
Doğduğu Tarih : 2 Ağustos 1696
Padişah Olduğu Tarih : 2 Ekim 1730
Ölümü : 13 Aralık 1754
II. Mustafa’nın Sâliha Sebkatî Sultân’dan 1696 yılında dünyaya gelen oğludur. 2 Ekim 1730 tarihinde III. Ahmed’in yerine tahta geçmiştir. Rumeli Kazaskeri Feyzullahzâde İbrahim Efendi başta olmak üzere çeşitli hocalardan dersler alan I. Mahmûd, âlim, şâir ve bestekârdır. Akıllı, dikkatli, ihtiyâtlı, meşverete ehemmiyet veren ve kültürü yüksek olan bir padişahtır. Sebkatî mahlasıyla şiirler yazmıştır.
İlk işi Patrona Halil başta olmak üzere, ayak takımından oluşan isyancıların isteklerini yerine getirmek ve İbrahim Paşa ile yakınlarını devletin önemli makamlarından bertaraf etmek olmuştur. Ancak Kasım 1730’un sonuna doğru Patrona Halil başta olmak üzere bütün âsileri ortadan kaldırmış ve devleti huzura kavuşturmuştur. Babasının ve amcasının akıbetlerinden ve özellikle de III. Ahmed’in kendisine olan vasiyetinden ders alarak, Şeyhülislâmlık ve sadrazamlık makamında uzun süre kimseyi durdurmamıştır. Şeyhülislâmlık makamına Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin iki oğlunu getiren I. Mahmûd’un, çok sayıda sadrazamları arasında en önemli yeri Hekimoğlu Ali Paşa ihraz etmiştir.
İçteki kargaşaya son veren I. Mahmûd, yıllardır devam eden İran Harbini ele almıştır. Hekimoğlu Ali Paşa’nın 1731’de Urmiye’yi feth edip Tebriz’i istirdâd etmesi üzerine Ocak 1732’de İran ile Sulh Andlaşması imzalanmış ise de, Nâdir Hân bununla yetinmedi ve 1733’deki taarruzuyla harbi devam ettirdi. Erbil’i alarak Bağdad’ı kuşatma altına alan Nâdir Şah, büyük kumandan Topal Osman Paşa tarafından Temmuz 1733’de büyük bir hezîmete mahkûm edildi ve bu sefer sebebiyle I. Mahmûd’a gâzî ünvanı verildi.
İran’da Safevi Hânedânına son vererek Avşar Hânedânını başlatan Nâdir Şah, yine durmadı ve Kerkük’e girdi. İki Osmanlı Paşa’sını şehid eden ve Revan, Gence ve Tiflis’i Osmanlı Devleti’nin elinden geri alan Şah, bu avantajdan yararlanarak sulh istedi. 1639 tarihinde yapılan Kasr-ı Şirin Andlaşması esasları üzerine kurulan İstanbul Andlaşması Ekim 1736 yılında imzalandı. Aslında Sünnî ve Hanefi olan Nâdir Şah, bu inancını hâkim kılmaya kalkıştıysa da, iç kargaşadan korkarak geri durdu ve ancak İran’ı mu’tedil bir İmâmiyye-i İsnâaşeriyye ve Ca’ferî mezhebi çizgisine getirdi. Osmanlı Devleti’ne bu mezhebin hak bir mezheb olduğunu tasdik ettirmek istediyse de, Şeyhülislâmın ve âlimlerin muhâlefet etmesi üzerine muvaffak olamadı. 7 yıl süren barış halinden sonra, Doğuda Timuroğullarına büyük zararlar veren Nâdir Şah, yeniden Irak cephesinden Osmanlıya saldırdı (1743). Musul şehri kahramanca savunuldu ve Nâdir Şah büyük kayıplarla geri çekildi. 1744’de Kars’ı muhâsara etti; ancak muvaffak olamadı. Yeniden sulh istedi ve 1723’den beri çok sayıda Müslümanın kanının akmasına sebep olan bu harp, 1746 İstanbul Muâhedesi ile sona erdi. Neticede İran, Osmanlı Devleti’ne İsnâaşeriyyeyi yine hak mezhep olarak kabul ettiremedi.
İran’ın Osmanlı Devleti’ne saldırılarından memnun olan Rusya, fırsatı ganimet bilerek 1736 yılında Azak Kalesini ele geçirdi. Kırım’a giren ve büyük tahribat yapan Ruslar, Kırım Hanı Fetih Giray tarafından Kırım’dan kovuldular. Bu arada Rusya’nın müttefiki olan Avusturya, Polonya’yı paylaşmak ümidiyle 1737 yılında Osmanlı Devleti’ne harp ilan etti ve üç koldan Osmanlı ülkesine saldırdı. Niş’i düşüren, Eflak, Sırbistan ve Bosna’ya giren Avusturya orduları, Ağustos 1737’de Şehid Ali Paşa’ya Banyaluka’da yenildiler. Osmanlı Devleti aynı anda, İran, Avusturya ve Rusya ile harp halindeydi. 1739 yılında Belgrad’a yürüyen Osmanlı ordularından çekinen Avusturya sulh istedi. Müzâkerelerini bizzat Sadrazam Hacı İvaz Mehmed Paşa’nın yürüttüğü sulh teşebbüsleri, Eylül 1739’da Belgrad Muâhedesi ile neticelendi. 1718 Pasarofça Andlaşması ile Avusturya’ya bırakılan yerlerin bir kısmı geri alınıyor ve Azak Kalesi de Ruslardan geri alınıyordu. Karadeniz Osmanlı Gölü olarak devam edecekti. Belgrad Muâhedesi, Osmanlı Devleti’nin hâlâ dünyanın birinci devleti olduğunu isbat ediyordu. Bu arada Osmanlı Devleti’ne yardımlarından dolayı, Dünyanın 2. büyük gücü olan Fransa da bazı imtiyâzlar yani kapitülasyonlar elde ediyordu. Üç imparatorluk ile aynı anda savaşan Osmanlı Devleti, hepsinde de galip olarak sulh müzâkerelerine katılıyordu.
Belgrad Anlaşması ile Osmanlı Devleti 28 yıllık bir barış dönemine imza atmış oluyordu. Osmanlı Devleti, devamlı savaş halinde bulunduğu için, içeride de halkın derebeyi adını verdiği a’yân denilen bazı mahallî mütegallibelerle de uğraşmak mecburiyetinde kaldı. Bunların bir kısmı devlete itaat adı altında halka zulm ediyordu ve bir kısmı da devlete baş kaldırıyordu. Aydın taraflarındaki Sarı Beyoğlu bunların başında gelmektedir. Dış problemleri halleden Padişah, Haziran 1740 tarihli Adâletnâmesiyle bu problemi de halletmeye çalışıyordu. Humbaracıbaşı Ahmed Paşa’nın gayretiyle 1734’de Maaşlı Humbaracı Ocağını teşkil etmiş ve yeni askerî düzenlemelerin zaruretine inanmıştır. Bu arada bozulan tımar ve ze’âmet usulünü ıslah etmek üzere Ocak 1732 tarihinde yeni bir tîmâr kanunu çıkarmayı ihmal etmedi. Necid’de ortaya çıkan Vehhâbî meselesi de, Sultân Mahmûd’un meşgul olduğu problemlerdendi.
Mide kanamasından muzdarip olan I. Mahmûd, 13 Aralık 1754 tarihinde Demirkapı tarafından Saray’a girdiğinde vefat etti.
KADIN EFENDİLERİ: 1- Hâce Âlî-cenâb Baş Kadın. 2- Hâce Ayşe Kadın. 3- Hâce Verd-i Nâz Dördüncü Kadın. 4- Hatice Râmi Altıncı Haseki. 5- Hâtem İkinci Kadın. 6- Râziye Kadın. İKBALLERİ: 7- Meyyâse Hanım; Baş İkbal. 8- Fehmî Hanım; İkinci İkbaldir. 9- Habbâbe Hanım. 10- Sırrî Hanım.
ÇOCUKLARI: Hiç çocukları olmamıştır .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
01.10.1730 III. Ahmed'in tahtan ferâgatı.
I. Mahmud'un Padişah olması.
14.11.1730 Patrona Halil ve arkadaşlarının yok edilmesi.
05.12.1730 Lale Devri'nin en önemli şairi Nedim'in ölümü.
11.12.1730 İbrahim Paşa'nın öldürülmesi.
Mehmed Paşa'nın sadareti.
22.01.1731 Silâhdar Mehmed Paşa'nın azli.
İbrahim Paşa'nın sadareti.
30.07.1731 Kirmanşah'ın alınması ve Erdelan Eyaleti'nin işgali.
10.09.1731 İbrahim Paşa'nın azli.
Topal Osman Paşa'nın sadareti.
16.09.1731 Korican zaferi ve Hemedan'ın alınışı.
11.10.1731 Urmiye'nin fethi.
10.01.1732 Osmanlı-Safavi barışının imzalanması.
12.03.1732 Topal Osman Paşa'nın azli.
Ali Paşa'nın sadareti.
12.12.1733 Nadir Han'ın Osmanlı-Safavi Barışı'nı bozarak Bağdad saldırısı.
19.07.1733 Anadolu Beylerbeyi Topal Osman Paşa'nın Bağdad zaferi.
12.07.1735 Ali Paşa'nın azli.
Bağdad Valisi İsmail Paşa'nın sadareti.
24.12.1735 İsmail Paşa'nın azli.
Gürcü İsmail Paşa'nın sadareti.
09.01.1736 İsmail Paşa'nın azli.
Seyyid Mehmed Paşa'nın sadareti.
16.06.1736 Barışı ihlal eden Rusların Azak ve Kılburun Kaleleri'ni işgali.
Sultan III. Ahmed'in vefatı.
Osmanlı-Rus seferi sebebiyle İran'lılarla barış imzalanması.
12.11.1736 Kırım Hanı Fetih Giray'ın Hanlık arazisini istila eden Ruslara karşı büyük zaferi.
04.08.1737 Avusturyalılara karşı Banyaluka zaferi.
06.08.1737 Seyyid Mehmed Paşa'nın azli.
Abdullah Paşa'nın sadareti.
19.12.1737 Muhsinzade Abdullah Paşa'nın azli.
Mehmed Paşa'nın sadareti.
15.08.1738 Orsova Kalesi'nin alınması ve Rusların Özü ve Kılburun Kaleleri'nden çekilmeye mecbur edilmeleri.
Hisarcık zaferi ve Belgrad yolunun yeniden açılması.
22.03.1739 Mehmed Paşa'nın azli.
Hacı Ivaz Mehmed Paşa'nın sadareti.
19.08.1739 Hotin Kalesi'nin düşman eline geçmesi.
01.09.1739 Belgrad ateşkesi gereğince Avusturyalıların Sırbistan'dan Rusların da Karadeniz Bölgesi'nden uzaklaştırılmaları.
05.09.1739 Hotin Kalesi'nin alınması.
23.06.1740 Mehmed Paşa'nın azli.
Nişancı Ahmed Paşa'nın sadareti.
21.04.1742 Ahmed Paşa'nın azli.
Hekimoğlu Ali Paşa'nın sadareti.
23.09.1743 Ali Paşa'nın azli.
Seyyid Hasan Paşa'nın sadareti.
27.09.1743 Nadir Şah'ın sekiz gün süren Musul kuşatmasındaki başarısızlığı.
23.08.1745 Kagâverd Savaşı'nda Nadir Şah'ın başarı kazanması.
05.04.1746 Nadir Şah'ın iki devlet arasında yapılan görüşmelerde dini ve askerî isteklerinden vazgeçmesi üzerine Kasrı Şirin Andlaşması'nın yeniden kabul edilmesi.
Osmanlı ile İran arasındaki sınırın kesin olarak çizilmesi.
09.08.1746 Hasan Paşa'nın azli.
Tiryaki Mehmed Paşa'nın sadareti.
24.08.1747 Mehmed Paşa'nın azli.
Seyyid Abdullah Paşa'nın sadareti.
03.01.1750 Abdullah Paşa'nın azli.
Mehmed Emin Paşa'nın sadareti.
26.03.1750 Çarşılar yangını.
Sultan I. Mahmud'un kendi parasıyla esnafın uğradığı bütün zararı ödemesi.
01.07.1752 Mehmed Emin Paşa'nın azli.
Köse Mustafa Paşa'nın sadareti.
21.10.1754 Uzunçarşı yangını.
13.12.1754 I. Mahmud'un ölümü.
III. Osman'ın padişah olması
Sultan III. Osman Han
Babası : Sultan II. Mustafa
Annesi : Şehsuvar Sultan
Doğduğu Tarih : 2 Ocak 1690
Padişah Olduğu Tarih : 13 Aralık 1754
Ölümü : 29/30 Ekim 1757
III. Osman, I. Mahmûd’un kardeşi olup II. Mustafa’nın 1699 yılında Şehsüvâr Vâlide Sultân’dan doğma oğludur. Baş hocası Feyzullah-zâde İbrahim Efendi olan III. Osman, 2 yıldan biraz fazla sürecek olan saltanat tahtına ağabeyinin vefatı üzerine 13 Aralık 1754 yılında oturdu. Şişman, asabî ve geçimsiz bir devlet adamı olduğu ve sadrazamlardan hiç biri ile geçinemediği söylenmektedir. Sadrazamları arasında yer alan Hekimoğlu Ali Paşa, Yirmisekizçelebi-zâde Mehmed Said Paşa ve son sadrazamı olan Koca Mehmed Râgıb Paşa, gerçekten değerli olan devlet adamlarındandır. Ağabeyinin aksine müziği sevmez ve kadınlara iltifat etmezdi. Tebdil gezmek en önemli merakı idi. Kadınların sokaklarda serbestçe dolaşmalarını ve giyinip süslenmelerini ciddi manada sınırlamalara tabi tutmuştu. Hekimoğlu Ali Paşa, padişahın bazı makul olmayan tekliflerini şiddetle reddedecek kadar dirâyet sahibiydi ve arada sırada onunla tartışırdı.
III. Osman zamanının hatırlanacak olan en önemli olayları, İstanbul’un büyük bir kısmını ve hatta Paşakapısını dahi yok eden Hocapaşa ve Cibali yangınları; çok insanın ölümüne sebep olan veba salgını ve denizleri donduran müthiş kışlar gibi dahili hâdiselerdir. Kısaca III. Osman, çok yönleriyle diğer padişahlara benzemeyen farklı bir insandır ve 30 Ekim 1756 tarihinde şirpençeden dolayı vefat etmiştir.
KADIN EFENDİLERİ: 1- Leyla Baş Kadın. 2- Zevkî Üçüncü Kadın. 3- Ferhunde Emîne Çocukları olmamıştır .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
13.12.1754 I. Mahmud’un ölümü.
III. Osman’ın Padişah olması.
11.01.1755 Haliç’in donması.
Deniz üzerinden yaya olarak karşıya geçilebilmesi.
22.01.1755 Sultan Osman’ın Eyüp Sultan’da kılıç kuşanması.
Büyük İstanbul yangını. Mahmudpaşa çarşısı ve hamamını ve çevresindeki evleri yok eden onsekiz saat devam eden yangın.
İstanbul’da erken gelen görülmemiş kış. Haliç donmuş. Edirne yolu aylarca karla kaplı kalmıştı.
15.02.1755 Bahir Mustafa Paşa’nın azli.
Başdefterdar Hekimoğlu Ali Paşa’nın üçüncü sadareti.
18.05.1755 Ali Paşa’nın azli.
Naili Abdullah Paşa’nın sadareti.
24.08.1755 Abdullah Paşa’nın azli.
Nişancı Bıyıklı Ali Paşa’nın sadareti.
27.09.1755 Büyük İstanbul yangını. Sirkeci, Hocapaşa çevresinde gece yarısı başlayan yangın. Yangın Bahçekapı ve Paşakapısı arasında Babıâli’yi de içine alarak Divanyolu’nda sona ermişti. Otuzaltı saat rüzgârla devam eden yangın can ve mal kaybına sebep olduğu gibi en önemli devlet dairelerinin ve içindeki tüm resmi belgelerin de yanmasına sebep olmuştu.
25.10.1755 Ali Paşa’nın azli ve Yirmisekizzâde Mehmed Said Paşa’nın sadareti.
05.12.1755 Nur-ı Osmaniye Camii’nin açılışı.
01.04.1756 Mehmed Said Paşa’nın azli ve Köse Bâhir Mustafa Paşa’nın sadareti.
05.1756 Mısır ve Bağdat’ta devlete karşı hareket.
Garp ocaklarının durumunun bozulması ve buraların devlete karşı güçlerin eline geçmeye başlaması.
Rusya’nın, Lehistan’ın zayıflaması.
Osmanlı Devleti’nin yeterince etkin olamaması neticesinde Boğdan tarafında etkinlik kazanmaya başlaması.
06.1756 Sultan III. Ahmed’in büyük şehzadesi Mehmed’in, şehirdeki veba salgını sebebiyle 42 yaşında vefatı.
Nur-ı Osmaniye Camii’nin inşaatının tamamlanarak törenle açılması.
04.07.1756 Büyük İstanbul yangını.
11.01.1757 Mustafa Paşa’nın azli.
Koca Ragıp Mehmet Paşa’nın sadareti.
29.10.1757 III. Osman’ın ölümü.
30.10.1757 III. Mustafa’nın Padişah olması.
Babası : Sultan III. Ahmed
Annesi : Mihrimah Sultan
Doğduğu Tarih : 28 Ocak 1717
Padişah Olduğu Tarih : 30 Ekim 1757
Ölümü : 21 Ocak 1774
III. Ahmed’in 1717 yılında Emine Mihrişah Sultân’dan dünyaya gelen oğludur. Laleli Camiinin bânisi olan III. Mustafa, Ekim 1756 yılında III. Osman’ın vefatı üzerine Osmanlı tahtına oturmuş ve 1769 tarihinden itibaren de Gâzi ünvanını kullanmıştır. Müneccimlik ve ilm-i nücûma aşırı bir ilgisi olduğu söylenmektedir. Şâir, hattât ve âlim bir padişah olan III. Mustafa, sadrazamı Koca Râgıb Paşa olması hasebiyle, saltanatının ilk on yılını huzur içinde devam ettirmiştir. Râgıb Paşa, akıllı bir vezirdir ve Padişahın harp ilanı arzularını 6 yıl boyunca dirâyetle reddetmiştir. 1757’de son cülûs bahşişini veren ve daha sonra bu âdeti ortadan kaldıran III. Mustafa, devlet hayatındaki problemleri ıslaha meyilli, malî konularda hassâstır. Süveyş Kanalını açmayı düşünen devlet adamlarındandır. Kapıkulu Ocaklarını rahatsız etmeden bazı reformlar yapmaya çalışmış; piyadeye dokunmadan topçu ve bahriye subayları yetiştiren Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn ve Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn’u kurmuştur. 22 Mayıs 1766 yılında büyük İstanbul depremi onun zamanında olmuştur. Avrupa’da iktidar depremleri olurken, Osmanlı Devleti bu depremlerden etkilenmemiştir.
Rusların andlaşmalara aykırı olarak Polonya’ya asker sokması, Fransızların teşvik etmesi ve Padişah’ın savaşa meyilli olması, Ekim 1768’de Rusya’ya karşı harp ilan edilmesine sebep olmuştur. Çariçe II. Katerina komutasındaki Rus orduları, önce Kırım Han’ı Giray Han’ın darbelerine maruz kalmışlar ise de, Osmanlı ordusunun tecrübesiz ve hazırlıksız olması hasebiyle, 1769 son baharında Polonya’nın kapısı olan Hotin’i teslim almışlardır.
Karadeniz Osmanlı Gölü olması sebebiyle Fin Körfezinden Akdeniz yoluyla sürpriz bir şekilde Mora’ya Rumlarla birlikte asker çıkaran Ruslar, 1770 Nisan’ında perişan edildiler; ancak Baltık Filosu ile Ege’ye yönelen Rus kuvvetleri Temmuz 1770’de Koyun Adaları açıklarında Osmanlı gemilerine karşı büyük kayıplar vererek çekildi; sonra da Çeşme Limanında Osmanlı gemilerine baskın düzenleyerek çok büyük kayıp verdirdiler. Avrupa’da büyük akisler uyandıran Çeşme Baskınının intikamı Cezayirli Hasan Paşa tarafından alındı.
İşte Osmanlı Devleti’nin asırlardır, yani en az 1453 yılından beri dünyada tek süper güç olarak hayatını devam ettirmesi, bundan sonra meydana gelecek olaylarla sona erdi. Çünkü Kont Romanzov komutasındaki Rus kara askerleri Boğdan’ın Kartal (Larga) denilen bir mevkiinde Sadrazam İvaz-zâde Halil Paşa’yı Ağustos 1770 yılında mağlup ediyor ve Bender Rusların eline geçiyordu. Rusya bununla da kalmadı ve Kırım’ın kapısı olan Orkapı’yı kuşattı. Çariçe, Osmanlı Devleti’nden ayrılırsa bağımsız bir devlet olarak kabul edeceğini söyleyerek Kırım’ı ikiye böldü ve Kırım Rus işgaline mecburen boyun eğdi (Temmuz 1771). Artık Osmanlı Devleti dünyanın 1. Devleti olma özelliğini kaybetmişti. 1771 yılı içinde Ruslar Eflak’i yani Romanya’yı işgal ettier. Arkasından Dobruca’dan Bulgaristan’a giren Rusların bu ilerlemeleri, açtığı harp sebebiyle devletin başına büyük felâketlerin gelmesine sebep olduğunu düşünen Padişah’ı zora soktu ve sıkıntılar içinde nüzûl hastalığına tutularak vefât etti (Ocak 1774). Osmanlı Devleti’nin gerileme dönemini başlatan Kaynarca Andlaşması, III. Mustafa’nın vefâtından sonra I. Abdülhamid devrinde imzalanacaktı.
ZEVCELERİ: 1- Ayn’ül-Hayât Baş Kadın Efendi. 2- Mihr-i Şâh Vâlide Sultân; Baş Kadın Efendi ve III. Selim’in annesi. 3- Rif‘at İkinci Kadın Efendi. 4- Ayşe Âdil-şah Üçüncü Kadın Efendi. 5- Fehîme Üçüncü Kadın Efendi. 6- Binnaz Üçüncü Kadın Efendi.
ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Mehmed. 2-Şehzâde Sultân Selim III. 3-Şah Sultân; 4- Beyhân Sultân; 5- Hatice Sultân; 6- Fatma Sultân; 7- Hatice Sultân; 8 - Hibetullüh Sultân; 9- Mihrimah Sultân; 10- Mihrişah Sultân .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
29.10.1757 Sultan III. Osman’ın ölümü.
30.10.1757 Sultan III. Mustafa’nın Padişah olması.
08.11.1757 Sultan Mustafa’nın törenle Eyüp Sultan’da kılıç kuşanması.
10.04.1760 Lâleli Camii’nin temel atma töreni.
24.12.1760 Şehzade Selim’in doğumu.
02.1763 Avrupa’da yedi yıl savaşlarının sona ermesi ve Paris barışı imzalanarak Fransa’nın İngiltere’ye bazı sömürgelerini vermesi.
Prusya Devleti, Osmanlı Devleti ile ittifak imzalama arayışları.
07.04.1763 Koca Ragıp Paşa’nın ölümü, Hamid Paşa’nın sadareti.
07.1763 Anadolu muhasebecisi Ahmed Resmi efendinin, Ortaelçi ünvanı ile Prusya Kralı II. Frederik’e gönderilmesi.
01.11.1763 Hamid Paşa’nın azli, Mustafa Paşa’nın sadareti.
09.03.1764 Lâleli Camii’nin açılışı.
28.03.1765 Mustafa Paşa’nın azli, Mehmed Paşa’nın ilk sadareti.
22.05.1766 Büyük İstanbul zelzelesi.
1768 Mehmed Paşa’nın azli, Silâhdar Mahir Paşa’nın sadareti.
04.10.1768 Rusya’nın anlaşmaları bozduğu, devlete bağlı olanları isyana teşvik ettiği için, toplanan Harp Meclisi’nde, Rusya üzerine Savaş kararı alınması.
08.10.1768 Lehistan’ı korumak için Rusya’ya sefer açılması.
20.10.1768 Mahir Paşa’nın azli, Mehmed Emin Paşa’nın sadareti.
12.11.1768 İngiltere’nin iki devlet arasında arabuluculuk teklifi.
31.01.1769 Kırım Hanı’nın Güney Rusya seferi.
27.03.1769 Veziriâzam’ın Rus seferine çıkmak üzere iken Padişah ve erkanının Davutpaşa ordugâhına gelmeleri.
01.05.1769 Ordu’nun Isakçı’ya varışı.
12.12.1769 İkinci Hotin başarısı.Veziriâzam’ın azli, Moldavancı Ali Paşa’nın sadareti.
09.09.1769 Ordu’nun Dinyester (Turla) Nehri’ni geçişi.
16.09.1769 Rusların Türk ordusunu kırmak için tertipledikleri köprü faciası.
21.09.1769 Hotin’in tahliyesi, Ruslar tarafından işgali.
12.12.1769 Ali Paşa’nın azli, Halil Paşa’nın sadareti.
09.04.1770 Mora Zaferi.
06.07.1770 Çeşme’de bulunan donanmanın, bir gece ani baskın ile Ruslar tarafından yakılması.
01.08.1770 Bender İsmail, Kıli, İbrahim ve Akkerman Kaleleri’nin kaybı.
22.10.1770 Limni’nin kurtuluşu.
25.10.1770 Halil Paşa’nın azli, Bosna Valisi Mehmed Paşa’nın sadareti.
24.06.1771 Kırım’ın elden çıkması.
07.1771 Rusya’nın başarıları üzerine, İttifak isteyen Avusturya ile anlaşma imzalanması.
02.08.1771 Özü zaferi.
12.09.1771 Yerköyü zaferi ve Rusya’nın barış teklifi.
11.12.1771 Silâhdar Mehmed Paşa’nın azli, Muhsinzade Mehmed Paşa’nın ikinci sadareti.
30.05.1772 Rusya ile savaş durumuna son verilmesi.
07.1772 Lehistan’ın ilk taksimi.
09.11.1772 Bükreş Barış Konferansı’nın açılışı.
01.05.1773 Mısır’da Sultanlığını ilân eden asi Cin Ali Bey’in etkisiz kılınması. (Salihliye Muharebesi)
29.06.1773 Silistre zaferi.
20.10.1773 Varna zaferi.
21.01.1774 III. Mustafa’nın ölümü.
I. Abdülhamid’in Padişah olması.
Babası : Sultan III. Ahmed
Annesi : Râbia Şermi Sultan
Doğduğu Tarih : 20 Mart 1725
Padişah Olduğu Tarih : 21 Ocak 1774
Ölümü : 07 Nisan 1789
Babası : Sultan III. Mustafa
Annesi : Mihrişah Sultan
Doğduğu Tarih : 24 Aralık 1761
Padişah Olduğu Tarih : 7 Nisan 1789
Tahttan İndirildiği Tarih : 29 Mayıs 1807
Öldüğü Tarih : 28 Temmuz 1808
III. Mustafa’nın Mihrişah Sultân’dan Aralık 1761 yılında dünyaya gelen III. Selim, amcasının cephelerdeki duruma üzülerek beyin kanaması geçirmesi ve vefat etmesi üzerine Osmanlı tahtına Recep 1203/Nisan 1789 tarihinde oturdu. İslâmî ilimlere vukûfu, şiir, hat ve diğer güzel san’atlardaki mahâreti ve kısaca kültürü açısından, denilebilir ki, 1595’de vefat eden III. Murad’dan sonra gelen Padişahlar içinde bir numaradır. III. Selim, aynı zamanda dirâyetli, merhametli ve ıslâhâta taraftar olan bir Padişahtır. Geldiğinde sadrazamlık koltuğunda Koca Yusuf Paşa’nın bulunması ve sonra da uzun müddet Kaptan-ı Deryalık görevinde bulunan Cezayirli Gâzî Hasan Paşa ile çalışması, onun için büyük bir fırsat olmuştur. Damad Melek Ahmed Paşa ise, III. Selim ile birlikte nizâm-ı cedîd mücadelesini veren sadrazamdır.
Saltanat III. Selim’e intikal ettiğinde, cephelerde durum çok kötüydü. Zira Rus ve Avusturya cephelerinde savaş bütün hızıyla devam ediyordu. Boğdan sınırlarındaki Fokşani Meydan Muharebesinde, Kemankeş Mustafa Paşa kumandasındaki Osmanlı orduları, Rus ve Avusturya kuvvetlerinin iki taraflı saldırıları üzerine ağır bir hezimete uğradılar (1203/Ağustos 1789). Bunu Rusların galibiyeti ile sonuçlanan Boza (Buzaov) mağlubiyeti takip etti (Eylül 1789). Ruslar Boğdan’ın başşehri Yaş’ı işgal ederken, Avusturyalılar da Bükreş’i teslim alıyorlardı (Ekim 1789). III. Selim’in askerlere hitâben kaleme aldığı ve İslâm’daki gazâ ruhunu hatırlatan hatt-ı hümâyûnu da müessir olamadı.
Osmanlı kuvvetleri, Eflak’a bağlı Yerköyü’nde Avusturya kuvvetlerini mağlup etseler de, Tuna’nın güneyine çekilmek durumunda kaldılar. Ruslar, Besarabya ile Dobruca arasındaki Osmanlı savunma merkezlerini, bazı kayıplar ve mağlubiyetlerle birlikte ele geçirmiş oldu (İsmail, Kili, Tulça gibi, 1790). İsveç’le yapılan ittifak Osmanlı Devleti’nin hiç işine yaramadı. Bu sırada 1789 Fransız İhtilalinin olması, Osmanlı Devleti’ni rahatlattı ve Avusturya sulh andlaşması istedi. Ağustos 1791’de imzalanan Ziştovi Muâhedesi ile Avusturya-Osmanlı Harbi sona erdi. Böylece tarihteki son Alman-Türk savaşı sona erdiği gibi, Alman kuvvetler, Belgrad başta olmak üzere işgal ettikleri yerleri Osmanlılara iade ettiler. Osmanlı Devleti ile başbaşa kalan Rusya da sulha yanaştı ve Ocak 1792 tarihinde imzalanan Yaş Andlaşması ile Özü ve Hocapaşa (Odesa) gibi bazı sahil şehirleri Ruslara bırakılarak, Osmanlı-Rus savaşına da son verildi.
Cephelerde kaybeden Osmanlı Devleti, sosyal, hukukî, iktisâdî ve özellikle de mağlubiyetlerin birinci sebebi sayıldığından askerî ıslâhatları düşünmeye başladı. Zira devlet, dış düşmanlara karşı vatanı müdafaa ederken, iç durum hiç de iyi değildi. Anadolu’da derebeyleri, Rumeli’de a’yânlar ve cephelerde savaşan yeniçeri grubu, devlet için büyük bir belâ haline gelmişti. Osmanlı ordusunun ve hatta bütün devletin yeniden düzenlenmesi gerekiyordu. Osmanlı Devleti, gerileme devrini tamamlayarak artık yıkılmanın sancılarını çekmeye başlamıştı. Bu yıkılış emârelerinin sebeplerinin Kur’ân’a aykırı olarak yaşanan sefâhet, halkın vergi yükünün altında ezilmesi, müminlerin kalbinden devlete muhabbetin çıkması ve yardım duyguları yerine kin ve nefret duygularının fışkırmaya başlaması olduğunu, aklı başında olan herkes biliyordu. Osmanlı Devleti, nizâm-ı cedîd tabir edilen yeni bir düzenlemeye muhtâc idi. Ancak bu nasıl yapılacaktı? Bu konuda tamamen mevcut düzeni değiştirmek isteyenlerin görüşü esas alındı ve 24 Şubat 1793’de Nizâm-ı Cedid resmen bir Hatt-ı Hümâyûn ile ilan edildi.
Nizâm-ı Cedid de fayda vermedi. Osmanlı Devleti devamlı kan kaybediyordu. 400 yıldır dost devlet olarak bilinen Fransa’nın başına geçen General Napolyon Bonaparte, 1797 yılında Venedik Cumhuriyet’ine son vererek Osmanlı Devleti’ne komşu haline gelmişti. Bununla da kalmadı ve harp ilan etmeden Mısır İskenderiye önlerine geldi (Temmuz 1798). Görünürde, Padişaha itaat etmeyen Memluk Beylerini cezalandırmak için gelmişti; ancak buradan Kahire’ye hareket etti. Mısır Beylerbeyisi Ebu Bekir Paşa ile yaptığı Ehrâmlar Muhârebesini de kazandı. Bunu gören Osmanlı Devleti, Eylül 1798’de Fransa’ya harb ilan etti. İngilizler de tabiî müttefik oldu. Şubat 1799’da Filistin’e doğru ilerleyen ve Gazze ile Yafa’yı teslim alan Bonaparte, Akka’da Cezzâr Ahmed Paşa tarafından durduruldu. “Akka’da durdurulmasaydım, bütün şarkı ele geçirirdim” diyen General, İstanbul’dan bir ordunun Mısır’a doğru geldiğini duyunca Paris’e döndü. Haziran 1801’de Mısır’ın Tahliyesi Mukavelesi imzalandı ve Osmanlı ordusu Mısır’a girdi. Böylece III. Selim’e de Gâzi ünvanı verildi. Bunu, Nizâm-ı Cedidci Gâlib Paşa’nın Haziran 1802 tarihinde imzaladığı Paris Mu’âhedesi takip etti.
Bu arada Arabistan’da ortaya çıkan Vehhâbîlik hareketi de Osmanlı Devleti’ni ciddi manada rahatsız ediyordu. Bunu ayrıca inceleyeceğiz. Mısır’da Memluk Beyleri nasıl bertaraf edilir diye düşünülürken, Mısır’a gittiğinde (1799) asla Arapça bilmeyen ve Arnavud olan Mehmed Ali Ağa, bu beylikleri bertaraf etmek ve Hicaz’daki problemi çözmek için kullanıldı. Vehhâbileri bertaraf etmek ümidiyle kendisine Temmuz 1807 yılında Mısır Beylerbeyiliği verildi.
Bu arada, Fransız ihtilâlinin milliyetçiliği tahrik etmesi sebebiyle 1806 yılında Sırplar ihtilâl çıkardılar. Bunda yeniçerilerin Hıristiyan tebe’aya kötü muâmelesinin de etkisi vardı. Zaten Rumeli’de hâkim olan da devlet değil, a’yân denilen zorbalar idi. Vidin’de Pazvandoğlu Osman Ağa, Ruscuk’da Tirsiniklioğlu İsmail Ağa ve benzeri zorbalar büyük güç kazanmışlardı. Bunların üzerine gönderilen ve kısa zamanda haklarından da gelen Kadı Abdurrahman Paşa geri çekilince, hem halk rahatsız oldu ve hem de Sırp İhtilâli azıttı. Avusturya bu ihtilâli kışkırtıyordu. Ancak lider Kara Yorgi, 1804’de Ruslara yanaştı. Aralık 1806’da Belgrad’ı ele geçirdi ve Rusya da, Kaynarca’daki hakkını kullanarak Osmanlı Devleti’ne harp ilan etti. Bender, Hotin, Akkerman ve Kili işgal edildi. Resmen Osmanlı-Rus Savaşı başladı. Silistre valisi Alemdâr Mustafa Paşa, Rusları iki defa yenince, İngiltere Rusların yanında savaşa girdi. Şubat 1807’de İngiliz donanması İstanbul önlerine kadar geldiyse de, hemen geri döndü ve bu sefer Mısır’a yönelerek İskenderiye’yi işgal etti (Mart 1807). Mehmed Ali Paşa İngilizleri durdurdu. Diğer taraftan Rus cephesine gönderilmek istenen Nizâm-ı Cedid askerlerini kapıkulu ocağı neferleri kabul etmiyordu. Düşman vatanı işgal ederken, ordu birbirine girmişti. Ordu, devletin başına belâ olmuştu.
Önceleri Nizâm-ı Cedid’e taraftar olan ve en azından ses çıkarmayan âlimler, Nizâm-ı Cedid ricâlinin suiistimallerini ve ahlaksızlıklarını görünce, aleyhe geçmeye başladılar. Kasım 1806’da Şeyhülislâm olan İshak-zâde Mehmed Atâullah Efendi, âlimleri Nizâm-ı Cedid grubuna ve hatta Padişah’a karşı tahrik etti. İş çığırından çıktı ve Padişah, İslâma aykırı bazı fiilleri yapmakla (mesela ney üflemesi ve tanbur çalması, kız kardeşlerinin ve hanımlarının Avrupâî bir hayat yaşamaya başlamaları gibi) suçlandı. 25 Mayıs 1807’de Kastamonulu Kabakçı Mustafa denilen bir neferi kendilerine reis tayin eden yeniçeri yamakları, 19 yıl sürecek olan bir iç isyanı başlattılar. III. Selim hâlim ve selim birisi olduğu için, kan dökmeğe değil taviz vermeğe taraftardı. Bu sebeple 28 Mayıs 1807’de Nizâm-ı Cedid’i ilga etti ve bir gün sonra da kendisi tahttan indirildi. Yerine Padişahın amca-zâdesi olan IV. Mustafa tahta çıkarıldı.
KADIN EFENDİLERİ: 1- Nef‘-i Zâr Baş Kadın Efendi. 2- Hüsn-i Mâh Baş Kadın Efendi. 3- Zîb-i Fer‘ İkinci Kadın Efendi. 4- Âfitâb Üçüncü Kadın Efendi. 5- Re’fet Dördüncü Kadın Efendi. 6- Nûr-i Şems Kadın Efendi. 7- Gonca-nigâr Kadın Efendi. 8- Dem-hoş Kadın Efendi. 9- Tab‘-ı Safâ Üçüncü Kadın Efendi. 10- Ayn-ı Safâ Kadın Efendi. 11- Mahbûbe Kadın Efendi. İKBALLERİ: 12- Meryem Hanımefendi. 13- Mihribân Hanımefendi. 14- Fatma Fer‘-i cihân Hanım Efendi. Çocukları olmadı .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
06.04.1789 Sultan I. Abdülhamid’in ölümü.
Sultan III. Selim’in Padişah olması.
07.06.1789 Koca Yusuf Paşa’nın azli, Hasan Paşa’nın sadareti.
11.07.1789 Osmanlı-İsveç ittifakı.
01.08.1789 Fokşan bozgunu ve Arnavutların ihaneti.
23.09.1789 İsmail zaferi.
08.10.1789 Belgrad’ın Avusturya’nın eline geçmesi.
09.12.1789 Hasan Paşa’nın azli, Cezayir’li Hasan Paşa’nın sadareti.
30.01.1790 Osmanlı Prusya ittifakı.
29.03.1790 Veziriâzamın ölümü, Şerif Hasan Paşa’nın sadareti.
08.06.1790 Yerköy zaferi.
30.10.1790 Kili ve daha sonra İsmail Kalesi’nin düşman eline geçmesi.
14.02.1791 Hasan Paşa’nın idamı.
Bosna Valisi Yusuf Paşa’nın sadareti.
10.07.1791 Maçin’in düşman eline geçmesi.
04.08.1791 Ziştovi barışı.
09.01.1792 Yaş andlaşması.
04.05.1792 Yusuf Paşa’nın azli, Damad Melek Mehmed Paşa’nın sadareti.
24.02.1793 “Nizam-ı Cedid”in (Yeni Asker) kurulması.
19.10.1794 Mehmed Paşa’nın azli, İzzet Mehmed Paşa’nın sadareti.
26.11.1797 Pazvandoğlu İsyanı’nın bastırılması kararı.
19.06.1798 Tulon Limanı’ndaki Fransız Donanması’nın Akdeniz’e açılması.
27.06.1798 İngiliz Donanması’nın İskenderiye önüne gelmesi.
02.07.1798 Mısır seferinde Napolyon’un İskenderiye’yi işgali.
28.07.1798 İngiltere-Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu arasında Fransa’ya karşı ittifak yapılması.
01.08.1798 Ebukir Deniz Muharebesi, İngiliz zaferi.
30.08.1798 İzzet Mehmed Paşa’nın azli, Ziyaüddin Paşa’nın sadareti.
02.09.1798 Fransa’ya harp ilânı.
10.02.1799 Napolyon’un Suriye üzerine seferi.
21.05.1799 Akka zaferi, Napolyon’un geri çekilmesi.
25.07.1799 Abukir bozgunu.
22.08.1799 Napolyon’un Mısır’dan Fransa’ya kaçması.
21.03.1801 “Cezair-i Seba Cumhuriyeti”nin kurularak Osmanlı himayesine geçmesi.
Osmanlı-Rus Donanması’nın Mısır önlerine gelmesi.
27.06.1801 Mısır’ın Fransızlar tarafından tahliyesi.
Fransız Donanması’nın bir kısmının Mora Adası’nda yerleşmesi.
Osmanlı – Fransa barışı.
30.04.1803 Yusuf Paşa’nın azli, Hafız İsmail Paşa’nın sadareti.
20.04.1805 Mora Yarımadası’nda isyanlar.
Mehmed Ali Paşa’nın Mısır Valiliği.
08.07.1805 Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın Mora isyanını bastırmak üzere görevlendirilmesi.
24.09.1805 Osmanlı-Rus Andlaşması’nın uzatılması.
14.10.1805 İsmail Paşa’nın azli, İbrahim Hilmi Paşa’nın sadareti.
13.12.1805 Sırp İsyanı ve Belgrad’ın isyana katılması.
22.12.1805 Rusya’ya Harp ilânı.
20.02.1807 İngiliz Donanması’nın İstanbul önlerine gelişi.
20.03.1807 İskenderiye’nin İngilizlere teslim oluşu.
12.04.1807 Ordu’nun Rus seferine hareketi.
25.05.1807 Kabakçı Mustafa olayı.
Asilerin sarayı ele geçirmeye çalışmaları.
İsyanın büyümesi, asilerin Padişah Taht’tan inmedikçe isyana son vermeyecekleri uyarıları ve neticede III. Selim’i Taht’tan indirmeyi başarmaları.
28.07.1808 IV. Mustafa’nın Padişah olması.
Sultan IV. Mustafa Han
Annesi : Ayşe Sine (Seniye Perver Sultan)
Doğduğu Tarih : 8.09.1779
Padişah Olduğu Tarih : 29.05.1807
Tahttan İndirildiği Tarih : 28.07.1808
Öldüğü Tarih : 17.10.1808
IV. Mustafa, I. Abdülhamid’in Ayşe Sîneperver Vâlide Sultân’dan doğan büyük oğludur. IV. Mustafa, saf, kültürü zayıf ve saltanata karşı harîs bir insandı. Hep iyilik gördüğü amca-zâdesi III. Selim’e karşı vefâlı davranamadı. Nizâm-ı Cedid aleyhinde olanların yanında göründü ve 29 Mayıs 1807’de Osmanlı tahtına çıktı. İlk olarak ihtilâlcilerin arzularını yerine getirdi ve Kabakçı Mustafa, Şeyhülislâm Atâullah Efendi ve Sadâret Kaymakamı Musa Paşa’nın isteklerine göre devleti yönetmeye başladı. Bu arada Nizâm-ı Cedidcilerin bir kısmı öldürülmüş ve bir kısmı ise Ruscuk A’yânlarından vezir Alemdâr Mustafa Paşa’ya sığınmışlardı (Galip, Refik, Râmiz, Behîç ve Tahsin Beylerden oluşan bu ekibe Ruscuk Yârânı denmektedir).
İhtilâlciler, Nizâm-ı Cedidin gayr-i meşru olduğunu ve Padişahın aslâ yeniçerilere müdahale etmemesi gerektiğini ihtiva eden taahhüdnâme mahiyetinde bir hücceti, Padişahın Hatt-ı Hümâyûnu ile birlikte elde ettiler (Rebiülevvel 1222/1807). İhtilâlcilerin baskısından bıkan IV. Mustafa, Kabakçı Mustafa başta olmak üzere, ihtilâlcileri tasfiye gayesiyle Alemdâr Mustafa Paşa’yı ordusuyla beraber İstanbul’a davet etti.
Temmuz 1808’de İstanbul’a gelen Alemdâr, yolda iken Kabakçı Mustafa’yı katletmişti ve bu sebeple de Davud Paşa Sarayı’nda Padişah tarafından karşılandı. Ruscuk Yârânına burada Padişahı tevkif etmesini tavsiye ettilerse de, Alemdâr buna yaklaşmadı. 2 gün sonra vasıfsız bir Şeyhülislâm olan Atâullah Efendi azl edildi ve ekibi de tasfiye edildi. Padişah Alemdâr’a teşekkür ediyor ve Tuna Beylerini boş bırakmayarak dönmesini arzuluyordu. Ancak bunu dinlemeyen Alemdâr, 28 Temmuz 1808’de Bâb-ı Âli’yi basarak sadrazamdan mührü aldı, arkasından Topkapı Sarayına geldi. Hal’ edileceğini ve III. Selim’in tekrar tahta çıkarılacağını anlayan IV. Mustafa, hemen karşı planını uyguladı ve III. Selim ile II. Mahmûd’un öldürülmesi için tâlimat verdi. Maalesef bu tâlimatı alan Enderûnlular, dairesini basarak III. Selim’i şehid ettiler. II. Mahmûd ise, Harem hüddâmının yardımı ile kurtarıldı ve Alemdâr’ın desteğiyle kendisine bî’at olundu.
KADIN EFENDİLERİ: 1- Şevk-i Nûr Baş Kadın Efendi. 2- Dil-pezîr İkinci Kadın Efendi. 3- Seyyâre Üçüncü Kadın Efendi. 4- Peyk-i Dil Dördüncü Kadın Efendi. Emîne Sultân isminde bir tek kızı vardı ve o da hemen vefât etmiştir .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
29.05.1807 III. Selim’in hal’i ve irticanın zaferi.
IV. Mustafa’nın Padişah olması.
Ayasofya Camii’nde ilk Cuma namazının kılınması.
31.05.1807 Sultanahmet Meydanı’nda yapılan toplantı ve Kabakçı Mustafa ile isyancılara rütbe dağıtılması ve aylık ödenecek akçelerin karara bağlanması.
Kabakçı Mustafa ve avenesinin Şeyhülislâm Ataullah Efendi’ye yazıp imzaladıkları hücceti göndermeleri.
Konak’ta yapılan toplantıda; Yeniçerilerin ve ayaklanmaya katılan elebaşların, meydana gelen hiçbir olaydan mesul tutulamayacakları, Yeniçerilerin bir daha devlet işlerine karışmayacaklarına dair Padişah ve Ocak arasında anlaşma yapılması.
18.06.1807 Hilmi Paşa’nın azli.
Anadolu Beylerbeyi Çelebi Mustafa Paşa’nın sadareti.
09.07.1807 Fransa İmparatoru Napolyon ile Rus Çarı Aleksandr arasında Tilsit’te “Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşma” görüşmeleri ve Türkleri Avrupa’dan sürüp çıkarmak kararları.
26.08.1807 Reisülküttap Galip Efendi ile Rus Delegesi General Laşkarof arasında mütareke imzalanması.
Ordu’nun Edirne’den İstanbul’a, Kabakçı Mustafa’yı ve isyancıları bastırmak üzere hareketi.
Alemdar Mustafa Paşa’nın Kabakçı Mustafa’yı evinde yakalayarak öldürmesi.
25.08.1807 Osmanlı-Rus anlaşması.
11.09.1807 İngilizlerin İskenderiye’yi tahliyeleri.
21.07.1808 Alemdar Mustafa Paşa’nın 5-6 bin asker ile Bab-ı Ali’ye gelip çevreyi askerle kuşatması.
28.07.1808 Alemdar Mustafa Paşa’nın 15 binden fazla askerle Arz odasında bulunan Sadrazama mührü teslim etmesini söylemesi.
Alemdar Mustafa Paşa’nın Saray ve Babıali Baskını.
Sadrazamın azli.
III. Selim’in şehit edilmesi.
IV. Mustafa’nın Taht’tan indirilmesi.
II. Mahmud’un Padişahlığı.
Sultan II. Mahmud Han
Babası : Sultan I. Abdülhamid
Annesi : Nakşidil Sultan
Doğduğu Tarih : 20.07.1785
Padişah Olduğu Tarih : 28.07.1808
Öldüğü Tarih : 30.06/1.07 1839
II. Mahmûd, I. Abdülhamid’in Nakş-ı Dil Vâlide Sultân’dan dünyaya gelen küçük oğludur. 28.7.1808 tarihinde Osmanlı tahtına sıkıntılı bir şekilde oturdu. Amca-zâdesi III. Selim’den devlet idaresi, musiki ve devlet adamlarıyla münasebetler konusunda epeyce ders almıştı. Adlî mahlası ile şiirler yazan ve Mayıs 1813’den itibaren Gâzi ünvanını kullanan II. Mahmûd, yaptığı ıslâhâtlarla ve özellikle de Osmanlı Devleti’nin yüzünü batıya çevirmekle meşhurdur. Bazı tarihçiler onu Kanuni’den sonra en büyük padişah olarak vasıflandırırken, bazıları da batılılaşma yolundaki şekilde kalmış teşebbüslerinde dolayı tenkit etmektedirler. II. Mahmûd’un saltanat yıllarını, vak’a-i hayriye adı verilen yeniçeri ocağının kaldırılışına göre iki safhaya ayırmak yerinde olur:
Birinci Saltanat Safhası: Tahta çıktığında devletin halletmek mecburiyetinde bulunduğu iki mesele vardı: Birincisi, III. Selim’in şahâdetine sebep olan canilerin cezalandırılması ve ikincisi de devletin içine düştüğü sıkıntıdan kurtulabilmesi için gerekli ıslâhâtın yapılması. Önce devletin eyâletlerdeki elini gevşetmesinden dolayı idareyi ele alan derebeyler ve a’yânları, devlete itaat eder hale getirme meselesi ele alındı ve davet edilince askerleriyle İstanbul’a gelen a’yân ve derebeylerinin, Alemdâr Mustafa Paşa’ya olan güvenleri sebebiyle umumi bir meşveret meclisi toplandı. Neticede Sened-i İttifak adıyla devletin vükelâsıyla a’yân ve derebeyler arasında bir sened imzalandı. Buna göre her yerde devletin kanunları ve emirleri geçerli olacak; vergiler sadece devlet hazinesinde toplanacak; devlet namına asker toplanacak ve ancak a’yân ve derebeylerin haklarına da müdahale edilmeyecekti. Kısaca Anadolu Beylikleri haline gelen Osmanlı Devleti, yeniden büyük devlet olmaya söz veriyordu (Eylül 1808). Bunu, Alemdâr Mustafa Paşa’nın arzusuyla Ekim 1808’de Nizâm-ı Cedid’i ihya manasına gelen Sekbân-ı Cedid askerinin kurulması takip etti ve başına da Ruscuk Yârânından Behîc Efendi Umûr-ı Cihâdiye Nâzırı olarak tayin edildi.
Sadrazam Alemdâr Mustafa Paşa, Ruscuk Yârânı denilen ekibin elemanlarını önemli makamlara getirmişti. İyi niyetli ama kültürü zayıf olan bu devlet adamı, III. Selim’in şahâdetine engel olamadığı için çevresi tarafından tenkit ediliyor idiyse de, II. Mahmûd ona güveniyordu. Yeniçeri ise ona karşı bileniyordu. Ulemâ sınıfı, usul ve âdâb bilmediğinden dolayı, bazı çiğ hareketleri sebebiyle aleyhine geçtiler. Kasım 1808’de yeniçeriler sarayını bastılar; kendi adamları dışında savunmaya yardım gelmeyince, kendini hapsetti ve cephanenin bulunduğu binayı tabancasıyla ateşe vererek şehid oldu. Hadise karışınca, Şeyhülislâmın fetvâsı alınarak IV. Mustafa da boğduruldu (Kasım 1808). İsyan eden yeniçeriler, işi azıttı ve Topkapı Sarayı’na hücum ettiler. Bunun üzerine 4000 kişilik sekbân-ı cedid askeri yanında donanmay-ı hümâyûna bağlı gemilerden Yeniçeri Ağasının bulunduğu yere toplar atılarak saltanat muhafaza edilmeye çalışıldı ve hatta Süleymaniye Camiinin bir minaresi yara aldı. Neticede ulemânın tavassutu ile 18 Kasım 1808’de sekbân-ı cedid lağvedildi ve kısmî tavizlerle isyan bastırıldı.
IV. Mustafa zamanında (25.8.1807) Osmanlı ile mütâreke imzalayan Rusya, Fransa ile olan savaşına rağmen, iç karışıklıkları fırsat bilerek, Romanya’yı elde etmek ümidiyle Osmanlı Devleti’ne karşı savaş ilan etti. Temmuz 1809’da Sadrazam Yusuf Ziyâeddin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusuna yenilen Rus ordusu, önce geri çekildi; ancak sonradan tecâvüzlerini sürdürerek Poti’ye kadar geldi. Ağustos 1810’da Varna’yı almak istediler; başarılı olamayıp geri çekildiler. Napolyon Bonapart’ın ısrarla Rusların işini bitirelim teklifine, güvenilmeyen kişiliğinden dolayı menfi cevap veren Osmanlı Devleti, 28.5.1812 tarihinde Ruslarla Bükreş Muâhedesini imzaladı. Romanya’yı iade eden Ruslar, Bükreş çevresinde bir Sırp Prensliği kurdurulmasını kabul ettirmekle asıl tavizini almıştı. Bu olay, Yunan İhtilâlinin de çıkmasına sebep oldu.
Sırpların muhtâriyet elde etmesi, Patras Başpiskoposu Germanos’un liderliğinde 12 Şubat 1821’de Rum İsyanının yani Yunan İhtilâlinin başlamasına sebep oldu. Tohumları daha önceleri atılan bu ihtilâl neticesinde Yunanlılar, Mora’yı ele geçirdiler. İşin arkasında 1814’de gizli olarak Odesa’da kurulan Ethniki Hetaria ve Fener Patriği Gregorios ile Fener Beyleri vardı. Osmanlı Devleti, asırlarca Müslümanlar gibi hak ve hürriyetlerine riâyet ettiği Rumların böyle bir isyan çıkarmalarına şaşırdı ve yüzlerce Müslümanın kanının akmasına yol açan bu hareketi tahrik eden Cihân Patriğini, Fener Patrikhânesinin Orta Kapısı önünde Nisan 1821 tarihinde idam etti. Ancak Rusya’nın desteğini arkasına alan Rumlar, başlarına Prens Mavrokordato’yu geçirerek, Ocak 1822’de Yunanistan’ı kurduklarını ilan ettiler. Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’yı kuvvetleriyle yardıma göndermesi üzerine, Haziran 1827’de Yunan İhtilâli bastırıldı. Yeniçeri yine beceriksizliğini ortaya koymuştu. Artık halk ve devlet nezdinde yeniçerinin sonu gelmişti. Haziran 1826’da yani II. Mahmûd’un 17. Saltanat yılında Vak’a-i Hayriye adıyla yeniçeri ocağı lağv edildi.
İkinci Saltanat Safhası: Yeniçeri ocağı lağvedilip yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye adıyla eğitimli ve düzenli bir askerî teşkilât kurulunca, devletin içerdeki problemlerinden biri ortadan kalkmış oldu. Bunu diğer ıslâhâtlar takip etti. Osmanlı Devleti’nin eyâlet askerleri dışında düzenli bir ordusu kalmadığını gören Rusya durumdan istifade etmek istedi; ancak Osmanlı Devleti, Ekim 1827 tarihli Akkerman Muâhedesini imzalayarak Sırbistan ve Romanya’nın muhtâriyetlerini biraz daha arttırıp tehlikeyi önlemeye çalıştı. Bu arada düvel-i mu’azzama adı verilen İngiltere, Fransa ve Rusya, aralarında Temmuz 1827 tarihli Londra Protokolünü imzalayarak Yunan meselesini kaşımaya karar verdiler ve Osmanlı Devleti’ne otonom bir Yunan Prensliği için tazyik etmek üzere donanmalarıyla İyonya Denizine kadar geldiler. Sulh halinde oldukları bir devlete aniden yaptıkları Navarin Baskını ile Osmanlı Donanmasını batırdılar (Ekim 1827). Üç devlet de özür diledi; ancak ordusuz olmasına rağmen Osmanlı Devleti Rusya’ya harb ilan etti (Nisan 1828). Fakat Ruslar, doğuda Ahıska’ya ve batıda ise Varna’ya kadar gelince durum tehlike arz etmeye başladı. Batıda Silistre’yi ve doğuda ise Erzurum’u teslim alan Ruslar, Ağustos 1829’da Edirne’ye girdiler. Bunun üzerine duruma İngiltere, Fransa ve Prusya müdahale ettiler. Ancak Fransa Eylül 1829’da Mora’yı işgal etmiş ve Kavalalı’nın oğlu İbrahim Paşa Mora’dan ayrılmıştı. Bunun üzerine Osmanlı Devleti Ağustos 1829 tarihinde Londra Muâhedesini imzalamak mecburiyetinde kaldı ve bu andlaşma ile bağımsız bir Yunanistan Prensliği kuruluyordu. Ruslarla imzalanan Eylül 1829 tarihli Edirne Muâhedesi ile de Tuna Deltası ve Kafkasya tamamen Ruslara bırakıldı. Artık müstakil olan Eflak ve Boğdan, Sırp ve Yunanistan prenslikleri, Osmanlı Devleti’ni meşgul etmek için yeterliydi. Yunanistan Osmanlı Devleti’nden ayrılan ilk devlet oldu. Bu arada Sisam adasına da Aralık 1832’de otonom verildi ve 1913’de Yunanistan’a katılıncaya kadar bu statü devam etti.
Maalesef bu arada Fransa 1797’de Cezayir’den aldığı borcu ödemediği için 1827 yılında bölgeyi idare eden ve dayı denilen Osmanlı Beylerbeyi İzmirli Hüseyin Paşa’nın Fransız Konsolosunu tokatlaması üzerine, Fransa Cezâyir’e Haziran 1830’da asker çıkardı ve Temmuz 1830’da şehri teslim aldı. Rus mağlubiyetinden yeni çıkan Osmanlı Devleti, Fransa’nın tehdidi üzerine donanmasını bile gönderemedi. Artık Cezâyir Fransa’nın sömürgesi oluyordu.
Rus harbine asker göndermeyen Mısır Beylerbeyisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa da, şımarmıştı. Osmanlı sadrazamı olarak devlete hâkim olmak istiyordu. Mısır’ı gerçekten imar etmiş ve orada itibar kazanmıştı. Filistin’e kaçan fellâhları geri göndermeyen Sayda Valisi Abdullah Paşa’nın tavrını sebep göstererek oğlu İbrahim Paşa’yı Filistin’e gönderdi ve burayı işgal etti. İbrahim Paşa, sırasıyla Akka, Şam, Haleb ve Hatay’ı alarak Konya’ya kadar geldi (Kasım 1332). II. Mahmûd’un inkılâblarına kırgın olan halk, İbrahim Paşa’yı sevinçle karşıladı. Sadrazam Reşîd Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu üzerine geldiyse de, sadrazam esir alınınca geri döndü ve Mısır meselesi milletlerarası bir problem olmaya başladı. Tamamen Osmanlı Devleti’nin bir veziri gibi davranan ve halka zarar vermeyen İbrahim Paşa, Şubat 1833’de Kütahya’ya girdi ve İzmir’e vali tayin etmeye kalkıştı. Padişah, Çar’dan yardım istedi; o da 10 harb gemisini boğaza gönderdi; diğer devletler de bu fırsatı nasıl değerlendirebileceklerini düşünmeye başladılar. Fransa ve İngiltere’nin araya girmesiyle, Mehmed Ali Paşa Anadolu’dan çekildi ve kendisine yedi Osmanlı eyâleti birden verildi (Mısır, Cidde, Sayda, Trablus, Şam, Haleb ve Adana). Temmuz 1833’de imzalanan Hünkâr İskelesi Muâhedesi ile Rusya da bazı tavizler kopardı.
Mehmed Ali isyanını kullanan İngiltere, 1838’de Osmanlı Devleti ile yaptığı Ticâret Andlaşması ile müthiş tavizler kopardı. Osmanlı sanayiini engelleyen ve Osmanlı topraklarını İngiliz mallarına açık bir Pazar haline getiren bu andlaşmanın mimarı, Londra Büyükelçisi olan Mustafa Reşid Paşa idi. Nitekim Osmanlı Devleti, bu andlaşmadan istediği sonucu alamadı ve Mehmed Ali Paşa 6 yıl sonra tekrar Nizip’e kadar geldi ve Osmanlı ordusunu yendi (Haziran 1839). Bu bozgun sırasında II. Mahmûd ölüm döşeğindeydi ve 7 gün sonra Temmuz 1839’da vefât eyledi. Mısır krizi devam ediyordu.
KADIN EFENDİLERİ: 1- Bezm-i Âlem Vâlide Sultân; I. Abdülmecid’in annesi ve İkinci Kadınefendi. 2- Pertev-niyâl (Nihâl) Vâlide Sultân; Sultân Abdülaziz’in annesi ve Beşinci Kadın Efendi. 3- Hâciye Pertev-Piyâle Nev-fidân Baş Kadın Efendi. 4- Âlî-cenâb Baş Kadın Efendi. 5- Fatma Baş Kadın Efendi. 6- Âşûb-i Can İkinci Kadın Efendi. 7- Hâciye Hoş-yâr İkinci Kadın Efendi. 8- Nurtâb Dördüncü Kadın Efendi. 9- Misl-i Nâ-yâb İkinci Kadın Efendi. 10- Pervîz-felek Dördüncü Kadın Efendi. 11- Vuslat Üçüncü Kadın Efendi. 12- Zer-nigâr Üçüncü Kadın Efendi. Ebr-i Reftâr İkinci Kadın Efendi. İKBALLERİ: 14- Hüsn-i Melek Hanımefendi; Baş ikbal. 15- Zeyn-i Felek Hanımefendi; İkinci İkbaldir. 16-Tiryâl Hanımefendi; Üçüncü İkbal. 17-Lebrîz-Felek Hanımefefendi; Dördüncü İkbâl.
ÇOCUKLARI: 1- Şehzâde Sultân Abdülmecid I. - Şehzâde Sultân Abdülaziz. 3- Şehzâde Abdülhamid. 4- Şehzâde Mehmed. 5- Şehzâde Ahmed. 6- Şehzâde Bâyezid. 7- Şehzâde Murad. 8- Şehzâde Mehmed. 9- Şehzâde Nizâmeddin. 10- Sâliha Sultân. 11- Mihrimah Sultân. 12- Ayn-i Şah Sultân. 13- Atiyye Sultân. 14- Âdile Sultân. 15- Râbi‘a Sultân. 16- Fatma Sultân. 17- Ayşe Sultân. 18- Hayriye Sultân. 19- Zeyneb Sultân. 20- Münîre Sultân. 21- Şâh Sultân. 22- Hâmide Sultân. 23- Cemîle Sultân .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
28.07.1808 IV. Mustafa’nın Taht’tan indirilmesi ve II. Mahmud’un Padişahlığı.
Alemdar Mustafa Paşa’nın sadareti.
29.07.1808 Sultan III. Selim’in cenaze töreni ve katillerinin yok edilmesi.
29.09.1808 Taşra Âyanları’nın, Padişah tarafından kabulü.
Sultan II. Mahmud ile Âyanlar arasında Çağlayan Köşkü’nde “Sened-i İttifak”ın imzalanması.
Padişah, Âyan, Ordu, İlmiye işbirliği, Devlet idaresinde Âyanların etkisiz kılınmaya çalışılması.
14.10.1808 “Segban-ı Cedid” adıyla Nizam-ı Cedid “Yeni Ordu”nun yeniden hayata geçirilmesi.
Sened-i İttifak’ın II. Mahmud tarafından onaylanması.
12.10.1808 Napolyon Bonaparte ile Rus Çarı Aleksandr’ın Erfurt’da Avrupa meselelerini görüşmeleri.
14.11.1808 Yeniçerilerin Ayaklanması, “Alemdar Olayı”
15.11.1808 Alemdarın şehadeti, asilerin saraya saldırıları.
16.11.1808 IV. Mustafa’nın idamı.
Segban-Yeniçeri çatışması.
Ocak Ağaları’nın Padişah’ın yanında yer almaları.
Donanmanın asilere ateş açması.
17.11.1808 Tersane-Tophane-Selimiye-Levend Çiftliği olayları.
18.11.1808 Asilerle anlaşma ve irticanın ikinci zaferi.
01.01.1809 Kör Yusuf Paşa’nın sadareti.
05.01.1809 Osmanlı-İngiliz barışı. 12 Maddelik Kale-i Sultaniye anlaşması.
24.10.1809 Rus seferinin yeniden başlaması.
Tatariçe zaferi.
25.06.1810 Ruslara karşı cihad ilânı.
10.04.1811 Yusuf Paşa’nın azli, Ahmed Paşa’nın sadareti.
11.1811 Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Yergöğü görüşmeleri.
28.05.1812 Bükreş andlaşması.
05.09.1812 Laz Ahmed Paşa’nın azli, Hurşid Ahmed Paşa’nın sadareti.
02.12.1812 Medine’nin ele geçirilmesi.
23.01.1813 Mekke’nin ele geçirilmesi.
Hicaz’ın Vahabilerden temizlenmesi.
06.1813 Sakarya Nehri, Sapanca Gölü ve İzmit Körfezi kanalının açılması için yapılan görüşmeler.
03.10.1813 Sırp isyanının bastırılması.
01.04.1815 Hurşid Ahmed Paşa’nın azli, Emin Rauf Paşa’nın ilk sadareti.
05.01.1818 Emin Rauf Paşa’nın azli, Derviş Mehmed Paşa’nın sadareti.
26.09.1818 Der’iyye’nin fethi (Vahabilerin merkezi).
05.01.1820 Derviş Mehmet Paşa’nın azli, Seyyid Ali Paşa’nın sadareti.
20.08.1820 İsyan eden Tepedelen’li Ali Paşa’nın Yanya’da kuşatılması ve öldürülmesi.
12.02.1821 Patras olayı ve Yunan isyanı.
28.03.1821 Ali Paşa’nın azli, Benderli Ali Paşa’nın sadareti.
30.04.1821 Benderli Ali Paşa’nın azli, Hacı Salih Paşa’nın sadareti.
15.11.1821 Osmanlı-Kaçar Savaşı
13.01.1822 Yunan bağımsızlığının ilânı.
23.03.1822 Sakız isyanı.
10.11.1822 Salih Paşa’nın azli, Hamdullah Paşa’nın sadareti.
10.03.1823 Hamdullah Paşa’nın azli, Ali Paşa’nın sadareti.
25.04.1823 Abdülmecid’in doğumu.
28.07.1823 Iran ile barış imzalanması.
13.01.1824 Ali Paşa’nın azli, Said Galip Paşa’nın sadareti.
01.04.1824 İbrahim Paşa’nın Mora Valiliği.
14.09.1824 Galip Paşa’nın azli, Selim Sırrı Paşa’nın sadareti.
13.11.1824 Vidin Valisinin Rumeli Seraskerliği’ne getirilmesi.
24.02.1825 İbrahim Paşa Kuvvetleri’nin Mora’ya çıkışı.
“Rüştiye” (Ortaokul)lerin açılması.
22.04.1826 Missolonghi (Yunanistan)nın fethi.
15.06.1826 Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması. (Vak’a-i Hayriyye)
17.06.1826 “Asâkir-i Mansure-i Muhammediye” yeni ordunun kurulması.
08.07.1826 Bektaşi tarikâtının kaldırılması.
02.08.1826 Hocapaşa yangını.
05.06.1827 Atina’nın fethi.
07.10.1827 Rusya ile barış, Akkerman anlaşması.
20.10.1827 Navarin’de bulunan Osmanlı-Mısır Donanması’nın, ani bir baskın ile, Fransız-İngiliz ve Rus Donanmaları tarafından yakılması.
11.1827 İlk buharlı geminin işletmeye katılması. “Sürat” adlı bu ilk gemiyle Padişah’ın Rodos’a gidip, dönmesi.
26.04.1828 Rus seferi.
24.10.1828 Selim Paşa’nın azli, İzzet Mehmet Paşa’nın sadareti.
03.03.1829 Kıyafet İnkılâbı (İlmiye sınıfının sarık, cübbe; memurların fes, pantolon giymeleri)
15.08.1829 Yunan Devleti’nin kuruluşu.
14.09.1829 Edirne anlaşması.
08.02.1830 Abdülaziz’in doğumu.
24.04.1830 Yunan bağımsızlığı ve devletinin tanınması.
05.07.1830 Fransızların Cezayir’i işgali.
29.08.1830 Sırbistan muhtariyeti.
01.11.1831 “Takvim-i Vekâyi” (ilk resmi gazete) nin yayınlanması.
10.12.1832 Sisam muhtariyeti.
21.12.1832 Mehmed Ali isyanı.
Mısır Ordusu’nun Konya zaferi. Sadrıazam’ın esir alınması.
18.02.1833 Mehmet Paşa’nın azli, Mehmed Emin Fuat Paşa’nın sadareti.
30.08.1833 Büyük İstanbul yangını.
30.03.1838 Sadaret-in Başvekâlet’e çevrilmesi.
Sadaret Makamı’nın Başbakanlık olarak değiştirilmesi.
24.06.1839 Nizip bozgunu (Mısır kuvvetleri zaferi).
30.06.1839 II. Mahmud’un ölümü.
01.07.1839 Sultan Abdülmecit’in Padişah olması.
Babası : Sultan II. Mahmud
Annesi : Bezmialem Sultan
Doğduğu Tarih : 25 Nisan 1823
Padişah Olduğu Tarih : 1 Temmuz 1839
Öldüğü Tarih : 25 Haziran 1861
Halk arasında Sultân Mecîd diye bilinen I. Abdülmecîd, II. Mahmûd’un Bezm-i Âlem Vâlide Sultân’dan doğma büyük oğludur ve babasının 1 Temmuz 1839 tarihinde vefât etmesi üzerine Osmanlı tahtına 16 yaşındayken oturdu. Doğu dillerinden Arapça ve Farsça’yı, batı dillerinden ise Fransızca’yı çok iyi biliyordu; iyi bir hattât idi; Batı Musikisine âşinaydı. Mevlevî tarikatına mensuptu. Diğer Osmanlı padişahlarından farklı olarak memleketi çeşitli yönlerine düzenlediği altı seyahatle dolaşmıştı. Yakışıklı olan Sultân Abdülmecîd, babasının aksine nazik, zeki ve merhametli idi. Devleti kendisi değil, Tanzîmât hareketini hazırlayan bürokrasi yönetmiş idi. Bürokrasinin en ileri gelenleri ise, Reşid Paşa ve Tanzimâtçı ekibi idi. Ancak Reşid Paşa ve ekibinin muhâlifleri ilk yıllarında daha da hâkim durumdaydılar.
Tahta çıktığı zaman devlet Nizip bozgunu gibi acı bir olayla dertli idi. İsyancı bir beylerbeyinin askerleri, Osmanlı ordusunu perişan etmişti. Tanzîmât’a soğuk olan ihtiyâr Hüsrev Paşa’nın zorla sadrazam olması ve Padişahın da buna ses çıkarmaması (Temmuz 1839), Hüsrev Paşa’ya düşman olan Kaptan-ı Derya Ahmed Fevzi Paşa’nın Osmanlı donanmasını Çanakkale’den alarak İskenderiye’ye götürüp Mehmed Ali Paşa’ya teslim etmesi gibi bir felâketi doğurdu. Bu yüzden Hâin veya Firârî diye meşhur oldu. Artık Mehmed Ali Paşa, İngiltere’den sonra en kuvvetli donanmanın sahibiydi.
Nizâm-ı Cedid ve teceddüd hareketi, diplomasiden gelen Reşid Paşa liderliğinde kuvvetleniyordu. II. Mahmûd ve Pertev Paşa tarafından yetiştirilen Reşid Paşa, Tercüme Odasından gelen Mehmed Emin Âli Paşa ile Tıbbiye’den çıkma Keçeci-zâde Fuad Paşa’yı ekibine katmıştır. Sadrazam Hüsrev Paşa’nın Sultân Abdülmecid’e Reşid Paşa’nın idamını tavsiye etmesine rağmen, Padişah, Reşid Paşa’nın tarafını tutarak Kasım 1839’da Gülhâne Hatt-ı Hümâyûn’unu Reşid Paşa’ya okutarak Tanzîmât’ı ilan etmeye karar verdi. Rauf Paşa’nın Haziran 1840’da sadrazam olmasından sonra fiilen işler Reşid Paşa eliyle yürütülmeye başlandı.
Mehmed Ali Paşa, Sultân Mecîd’in padişah olmasıyla tekrar sadrazam olma hevesine kapıldı. Reşid Paşa ise, Mısır meselesini diplomatik yollarla çözmeye çalışıyordu. Londra ve Paris’deki temasları neticesinde, Mehmed Ali Paşa aleyhinde bir dizi plan hazırladı. Fransa’nın Mısır yanlısı tutumu üzerine İngiliz taraftarı bir siyâseti tercih etti; ancak Fransa ve Rusya’yı da açıktan kızdırmak istemiyordu. Temmuz 1840’da imzalanan Londra Muâhedenâmesi ile Mısır-Sudan irsî olarak ve Filistin ise kayd-ı hayat şartıyla Mehmed Ali Paşa’ya verildi; diğer elindeki eyâletler geri alındı. Donanma da Osmanlıya iade edilecekti. Bu şartlara uyulmazsa, 4 devlet askerini Mehmed Ali Paşa’ya karşı Osmanlı’nın emrine verecekti. Bu andlaşmayı kabul etmeyen Kavalalı üzerine müttefik kuvvetler asker gönderdiler ve oğlu İbrahim Paşa’yı Beyrut yakınlarında kesin bir şekilde mağlup ettiler. Halk bu sefer Osmanlı lehine ayaklanıyordu. İbrahim Paşa çok perişan şartlar altında Kahire’ye çekildi. İngiltere yan çizince Mısır’dan çıkarılamadı ve Sultân Abdülmecid Mayıs 1841 tarihli meşhur Mısır Fermanını neşretti. Buna göre Mısır-Sudan eyâleti vâli sıfatıyla Mehmed Ali Paşa ve nesli tarafından yönetilecekti. 1914 yılı sonunda Osmanlı hâkimiyeti sona erinceye kadar bu statü devam etti. Mısır iç işlerinde bağımsız ve dış meselelerde Osmanlı Devleti’ne bağlı olan özerk bölge haline gelmişti.
Reşid Paşa, Mısır meselesini ince diplomasisi ile hallettikten sonra, Temmuz 1841’de Boğazlar Andlaşmasını imzalayarak Rusların boğazları kullanmasına mani oldu. Mısır meselesinde sözü dinlenmeyen Fransa, bu sefer Lübnan’daki Maruni Hıristiyan azınlığı haçlı zihniyetiyle tahrik etmeye başladı. Osmanlı Devleti de duruma müdahale etti ve 1845’de Marunilere ve Dürzilere ait Sayda Valiliğine bağlı olmak üzere iki otonom kaza tesis etti.
Osmanlı Devleti’nin Tanzîmât ile kuvvet kazandığını ve iç problemlerini halletmeye başladığını gören Rus Çarı Nikolay, Reşid Paşa’nın diplomatik ataklarından çok rahatsızdı. Karşısında tek engelin İngiltere olduğunu bilen Çar, Petersburg’daki İngiliz büyükelçisine hasta adam diye vasıflandırdığı Osmanlı Devleti’ni aralarında paylaşma teklifini yaptı. Ancak İngiltere bu teklifi gizlice Osmanlıya bildirdi. Ancak Rusya emeline ulaşmak için Osmanlı Devleti’ne, Kudüs’teki Hıristiyan mukaddes makamlarında Katoliklerin bertaraf edilerek Ortodoksların hâkim olmasını teklif etti (Şubat 1853). Osmanlı Devleti, bu teklifi reddetti ve Mayıs 1853’de Rusya ile olan diplomatik münasebetler kesildi. Mustafa Nâili Paşa sadrazam ve Reşid Paşa da Hâriciye Nâzırı iken, Prens Gorçakof komutasındaki Rus kuvvetleri Romanya’ya girerek harbi fiilen başlattılar (Temmuz 1853). Bâb-ı Âli de, Fransa ve İngiltere’nin desteğini alarak Ekim 1853’de karşı harb ilan eyledi. Kafkasya ve Tuna boylarında olmak üzere iki cephede başlayan Osmanlı-Rus harbi karşılıklı galibiyet ve mağlubiyetlerle uzun süre devam etti. Katolik dünyayı temsil eden Fransız Kralı III. Napolyon sulh için Rusya’ya nota verdi. Notayı çok sert bir şekilde reddeden Çar, Fransa’nın İngiltere ile birlikte Osmanlı Devleti’nin yanında yer almalarına sebep oldu (Şubat 1854). İngiltere, Fransa ve Osmanlı’nın Mart 1854’de imzaladığı İstanbul Muâhedesi, üçünün Rusya’ya karşı ittifak ettiklerinin deliliydi. Rusya’nın yanında yer alan Yunanistan, Fransızların Pire’ye asker çıkarmasıyla cezalandırıldı ve Atina işgal edildi. Yeni komutan Mareşal Paskieviç komutasındaki Rus kuvvetleri, Mayıs 1854’de Silistre’yi muhâsaraya başladılar. Ancak Musa Paşa komutasındaki Osmanlı askeri kahramanlar gibi çarpışarak, Rusları perişan ettiler ve Namık Kemal’in Vatan yahud Silistre romanıyla tarihe geçen zaferlerini kazandılar (Haziran 1854). Ağustos 1854’de alkışlarla Bükreş’e giren Osmanlı ordusu, müttefik kuvvetlerle birlikte Eylül 1854’de Kırım’a girdiler. Mart 1854’de ordularının mağlubiyetine dayanamayan hasta I. Nikolay öldü. 15 Mart’ta Sardunya ile de bir ittifak muâhedenâmesi imzalandı.
Bu arada Osmanlı maliyesi harp giderleri yüzünden perişan hale gelmişti ve ilk defa İngiltere’den dış borç alındı (Haziran 1855). Savaş devam ediyordu ve Eylül 1855’de Sivastopol şehri Ruslardan alındı. Ancak Kafkas cephesinde durum iyi değildi. Kasım 1855’de Kars’ı teslim alan Ruslar, fiilen harbi bitirdiler. Sulh konferansının Paris’te toplanmasına karar verildi.
Osmanlı Devleti, Paris’te toplanacak konferans öncesi, Avrupalılara şirin görünmek için, 1272 Hattı veya Islâhât Hatt-ı Hümâyûnu yahut da Islâhât Fermanı diye bilinen yeni bir fermanı 18 Şubat 1856 (1272) tarihinde yayınladı. Bu ferman, hem Müslüman ve hem de gayr-i müslimler tarafından beğenilmemişti. Neticede 30.3.1856 (1272)’de Paris’de toplanan İngiltere, Fransa, Osmanlı, Avusturya, Prusya, Rusya ve Sardunya devletleri temsilcileri, XIX. asrın siyasi çehresini değiştiren Paris Muâhedesini imzaladılar. Buna göre, Kars Osmanlıya ve Kırım ise Ruslara iade ediliyordu. Karadeniz tarafsızlandırılacak ve askerden arındırılacaktı. III. Napolyon, Reşid Paşa’yı sevmediği ve iyi bir diplomat olduğunu bildiği için murahhaslığına itiraz etmişti. Ekim 1857’de Reşid Paşa, 6. Defa sadrazam oldu ve Ocak 1858’de ise vefat etti. Ağustos 1859 tarihli yeni bir Paris Muâhedenâmesi ile de, Eflak ile Boğdan’ın (Memleketeyn) birleşerek Romanya’yı meydana getirmeleri kararı alındı. Fransızlar ise yine boş durmadı. 1860’larda tahrik ederek isyan ettirdikleri Lübnan’daki Maruni Hıristiyanlara, Deyr’ül-Kamer merkezli bir otonom sancak kurdurdular (Haziran 1861).
İşte bu sıkıntılar ve Tanzîmât hareketleri içinde yuvarlanan Osmanlı Devleti’nin başı yani Sultân Abdülmecid, 25.6.1861 tarihinde veremden vefat etti.
KADIN EFENDİLERİ: 1- Servet-sezâ Baş Kadın Efendi. 2- Şevk-efzâ Vâlide Sultân; Sultân V. Murad’ın annesi ve İkinci Kadın Efendi. 3- Hoş-yâr İkinci Kadın Efendi. 4- Tîr-i Müjgân Vâlide Sultân; Üçüncü Kadın Efendi ve II. Abdülhamid’in annesi. 5- Verd-i Cenân Üçüncü Kadın Efendi. 6- Gül-cemâl Dördüncü Kadın Efendi. 7- Rahîme Perestû Vâlide Sultân; Dördüncü Kadın Efendi ve II. Abdülhamid’in manevi annesi. 8- Gülistu (Gülistân) Dördüncü Kadın Efendi. 9- Düzd-i Dil Üçüncü Kadın Efendi. 10- Bezmî (Bezmârâ) Altıncı Kadın Efendi. 11- Mâhitâb Beşinci Kadın Efendi. İKBALLERİ: 12- Nâlân-ı Dil Hanımefendi; 3. ikbal. Ceylân-yâr Hanımefendi; 2. İkbaldir. 14- Ayşe Ser-firâz Hanımefendi; 2. İkbal. Sarayın adını batıran bir kadındır. 15- Nergis (Nergizu) Hanımefefendi; Dördüncü İkbâl. 16- Nâvek-misâl Hanımefendi; 4. İkbal. 17- Nesrîn Hanımefendi; İkinci İkbal. 18- Şâyeste Hanımefendi; 4. İkbal. 19- Nükhet-seza Hanımefendi; Baş İkbal. GÖZDELER: 20- Yıldız Hanımefendi; 2. Gözde. 21- Sâf-derûn Hanımefendi; 4. Gözde. 22- Hüsn-i Cenân Hanımefendi; 3. Gözde.
ÇOCUKLARI: 1- Şehzâde Sultân Murad V. 2- Şehzâde Sultân Abdülhamid II. 3- Sultân Mehmed Reşâd V. 4- Şehzâde Mehmed Ziyâaddin Efendi. 5- Şehzâde Mehmed Vahidüddin Efendi (Sultân Vahîdüddin). 6- Şehzâde Ahmed Nûreddin Efendi. 7- Şehzâde Mehmed Âbid Efendi. 8- Şehzâde Mehmed Fuad Efendi. 9- Şehzâde Mehmed Burhâneddin Efendi. 10- Behîce Sultân. 11- Medîha Sultân. 12- Senîha Sultân. 13- Refî‘a Sultân. 14- Nâile Sultân. 15- Râbi‘a Sultân; 16- Fatma Sultân; 17- Mevhibe Sultân; 18- Sâbiha Sultân; 19- Fatma Nâzıme Sultân; 20- Münîre Sultân; 21- Bedî‘a Sultân; 22- Na‘îme Sultân; 23- Cemîle Sultân; 24- Mehmed Rüşdî Efendi; 25- Osman Safiyyüddin Efendi. 26- Ahmed Kemâleddin Efendi. 7- Mehmed Vâmık Efendi. 28- Nizâmeddin Efendi; 29- Burhâneddin Efendi; 30- Neyyire Sultân; 31- Aliye Sultân; 32- Sâmiye Sultân; 33- Nâzıme Sultân; 34- Mukbile Sultân; 35- Fehîme Sultân; 36- Şehîme Sultân; 37- Süleyman Efendi.
Yukarıdaki listeden de görüldüğü üzere, hayatı boyunca meşru dairede de olsa, çok fazla kadınla beraber olan I. Abdülmecid, çocuklarına ve aile hayatına fazlaca düşkün bir insandı. İyi bir hükümdâr olmasına rağmen, Avrupa taklitçiliğini bazan gayr-ı makul denecek seviyelere getiriyordu. Bunda çevresindeki Avrupa tahsili görmüş bürokratların da büyük etkisi vardı. II. Mahmûd gibi, devletin askerler değil sivil bürokratlar tarafından idare edilmesine taraftardı .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
30.06.1839 II. Mahmud’un ölümü.
01.07.1839 Sultan Abdülmecid’in Padişah olması.
02.07.1839 Rauf Paşa’nın azli, Koca Hüsrev Mehmed Paşa’nın sadareti.
03.07.1839 Kaptanıderyâ Girid’li hain Ahmed Paşa’nın Osmanlı Donanması’nı Mısır’a kaçırması.
03.11.1839 Gülhane Hatt-ı Hümayûn’u ile Tanzimat-ı Hayriye’nin Mustafa Reşit Paşa tarafından ilânı.
01.05.1840 Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Balta Limanı anlaşmasının imzalanması.
08.06.1840 Mehmed Paşa’nın azli.
Emin Fuat Paşa’nın sadareti.
15.07.1840 Mısır Sorunu hakkında İngiltere-Avusturya-Prusya-Rusya Devletleri ile Londra sözleşmesi.
04.11.1840 Akkâ’nın ele geçirilmesi.
24.05.1841 Mısır valiliğinin Mehmed Ali Paşa’ya verilmesi.
13.07.1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi’nin ilgili devletler tarafından imzalanması.
04.12.1841 Emin Rauf Paşa’nın azli, Mehmet Paşa’nın ikinci sadareti.
30.12.1842 Mehmet Paşa’nın azli, Emin Rauf Paşa’nın dördüncü sadareti.
21.09.1842 II. Abdülhamid’in doğumu.
06.09.1843 Yeni askere alma usulünün uygulamaya konulması.
25.06.1844 Padişah’ın teftiş gezisi.
10.1845 İdadi’lerin (lise) kurulması ve ilkokullardan başlayarak Eğitim ve Öğretim İnkılâbı.
29.04.1846 Padişah’ın Ege, Akdeniz Adaları ve Varna gezisi.
19.07.1846 Mehmed Ali Paşa’nın İstanbul’a gelişi.
Emin Rauf Paşa’nın azli.
Mustafa Reşid Paşa’nın sadareti.
30.11.1846 Dede Efendi’nin ölümü (Hamamizade İsmail Efendi) ünlü müzik adamı.
04.1847 Maarif-i Umumiye Nezareti (Eğitim Bakanlığı)nın kurulması.
28.04.1848 Mustafa Reşid Paşa’nın azli.
İbrahim Sarım Paşa’nın sadareti.
01.08.1849 Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın ölümü.
25.12.1849 Mülteciler sorunu (Macar ve Lehlilerin Türk topraklarına iltica etmesi.)
18.07.1851 “Encümeni Daniş”in (İlimler Akademisi) açılışı
26.01.1852 Mustafa Reşid Paşa’nın azli.
Mehmed Emin Rauf Paşa’nın beşinci kez sadareti.
05.03.1852 Mustafa Reşid Paşa’nın yeniden sadareti.
05.08.1852 Mustafa Reşid Paşa’nın azli.
Ali Paşa’nın sadareti.
03.10.1852 Ali Paşa’nın azli.
Damad Mehmet Ali Paşa’nın sadareti.
09.01.1853 İngiltere ve Rus sefirleri arasında görüşme ve Osmanlı İmparatorluğu için yaptıkları tanımlama “Hasta Adam”
28.02.1853 Rus Elçisi Mençıkof’un İstanbul’a gelişi.
13.05.1853 Mehmet Ali Paşa’nın azli.
Mustafa Naili Paşa’nın ilk sadareti. “Kutsal Yerler” sorunu.
21.05.1853 Rusya’nın notası. (işgal tehdidi)
22.06.1853 İngiliz ve Fransız Donanması’nın Beşike Körfezi’ne gelişleri.
25.06.1853 Rusya’ya karşı İngiliz-Fransız ve Osmanlı Devleti arasında ittifak imzalanması.
03.07.1853 Rus Ordusu’nun Prut Nehri’ni geçerek “Memleketeyn” işgale kalkışması.
26.09.1853 Rusya’ya harp ilânı kararı.
04.10.1853 Kırım Savaşı’nın başlaması.
27.10.1853 Kalafat Bölgesi’nin işgali.
28.10.1853 Batum çevresinin işgali.
02.11.1853 Fransız ve İngiliz Donanmaları’nın İstanbul Boğazı’na gelmesi.
05.11.1853 Oltenica zaferi.
26.11.1853 Ahiska bozgunu.
30.11.1853 Rusların Sinop baskını.
03.01.1854 İngiliz ve Fransız Donanmalarının Karadeniz’e hareketleri.
05.01.1854 Çatana zaferi.
27.02.1854 İngiltere-Fransa’nın Ruslara işgal ettikleri yerlerden çıkması ültimatomları.
01.03.1854 Keçeci Zade Fuat Efendi’nin, Epir ve Teselya isyanlarını bastırmakla görevlendirilmesi.
09.03.1854 Osmanlı-Yunan siyasi ilişkilerinin kesilmesi.
12.03.1854 Rusya Devletine karşı Osmanlı-Fransız-İngiliz ittifakı.
23.03.1854 Rusların Dobruca’yı işgalleri.
27.03.1854 İngiltere-Fransa’nın Rusya’ya harp ilanı.
31.03.1854 Müttefik kuvvetlerin Gelibolu’ya gelişleri.
01.04.1854 Yunan asilerinin Narda zaferi.
17.04.1854 Kalafat zaferi.
22.04.1854 Odesa’nın bombardımanı.
05.05.1854 Yunanistan’ı denetim altına almak için Fransızların Yunanistan’a askeri baskısı.
15.05.1854 Silistire kuşatması (Rusların)
24.05.1854 Müttefik kuvvetlerin Gelibolu’dan Varna’ya sevki.
29.05.1854 Mustafa Naili Paşa’nın azli.
Mehmet Emin Paşa’nın sadareti.
13.06.1854 Rusların Silistire önünde mağlup edilmesi.
14.06.1854 Avusturya ile Boyacıköy sözleşmesi.
25.06.1854 Silistire’nin kurtuluşu.
08.07.1854 Yerköy zaferi.
21.07.1854 Kırım Seferi kararı.
06.08.1854 Türk Ordusu’nun Bükreş’e girmesi.
14.09.1854 Türk ve Müttefiklerin Kırım çıkarması.
19.09.1854 Müttefiklerin Sivastopol’a hareketleri.
20.09.1854 Alma zaferi, Rus savunma hattının kırılması.
Avusturya’nın “Memleketeyne” karşı hareketi.
25.09.1854 Müttefiklerin Sivastopol kuşatması.
26.09.1854 Balaklava Limanı’nın işgali.
05.11.1854 İnkerman zaferi.
23.11.1854 Mehmet Emin Paşa’nın azli.
Mustafa Reşid Paşa’nın dördüncü sadareti.
25.11.1854 Gönüllü hastabakıcı Florance Nightingale’nin İstanbul’a, Selimiye kışlasına gelişi.
02.12.1854 Avusturya-İngiltere-Fransa anlaşması.
15.01.1855 Rus limanlarının abluka altına alınması.
26.01.1855 Sardunya Krallığının ittifaka katılması.
03.02.1855 Türk-İngiliz askeri anlaşması.
17.02.1855 Gözleve zaferi.
02.03.1855 Rusların mağlubiyeti.
Çar’ın intiharı.
15.03.1855 Sardunya Krallığı ile Osmanlı ittifakı.
02.05.1855 Mustafa Reşid Paşa’nın istifası.
Mehmed Emin Paşa’nın ikinci sadareti.
24.05.1855 Kırım, Kerç Boğazı’na asker çıkarılması ve alınması.
25.05.1855 Karasu Hattı’nın işgali.
28.06.1855 Osmanlı Devleti’nin Avrupa Devletlerinden borç almaya başlaması.
16.08.1855 Traktır zaferi.
09.09.1855 Sivastopol’un Müttefik kuvvetler tarafından işgali.
29.09.1855 Kars Bölgesi’nde Rus Ordusu bozgunu.
17.10.1855 Kılburun zaferi.
06.12.1855 Ingur zaferi.
01.02.1856 Ateşkes, barış için Viyana protokolu.
18.02.1856 Islahat fermanının ilanı.
25.02.1856 Paris Barış Konferansı’nın açılması.
30.03.1856 Paris Barış antlaşması.
Uluslararası ilk büyük toplantı.
15.04.1856 Osmanlı toprak bütünlüğü hakkında İngiltere-Fransa-Avusturya antlaşması.
Osmanlı Devleti’nin Avrupa’lı devlet sayılması. (Rusya’ya karşı.)
13.05.1856 Müttefik Kuvvetlerin Türkiye’deki kuvvetlerini geri çekmeleri.
01.11.1856 Ali Paşa’nın azli.
Mustafa Reşid Paşa’nın beşinci sadareti.
19.06.1857 Paris Andlaşması’na göre Tuna ağzındaki adaların Osmanlı Devleti’ne bırakılması.
22.10.1857 Naili Paşa’nın azli.
Mustafa Reşid Paşa’nın son sadareti.
07.01.1858 Mustafa Reşid Paşa’nın ölümü.
Ali Paşa’nın sadareti.
15.07.1858 Cidde Olayı.
19.08.1858 “Memleketeyn” denilen (Eflak-Boğdan-Moldovya) hakkında yeni düzenlemeler.
08.11.1858 Osmanlı-Karadağ hudud protokolunun imzası.
24.04.1859 Süveyş Kanalı’nın yapım kararı ve kazılmasının başlaması.
14.09.1859 “Kuleli Olayı” gizli bir ihtilâl cemiyetinin ortaya çıkarılışı.
18.10.1859 Ali Paşa’nın azli.
Mehmet Emin Paşa’nın sadareti.
24.11.1859 Emin Paşa’nın azli.
Mehmet Rüştü Paşa’nın sadareti.
24.05.1860 Lübnan olayları. Rüştü Paşa’nın azli.
Mehmet Emin Paşa’nın son sadareti.
05.09.1860 Avrupa’dan Suriye’ye asker sevki.
Lübnan olayları sebebiyle, Fransız askerlerinin Suriye’ye gelmelerini sağlayacak, Paris Sözleşmesi.
02.02.1861 Mehmed Vahdettin’in doğumu.
09.06.1861 Lübnan’da yeni düzenleme, protokolün imzası ve Lübnan’a imtiyaz verilmesi.
25.06.1861
Sultan Abdülmecid’in ölümü.
Sultan Abdülaziz’in Padişah olması.
Babası : Sultan II. Mahmud
Annesi : Pertevniyal Sultan
Doğduğu Tarih : 7/8 Şubat 1830
Padişah Olduğu Tarih : 25 Haziran 1861
Tahttan İndirildiği Tarih : 30 Mayıs 1876
Öldüğü Tarih : 4 Haziran 1876
Sultân Abdülaziz, 1830 yılında II. Mahmûd’un Kadın efendisi Pertev-niyâl Vâlide Sultân’dan Eyüp Sarayı’nda dünyaya gelmiştir. Haziran 1861’de ağabeyi I. Abdülmecid’in vefâtı üzerine Osmanlı tahtına çıkmış ve halk tarafından Sultân Aziz diye anılmıştır. III. Selim, II. Mahmûd ve I. Abdülmecid’in Avrupa’yı taklid eden ve çevreleri tarafından suiistimal edilen hayatlarının Osmanlı Padişahları hakkındaki ortaya çıkardığı menfi imajı, Sultân Aziz yaşadığı müstakim hayatıyla telafi etmiştir. Abdülhamid gibi velâyetine inanılan bir padişah olmuştur. İntihâr meselesi, tamamen sefih bir hayat yaşayan Hüseyin Avni Paşa ve bir kaç serseri subayın tertibinden ibarettir.
Mevlevî, hattât, pehlivan, bestekâr ve Arapça ile Farsça’ya vâkıf olan Sultân Aziz, Batı Musikisi hayranlığını Saray’dan çıkarmaya çalışmıştır. Ekibi, Tanzîmât’çıların ileri gelenlerinden olan Âli Paşa ve Fuad Paşa ile daha sonra Yeni Osmanlılar arasında yer alan Mithad Paşa ve arkadaşlarıdır. En büyük şanssızlığı ekibinin tam müstakim insanlar olmayışıdır. Sultân Abdülaziz, özellikle Sultân Abdülmecid devrinde devletin israflar ve sefâhetlerle sarsılan devlet nizâmına hemen çeki düzen vermekle işe başlamıştır. Saray’daki harcamaları durdurmuştur. Devletin hazinesinin kaçak verdiği kara delikleri kapatmaya çalışmıştır.
Zamanındaki ilk olay, Haziran 1861’de baş gösteren Sırp İsyanıdır. Karadağ İsyanı Ömer Paşa tarafından bastırılınca Avrupa ayaklanmış ve Eylül 1861’de İstanbul Mukavelesi imzalanmak mecburiyetinde kalınmıştır. Bu Protokol, Sırplara daha fazla muhtâriyet vermek manasına gelmektedir.
İkinci önemli olay, Sultân Abdülaziz’in üç taht vârisini ve çok sayıda devlet erkânını alarak Feyz-i Cihâd Vapuru ile Nisan 1863’de yaptığı Mısır Seyahatidir. Yavuz’dan sonra Mısır’a gelen ikinci Osmanlı Padişahı olması hasebiyle, Mısırlılar tarafından candan tezâhüratlarla karşılanmıştır. Bu arada, Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunu olan Mısır Valisi İsmail Paşa da istediğini elde etmiştir. Maalesef, sadrazam ve adamlarını elde ederek, daha önce ailenin en büyük erkek evladı Mısır Valisi olacakken, Mayıs 1866’da yayınlattığı bir fermanla, Mısır velâyetini kardeşi Mustafa Fâzıl Paşa’dan alarak oğlu Mehmed Tevfik Paşa’ya vermiştir. Daha sonra Osmanlı Maliye Nâzırlığına getirilen Mustafa Fâzıl Paşa, gizli olarak kurulan Yeni Osmanlılar Cemiyetini destekleyerek bu intikamını almıştır. Haziran 1866’da Mısır Valilerine Hidiv ünvanı verildi ki, kral naibi demektir.
Osmanlı askeri içerdeki iktidar mücadeleleriyle çalkalanırken, Sırbistan’da yine problemler çıkıyor ve Osmanlı Devleti, Nisan 1867’de 345 yıllık hâkimiyetinden sonra Belgrad’ı tamamen Sırp Prensliğine terk ediyordu. 1864’de İyonya Adalarını Yunanistan’a bağışlayan İngiltere, Yunanlıları şımartmış ve Girit’te karışıklıklar başlamıştı. Rusya’nın da desteğiyle Eylül 1866’da Girit İsyanı başladı. Osmanlı Devleti enosis = Yunan’a iltihak’tan başka bir şey istemeyen Rumlarla anlaşamadı. Sadrazam Âli Paşa’nın bizzat Girid’e gelmesi üzerine Fransa, Rusya, Prusya ve İtalya işe karıştı ve Âli Paşa, Ocak 1868’de meşhur Girit Fermanını ilan etti. Artık ada Yunanistan ile Osmanlı Devleti arasında sanki ortak bir eyâlet gibi idi.
Bu arada Sultân Abdülaziz, kendi zamanına kadar hiç bir Osmanlı Padişahının yapmadığı ve 1950 yılına kadar da hiç bir Türk Devlet Başkanının yapmayacağı bir işi yaptı. Yani 46 gün sürecek Avrupa Seyahatine çıktı. Davet, III. Napolyon ve Kraliçe’nin davetiyle Paris’ten başladı. Çok büyük ilgi gördü. Arkasından Galler Prensi VII. Edward’ın karşıladığı Londra ziyareti ile devam etti ve burada Kraliçe Victoria ile görüştü. Halkın çılgınca alkışladığı Abdülaziz, daha sonra Brüksel’e geçerek Kral II. Leopold ile öğle yemeği yedi. Berlin seyahati davetini özürleri sebebiyle kabul edemeyen Sultân Aziz’le Prens Bismarck’ın tavsiyesiyle Prusya Kralı ve Kraliçesi, Berlin’e 460 km uzaklıkta bulunan Koblenz’e kadar gelerek görüştü. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki etkisini göstermesi bakımından önemli idi. İstanbul’a dönerken Viyana Garında Avusturya İmparatoru ve Macaristan Kralı tarafından karşılandı. Daha sonra da Budapeşte’ye uğradı ve Vidin yoluyla İstanbul’a döndü (21.6.1867-7.8.1867).
Bu arada Osmanlı Devleti’nin idarî, hukukî ve siyasî ıslâhâtı da devam ediyordu. 1862’de günümüzün Sayıştay’ı demek olan Div’an-ı Muhâsebât ve 1868’de günümüzün Danıştay’ı olan Şûrây-ı Devlet kurulmuştu. Günümüzün Yargıtay’ı demek olan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye de Abdülaziz devrinde tesis edilmişti. Mecelle’nin hazırlanması için hazırlıklar yapılmıştı. 1868-1869 kışında Yunanistan’la savaşa ramak kalması ve Paris Konferansı ile tatlıya bağlanması; Kasım 1869 tarihinde Süveyş Kanalının açılması, Abdülaziz döneminde meydana gelen önemli olaylardı.
Mustafa Reşid Paşa’nın yetiştirdiği mükemmel bir diplomat olan Âli Paşa’nın Eylül 1871’de vefat etmesi, Osmanlı Devleti açısından içte ve dışta tam bir yıkım oldu. Zira meşrutiyetçi görünen ve Yeni Osmanlılar Cemiyetinin mensupları olan Ziya Paşa, Namık Kemal ve benzerlerine gün doğdu. Rüşvetlerle Mısır Valiliğini oğluna vermeye çalışan Mısır Valisi İsmail Paşa da fırsatçılar arasındaydı. Osmanlı Devleti’nin kaht-ı ricâl devri başladı. Artık devlet, kültürlü ama vasıfsız bir sadrazam olan Mahmûd Nedim Paşa’nın; Mısır Hidivlerine dış borçlanma yetkisi vererek Mısır’ı İngilizlere bir nevi satan Mithad Paşa’nın ve tam bir cani olup Amerikalılardan açıkça rüşvet alan Serasker Hüseyin Avni Paşa’nın elinde kalmıştı. 1876’da Mithad Paşa ve ekibinin akılsız tasarruflarından dolayı, dış borçlar 200 milyon altını geçiyordu. Rus Büyükelçisi Kont İgnatiyev’in tahrikleri ve Sadrazam Mahmûd Nedim Paşa, Adliye Nâzırı Mithad Paşa ve Ticâret Nâzırı Mahmûd Celâleddin Paşa’nın menfaatleri uğruna, Ekim 1875’de 6 Ramazan Kararnâmesi diye bilinen ve istikraz faizlerini % 50 indiren Kararnâme ilan edildi. Avrupa Devletleri ayağa kalktı. Bu arada Hersek ve Bulgaristan isyanları da alabildiğine genişleyerek devam ediyordu. Rusya’nın tahriki ile 6 Mayıs 1876’da Almanya ve Fransa’nın Selanik Konsolosları katledilince tansiyon fevkalade yükseldi. Devleti içte ve dışta rezil eden Mithat Paşa ve ekibi, suçu Sultân Abdülaziz’e yıkarak onu hal’ etmeye karar verdiler. İngiltere’yi arkalarına almışlardı ve onlardan para desteği alıyorlardı.
Önce rüşvet vererek üniversite talebeleri demek olan talebe-i ulûmu ayaklandırdılar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti’ni yıkan ve tarihe 4 büyükler yahut Hal’ Erkânı diye geçen dört vasıfsız adam devletin en önemli makamlarına geldiler (11 Mayıs 1876): Mütercim Rüşdi Paşa sadrazam, Hüseyin Avni Paşa serasker, Mithad Paşa devlet nâzırı ve ehliyetsiz müfsid imam diye bilinen Hasan Hayrullah Efendi Şeyhülislâm oldular. Abdülaziz’in devlete verdiği yeni şekil ve özellikle de yeni donanmadan korkan İngiltere, kuklası olan Mithad Paşa’yı kullanarak Padişah aleyhindeki her hareketi takip ediyordu. 30 Mayıs 1876’da Harbiye Mektebi kumandanı Süleyman Paşa, çoğu Türkçe bilmeyen iki tabur askeri kandırarak Dolmabahçe Sarayı’nı bastı ve Padişah’ı tahttan indirdi. Hal’ fetvâsını Padişah’ın şuurunun bozukluğuna dayandıran Şeyhülislâm ise, hırsının esiri ve inkılabcıların oyuncağı olmuştu. Padişah hal’ edilmekle kalmadı; Dolmabahçe Sarayı tam manasıyla yağmalandı. Hüseyin Avni Paşa, hem hırsız ve hem de namussuz biri idi. Askere bahşiş dağıtılarak memnuniyetsizlikler bastırıldı. Artık 30 Mayıs 1876 tarihinden itibaren, bütün bu olup bitenlerin arkasında olan ve Osmanlı Padişahları arasında mason olduğu bilinen V. Murad Osmanlı tahtında oturuyordu. Sultân Aziz, 4.6.1876 tarihinde yani hal’ından 5 gün sonra, Hüseyin Avni Paşa’nın kiralık katilleri eliyle, kol damarları intihara benzeyecek şekilde kesilerek şehid edildi ve resmen intiharmış gibi gösterildi.
KADIN EFENDİLERİ: 1- Dürr-i Nev Baş Kadın Efendi. 2-Hayrân-ı Dil İkinci Kadın Efendi. 3- Edâ-Dil İkinici Kadın Efendi. 4-Neş’erek (Nesrin) Üçüncü Kadın Efendi. 5- Gevherî Dördüncü Kadın Efendi.
ÇOCUKLARI: 1- Yusuf İzzeddin Efendi; 2- Mahmûd Celâlüddin Efendi; 3- Mehmed Selîm Efendi; 4- Abdülmecid II; 5- Mehmed Şevket Efendi; 6- Mehmed Seyfeddin Efendi; Sâliha Sultân; 8- Nâzıme Sultân; 9- Emîne Sultân; 10- Esmâ Sultân; 11- Fatma Sultân; 12- Münîre Sultân; 13- Emîne Sultân .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
25.06.1861 Sultan Abdülmecid’in ölümü.
Sultan Abdülaziz’in Padişah olması.
06.08.1861 Mehmet Emin Paşa’nın azli, Ali Paşa’nın dördüncü sadareti.
31.08.1861 Karadağ meselesinin İşkodra’da yapılan görüşmelerle barış yolu ile halledilmesi.
29.10.1861 Ali Paşa’nın azli, Keçecizâde Fuat Paşa’nın sadareti.
15.06.1862 Belgrad olayı.
01.07.1862 Keçecizâde Fuad Paşa’nın mali önlemleri.
Devletin malî sıkıntısı, kağıt paranın tedavülden kaldırılması.
23.08.1862 Karadağ Ordusu’nun mağlup edilmesi.
Reika zaferi.
31.08.1862 İşkodra anlaşması.
08.09.1862 Sırbistan’daki Türk Kaleleri hakkında anlaşma.
08.10.1862 Sırbistan ile ilgili meselelerin bir protokol ile halledilmesi.
02.01.1863 Keçecizâde Mehmet Fuat Paşa’nın istifası.
05.01.1863 Yusuf Kamil Paşa’nın sadareti.
03.04.1863 Sultan Abdülaziz’in Mısır gezisine başlaması.
01.06.1863 Yusuf Kamil Paşa’nın azli, Keçecizâde Fuat Paşa’nın ikinci sadareti.
28.06.1864 İstanbul Protokolü.
19.04.1866 Eflak-Boğdan Beyliği’nin başına Prusyalı Charles’in seçimi.
02.06.1866 Mısır valilerine-Hidiv unvanı verilmesi.
04.06.1866 Keçecizâde Fuat Paşa’nın azli ve Mütercim Rüştü Paşa’nın sadareti.
02.09.1866 Girit isyanı, asilerin Yunanistan’a ilhakı kararı.
08.09.1866 Girit ıslahatı.
11.02.1867 Mütercim Rüştü Paşa’nın istifası.
Mehmet Emin Paşa’nın beşinci sadareti.
24.03.1867 Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin Paris’de propagandası.
10.04.1867 Belgrad ve bazı kalelerin Sırbistan’a terki.
21.06.1867 Sultan Abdülaziz‘in Avrupa gezisi, Ali Paşa’nın saltanat vekaleti.
10.07.1867 Sultan Abdülaziz’in Paris’den Londra’ya hareketi.
12.07.1867 Padişah’ın Londra’ya varışı.
23.07.1867 Londra’dan Brüksel’e geçiş.
25.07.1867 Padişah’ın Coblenz’de Prusya Kral ve Kraliçesi tarafından karşılanması.
28.07.1867 Padişah’ın Viyana’ya gelişi.
31.07.1867 Padişah’ın Budapeşte’ye varışı.
07.08.1867 Devlet tarihinde bir Sultan’ın çeşitli Avrupa ülkelerine yaptığı en kapsamlı geziden Padişah’ın İstanbul’a dönmesi.
02.10.1867 Ali Paşa’nın olağanüstü yetkilerle Girid’e hareketi.
04.01.1868 Girid’de ıslahat hareketleri.
01.04.1868 Şuray-ı Devlet kurulması.
09.06.1868 Yabancılara mülkiyet hakkı verilmesi.
02.12.1868 Türk-Yunan siyasi ilişkilerinin kesilmesi.
11.12.1868 Osmanlı Hükûmeti’nin Yunanistan’a ültimatomu.
09.01.1969 Türk-Yunan meselesinin, Batılı Devletlerin isteği üzerine Paris Konferansı’nın toplanması.
12.02.1869 Keçecizâde Mehmed Fuad Paşa’nın ölümü.
18.02.1869 Girid sorunu hakkında Paris konferansı.
19.11.1869 Süveyş Kanalı’nın açılışı.
11.03.1870 Bulgar kilisesinin bağımsızlığı.
13.03.1871
Karadeniz’in tarafsızlığına son veren Londra anlaşmasının imzalanması.
07.09.1871 Sadrıâzam ve Dışişleri Nazırı Mehmed Emin Ali Paşa’nın ölümü.
08.09.1871 Bahriye Nazırı Mahmud Nedim Paşa’nın sadareti.
13.09.1871 Ünlü şair Şinasi’nin ölümü.
16.04.1872 Antakya zelzelesi.
30.07.1872 Mahmud Nedim Paşa’nın azli, Mithat Paşa’nın ilk sadareti.
28.09.1872 Mısır Hidivine dışarıdan borçlanma yetkisinin verilmesi.
19.10.1872 Mithat Paşa’nın azli, Mütercim Rüştü Paşa’nın sadareti.
15.02.1873 Mütercim Rüştü Paşa’nın azli, Ahmet Esat Paşa’nın sadareti.
15.04.1873 Ahmed Esat Paşa’nın azli, Mehmet Rüştü Paşa’nın sadareti.
03.05.1873 Haydarpaşa-İzmit demiryolu hattının açılması.
15.02.1874 İstanbul-Edirne-Filibe demiryolu hattının açılış töreni.
13.04.1875 Mehmed Rüştü Paşa’nın azli, Hüseyin Avni Paşa’nın sadareti.
25.04.1875 Hersek isyanı.
20.08.1875 Hüseyin Avni Paşa’nın azli ve Ahmed Esat Paşa’nın ikinci sadareti.
26.08.1875 Fransa’nın Hersek sorununa karışması.
06.10.1875 Ahmed Esat Paşa’nın azli, Mahmut Nedim Paşa’nın sadareti.
31.01.1876 Faizlerin düşürülmesi kararı.
02.05.1876 Bosna-Hırvatistan isyanlarıyla ilgili (Andraşi Layihası)
06.05.1876 Bulgar ihtilali, Otluk köyü vakası.
10.05.1876 Selanik Olayı (Bir Bulgar kızının Müslüman olması konusu).
11.05.1876 Yüksekokul öğrencilerinin Hükûmet aleyhine gösterileri.
13.05.1876 Mahmud Nedim Paşa’nın azli, Mehmed Rüştü Paşa’nın dördüncü kez sadareti.
30.05.1876 Berlin Memorandumu.
Abdülaziz’in tahttan indirilmesi.
V. Murad’ın Padişah oluşu.
Sultan V. Murad Han
Babası : Sultan Abdülmecid
Annesi : Şevkefza Sultan
Doğduğu Tarih : 21 Eylül 1840
Padişah Olduğu Tarih : 30 Mayıs 1876
Tahttan İndirildiği Tarih : 31 Ağustos 1876
Ölümü : 29 Ağustos 1904
Tanzîmât devrinin çocuğu olan V. Murad, Eylül 1840’da I. Abdülmecid’in Kadın Efendisi Şevketefzâ Vâlide Sultân’dan Çırağan sarayında dünyaya gelmiş ve 30 Mayıs 1876 yılında da 3 ay sürecek olan Osmanlı tahtına çıkmıştır. Sultân Abdülaziz’in tahttan indirilmesinde ve hatta bilmeyerek de olsa katl olunmasında dahli bulunan V. Murad, alaturka terbiye usulleriyle büyütülmüş ve Arapça ile Fransızca’yı gençliğinde öğrenmiştir. 3 aylık padişahlığından sonra Çırağan Sarayında ikamete mecbur edilen V. Murad, Ağustos 1904’de şeker hastalığından vefat etmiştir.
Hayatı diğer Osmanlı padişahları gibi müstakim olmayan V. Murad, Sultân Abdülaziz ile çıktığı Avrupa seyahatinde, Avrupalıların ilgisini çekmiş ve Galler Prensi Edward’ın yakın dostluğunu kazanarak 1867’de mason olmuştur. İstanbul’da Murad Locasını kurdurtan da odur. İngiltere, kendi siyasi emellerine uygun hale getirdiği V. Murad’ın padişah olmasını ve Mithad Paşa’nın da sadrazam olmasını bütün imkânlarıyla desteklemiştir. Talebe-i ulûm isyanında da, askerin siyâsete karışarak Dolmabahçe Sarayını basmasında da ve Abdülaziz’in katlinde de bunların rolü olmuştur.
Tahta çıktıktan sonra, Yeni Osmanlılar Cemiyetinin emirleriyle hareket eder olmuştur. Sadrazam Mehmed Rüşdü Paşa, Serasker Hüseyin Paşa ve Mithad Paşa umduklarını bulamamış ve halk nezdinde olup bitenler konuşulduğundan dolayı, halk desteğini kaybetmişlerdir. V. Murad’ın aklî melekesi zaten karışık olduğundan, amcası Abdülaziz’in hal’i ile ilgili ayrıntılı bilgileri öğrenince iyice dengesini kaybetmiştir. Nihâyet 15 Haziran 1876 gecesi, Girit isyanını görüşmek üzere toplanan vükelâ meclisini basan Sultân Abdülaziz’in kayınbiraderi ve hünkâr yaveri olan Binbaşı Çerkez Hasan, tabancasını çekerek Serasker Hüseyin Avni Paşa’yı, Hâriciye Nâzırı Râşid Paşa’yı ve bazı görevlileri öldürmüştür. Olaydan etkilenen V. Murad’ın aklî melekesi iyice bozulmaya ve dengesiz hareketler yapmaya başlayınca, uzmanlardan hastalığı ile alakalı rapor alınmış ve buna dayanılarak verilen fetvâ ile 31 Ağustos 1876 tarihinde hal’ına karar verilmiştir. Daha sonra sıhhatine kavuşmuş ise de, II. Abdülhamid’in hem iyi davranması ve hem de tedbirler alması sebebiyle devlete zarar verememiştir.
ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1- Elrû Mevhibe Baş Kadın Efendi; 2- Reftâr-ı Dil İkinci Kadın Efendi; 3- Şâyân 3. Kadın Efendi; 4- Meyl-i Servet Dördüncü Kadın Efendi; İKBALLERİ: 5- Resân Hanımefendi; Baş ikbal; 6- Cevher-rîz Hanımefendi; İkinci İkbaldir; 7- Nev-Dürr Hanımefendi; Üçüncü İkbal; 8- Remiş Nâz Hanımefefendi; 9- Filizten Hanımefendi; GÖZDELER: 10- Visâl-i Nur Hanım.
ÇOCUKLARI: 1- Mehmed Salâhaddin Efendi. 2- Süleyman Efendi. 3- Seyfeddin Efendi. 4- Aliyye Sultân. 5- Hatice Sultân. 6- Fehîme Sultân. 7- Fatma Sultân .
30.05.1876 Abdülaziz’in tahttan indirilmesi.
V. Murad’ın Padişah oluşu.
04.06.1876 Sultan Abdülaziz’in ölümü.
06.06.1876 Padişah V. Murad’ın, Sultan Abdülaziz’in intihar olayını bir türlü kabul edememesi.
Ceride-i Havadis gazetesinde, Sultan Abdülaziz’in intihar sureti ile vefat ettiği ilanının yayınlanması.
Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan Vekiller Meclisi’nde Kanun-ı Esasi ve Meşrutiyet idaresi ile ilgili toplantı.
Sadrazam Mütercim Rüştü, Serasker Hüseyin Avni Paşa, Mithat Ziya Paşa ve Sultan Murad arasında yapılan görüşme.
16.06.1876 Çerkez Hasan olayı. Sultan Abdülaziz’in intiharı olayından Hüseyin Avni Paşa’yı sorumlu tutan ve Abdülaziz’in ailesine yakınlığı bilinen Çerkez Hasan’ın intikam alma arayışı ve uygulamaları.
02.07.1876 Prens Milan’ın Sırbistan halkına hitaben bir beyanname yayınlayarak Osmanlı Devleti’ne karşı savaş ilanı.
26.07.1876 Doktor Pana’nın Sultan Murad’ın rahatsızlığı ile ilgili raporu.
01.08.1876 Doktor Akif Paşa ve Dr. Kapolyon’un Sultan Murad’ın rahatsızlığını tespit ettikleri raporu imzalamaları.
19.08.1876 Sadrazam Abdülkerim Paşa’nın Sırp ordusuna karşı kazandığı Aleksınac meydan savaşı.
Muhtar Paşa’nın Karadağ ile savaşı sürdürmesi.
Mithat Paşa ve Veliahd Abdülhamid arasında yapılan görüşmeler.
Abdülhamid’in Kanun-ı Esasi’nin kabulü ve Meşrutiyetin ilan edilmesi ile ilgili sözleri.
30.08.1876 Vekiller Meclisi’nde Sultan Murad’ın rahatsızlığının devam etmesi sebebiyle tahttan indirilip yerine Veliahd II. Abdülhamid’in tahta çıkarılması kararının alınması.
31.08.1876 Vekiller Meclis’nin kararının Veliahd II. Abdülhamid’e bildirilmesi.
V. Murad’ın tahttan indirilmesi.
II. Abdülhamid’in Padişah olması
Babası : Sultan Abdülmecid
Annesi : Tirimüjgân Sultan
Doğduğu Tarih : 21 Eylül 1842
Padişah Olduğu Tarih : 31 Ağustos 1876
Tahttan İndirildiği Tarih : 27 Nisan 1909
Öldüğü Tarih : 10 Şubat 1918
Sultân Abdülhamid Hân, Osmanlı Padişahları arasında en uzun süre tahtta kalanlardan biridir; Osmanlı Devleti’ni yakından ilgilendiren çok önemli olayların saltanatında meydana geldiği nadir padişahlardandır ve en önemlisi de hakkında en çok eser bulunan bir devlet adamıdır. Bir iki sayfada onun şahsiyetini ve devrindeki olayları özetlemek mümkün değildir. Bu sebeple sadece bazı olayların ana hatlarını vermeye çalışacağız.
II. Abdülhamid, I. Abdülmecid’in 4. Kadınefendisi olan Çerkez asıllı Tîr-i Müjgan Kadınefendi’den Çırağan Sarayında Eylül 1842 yılında dünyaya gelen oğludur. 10 yaşında annesini kaybeden Abdülhamid, manevi annesi Başikbal Perestû Hanımefendi’nin terbiyesi altında büyümüştür. 28 yıl II. Abdülhamid’in vâlide sultânlığını ifa etmiştir.
Milletin Sultân Hamid dediği II. Sultân Abdülhamid, şehzâdeliğinin ilk günlerinde musiki dersleri almış; 1850’den itibaren devrinin âlimlerinden hat, Arapça, Farsça, Osmanlı Edebiyâtı ve diğer İslâmi İlimleri ders almıştır. Özellikle hadisden Buhari okuyan Abdülhamid, devrin Maârif Bakanından politika ve iktisad, Vak’anüvis Lütfi Efendi’den Osmanlı Tarihi derslerini dinlemiştir.
Kendinden önceki padişahlardan farklı olarak, Şâzelî tarikatına intisap eden Abdülhamid, 1879’dan itibaren Kadiri tarikatının derslerini almaya başlamış ve ömrünün sonlarına doğru Nakşibendi tarikatına da intisap eylemiştir.
Bu bir kaç satırlık bilgiden anlaşılacağı üzere, Sultan Abdülhamid Han, bütün hayatını tam bir İslâm âlimi ve siyâset ve devlet adamı olmaya vermiştir. Amcası Abdülaziz zamanında ziyâretlerde ve seyahatlerde bulunan Abdülhamid, Fransız İmparatoriçesi, Avusturya Kralı, Prusya Veliahdı, Galler Prensi, Fransa Prensi, Şeyh Şâmil ve Emir Abdülkadir gibi, batılı ve doğulu devlet adamlarıyla tanışmış ve onlardan istifade etmesini bilmiştir. Babasının tabiriyle kuşkulu ve sükûtî oğul olan Abdülhamid, kurulduğu yıl Yeni Osmanlılar Cemiyetine girmiş ve ancak gayelerinin bozuk olduğunu anlayınca ayrılmıştır.
Hayat tarzı itibariyle Sultân Abdülaziz’e benzeyen, şarklı, tam bir Müslüman, tam bir Osmanlı ve tam bir Müslüman Türk olan Abdülhamid Han, takvâ ve dindarlığı sebebiyle halk arasında veliyyullah olarak bilinmiştir. Dedesi II. Mahmûd’a ve Reşid Paşa’ya hayran olduğu ifade edilen II. Abdülhamid, babası I. Abdülmecid ile ağabeyi Murad’ın alafranga hayatının devlete ve millete zarar verdiğine inanıyordu. 31 Ağustos 1876’da, akıl hastası olan V. Murad’ın yerine, Midhat Paşa ve Mütercim Rüşdü Paşa’yı ikna ederek Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamid, dış ve iç düşmanların bütün gayretlerine rağmen, 27 Nisan 1909 yılına kadar Osmanlı tahtında oturmayı başârmıştır.
II. Abdülhamid’in saltanat yıllarını ikiye ayırmak ve meseleleri ona göre değerlendirmek şarttır:
BİRİNCİ SALTANAT DEVRİ
(31.8.1876-13.2.1878);
MİDHAT PAŞA VE EKİBİNİN İDAREYİ ELİNDE TUTTUĞU ÇÖKÜŞ YILLARI
II. Abdülhamid, Midhat Paşa ve ekibini taltif ederek tahta çıkmış ve maalesef Meclis-i Mebusan’ın kapatıldığı Şubat 1878’e kadar da, idarede hep onların sözleri geçerli olmuştur. Neticede bu bir buçuk yıl kadar zaman, Osmanlı Devleti’nin çöküş ve hatta yıkılış yılları olmuştur. Rus askerlerinin Yeşilköy’e kadar geldiği bu acılı günlerin faturasını II. Abdülhamid’e yüklemek çok büyük hata olacaktır. Bu devrenin en önemli olaylarını şöylece özetlemek mümkündür:
Midhat Paşa ve Rüşdi Paşa’ların meşrutiyetle alakalı şartlarını kabul ederek II. Sultân Abdülhamid Hân ünvanını alan Sultân Abdülhamid, Aralık 1876’da Midhat Paşa’nın entrikalarından bıkarak istifa eden Rüşdi Paşa’nın yerine Midhat Paşa’yı sadrazamlığa getirdi. Osmanlı Devleti tam bir isyan ülkesi haline gelmiş ve bu durum açık denizlere girmek isteyen Rusya’nın iştahını açmış olmasından dolayı, Düvel-i Muazzama, İstanbul’da Tersane Konferansını tertip etmişlerdir. İngiliz baş mürahhası ve Türk dostu olan Lord Salisbury ısrarla Rus-Osmanlı savaşına taraftar olmadıklarını söylemesine ve Rus Çarı II. Aleksandr da, barışçı bir tavır izlemesine rağmen, Midhat Paşa, padişahla münakaşayı bile nazara alarak Rusya’ya harp ilan edilmesini savunmuştur. Midhat Paşa ile aynı fikirde olanlar, sadece Rusya’daki Panslavistlerdi.
Böyle bir dönemde, Osmanlı Devleti Midhat Paşa ve ekibinin ısrarıyla, 23 Aralık 1876 tarihinde I. Meşrutiyet’i (Taclı Meşrutiyet veya 93 Meşrûtiyeti de denmektedir) ilan etti ve temel itibariyle 1960 yılına kadar yürürlükte kalacak olan ilk yazılı Anayasasını yani Kanun-ı Esâsî’yi ilan etti. Bundan cesaret alan, Midhat Paşa ve ekibi, ordunun harp istediğini, Rusya’nın yenileceğini ve İngiltere’nin Osmanlı Devleti’nin yanında harbe katılacağını iddia ederek, harp ilanına karşı olanları vatan hâini ilan ettiler. II. Abdülhamid bunlardan hiç birini kabul etmiyordu ve ancak çaresizdi. Harp tekliflerini incelemek üzere Ocak 1877’de toplanan Meclis-i meb’usân’ın 240 üyesinden 60’ı gayr-i müslim idi. Karar, harp ilanının lehine çıktı ve Osmanlı Devleti’ni yıkılışa götüren bu karar, Rusya ile Osmanlı Devleti’nin başbaşa kalmasına sebep oldu. Memleketin felakete gittiğini gören II. Abdülhamid, Midhat Paşa’yı Şubat 1877’de azletti ve sürgün etti. Bu arada Düvel-i Muazzama, evvela büyükelçilerini İstanbul’dan çektiler ve sonra da Mart 1877’de Londra Protokolünü imzaladılar. Tersane Konferansından daha hafif teklifler ihtiva eden bu konferansı, Rus Çarı kabul etti ve sadece harp isteyen aşırı milliyetçileri teskin için Karadağ’a Nikşi Kazasının bırakılmasını istedi. Bunu Kanun-ı Esâsi’ye aykırı bularak reddeden Bâb-ı Âli, Nisan 1877’de büyük Rus-Osmanlı Savaşının yani halkın ifadesiyle 93 Harbi’nin başlamasına yol açtı. Fiilen Haziran 1877’de başlayan bu harb Ocak 1878’de Osmanlı Devleti’nin her şeyini kaybetmesiyle sonuçlandı. 93 felâketi, Şubat 1878’de Meclis-i meb’ûsân’ın kapatılmasını ve II. Abdülhamid’in ikinci saltanat devresinin başlamasını netice verdi. Tarihçilere göre bu bir buçuk yıllık devreden II. Abdülhamid sorumlu değildi.
II. ABDÜLHAMİD’İN İKİNCİ SALTANAT DEVRESİ=ŞAHSİ İDARE DEVRİ
(13.2.1878-27.4.1909):
30 yıl kadar süren bu devreye, II. Abdülhamid’in şahsî idare devri veya muhâliflerinin ve maalesef Cumhuriyet dönemi tarihçilerinden bir çoğunun ifadesiyle istibdâd devri (devr-i istibdâd) denmektedir. Bilançoları çok ağır olan 93 felâketinin devleti yok edeceğini gören basiretli devlet adamı II. Abdülhamid, Meclis-i Meb’ûsân’ın bağımsız Ermenistan, Pontus ve Kürdistan gibi devletlerin kurulmasını tartıştığını görünce, 13.2.1878’de Meclis’i fesh etti. Alman Devlet Adamı Bismark, “bir devlet millet-i vâhideden mürekkeb olmadıkça, meclisin faydadan ziyade zarar vereceğini” ifade ederek tasvip etti. Rus Çarı zaten memnundu. Durumdan rahatsız olan İngiltere, V. Murad’ı padişah ve Midhat Paşa’yı sadrazam yapmak için Genç Osmanlılardan Ali Suavi’yi tahrik ederek, tarihe Çırağan Baskını veya Ali Suavi Vak’ası olarak geçen elim olayı patlattı. Arkasında, İngiliz Büyükelçisi Lord Elliot ve yerine gelen Lord Layard ile Ali Suavi’nin İngliz ajanı olan hanımı Mary vardı. 23 ihtilâlcinin ölümü ile sonuçlanan bu sonuçsuz darbe, II. Abdülhamid’i hafiyye denilen gizli teşkilâtını kurarak daha sıkı idareyi ele almasına mecbur etti.
kitaba ulaşmanın en kolay yolu
kitaba ulaşmanın en kolay yolu
İç buhranlarla perişan olan ve her iki cephede de mağlup duruma düşen Osmanlı Devleti, Yeşilköy’e kadar gelen Ruslarla, İntihar Andlaşması denilebilecek olan 3.3.1878 tarihli Ayastafanos Muâhedesini imzaladı. Ancak düvel-i muazzama denilen İngiltere, Fransa ve Avusturya yani Almanya’nın bundan rahatsız olmaları üzerine, 4,5 ay sonra bu andlaşma yok sayıldı ve 13.7.1878’de Berlin Muâhedenâmesini imzalayarak varlığını 30-40 yıl daha uzatmış oldu. Berlin Muâhedenâmesi de, Osmanlı Devleti’ni, Romanya, Sırbistan ve Karadağ’a tam istiklâliyet vererek Avrupa’dan tasfiye ediyordu. Bosna-Hersek Eyâleti Avusturya’ya verilirken, otonom bir Bulgaristan Prensliği kuruluyordu. Karadağ’a bir kaza bırakmamak uğruna, devlet, Avrupa’dan siliniyordu.
Berlin Muâhedenâmesinden cesaret alan Ermeniler, 1895-1896 yıllarında Doğu Anadolu’da katliamlara ve bağımsız bir Ermenistan kurma teşebbüslerine giriştiler. II. Abdülhamid, teşkil ettiği Hamidiye Alayları ile bu tehlikeyi bertaraf etti ve dahi denecek kadar mükemmel olan dış politikasıyla, büyük devletlerin işe karışmasına mani oldu. Ermeni isyanlarına karşı sert tedbirler alan II. Abdülhamid, Ermeniler tarafından Kızıl Sultân diye anılmaya başlandı. İttihâdcılar ve Cumhuriyet dönemindeki sözüm ona bazı aydınlar da, aynen Ermeniler gibi, bu ünvanı kullanmaya devam etti. Ermenilerle ilgili batılı devletlerin baskılarını, imtiyaz ve maddi menfaat gibi her çeşit imkânı kullanarak durdurdu ve İngiltere bu diplomatik girişimler üzerine Çanakkale Boğazına kadar getirdiği Akdeniz filosunu geri çekti.
Ermenilerden bir netice alamayan İngiltere, dış borç batağına sapladığı Hidiv İsmail Paşa’dan Süveyş Kanalı tahvillerini de satın aldı. Bunun üzerine Mısır’a baskı yapmaya başladı. 1879’da Hidiv’in azledildiği Mısır, yine sükûn bulmadı. İngilizlerin Mısır’a hücum etmesi üzerine, II. Abdülhamid’in Mısır’a başbakan tayin ettiği Arabî Paşa’ya bağlı ordu Eylül 1882’de İngilizlere yenildi. Artık Mısır, fiilen İngiliz işgali altındaydı.
Bu arada büyük devletlerin tahriki ile iyice şımaran Yunanistan, Epir (Yanya) ve Girit Eyâletlerine göz dikerek Osmanlı Devleti’ne harp ilan etti. Ancak Osmanlı orduları Yunanlıları bir kaç defa mağlup ettikten sonra Atina’ya kadar yaklaştılar. Yunanistan’ın sulh talebi üzerine, araya yine büyük devletler girdi ve son söz yine onların oldu. Aralık 1897’de imzalanan İstanbul Andlaşmasına göre, Tesalya geri veriliyor ve Girit’e muhtâriyet tanınıyordu.
İçte ve dıştaki bütün menfiliklere, Ermenilerin püskürtülmesi ve Yahudilere Filistin’de arazi verilmeyerek geri çevrilmeleri sebebiyle bütün Batılı devletlerin ve lobilerin aleyhteki faaliyetlerine rağmen, II. Abdülhamid, hiç bir zaman vazgeçmediği ittihâd-ı İslâm (İslâm Birliği) siyâseti sebebiyle halkı tarafından sevildi ve tutuldu. Neticede Devleti de ayakta durdurdu. 1902-1903 yıllarında Vilâyât-ı Selâse denilen Kosova (Üsküb merkezli), Selanik ve Manastır çevrelerinde, Makedonya İhtilâli başladı ve yine büyük devletler araya girerek Osmanlı Devleti’ne baskı yapmaya başladı. Ermeni komitacıları ve milletlerarası siyonizmin temsilcileri, davalarına engel gördükleri II. Abdülhamid’i yok etmek üzere, terörist Belçikalı Jorris ile anlaştılar. 21 Temmuz 1905’de Cuma Selamlığında patlayan bomba, Padişahı yok etmek için patlatılmıştı; ama Allah korudu. İngilizler de boş durmuyordu; 1905’de Yemen’de isyan çıkardıkları gibi, II. Abdülhamid’in Akabe Kasabasına asker göndermesine müsaade etmek istemeyen İngiltere ile de savaş için burun buruna gelindi. İngilizlerin altın verdiği Arap kabileleri Osmanlı ordusuna saldırdı ise de bunlar bertaraf edildi. İngilizler Hicaz demiryolu ile Bağdad demiryolunun acısını böylece çıkarmak istiyorlardı. Neticede Tâbe ve Akabe arasındaki sınır, Mısırlı ve Osmanlı subayları tarafından yeniden çizildi.
Dış ve iç baskılara rağmen 30 yıl Osmanlı Devleti’ni büyük sıkıntılarla ayakta tutan II. Abdülhamid, bu idareyi devam ettirmek için bazı zecrî tedbirlere baş vurmak mecburiyetinde kalmıştı. Ancak bundan da önemlisi, Ermeni ve Yahudi meselesi yüzünden bütün basın ve Avrupa kamuoyu tamamen aleyhine geçmişti. Bu aşırı propagandalara rağmen, Müslüman halk, veli bildiği Padişaha itaat etmeyi ibadet telakki ediyordu. Ancak menfi güçlerin tahriki ile genç aydınlar ve askerler arasında, 93 felaketi ile memleketi sürüklediği uçurum unutularak, körü körüne bir Midhat Paşa hayranlığı yeniden başlamıştı. Yeni Osmanlılar veya Genç Türklerin fikirleri yeniden dirildi. 1890 yılında bir kısım Harbiye ve Askerî Tıbbıye talebelerinin teşebbüsü ile gizlice kurulan İttihâd ve Terakki Cemiyeti, II. Abdülhamid’in azlini gaye edinen bir hareket idi ve asker siyâsete yine karıştırılmıştı. Ermenilerin ortaya attığı Kızıl Sultân iftirası, bunlar tarafından da kullanılmaya başlandı. Daha sonra anlatacağımız gibi, İttihâdcı Prens Sabahaddin Bey, Abdülhamid’in Ermeni kâtili olduğunu söyleyecek kadar azıttı. III. Ordudaki Tal’at Bey, Enver Bey, Niyazi Bey ve benzeri genç subayları da arasına katan İttihâd ve Terakki Cemiyeti, kazandığı gücü teröre transfer edecek kadar dengeyi kaybetti. Hareketlerine karşı koyanlara mürteci damgasını vuran İttihâd ve Terakkiciler, II. Abdülhamid’e temel hükümleri zaten yürürlükte olan Kanun-ı Esâsi’yi tamamen yürürlüğe sokmak ve Meclis’i açmak üzere baskı yaptılar. 23 Temmuz 1908’de II. Meşrûtiyet ilan edildi. Bu iç kargaşadan istifade eden Bulgaristan ve Bosna-Hersek Osmanlı Devleti’nden ayrıldı ve İttihâdçıların ittihâd-ı anâsır fikrinin ilk acı meyvesi bu oldu. İttihâdcıların basiretsizlikleri yüzünden, 240 üyeli meclisin sadece 140’ı Türk olmak üzere Meclis-i Meb’ûsân 17 Aralık 1908’de açıldı. Azınlıklar, demokrasi geldi diye devlete bağlanmadılar ve bilakis devlete isyan etmeye başladılar. Müslümanların kanına giren Sırplar, Bulgarlar, Ermeniler ve benzeri azınlıklar için af ilan edildi. İstanbul’da Ermeni ihtilâli yapıldı; ama suçlu Müslümanlar oldu. Bunu fırsat bilen İngilizler ve diğer Osmanlı düşmanları, Üçüncü Ordudan İstanbul’a sevk edilen avcı taburları tarafından 31 Mart Vak’ası denilen ihtilali çıkardılar. Asker ve bunlara katılan hamallar gibi sıradan insanlar, şerî’at elden gidiyor diyerek devlete karşı ayaklandılar. İttihâdçıların hem Abdülhamid’den kurtulmak ve hem de muhâliflerini ve samimi dindarları ezmek için tertip ettiği bu olay, İstanbul’a gelen Hareket Ordusu tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı.
Neticede Meclis’i toplayan İttihâdcı Tal’at Bey, 27 Nisan 1909 tarihinde, silah tehdidi altında Meclis’den hal’ kararını çıkardı ve içinde hiç Müslüman Türk bulunmayan dört kişilik heyetle (Yahudi Emanuel Karaso, Ermeni Komitecisi Aram Efendi, Arnavud Es’ad Toptani Paşa ve Gürci Ârif Hikmet Paşa) hal’ kararını II. Abdülhamid’e tebliğ ettirdi. Böylece Osmanlı Devleti’nin yıkılış trendi, maalesef hız kazanmıştı.
KADIN EFENDİLERİ: 1- Nâzik-edâ Baş Kadın Efendi.; 2- Bedr-i Felek Baş Kadın Efendi; Sâfi-nâz Nur-efzûn 2. Kadın Efendi; 4- Bîdâr 2. Kadın Efendi; 5- Dilpesend 3. Kadın Efendi; 6- Mezîde Mestân 3. Kadın Efendi; 7- Emsâl-i Nûr 3. Kadın Efendi; 8-Ayşe Dest-i Zer Müşfika (Kayıhân) 4. Kadın Efendi. İKBALLERİ: 9- Sâz-kâr Hanımefendi; Baş ikbal; 10- Peyveste Hanımefendi; İkinci İkbaldir; 11-Fatma Pesende Hanımefendi; Üçüncü İkbal; 12- Behîce (Maan) Hanımefefendi; Dördüncü İkbâl; 13- Sâliha Nâciye Hanımefendi; 4. İkbal. GÖZDELER: 14- Dürdâne Hanım; Baş Gözde; 15- Câlibos Hanım; 2. Gözde; 16- Nazlıyâr Hanım; 3. Gözde
ÇOCUKLARI: 1- Mehmed Selim Efendi; 2- Mehmed Abdülkadir Efendi; 3- Ahmed Nuri Efendi; Ulviyye Sultân; 5- Nâile Sultân; 6- Zekiyye Sultân; 7- Fatma NâimeSultân; 8- Seniyye Sultân; 9- Senîha Sultân; 10-Şâdiye Sultân. 11- Hamîde Ayşe Sultân (Babam Sultânhamid adlı kitabın yazarı). 12- Refî‘a Sultân; 13- Hatice Sultân. 14- Aliyye Sultân; 15- Cemîle Sultân; 16- Sâmiye Sultân. 17- Mehmed Burhânüddin Efendi. 18- Abdürrahim Hayri Efendi. 19- Ahmed Nureddin Efendi. 20- Mehmed Bedreddin Efendi. 21- Mehmed Âbid Efendi .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
Sultan Abdülhamit'in Petrol Savaşı
31.08.1876 V. Murad’ın tahttan indirilmesi.
II. Abdülhamid’in Padişah olması.
07.09.1876 Sultan Abdülhamid’in kılıç alayı.
14.09.1876 Batılı Devletlerin, 4 Eylül’de Osmanlı Devleti’nin Sırbistan ile ilgili şartlarını reddetmeleri.
29.10.1876 Sırp Ordusu’nun mağlup edilmesi.
31.10.1876 Rusların Babıâli’ye verdikleri ültimatom: “Sırbistan ve Karadağ hareketini durdurun”.
04.11.1876 Şark meselesinin halledilmesi için Rusya ve Batılı Devletlerin İstanbul’da bir konferans toplanması teklifleri.
Kanunî Esasi’yi hazırlamak üzere 28 kişilik bir komisyonun kurulması.
19.12.1876 Rüştü Paşa’nın istifası, Mithat Paşa’nın ikinci sadareti.
23.12.1876 Tersane Konferansı (İstanbul Konferansı).
Birinci Meşrutiyetin ilanı.
1876 Kanuni Esasi’nin (İlk Anayasa) ilanı.
21.08.1877 Süleyman Paşa’nın Şipka taarruzu.
17.09.1877 Gazi Osman Paşa’nın Plevne’yi müdafaa etmesi.
15.10.1877 Süleyman Paşa’nın Balkan Orduları komutanlığına getirilmesi.
11.01.1878 Ethem Paşa’nın azli, Ahmet Hamdi Paşa’nın sadareti.
20.01.1878 Rusların Edirne’ye girmeleri.
31.01.1878 Rusların İstanbul’a yönelmelerine engel olmak için mütareke isteği ve Edirne mütarekesi.
04.02.1878 Ahmet Hamdi Paşa’nın azli, Ahmet Vefik Paşa’nın (Başvekil) ünvanıyla ilk sadareti.
13.02.1878 İlk Meclisi Mebusan’ın tatili. (Birinci Meşrutiyet’in sonu)
03.03.1878 Rusların Ayastefanos (Yeşilköy) yakınlarına gelmeleri nedeniyle Ayastefanos Mütarekesi’nin imzalanması.
18.04.1878 Vefik Paşa’nın azli, Mehmet Sadık Paşa’nın Başvekil olması.
20.05.1878 Ali Suavi olayı (Çırağan vakası)
28.05.1878 Sadık Paşa’nın azli, Mütercim Rüştü Paşa’nın sadareti.
04.06.1878 Osmanlı-İngiliz ittifakı. (Kıbrıs Andlaşması) Kıbrıs’ın İngilizlere kiralanması.
13.07.1878 Berlin andlaşması.
Uluslararası 2. büyük kongre.
Osmanlı İmparatorluğu için “Şark Meselesi”nin başlaması.
14.07.1878 Rüştü Paşa’nın azli, Esat Saffet Paşa’nın sadareti.
Avusturyalıların Bosna-Hersek’i işgali.
04.12.1878 Saffet Paşa’nın azli, Hayreddin Paşa’nın sadareti.
21.04.1879 Avusturya ile Bosna-Hersek anlaşması.
29.07.1879 Hayreddin Paşa’nın azli, Ahmet Arifi Paşa’nın sadareti.
18.10.1879 Ahmet Arifi Paşa’nın azli, Küçük Said Paşa’nın sadareti.
09.06.1880 Said Paşa’nın azli, Mehmet Kadri Paşa’nın sadareti.
11.09.1880 Mehmet Kadri Paşa’nın azli, Said Paşa’nın sadareti.
12.05.1881 Fransa’nın Tunus’u işgali.
27.06.1881 Mithat Paşa’nın yargılanması.
02.07.1881 Teselya ve Narda kazasının Yunanistan’a terki.
20.12.1881 “Muharrem Kararnamesi”nin ilanı ve Duyun-ı Umumiye’nin kuruluşu.
02.05.1882 Said Paşa’nın azli, Abdurrahman Nurettin Paşa’nın sadareti.
10.07.1882 Abdurrahman Nurettin Paşa’nın istifası.
11.07.1882 İngiliz Donanması’nın İskenderiye’yi bombalaması, Mısır sorunu.
12.07.1882 Said Paşa’nın üçüncü sadareti.
30.07.1882 Said Paşa’nın azli, Ahmet Vefik Paşa’nın sadareti.
03.12.1882 Ahmet Vefik Paşa’nın azli, Said Paşa’nın dördüncü sadareti.
28.06.1884 Bestekâr Hacı Arif Bey’in ölümü.
18.09.1885 Doğu Rumeli vilayetinin Bulgaristan ile birleşmesi.
24.09.1885 Said Paşa’nın azli, Kamil Paşa’nın sadareti.
19.10.1885 Sırp-Bulgar çatışması ve Bükreş andlaşması.
21.01.1886 Yunanistan’ın Girid Adası’nı kendine bağlama teşebbüsü.
02.12.1888 Ünlü vatan şairi Namık Kemal’in ölümü.
01.04.1891 Ahmet Vefik Paşa’nın ölümü.
04.09.1891 Kamil Paşa’nın azli, Ahmet Cevat Paşa’nın sadareti.
11.05.1895 3 Devlet tarafından Babıâli’ye memorandum verilmesi.
08.06.1895 Memorandum’un Padişah tarafından reddedilmesi.
Cevat Paşa’nın azli, Said Paşa’nın beşinci sadareti.
30.09.1895 Memorandumun reddine karşı olan Ermeni komitecilerin Babıâliye yürümeleri.
30.10.1895 Ermeni isyan ve terör hareketleri.
01.10.1895 Said Paşa’nın azli, Kamil Paşa’nın sadareti.
07.10.1895 Kamil Paşa’nın azli ve İzmir’e vali olması.
Halil Rıfat Paşa’nın sadareti.
26.08.1896 “Banka Olayı” Ermenilerin Osmanlı Bankası baskınları.
18.04.1897 Yunanistan’a harp kararı – Türk zaferleri.
04.12.1897 Osmanlı-Yunan barışı.
18.12.1897 Girid’in bağımsızlığı.
1899 Alman İmparatoru Wilhelm’in Osmanlı ülkesini ziyareti.
05.04.1900 Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın ölümü.
29.10.1900 Azerbaycan okullarında Türk dili yasağının kaldırılması.
05.11.1901 Fransız Donanması’nın Midilli’ye asker çıkarması.
09.11.1901 Sadrazam Halil Rıfat Paşa’nın ölümü.
18.11.1901 Said Paşa’nın altıncı sadareti.
04.02.1902 Paris’te Prens Sabahaddin başkanlığında Mülteciler Kongresi’nin toplanması.
14.01.1903 Said Paşa’nın azli, Mehmet Ferid Paşa’nın sadareti.
02.08.1903 Makedonya ihtilâlinin yayılması.
25.10.1903 Makedonya ıslahatı.
29.08.1904 Eski padişah V. Murad’ın ölümü.
21.07.1905 Yıldız Hamidiye Camii önünde, Abdülhamid’e suikast girişimi. (Bomba Olayı)
26.12.1905 Midilli ve Limni gümrük ve posta idarelerinin devletlerce işgali.
25.04.1907 Gümrük resminin arttırılması.
10.06.1908 Reval görüşmesi ve Anadolu’nun paylaşılması.
22.07.1908 Ferid Paşa’nın azli, Said Paşa’nın yedinci sadareti.
23.07.1908 İkinci Meşrutiyet’in ilânı.
04.08.1908 Said Paşa’nın istifası, Kamil Paşa’nın sadareti.
05.10.1908 Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ilhakı. Bulgar Krallığı’nın kuruluşu.
06.10.1908 Girid’in Yunanistan’a ilhakı.
17.10.1908 İkinci Meşrutiyet’in ilanı ve Meclisi Mebusan’ın açılması.
13.02.1909 Kamil Paşa’nın istifası, Hüseyin Hilmi Paşa’nın ilk sadareti.
12.04.1909 Taşkışla’da bulunan Avcı taburlarının isyanı.
13.04.1909 “31 Mart Vak’ası” Hüseyin Hilmi Paşa’nın istifası.
Tevfik Paşa’nın sadareti.
14.04.1909 Adana’da Ermeni isyanı.
15.04.1909 Hareket Ordusu’nun İstanbul’a gelmek için Selânik’ten hareketi.
İsyanın bastırılması.
24.04.1909 “Hareket Ordusu”nun İstanbul’a gelişi.
27.04.1909 “Meclis-i Umumi-i Millî”nin toplanması.
Sultan Abdülhamid’in halli kararı ve bunu tebliğ edecek heyetin kurulması.
Abdülhamid ve ailesinin Sirkeci’den tren ile Selânik’e sürgüne gönderilmesi.
V. Mehmed’in (Mehmed Reşad) Padişahlığı.
Sultan V. Mehmed Reşad Han
Babası : Sultan Abdülmecid
Annesi : Gülcemal Sultan
Doğduğu Tarih : 2 Ekim 1844
Padişah olduğu tarih : 27 Nisan 1909
Öldüğü Tarih : 3 Temmuz 1918
Halk arasında Sultân Reşâd olarak meşhur olan V. Mehmed Reşâd hân, Sultân Abdülmecid’in Çırağan Sarayında 1844 yılında Gül-cemâl Kadınefendi’den dünyaya gelen 3. Oğludur. 27 Nisan 1909 tarihinde 65 yaşında Osmanlı tahtına oturmuştur. Dehası itibariyle Abdülhamid ile kıyaslamak mümkün değilse de, İslâm kültürüne vâkıf, Arapça ve Farsça’yı iyi bilen hattât, Mevlevî ve şâir bir padişahdır. Maalesef, İttihâd ve Terakkinin meşru ve gayr-i meşru her isteklerine boyun eğerek padişahlığını doldurmuştur.
İttihâdcılar, herkesi 31 Mart mürettibliği ve irtica ile suçlamaya başlamışlar, tehdid ile Tal’at Bey’i Dâhiliye nâzırı yapmışlardır. Roma Büyükelçisi olan ve tam bir ahlaksız diye vasıflandırılan İbrahim Hakkı Bey, zorla sadrazamlığa getirilmiştir. Tabii ki, Trablusgarb’ın elden çıkmasına da sebep olmuştur. Hareket Ordusu Kumandanı Mahmûd Şevket Paşa ise, harbiye nâzırı olarak kabinede yerini almıştır. Sonradan, İttihâdcılar için “beyinsiz mahluklar” diyerek can verecektir. Kısaca Sultân Reşâd döneminde iktidar, tamamen Tal’at, Enver ve Cemal Paşa üçlüsünün elindedir. İttihâdcıların zorbalığı ile, Kavalalı Hânedanından Mehmed Said Hâlim Paşa sonradan sadrazamlığa getirilmiştir. Hiç bir vasfı olmadığı halde, kurallar çiğnenerek Tal’at Paşa’nın sadrazamlığa getirilmesi de bu döneme rastlamaktadır. Son olarak, I. Cihan Harbine Osmanlı Devleti’nin girmesini dahi, Padişaha haber vermeden bu üçlünün yaptığını ifade edersek, Osmanlı Devleti’nin bu dönemde içine düştüğü çukuru daha iyi anlayabiliriz. Kısaca Osmanlı Devleti’nin bu kadar kötü eller tarafından idare edildiği başka bir dönemi mevcut değildir. Maalesef, İttihâdcıların Şeyhülislâmlarından Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi’nin de farmason olduğu açıkça ifade edilmektedir.
Bu kadro iş başına gelince, dış güçler Osmanlı Devleti vatandaşlarını tahrike başladılar. Suriye’de Dürziler, Yemen’de Zeydîler ve Balkanlarda Arnavudlar isyan ettiler. İttihâdcı politikanın iflas ettiğini gören Sultân Reşâd, yanına sadrazam ve diğer devlet erkânı ile Bediüzzaman gibi âlimleri de alarak, Rumeli Seyâhatine çıktı. Mahmûd Şevket Paşa’nın büyük kuvvetlerle ve silahla susturamadığı isyanı, 100.000 Arnavud ile Kosova Meydanında namaz kılarak teskin ettirdi (Haziran 1911).
İttihâdcılar kendilerine yakın olan Trablusgarb Valisi Recep Paşa’yı İstanbul’a davet ederek Harbiye Nâzırı yaptılar ve Abdülhamid’in Libya’yı korumak üzere bulundurduğu tümeni, hatalı bir kararla Yemen’e sevk ettiler. Bunu fırsat bilen İtalya, İttihâdcıların adamı ve kendisinin de ajanı olan Emanuel Karaso’yu kullanarak Libya’yı işgal etmek üzere harb ilan etti. Ekim 1911’de İtalyanlar Trablus ve Bingazi’yi işgal ettiler. Ancak Abdülhamid’in burada kurduğu milis teşkilâtı olan Senûsîler ve Kuloğulları sayesinde, Mussolini zamanına kadar Libya’yı tam olarak teslim alamadı. İtalyanlar daha sonra Mayıs 1912’de Akdeniz Adalarının merkezi olan Rodos’u işgal etti. Bu mağlubiyetlerin faturasının İttihâdcı Hakkı Paşa’ya kesilmemesi için İttihâd ve Terakki Partisi, Padişah'a Meclis’i fesh ettirdi ve Hakkı Paşa’yı Londra’ya gönderdi. İttihâdcıların tahriki ile Osmanlı ordusundaki subaylar, ittihâdcı ve halâskâr diye ikiye ayrıldılar; çeteler kurarak birbiriyle boğuşmaya başladılar. Bu rezâletin neticesinde Ekim 1912 Lozan Muâhedesi ile İtalya Harbine son verildi ve Libya İtalya’ya bırakıldı. 12 Ada ve Rodos Osmanlıya iade edildi.
II. Abdülhamid’in ittihâd-ı İslâm siyâsetini anlamayan İttihâdcıların Hakkı Paşa Hükümeti, ittihâd-ı anâsır diyerek, meşhur Temmuz 1910 tarihli Kiliseler ve Mektepler Kanununu çıkardı. Böylece asırlardır, aralarındaki rekabetle birbirlerine düşen Bulgar, Sırp ve Yunan azınlıklar arasında hakemlik yapılmış ve düşman birleştirilmiş oldu. Bununla da kalınmayarak Rumeli’deki yetişmiş 120 tabur terhis edildi ve yerine acemiler gönderildi. İttihâdcılar bunu yaparken, azınlıklar Rusya ve diğer devletlerin yardımıyla ağır silahlar satın alıyordu; bundan Selanik’te oturan II. Abdülhamid haberdar oluyor; ama ittihâdcıların kulakları kapalı kalıyordu. Rusya ile anlaşan Bulgaristan, Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan Ekim 1912’de arka arkaya Osmanlı Devleti’ne karşı harb ilan ettiler ve Osmanlı Devleti’ni perişan eden Balkan Harbi başladı. Böyle nazik bir dönemde Osmanlı Hâriciye Nâzırı Ermeni Gabriel Noradungiyan Efendi idi. Sonradan Osmanlı Devleti’ne hıyânet etti. Osmanlı Devleti’nin elinde Şark Ordusu denilen 5 kolordu dışında askeri olmadığı gibi, Arnavudlar da, Büyük Arnavutluk hayaliye gayr-i müslim çetelerle birlikte hareket ediyorlardı. Aralarında ittihâdcı ve halâskâr diye ikiye bölünen Şark Ordusu, Bulgaristan kuvvetleri karşısında mağlup olarak Kasım 1912’de Çatalca’ya kadar geriledi. Garb Ordusu da Sırplara karşı mağlup olmuştu. Yunanlılar meşhur Preveze’yi aldılar ve 6 Kasım 1912’de Selanik Yunanlılara Tahsin Paşa tarafından teslim edildi. İttihâd ve Terakki’ye göre mehd-i hürriyet olan Selanik, kendi siyâsetleri neticesinde Yunanlılara teslim edilmiş ve orada ikamet eden II. Abdülhamid, göz yaşları içinde İstanbul Beylerbeyi Sarayı’na nakledilmişti. Mart 1913’de Edirne açlıktan dolayı Bulgarlara ve Yanya da Yunanlılara teslim edildi. Abdülhamid’in hal’ meselesindeki heyette bulunan Arnavud Es’ad Toptanî Paşa, devlete hıyânet ederek komutan Hasan Rıza Paşa’yı öldürüp İşkodra’ya el koydu. Osmanlı Devleti aleyhinde Bulgarlar, Sırplar, Yunanlılar ve Arnavudlar ittifak etmişlerdi. Arnavudları bu isyana iten sebeplerin başında İttihâdcıların dine aykırı hareketleri geliyordu.
Bütün bu olan bitenlere karşı, adı büyük ama kendisi küçük olan Ahmed Muhtâr Paşa’nın kabinesinde sadece Kıbrıslı Kâmil Paşa ve Şeyhülislâm Cemâleddin Efendi ittihâdcılara muhâlif idiler. İttihâd ve Terakki, sert tutumlarından dolayı Dâhiliye Nâzırı Ahmed Reşîd Bey’den de bunalmışlardı. Harbiye Nâzırı ise, İttihâdcılara muhâlif olan Halâskâr Zâbitân Cuntasının lideriydi. Bu ittifakdan rahatsız olan İttihâd ve Terakki’nin liderlerinden Yarbay Enver Bey ve Albay Cemal Bey, İttihâdcı Prens Said Hâlim Paşa’nın yalısında bir araya geldiler ve siyâsetle uğraşmayacaklarına dair yemin ettiler. Kâmil Paşa bu yeminlere inanmadı ve nitekim onun aleyhinde Edirne’yi Bulgarlara verecek diye propagandaya başladılar. 23 Ocak 1913 günü Enver Bey, komitecilerini alarak Bâb-ı Âli’yi bastı. 8 eri ve iki subayı şehid eden çeteler, kendilerine karşı çıkan Harbiye Nâzırı Nâzım Paşa’yı şehid ettiler. Tal’at ve Enver Beyler, Kâmil Paşa’yı zorla istifa ettirdiler ve Mahmûd Şevket Paşa’yı sadrazam yaptılar. Tal’at kendini Dâhiliye Nâzırı tayin ettirdi. Başta Kâmil Paşa, Şeyhülislâm ve Reşid Bey olmak üzere yüzlerce muhâlif tevkif ve sürgün edildi. Tarihe Bâb-ı Âli Baskını diye geçen bu olay, askerin siyâsete karıştığı en çirkin olaylardan biridir.
Böyle bir iç karmaşada Balkan Harbine son vermek üzere Mayıs 1913 tarihli Londra Muâhedesine imza koyan Osmanlı Devleti, Balkanları hemen hemen terk ediyordu. Edirne’yi bile Bulgaristan’a bırakan bu andlaşma, devlet için bir intihar gibiydi. Osmanlı Devleti’ne ihânet eden Arnavudlar da umduklarını bulamadılar. Arnavudluğa verecekleri toprakların yarısını (Kosova ve Manastır) Sırbistan’a verdiler ve bugüne kadar bu ihanetin cezasını masum Arnavudlar çektiler.
Bu durumdan iyice kuduran İttihâdcılar, tatbik ettikleri örfî idare ile Kanun-ı Esâsî’yi rafa kaldırdılar. Padişahla arası iyi olmayan ve tarafsız sadrazam adıyla İttihâdcılar tarafından bu makama getirilen Mahmûd Şevket Paşa da, İttihâdcılardan bıkmıştı. İttihâdcılar, Mahmûd Şevket Paşa’yı hedef aldılar. İstanbul muhâfızı Cemal Bey, Paşa ile ilgili suikasd istihbârâtını haber bile vermedi. Hedef, hem Paşa’yı ve hem de muhâlefeti sindirmekti. Balkanlardaki mağlubiyet ve hele Edirne’yi Bulgarlara veren andlaşmadan dolayı, herkes İttihâdcılardan nefret ediyordu. İngiltere’nin arkasında olduğu söylenen Mahmûd Paşa suikasdı 11 Haziran 1913’de meydana geldi. Makam otomobiliyle Bâb-ı Âliye giden Paşa kurşunlanarak şehid edildi. İttihâdcılar, kendileri tertip ettikleri suikasdı muhâliflere ve özellikle de Halâskâr Zâbitân’a yüklediler. 29 kişiyi idam ederek muhâlefeti tasfiye ettiler. Tunuslu Hayreddin Paşa’nın hânedândan olan oğlu Dâmad Sâlih Paşa’yı bile idam ettirdiler. Sultân Reşad kukla gibiydi. Sıra Prens Said Hâlim Paşa’nın hem Hâriciye Nâzırı ve hem de Sadrazam olarak tayinine gelmişti; onu da yaptırdılar. Dâhiliye Nâzırı Tal’at Bey’di; Enver Bey’e de ordunun bütün yetkileri verildi. 3. adam olan Cemal Bey’e ise, önce donanma ve sonra da Devletin Arab Eyâletlerinin idaresi verildi. İttihâdcılar diktatörlüğü denilen bu çetede Ziya Gökalp de İttihâd ve Terakki Partisi Genel Sekreteri vazifesini ifa ediyordu. Kelimenin tam anlamıyla bir diktatörlük söz konusuydu.
Mahmûd Paşa’nın katlinden 18 gün sonra 2. Balkan Harbi çıktı. Osmanlı Devleti Edirne ve Batı Trakya’yı geri aldı. Enver Bey, Temmuz 1913’de Edirne’ye girdi. 10.08.1913 tarihli Bükreş Muâhedesi ile harb sona erdi. Artık Edirne fethi sarhoşluğunun da tesiriyle Osmanlı Devleti, İttihâd ve Terakki Partisi Genel Başkanı ve Dâhiliye Nâzırı Tal’at Bey, ordudan tek sorumlu olan Yarbay Enver Bey (Ocak 1914’de Harbiye Nazırı olmuş ve sonra Nâciye Sultân ile evlenerek Saray’a Dâmâd olmuştur), Bahriye Nâzırı ve Suriye’deki 4. Ordu Kumandanı Cemal Bey’in elindedir. Cemal Paşa, Fransız âşığı ve diğerleri ise Alman hayranıdırlar. Said Hâlim Paşa ise, tam bir kukladır.
Orduyu kısa zamanda kısmen de olsa düzene sokan Enver Paşa, I. Cihan Harbinin patlak vermesinden de istifade ederek Eylül 1914’de Kapitülasyon denilen imtiyazları iptal etti. I. Cihan Harbi, Almanya, Avusturya, Bulgaristan ve sonra da Osmanlı Devleti’nin katıldığı İttifak Devletleri ile Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Sırbistan, Romanya, Belçika, Yunanistan, Portekiz ve Karadağ’dan oluşan İtilaf Devletleri arasında cereyan ediyordu. İngiliz ve Fransız kuvvetler, Eylül 1914’de Marne Muhârebesinde müttefik kuvvetleri mağlup ettikten sonra, Osmanlı Devleti muhakemesiz bir şekilde harbe sokuldu. Tek sebep Enver-Tal’at ve Cemal Paşalar üçlüsü idi. Savaşa Almanlarla birlikte girmek üzere yayınladıkları tâlimatnameler bugün elimizdedir. Dolayısıyla bir asra yakındır, harbin resmi sebebi olarak gösterdikleri Osmanlı’ya sığınan iki Alman Harb gemisinin, Osmanlı’dan habersiz Karadeniz’e açılarak Rus limanlarını bombalaması ve bunun üzerine İtilaf devletlere ait kuvvetlerin de Osmanlı Devleti’ne harb açtıkları şeklindeki iddia, tamamen yalandır. Maalesef, Almanya ile yapılan gizli ittifaklar ve I. Cihan Harbine girmek kararı, Padişah, Sadrazam, Meclis ve Hükümetin haberi olmadan alınmıştır. 28 Temmuz 1914’de başlayan harbe Osmanlı Devleti 29 Ekim 1914’de katılmıştır. Neticesi herkesçe malumdur. Sadece Enver Paşa, liyakatsiz idaresi yüzünden Rus cephesinde 90.000 askeri Sarıkamış’ta şehid etmiştir. Ocak 1918 tarihli Amerika Başkanı Wilson’un 14 maddelik prensipleri, İttifak devletlerini mağlubiyete mahkûm etmiştir.
Ruslar işgal ettikleri (3.8.1915) Van Vilâyetini Ermenilere bırakıp çekilince, Ermeniler, asırlardır beraberce yaşadıkları Müslümanları kırmaya başladılar. Bunun üzerine 1915 Ermeni Tehciri diye bilinen ve ancak sonradan Ermeniler tarafından soykırım olarak gösterilen olay başladı. Osmanlı Devleti, kendi vatandaşı oldukları halde düşmanla birlikte hareket eden Doğu’daki 500.000 Ermeniyi, Dâhiliye Nâzırı Tal’at Bey’in emri ve sadrazam Said Hâlim Paşa’nın tasdikiyle tehcîre yani Kuzey Suriye ve Irak’a mecburi göçe zorladı. Yolda telef olanlar oldu. Ancak asla katliam yapılmadı.
Bunu İttihâdcıların zayıf siyâsetleri ve en önemlisi de dindeki zaafları sebebiyle, Arabistan’da Şerif Hüseyin Paşa’nın başlattığı Arab İsyanı takip etti (Haziran 1916). 1913’de İttihâdcıların takip ettiği Türkçülük siyâseti, Suriye’de Azım-zâdelerin başını çektiği Fransızlarla ittifak hareketini doğurdu. Neticede Osmanlı Devleti bütün cephelerde mağlup oldu. Bu acıya dayanamayan II. Abdülhamid, Şubat 1918’de vefat etti. Cihan Harbinin son günleriydi. Onu kardeşi ve padişah olan Sultân Reşâd takip etti ve 4.7.1918 tarihinde o da 74 yaşında dünyaya gözlerini yumdu.
ZEVCELERİ: 1- Kâm-res Baş Kadın Efendi. 2- Dürr-i Adn İkinci Kadın Efendi. 3- Mihr-engîz İkinci Kadın Efendi. 4- Nâz-perver Üçüncü Kadın Efendi. 5- Dil-firîb 4. Kadın Efendi. ÇOCUKLARI: 1- Mahmûd Necmeddin Efendi. 2- Ömer Hilmi Efendi. 3- Mehmed Zıyâaddin Efendi. 4- Refî‘a Sultân .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
27.04.1909 II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi.
V. Mehmed’in (Mehmed Reşad) Padişahlığı.
05.05.1909 Tevfik Paşa’nın istifası, Hüseyin Hilmi Paşa’nın sadareti.
28.12.1909 Hilmi Paşa’nın istifası, Roma Elçisi Hakkı Bey’in sadareti.
19.01.1910 Çırağan Yangını.
01.04.1910 Arnavutluk isyanı.
03.07.1910 Rumeli’de bulunan kilise ve okullarla ilgili kanunun kabulü.
29.07.1910 Bağdad demiryolu hakkında Osmanlı-İngiliz görüşmeleri.
19.08.1910 Bağdat ve İran demiryolları hakkında Alman-Rus Anlaşması.
03.1911 İtalya’nın Osmanlı Devletine harp ilânı.
Arnavutluk’daki Katoliklerin ayaklanması.
05.06.1911 Sultan Reşad’ın Rumeli gezisi.
06.1911 Arnavutluk isyanının bastırılması.
28.07.1911 İtalya’nın Trablusgarp ve Bingazi’den Osmanlı kuvvet ve yönetiminin çekilmesi hakkında ültimatomu.
23.08.1911 Fas hakkında Alman-Fransız anlaşması.
29.09.1911 Hakkı Paşa’nın istifası, Said Paşa’nın sadareti.
İtalya’nın Osmanlı Devleti’ne harp ilanı.
Babıâli’nin büyük devletlere başvurusu, Trablusgarp işine karışmamaları isteği.
01.10.1911 İtalyanların Trablusgarp ablukası.
23.10.1911 Rusların Boğazlar üzerinde istekleri.
31.10.1911 Babıâli’nin İngiltere’ye ittifak önerisi.
03.11.1911 Sırp-Bulgar ittifakı.
05.11.1911 İtalyanların Trablusgarp’ı ilhakı kararı.
04.12.1911 Türk-Bulgar sınır çatışması.
16.12.1911 Hükûmetin “Kanun-i Esasi”nin 35. maddesindeki değişiklik tasarısı.
25.12.1911 Trablusgarp işinde Rusya’nın arabuluculuk önerisi.
29.12.1911 Trablusgarp işinde Büyük devletlerin arabuluculuk önerisi.
30.12.1911 Hakkı Paşa’nın istifası, Said Paşa’nın sadareti.
01.01.1912 Said Paşa’nın yeniden sadareti.
18.01.1912 Mebusan Meclisi’nin dağıtılması.
18.04.1912 Yeni Mebusan Meclisi’nin açılması.
17.05.1912 İtalyanların Oniki Ada’yı ele geçirmesi.
10.06.1912 Arnavutluk ayaklanması.
09.07.1912 Harbiye Nazırı Mahmud Şevket Paşa’nın istifası.
17.07.1912 Said Paşa’nın istifası, Sadaretin Tevfik Paşa’ya önerilmesi.
18.07.1912 İtalyanların Çanakkale Boğazı’na saldırısı.
22.07.1912 Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın sadareti.
02.08.1912 Karadağ’lıların sınır üzerine saldırıları
08.10.1912 Balkan Harbi’nin başlaması.
15.10.1912 Osmanlı-İtalyan barışı (Ouchy Anlaşması)
29.10.1912 Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın istifası, Kamil Paşa’nın sadareti.
01.11.1912 Sürgünde bulunan Sultan Abdülhamid’in Selânik’den İstanbul’a nakli.
23.01.1913 İttihat ve Terakki’nin darbesi.
Kamil Paşa’nın azli, Mahmut Şevket Paşa’nın sadareti.
30.05.1913 Balkan Harbi’nin sona ermesi. (Londra barışı)
11.06.1913 Şevket Paşa’nın öldürülmesi, Halim Paşa’nın sadarete geçmesi.
İttihat Terakki’nin güçlü iktidar dönemi.
21.07.1913 İkinci Balkan Harbi, Edirne’nin düşmandan alınması.
14.12.1913 Alman Askeri Islahat Heyeti’nin İstanbul’a gelmesi.
08.02.1914 Doğu Anadolu hakkında Osmanlı-Rus Anlaşması.
15.02.1914 Alman-Fransız anlaşması.
Osmanlı ülkesindeki çıkar alanlarının belirlenmesi.
06.03.1914 Güneybatı Anadolu hakkında İngiliz-İtalyan anlaşması.
14.04.1914 Padişah tarafından Meclis-i Mebusan’ın yeniden açılışı.
25.04.1914 Doğu Anadolu’ya gelecek iki yabancı müfettişin sözleşmelerinin imzalanması.
15.06.1914 Anadolu’da İngiliz-Alman çıkarlarını tespit eden anlaşma.
28.06.1914
Avusturya Veliahdı Arşıdük Ferdinand’ın Saray Bosna’da öldürülmesi.
28.07.1914 Avusturya’nın Sırbistan’a harp ilanı.
01.08.1914 Almanya’nın Rusya’ya harp ilanı.
02.08.1914 Osmanlı-Alman anlaşması, Osmanlı seferberliği.
Meclisi Mebusan’ın süresiz kapatılması.
03.08.1914 Almanya’nın Fransa’ya harp ilanı.
10.08.1914 Almanya’dan satın alınan, Goben (Yavuz) ve Breslo (Midilli) gemileri Boğazlarda.
05.09.1914 Kapitülasyonların kaldırılması kararı.
09.09.1914 Alman harp gemilerinin Osmanlı Donanmasına katılması.
Amiral Suşon’un Osmanlı Donanma komutanı olması.
27.10.1914 Osmanlı Donanması’nın Karadeniz’e çıkışı.
Ruslarla çatışma.
02.11.1914 Rusya’nın Osmanlı Devleti’ne harp ilanı.
05.11.1914 İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı Devleti’ne harp ilanı, İngiltere’nin Kıbrıs’ı ilhakı.
06.11.1914 Rus Donanmasının Karadeniz limanlarını topa tutması.
11.11.1914 Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Harbi’ne girmesi.
23.11.1914 “Cihad-ı Ekber” kararı ve ilanı.
18.12.1914 Sarıkamış harekâtı.
04.01.1915 Türk Ordusu Romanya’da.
11.01.1915 Yeni Osmanlı-Alman anlaşması.
03.02.1915 Türk Kuvvetleri Süveyş kanalında.
19.02.1915 Çanakkale’ye ilk düşman saldırısı.
25.02.1915 Çanakkale’ye ikinci deniz saldırısı.
02.03.1915 Çanakkale’ye üçüncü deniz saldırısı.
04.03.1915 Çanakkale’ye çıkan İngiliz müfrezesinin geri püskürtülmesi.
06.03.1915 İngiliz ve Fransız ortak donanmasının Çanakkale tabyalarına denizden saldırısı.
18.03.1915 Çanakkale Zaferi.
28.03.1915 İngiliz Donanmasının İzmir’i bombalaması.
12.04.1915 Şuabiye (Irak) yenilgisi.
15.04.1915 Van’da Ermeni ayaklanması.
17.04.1915 Şidak’da Ermeni ayaklanması.
18.04.1915 Bitlis’de Ermeni ayaklanması.
20.04.1915 Van şehir içinde Ermeni ayaklanması.
25.04.1915 İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin Gelibolu kıyılarına asker çıkarmaları. (Gelibolu harekât ve muharebelerinin başlaması)
09.05.1915 Gelibolu’da çetin muharebeler.
19.05.1915 Arıburnu muharebeleri.
02.06.1915 Ermenilerin harp ve harekât sahasından çıkarılmaları kararı.
08.08.1915 Conkbayırı muharebeleri.
09.08.1915 Mustafa Kemal’in Anafartalar Grup komutanlığı ve Conkbayırı’nı alarak İngilizleri Tuzla gölüne sürmesi, kesin mağlubiyetleri.
19.08.1915 İtalya’nın Osmanlı Devleti’ne harp ilanı.
06.09.1915 Osmanlı-Bulgar anlaşması.
21.10.1915 Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarının taksimi hakkında anlaşmaların başlaması.
20.12.1915 Düşmanın Gelibolu’dan (Çanakkale) çekilmeye başlaması.
03.01.1916 Sayks-Piko Anlaşması (Anadolu’nun taksimi)
09.01.1916 Düşmanın Çanakkale cephesinden çekilmesi.
01.02.1916 Veliahd Yusuf İzzeddin Efendi’nin intiharı.
27.06.1916 Mekke Şerifi Hüseyin’in isyanı.
02.06.1916 Rusların Karadeniz illerini işgali.
07.1916 Rusların Gümüşhane ve Erzincan’ı işgali.
30.08.1916 Osmanlı Devleti’nin Romanya’ya harp ilanı.
20.10.1916 Gizli taksim anlaşmalarına İtalya’nın katılması.
02.11.1916 Babıâli’nin Paris ve Berlin andlaşmalarının kaldırması.
03.11.1916 Mustafa Kemal’in Vestan’ı Ruslar’dan geri alışı.
07.12.1916 İngiltere’nin Türkiye’yi yok etme kararı.
12.12.1916 Osmanlı ve Müttefiklerinin barış önerileri.
03.02.1917 Said Halim Paşa’nın istifası, Talat Paşa’nın sadareti.
11.03.1917 Bağdad’ın düşman eline geçmesi.
03.1917 Rusya’da devrim ve ayaklanmalar.
04.1917 Amerika’nın İtilâf Devletleri yanında harbe katılması.
01.07.1917 Yunanistan’ın Osmanlı ve Müttefiklerine karşı harp ilânı.
07.11.1917 Aile kararnamesi’nin kabulü.
08.11.1917 Güney cephesinde geri çekilme.
11.1917 Rusya’da Bolşevik iktidarı.
04.12.1917 Osmanlı-Rus ateşkesi.
15.12.1917 Brest-Litovsk görüşmelerinin başlaması.
10.02.1918 II. Abdülhamid’in ölümü.
12.02.1918 Doğu Anadolu’da ordunun ilerlemesi.
Rusların işgal bölgelerinden çekilmeleri.
13.02.1918 Erzincan’ın kurtuluşu.
24.02.1918 Trabzon’un kurtuluşu.
27.02.1918 Kars, Ardahan ve Batum’un geri alınması.
03.03.1918 Brest-Litovsk barış antlaşması.
13.03.1918 Erzurum’un kurtuluşu.
07.04.1918 Van’ın kurtuluşu.
03.07.1918 V. Mehmed Reşad’ın ölümü.
VI. Mehmed Vahdettin’in Padişah oluşu.
Sultan VI. Mehmed Vahîdüddin Han
Babası : Sultan Abdülmecid
Annesi : Gülistü Sultan
Doğduğu Tarih : 2 Şubat 1861
Padişah Olduğu Tarih : 4 Temmuz 1918
Saltanatın Ilgası : 1 Kasım 1922
Resmen VI. Mehmed diye bilinen ve halk arasında Sultân Vahîdüddin ünvanıyla tanınan Sultân VI. Mehmed Vahîdüddin Hân, Şubat 1861 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda, Sultân Abdülmecid’in IV. Kadınefendisi Gulistû (Gülistan) Hanımefendi’den dünyaya geldi. İttihâdcıların, asıl veliahd olan Sultân Aziz’in oğlu Yusuf İzzeddin’i intihar süsü vererek katletmeleri üzerine Osmanlı veliahdı oldu ve 4.7.1918 tarihinde Osmanlı tahtına oturdu. İyi bir İslâm hukukçusu, Almanya İmparatorluk mareşali ve Osmanlı müşiri ünvanlarına sahip iyi bir asker ve de musikiye âşık bir bestekâr idi. Almanya ve Avusturya seyahatlerinde kendisinin yaveri olan Mustafa Kemal, Padişah olduktan sonra da bir süre fahrî yaverliğini sürdürdü. Padişah olduğunda Hz. Ömer’in kılıcını maneviyât eri Mehmed Bah’aaddin Veled Çelebi kuşattı. Maneviyâtı güçlü bir padişahdı.
18 Kasım 1922’de İstanbul’u terk edinceye kadar geçen sıkıntılı saltanat yıllarında, onunla birlikte vazife ifa eden sadrazamlar arasında, İttihâdcıların reisi Mehmed Tal’at Paşa ve 5 defa hükümeti kuran Dâmâd Ferid Paşa; Şeyhülislâmlar arasında ise, Kuvay-ı Milliye aleyhine mecburen fetvâ veren Dürrî-zâde Abdullah Efendi ve Hürriyet ve İ’tilâf Partisinin adamı olan Mustafa Sabri Efendi, özellikle zikredilmelidir.
Sultân Vahîdüddin’in saltanatından 4 ay geçmeden 30 Ekim 1918 tarihinde uğursuz Mondros Mütârekesi imzalandı. Bunu Osmanlı topraklarının i’tilaf devletleri tarafından işgali takip etti.
İngilizler Kasım 1918’de Musul’u işgal ettiler; müttefik filo Kasım 1918’de İstanbul’a geldi ve 16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edildi. Bu tarihten sonra sâdır olan Padişah İrâdelerini ve hatta hükümet kararlarını, sanki Sultân Vahidüddin’in arzusu ve kararı gibi görmek, tarihi yanlış yorumlamak demektir. Bu tarihten sonra Sultân Vahidüddin, hem işgal kuvvetlerini oyalamaya ve hem de elden geldiği kadar Kuvay-ı Milliye’yi destekleyerek yeni Türk Devletinin ortaya çıkmasını, şahsı aleyhine de olsa desteklemeye karar vermiştir. Artık yeniden Osmanlı Devleti’nin hayat bulamayacağının farkındadır. Yapılan bütün icraatlar bunu göstermektedir.
Sultân Vahidüddin, İstanbul’un düşman filoları tarafından kuşatıldığını ve topların Saraya çevirdiğini görür görmez, hemen yakın kumandanlarla Anadolu’da istiklâl tohumlarının nasıl atılacağını müzâkere etmeye başlamıştır. Filonun geldiği Kasım 1918’den Mayıs 1919’a kadar devam müzâkereler sonucunda, Mustafa Kemal ile defalarca görüşmüş ve Yıldız Sarayı’ndaki son ve gizli görüşmede, Anadolu’ya görevli olarak gitmesine ve milli bir idare kurulmasına karar verilmiştir. Neticede İtilaf Devletleri Yüksek Komiserliğinden Mustafa Kemal’in vizesini alan, elindeki imkânlarla onu destekleyen ve Samsun’a çıkması için yeterli bir vapur hazırlatan Sultân Vahidüddin, Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ulaşmasından sonra da, hükümetleri vasıtasıyla ve şifrelerle Mustafa Kemal’i desteklemeye devam etmiştir. Sayın Murad Bardakçı’nın yayınladığı Şah Baba isimli eser ve Osmanlı Arşivlerindeki belgeler, bütün bunları doğrulamaktadır. Sultân Vahidüddin’in Mustafa Kemal’e ayrılırken söylediği son söz, “Cenab-ı Allah muvaffak etsin” sözüdür.
16 Mart 1920’de İstanbul işgal edilince 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi Ankara’da toplanmıştır. Düşmanlar Sevr Muâhedenâmesini, ne işgal altındaki Osmanlı Devleti’ne ve ne de Ankara Hükümetine imza ettirememişlerdir. Anadolu’da imanlı milletin desteğiyle muvaffakiyetler kazanan Kuvay-ı Milliye ekibi ve özellikle de Mustafa Kemal ve arkadaşları, Başvekil Rauf Orbay’ın muhâlefetine rağmen, Anadolu’ya saltanat ve hilâfeti kurtarmak için geldiklerini çeşitli nutuklarında söylemelerine rağmen, evvela saltanata cephe almaya başlamışlardır. Cumhuriyet İdaresi kurarak Cumhurreisi olmak isteyen Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisine 1 Kasım 1922’de saltanatı ilga ettirmiştir. Bu arada kendi nâzırlarından ve meşhur Osmanlı gazetecilerinden Ali Kemal Bey’in, bazı kimseler tarafından İzmit’e kaçırılarak linç edilmesi, Sultân Vahidüddin’in Ankara’daki havayı sezmesine yardımcı olmuştur. Ankara’nın niyetini anlayan Sultân Vahidüddin, hem yeni kurulacak olan devlete zorluk çıkarmamak ve hem de daha fazla hakaretlere maruz kalmamak için, 18 Kasım 1922’de İstanbul’u terk etmiştir. Zaten 5 Kasım 1922’de resmen Osmanlı Devleti tarihe gömülüyor ve İstanbul Ankara’da kurulan milli devletin hâkimiyeti altına giriyordu.
Malta, Hicâz ve Mısır’a uğradıktan sonra İtalya’nın San Remo şehrine gelen Sultân Vahidüddin, 16 Mayıs 1926 tarihinde aynı şehirde, kederinden vefat etmiştir. Cenazesi Şam’a nakledilerek Yavuz Sultân Selim Camii Haziresine defn olunmuştur.
ZEVCELERİ (KADIN EFENDİLERİ): 1- Emîne Nâzik-edâ Baş KadınEfendi. 2- Şâdiye Meveddet II. Kadın Efendi. 3- İnşirâh Kadın Efendi. 4- Nevvâre Üçüncü Kadın Efendi. 5- Ni‘met Nev-zâd Hanım Efendi.
ÇOCUKLARI: 1- Mehmed Ertuğrul Efendi. 2- Münîre Sultân. 3- Rukıyye Sâbiha Sultân. 4- Fatma Ulviyye Sultân. 5- Fenîre Sultân .
Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
04.07.1918 | VI. Mehmed Vahdeddin’in Padişah oluşu. |
|
23.07.1918 | İstanbul üzerinde 6 uçaklık düşman filosu tarafından taarruz uçuşu. | |
27.07.1918 | Düşman uçak filosunun İstanbul’a ikinci taarruz denemesi. | |
07.08.1918 | Mustafa Kemal Paşa’nın, Filistin’de 7’nci Ordu Kumandanlığına 2. defa tayini. | |
21.08.1918 | 2 ayrı uçak filosunun; Harbiye Nezareti üzerine hedefledikleri bomba, çarşı yakınına düşmüş ve 8 kişi yaralanmıştır. | |
25.08.1918 | Düşman uçaklarının dördüncü taarruzu. | |
27.08.1918 | Düşman uçaklarının beşinci taarruzları. Bir çocuğun ölmesi, 11 kişinin yaralanması. | |
31.08.1918 | Osmanlı tarihinde son Kılıç olayı. | |
21.09.1918 | Nasıra’nın İngilizler tarafından alınması. | |
23.09.1918 | Hayfa ve Akka’da İngiliz işgali. | |
28.09.1918 | Alman-Osmanlı uçaklarının Limni-Taşoz’da bulunan düşman uçak hangarlarını bombalaması. | |
01.10.1918 | Şam’ın düşmesi, Türk Ordusu’nun Halep’e geri çekilmesi. | |
08.10.1918 | Talat Paşa’nın istifası, “İttihât Terakki’nin iş başından düşürülmesi.” | |
14.10.1918 | Ahmed İzzet Paşa’nın sadareti. Fethi (Okyar) Bey’in Dahiliye, Cavid Bey’in Maliye Bakanlığı’na getirilmesi. | |
27.10.1918 | Haleb’in düşmesi. | |
30.10.1918 | Mondros Mütarekesi imzalanması ve Osmanlı Devleti için harbin sona ermesi. | |
03.11.1918 | İttihat Terakki ileri gelenleri (Talat-Enver-Cemal Paşaların) Yurt dışına kaçışları. | |
08.11.1918 | İzzet Paşa’nın istifası, Tevfik Paşa’nın ikinci sadareti. | |
13.11.1918 | Düşman filolarının İstanbul’a gelişi ve işgale başlamaları. | |
21.12.1918 | Meclis-i Mebusan’ın Padişah tarafından kapatılması. | |
13.01.1919 | Fahri (Belen) Paşa ve kuvvetlerinin Medine’de teslim olmaları. | |
30.01.1919 | İttihatçıların tutuklanması. | |
09.02.1919 | İtilâf Kuvvetleri Komutanı General Franchet D’Esperey’in İstanbul’a gelişi. | |
15.02.1919 | İtilâf Devletleri’nin her alanda Mütareke dışı hareketleri. | |
03.03.1919 | Tevfik Paşa’nın istifası, Damad Ferid Paşa’nın sadareti. | |
10.04.1919 | Kars’ın Ermenilere işgal ettirilmesi. | |
20.04.1919 | Ardahan’ın Gürcüler tarafından işgali. | |
29.04.1919 | Antalya’nın İtalyanlar tarafından işgali. | |
11.05.1919 | Yunanlıların Fethiye’yi işgali. | |
13.05.1919 | İtalyanların Kuşadası’nı işgali. | |
15.05.1919 | İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali. | |
30.04.1919 | Dokuzuncu Ordu Müfettişliğinin kurulması. | |
05.05.1919 | Dokuzuncu Ordu Müfettişliğinin Yetki ve Selahiyetlerini belirleyen talimat hazırlanması. | |
14.05.1919 | Mustafa Kemal’in Damad Ferid Paşa ile görüşmesi. | |
16.05.1919 | Mustafa Kemal’in, son defa olarak Vahdeddin ile görüşmesi. | |
26.05.1919 | Padişah’ın başkanlığında Saltanat Şurası’nın toplanması. | |
06.06.1919 | Damad Ferid Paşa ve Heyetin Paris Barış Konferansı’na hareketi. | |
03.07.1919 | Damad Ferid ve Heyetin Paris’ten İstanbul’a geri dönüşü. | |
20.07.1919 | Damad Ferid Paşa’nın istifası. | |
21.07.1919 | Damad Ferid Paşa’nın üçüncü sadareti. | |
30.07.1919 | Damad Ferid’in, Erzurum Kongresi Başkanı Mustafa Kemal’i tutuklaması için Kâzım Karabekir Paşa’ya telgrafı. | |
03.09.1919 | İstanbul Hükûmeti’nin, Elazığ Valisi Ali Galip vasıtası ile Sivas Kongresi’ni dağıtmak teşebbüsü. | |
12.09.1919 | Mustafa Kemal Paşa’nın “İstanbul Hükûmeti, Anadolu’ya hakim değil, tabii olmak zorundadır” tamimi. | |
21.09.1919 | Kuvay-ı İnzibatiye’nin Kuvay-ı Milliye’ye karşı İstanbul Hükûmeti tarafından kurulması. | |
30.09.1919 | Damad Ferid Paşa’nın istifası. | |
02.10.1919 | Ali Rıza Paşa’nın sadarete tayini. | |
04.10.1919 | Anadolu ile İstanbul ilişkilerinin yeniden kurulması. | |
09.10.1919 | Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Mustafa Kemal arasında “Amasya Mülakatı” görüşmeleri. | |
22.10.1919 | Amasya protokolunun imzalanması. | |
29.11.1919 | Mustafa Kemal ve Heyet-i Temsiliye arasında toplantı. | |
12.01.1920 | Meclis-i Mebusan’ın İstanbul’da açılması. | |
28.01.1920 | “Misak-ı Milli”nin, İstanbul Meclisi’nde kabul edilmesi. | |
08.03.1920 | Ali Rıza Paşa’nın istifası, sadarete Salih Paşa’nın tayini. | |
16.03.1920 | Meclis-i Mebusan’ın İngilizler tarafından basılması. | |
02.04.1920 | Salih Paşa’nın istifası, Damad Ferid’in 4. kez sadareti. | |
11.04.1920 | Meclis-i Mebusan’ın feshedilmesi. | |
10.05.1920 | Osmanlı Heyeti’nin Paris Barış Konferansına katılmaları. | |
10.06.1920 | Damad Ferid’in Paris konferansına katılmaları. | |
22.07.1920 | Padişah’ın Yıldız Sarayı’nda Saltanat Şurası’nı toplaması. | |
31.07.1920 | Damad Ferid Paşa’nın istifası ve 5. sadareti. | |
10.08.1920 | Damad Ferid ve yeni kabine tarafından Paris’te “Sevr” andlaşmasının imzalanması. | |
19.08.1920 | Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Sevr anlaşmasını imza edenler ve Saltanat Şurası’nda olumlu oy verenlerin vatan haini olarak ilan edilmesi. | |
17.11.1920 | Damad Ferid Paşa’nın istifası. | |
21.11.1920 | Tevfik Paşa’nın 6. sadareti (Osmanlı Devleti’nin son başbakanı). | |
20.01.1921 | Tevfik Paşa’nın Londra Konferansına çağrılması. | |
27.02.1921 | Türk Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey ve Heyeti’nin 13 gün süren Londra Konferansına katılmaları. | |
10.09.1922 | Tevfik Paşa Kabinesi’nin Sakarya Zaferini kazanan Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’ya tebrik telgrafı. | |
22.09.1922 | Damad Ferid Paşa’nın yurtdışına kaçışı. | |
11.10.1922 | Mudanya Mütarekesinin imzalanması. | |
29.10.1922 | Vahdeddin’in Refet Paşa ile görüşmesi. | |
30.10.1922 | TBMM’nde Saltanat ve Hilâfet hakkında görüşmeler. | |
01.11.1922 | TBMM’nde saltanatın kaldırılması. | |
04.11.1922 | Sadrazam Tevfik Paşa ve Kabinesi’nin istifasını Padişah Vahdeddin’e sunması. | |
10.11.1922 | Vahdeddin’in son Cuma selamlığı. | |
16.11.1922 | Padişah Vahdeddin’in, İngiliz himayesini istediğini bildiren mektubu, İstanbul İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington’a göndermesi. | |
17.11.1922 | Sultan VI. Mehmed Vahdeddin’in Malaya isimli İngiliz vapuru ile ülkeden kaçışı. | |
18.11.1922 | Veliahd Abdülmecid’in TBMM tarafından Halife seçilmesi |
İşte, Sultan Vahideddin’in kendi kaleminden savunması
Paratoner görevi yaptım, musibetleri üzerime çektim
MEMLEKETE PARATONER OLDUM: ‘Karşınızda köklerinden koparılmış, bir girdapla sahile fırlatılıp atılmış bir kazazede var. Ben bu kargaşa içerisinde önümde daha ne kadar yol kaldığından habersizim ve bu işin neticesini de sadece Allah biliyor. ...Ne yapabiliriz ki? Kader, bu konuda düşündüğümden farklı bir yol çizdi.
Ben, dindar bir insanım. ...Vazifemi çok karmaşık bir dönemde, bir insanın yapabileceği en iyi biçimde tamamladığıma bütün yüreğimle ve kat’iyetle inanıyorum.
İnsanın zaafları da söz konusu... ‘Beşer şaşar’ ifadesinin doğru olduğunu çok iyi biliyorum ama, aşılması zaten imkánsız olan savaş zamanının engellerini ve daha sonra mütareke ile ortaya çıkan güçlükleri yenemediysem de, memleketimin iyiliği için yapmam gereken herşeyi yaptığımı iddia ediyorum.
Mütareke yıllarında ortaya çıkan bütün fácialara ve olaylara karşı gerçi kalkan olamadım ama paratoner vazifesi gördüm ve öyle zannediyorum ki, bütün musibetleri de üzerime çektim. Kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım. Ama gelin görün ki, bugün yaşayan kurban benim; daha doğrusu fedakárlığın kurbanı!’
KAÇMADIM, HİCRET ETTİM: ‘Her tarafı istilá eden inkılap ve ihtiras içerisinde bunaldım. Bana teklif edilen şekildeki hiláfete ne karşı koyma, ne de başeğme imkánı görmeyerek kamuoyunda sükûn ve durumda açıklık belirinceye kadar tehlikeli bölgeden geçici olarak ayrılmaya karar verdim. Gitmekle, vekili olduğum şánı yüce peygamberin yaptığını yaptım, kaçmadım, hicret ettim.’
İHANET ETMEDİM: ‘Talih ve kader bizi vatanımızdan ayırdı ve nihayet gurbetlere attı. Allah’ın takdiri ve kısmetimiz böyleymiş. ...Gerçi málum sebepler yüzünden dinime, vatanıma ve milletime arzu ettiğim kadar hizmete vakit ve imkán bulamadım ise de, asla ihanet etmedim. Şimdi burada zelil ve sefil bir halde kalmaktansa, Anadolu’da at sırtında olmalıydık. Ecdádımın sarıkları, aynı zamanda kefenleriydi. ...Anadolu’ya gidip ordunun başına geçmem konusunu dünürüm Sadrazam Tevfik Paşa’ya açtığım zaman, büyük bir muhalefete uğradım. ‘Böyle bir avantüre giremezsiniz. Biz, Mustafa Kemal Paşa ile haberleştik. Zaferden sonra, size bağlılığını bildirecek. Onun istemediği, sadece Damad Ferid Paşa’dır. Galip gelirse zafer sizin, Allah göstermesin yenilirse de bu yenilgi onun hesabına olacaktır. Vaktiyle Enver ve Talát yenilmişlerdi ve onların hatalarını düzeltmek için galip devletlerle şimdi siz mücadele içerisindesiniz. Anadolu’ya gidip mağlup olursanız vaziyeti kim kurtarır?’ deyip Anadolu’ya gitmeme máni oldu.’
ÜÇ BÜYÜK HATA YAPTIM: ‘Ben de insanım, hata etmediğim iddiasında bulunamam ve başlıca üç hatamı itiraf ederim: Birincisi, rahmetli biraderim Sultan Reşad’dan sonra saltanat makamını kabul etmem. İkincisi, mütareke hükümetlerine, başta Ferid Paşa olmak üzere Tevfik, İzzet, Ali Rıza ve Salih Paşalar gibi milletin ve devletin kalbur üstü isimlerine talihimi bağlayarak aldanmam. Üçüncüsü; devleti kuran ve halis muhlis Türk olan Osmanoğulları’nın memleketten sürgün edilip Hiláfetin ortadan kaldırılacağına asla inanmak istememem. ...Böyle bir tecrübeden sonra insanın vicdanının nasıl temizlendiğini, inancının ve tevekkülünün yeniden nasıl doğduğunu bilemezsiniz.’
PAŞA’YI BEN GÖNDERDİM: ‘Bugün içinde bulunduğum ve hak etmediğim düşmanlıktan rahatlık ve mutluluk duyuyorum. ...Bu, bana huzur da getiriyor. Eğer yaşarsam ve mücadeleden muzaffer çıkarsam, ‘bir kötülüğe batıp çıkmıştım’ diye teselli bulacağım. Düşmanlığa karşı mücadelenin yoğun, acı verici ama dayanılmaz olmadığına inandığım için kendimi feda ederek çok sevdiğim memleketimi kurtarmış olmaktan mutluluk duyacağım.
Memleket sevgim bana, İstanbul düşman süngüleri altındayken Mustafa Kemal Paşa’yı Yunanlıların üzerine göndermek gibi ağır bir kararı aldırarak iláhi bir mutluluğun da zevkini tattırdı.’
SEVR’İ İMZALAMAYACAKTIM: ‘O Sevr Andlaşması ki, elime ilk aldığımda keskin bir acı ve korkulu bir ürperti hissettim. ...Sevr bana göre ne bir andlaşmaydı ne de bir pakttı; kötülüğün baştan aşağı ta kendisiydi.
Bana gelince; mecburi ve geçici imza taktiğiyle biraz zaman kazanmaya çalıştım. Saltanat Şûrası’nı da zaten her türlü mes’uliyeti üzerime alarak galipleri ve zaferlerinden sonra Türkiye’ye karşı aşırı düşmanca bir tavır içine giren bu memleketlerin kamuoyunu biraz sakinleştirmek için teşkil etmiştim. Gelişmeleri bu şekilde beklerken biraz zaman kazanmaya çalıştım, zira olayların gidişatını normale sadece zaman çevirebilirdi.
...Eğer işler kötü gider ve bu oyalamakta muvaffak olamazsam, andlaşmayı imzalamaktansa tahttan feragat etmeye kararlıydım.’
HAZİNEYİ ALMADIM: ‘İstanbul’u terkederken Osmanoğulları’na ait bulunan ve benim için çok büyük kıymet taşıyan eşyaları yanıma almayı düşünmedim. Bu sebeple, yabancı bir memlekette şimdi beş parasız, yüzüstü ve ızdırap içinde kaldık.’
Kaynak: İşte, Sultan Vahideddin’in kendi kaleminden savunması, Murat Bardakçı, Hürriyet Gazetesi, 24 Temmuz 2004







.jpg)
















0 Yorumlar