Kadim Zamanlarda Gizli Cemiyetler

 


Önbilgi: Tarihçiler, gizli cemiyetlerin kabile kavramı kadar eski olduğuna inanıyor. Aslına bakarsanız ilki, ikinciden doğmuştu. Savaş veya başka felaketler yüzünden ayrı düşen kabile üyelerinin birbirlerini tanımak için işaretlere ihtiyacı vardı. Musevilerin yetişkinliğe kabul töreni bar-mitvah gibi ergenlik törenleri, kabileleri yeni üyeleri gruba kabul etme törenlerinden doğdu. "Üyeliğe kabul" kavramı ve törenleri, gizli cemiyetlerin en temel uygulamasıdır.


Animizm



Bütün kabile dinlerinde olay animizmdir. Yani hayvanlar ve rüzgar, gelgit, mevsimler gibi unsurlara insani özellikler atfedilmesi... Animizmin büyü mü yoksa bir din mi olduğu tartışması, akademik kitaplarda gereksiz yere çok fazla yer kaplamıştır. Basitçe, insanların inancıydı animizm.


Bu inancın bir parçası da gizli cemiyetler gizem okullarıydı. Akademisyenler, bu oluşumları betimlemek için belli bir kabilenin içindeki kardeşlikler anlamına gelen "sodality" sözcüğünü de kullanır.


Bu kardeşliklerin gizli ritüellerinin çoğu, doğal güçleri yatıştırma ve kontrol etme amacını güdüyordu. Bundan dolayı cinsellik, bu törenlerde bu kadar yoğundu. İnsanların cinsel birleşmesi doğurganlığı getiriyor, böylelikle dünyayı yaratan tanrıların bereketi onurlandırılmış oluyor, hatta belki tanrıların verimliliği artırılarak hasat zamanının daha bereketli geçmesi sağlanıyordu.


İnsan, doğuyor, yaşıyor, ürüyor, ölüyor ve dünyayı zenginleştirme sürecinin bir parçası olmak için toprağa gömülüyordu.



İlk Gizli Cemiyetlerin Kaynağı Mısır Mı?

Günümüzdekilere benzeyen ilk gizli cemiyeti tanımlamak zor bir iş. Mısırlıların sayısız gizli kardeşliği vardı. Çoğu karmaşık törenlerle dolu dinleriyle bağlantılıydı. Bu cemiyet, kral ya da firavun olmayan bir tarihi figürün çevresinde gelişti: Eski Krallık'ta Üçüncü Hanedan dönemi firavunu Zoser'in veziri İmhotep.


Bilinen ilk Mısır piramidinin mimarı olmasının yanı sıra İmhotep, aynı zamanda bir hekimdi. Bugün hala Mısır tıbbının babası olarak kabul ediliyor. Bunlar yetmiyormuş gibi, aynı zamanda bir astronom, heykeltıraş, şair ve dizeleri ölümünden 20 yüzyıl sonra bile dillerde dolaşan bir şairdi.


İmhotep, daha sonraları ölümlü bir kadın ile tanrı Ptah'ın birlikteliğinden doğan bir tanrı mertebesine yükseltildi. Fakat Memfis şehrinde geliştirdiği İmhotep kültünün üyeleri için bir insandı ve bu özelliğiyle yüceltildi.


Bu kültün "İmhotep Kardeşliği" adında bir de gizli cemiyeti vardı. İmhotep'in mimarlık yeteneğine hayrandılar ve tanrının bir mimar olduğu metaforunu yaratarak en az 4000 yıl daha ortalıkta görünmeyecek olan masonlarla benzer bir düsturu benimsediler.




Yunanistan: Kadim Kültler ve Gizem Okulları

Roma İmparatorluğu: Kültler ve Paranoya

Roma halkı sofistike bir halktı. Cemiyetlere ve kulüplere düşkündü. Aynı generalin yönetimi altında savaşan askerler, belli bir ticaret yapan veya bir siyasi görüşü savunan kişiler bir araya gelip cemiyetler oluştururdu. Meslek odaklı gizli cemiyetler Ortaçağ'da Avrupa'daki ilk önemli zanaat loncalarını meydana getirdi. Loncaların çoğu dinle ilişkiliydi ve dini kardeşlikler olarak anılırlardı. Çünkü belli işçiler veya zanaatkarlar, belli tanrı ya da tanrıçaları hami olarak kabul ederlerdi.


Ancak Roma İmparatorluğu'nun yöneticileri, devleti tehdit ettiği gerekçesiyle gizli cemiyetlere karşıydı. İlk İmparator Augustus döneminden önce yasadışı kabul ediliyorlardı. Yeni ve tuhaf Hıristiyan sektinin Konstantin'in Hıristiyan oluşundan 300 yıl önce eski Roma'da bu kadar tehlikeli kabul edilmesinin nedenlerinden biri, Romalıların Hıristiyanlığı dinden çok gizli cemiyet gibi görmesidir.


Ancak Roma imparatorları, Doğu'yu fethedip Akdeniz'i ülkenin gölüne çevirdikçe Doğu gizem ve kült dinlerinin etkisi o kadar popüler oldu ki bunun önüne kimse geçemedi. İmparatorluk genişledikçe giderek daha fazla sayıda insan evinden ve tanıdıklarından uzaklaşmak zorunda kalıyor, kültler, belli bir ihtiyaca karşılık veriyordu. Böylece İsis, Mitra ve Baküs kültlerinin varlığını sürdürmesine bir zaman izin verildi. Ancak törenlerin yalnızca dini içerikli olması gerekiyordu.


Bu kültler, oldukça tuhaftı. İşte bazı örnekler:


✓ Bazı kültlerde rahibeler, bazılarında kadın giysisi giyip makyaj yapan hadımlar vardı.


✓ Törensel geçit alaylarında kutsal ağaç veya bitkiler taşınıyordu.


✓ Külte kabul edildiği törenden önce, adayın genellikle bir hafta oruç tutması gerekiyordu.


✓ Kültlerin çoğunda adaylar zaman içinde yükselebiliyordu. Mitra kültünde "Aslanlar" ve "Kuzgunlar" ve "Güneş Ulakları" gibi seviyeler vardı.


Bu kültlerin çoğunun, ölümü ve yeniden dirilişi simgeleyen bir töreni vardı. Roma, giderek zenginleşip teknik açıdan geliştikçe törenler de özel efektli fantastik şovlara dönüştü. Yeni üye, bir sandukaya veya lahite kapatılıp gömülüyor veya mühürleniyordu. Önce yalancıktan iç organları boşaltılıyordu. Kan eksik kalmasın diye bu canlandırma esnasında gerçek hayvan iç organları kullanılıyordu. Giriş törenlerinde adayın kellesinin uçurulduğu veya kalbinin söküldüğü benzer başka canlandırmalar da vardı.


Bu gösterileri sahnelerken uyulacak kurallardan bazıları, günümüze ulaştı:


✓ Sudan çıkardığınızda yansın diye meşaleye sülfür sürmek.


✓ Duvarlarda yazılar belirmesini sağlamak.


✓ Bir rahibin başının çevresinde ışık halesi belirmesini sağlamak.


Adayın "canlandırılmasından" sonra aday, kült görevlilerinden birinin, örneğin İsis'in yerine geçtiği bir başka ayine daha katılıyordu.


Vesta Bakireleri



Romalıların her türlü kardeşliği vardı. Bunlardan biri de bir kız kardeşlikti. Görevleri kutsal Vesta ateşini yanık tutmak olan Vesta Bakireleri.


Roma Forumu'ndaki Vesta Tapınağı'nda yüzyıllardır sonsuz bir ateş yanıyordu. Romalılar, ateşin şehrin kaderiyle yakından ilgili olduğuna inanıyor, sönmesini felaket alameti kabul ediyorlardı.


Vesta rahibesi olmak, büyük bir onur ve ayrıcalıktı. Bu rahibeler, Roma din sistemindeki yegane kadınlardı. Yeminini bozan ya da sırları ifşa eden her kadın, şehir duvarlarının dışına götürülüyor, simgesel olarak toplumdan dışlanıyor ve hemen diri diri gömülüyordu. Vesta rahibeleri, devlet onaylı inancın Roma kadar eski bir parçasıydı.

Tapınak Şövalyeleri



 1119 yılında Kudüs'te Haclıları korumak amacıyla kurulan, zamanla devasa bir ekonomik ve askeri güce ulaşarak tarihin en bilinen gizli/tarikat yapılanmalarından biri haline gelmiştir. Katolik Kilisesi tarafından resmi olarak tanınan askeri ve dini bir düzendir. Kudüs’ü ziyaret eden Hristiyan hacıları korumak amacıyla kurulan bu şövalyeler, zamanla Haçlı Seferleri'nin en seçkin savaşçıları haline geldiler. Sadece askeri değil, kurdukları erken dönem bankacılık sistemiyle de devasa bir finansal güç elde ettiler. Ancak bu hızlı yükseliş ve yürüttükleri gizli ritüeller, Fransa Kralı IV. Philippe'in radarına girmelerine yol açtı; kralın borçları yüzünden hedef gösterilen tarikat, papalık kararıyla aforoz edildi ve liderleri yakılarak idam edildi.

https://www.bozkarga.com/2026/01/tapnak-sovalyeleri-muslumanlarla-dost.html


Pythagorasçılık (Pisagorcular)



 M.Ö. 6. yüzyılda Antik Yunan'da Ünlü matematikçi  Pisagor tarafından kurulan bu topluluk, matematik ve felsefeyi dini bir ritüel olarak benimsemiş, üyeleri arasında sıkı bir sır saklama ve ortak yaşam kuralı uygulamıştır. Hem bilimsel bir okul hem de ezoterik bir tarikattır. Matematik, geometri ve müziği evrenin ilahi dili olarak gören topluluk, sayıların ardında mistik anlamlar olduğuna inanırdı. Üyeler, "içsel" ve "dışsal" olmak üzere sınıflara ayrılır ve çok katı kurallarla yaşarlardı; örneğin, gizliliği korumak adına yıllarca konuşmama yemini ederler ve mülklerini ortak kullanırlardı. Ruh göçüne (reenkarnasyona) inandıkları için katı bir vejetaryen yaşam tarzını benimsemişlerdi.


Eleusis Gizemleri



Antik Yunan'da Demeter ve Persephone adına düzenlenen, sadece inisiyelerin (üyeliğe kabul edilenlerin) katılabildiği ve ölümden sonraki yaşamı konu alan en eski ve gizli dini tarikatlardan biridir. Antik Yunan dünyasının en kutsal ve en uzun süre devam eden gizli dini ritüelleridir. Tarım ve bereket tanrıçası Demeter ile kızı Persephone'nin mitine dayanan bu ayinler, her yıl Atina yakınlarındaki Eleusis kentinde düzenlenirdi. Katılanlara ölümden sonraki hayatta acı çekmeyeceklerinin ve ruhsal bir aydınlanmaya ulaşacaklarının sözü verilirdi. Ayinlerin içeriğini dışarı sızdırmanın cezası idamdı; bu katı gizlilik sayesinde törenlerde tam olarak ne yaşandığı günümüzde bile büyük ölçüde sırrını korumaktadır.

Mithras Gizemleri



 Roma İmparatorluğu döneminde özellikle askerler arasında yaygınlaşan, yer altındaki tapınaklarda (mithraeum) yapılan gizli ve katı aşamalı törenlere sahip bir antik gizem dinidir. Pers kökenli ışık ve ahit tanrısı Mithras’ı merkezine alan ve Roma İmparatorluğu'nda özellikle askerler, tüccarlar ve bürokratlar arasında fırtına gibi esen gizli bir kültü. İbadetler, "Mithraeum" adı verilen, pencereleri olmayan yeraltı tapınaklarında veya mağaralarda gerçekleştirilirdi. Sadece erkeklerin kabul edildiği bu yapıda, üyeler yedi aşamalı bir inisiyasyon sürecinden (çıraklıktan babalığa kadar) geçerlerdi. Hristiyanlığın Roma'da resmi din olmasıyla birlikte bu gizemli kült, tapınaklarının yıkılmasıyla tarihe karıştı.



Yorum Gönder

0 Yorumlar