Her telefon görüşmemizin dinlendiğini, internette ziyaret ettiğiniz her sitenin sizin adınızla kaydedildiğini, aldığınız ve gönderdiğiniz her elektronik postanın başka birisi ya da birileri tarafından okunduğunu düşünmek nasıl bir duygu? Öfke verici değil mi? Sınırlarınızın bu derece ihlal edilmesi ve bu ihlalin yasal bir çerçeveye oturtulabilmesi son derece öfke verici. Henüz böyle bir gerçeğin var olduğunu bilmeyen var ise; sizi dünyanın en büyük ve en hızlı gizli istihbarat örgütü: ECHELON!!! [1]

Echelon, dünya medyası ve popüler kültürün AUSCANZUKUS olarak bilinen Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, İngiltere ve Amerika BirleÅŸik Devletleri tarafından imzalanan UKUSA anlaÅŸması’na dayalı bir istihbarat sinyalleri toplama ve analiz ağı iÅŸletimini açıklarken kullandıkları isimdir.[2]

Echelon, 1947 – 1948 yıllarında SSCB’ye karşı geliÅŸtirilmiÅŸ bir istihbarat sistemidir. SoÄŸuk savaÅŸ sırasında kutuplaÅŸan dünyada, nüfus ettiÄŸi her yerde sistemini kuran ABD, SoÄŸuk SavaÅŸ bitiminden sonra örümcek ağı gibi her yanı saran bu yüksek teknoloji sistemi dünya jandarmalığı amacıyla kendi çıkarları doÄŸrultusunda kullanmaya baÅŸlamıştır.[3]
Georg Orwell, 1984’te yayımlanan “Big Brother is watching you!” Adlı kitabında roman kahramanı Smith, Ozeanien denilen devletin bir parçadır. Ozeanien dünyaya hakim olan üç güç bloklarından birisidir ki bu bloklar ile ittifaklara giderek, daima is bilirliÄŸi içerisinde birbirlerine savaÅŸ açarak, Halkı korku makinelerinin çarkı arasına alarak, onların boyun eÄŸmelerini saÄŸlayarak dünyayı yönetirler. Sistem içerisinde hakimiyeti koruma amacıyla yer alanlar kendilerini sürekli bir baskı altında ve ağır bir denetleme altında görmekte, sistem sadece düşüncelerinde bir özgürlüğe müsaade etmektedir.
Bu roman yayınlandığı andan itibaren büyük yankılar uyandırır. Günümüzde de Internet teknolojisinin ulaÅŸtığı nokta sıkça Internet ve Özgürlük kavramını gündeme getirmektedir. Günümüzün kitleselleÅŸen teknolojisi Internet ortamında milyonlarca bilgi bulmak mümkün. Her Internet kullanıcısının görüp okuyabildiÄŸi ve yararlandığı bu bilgilerin İstihbarat örgütlerince de okunup dinlenildiÄŸi artık bilinmektedir. Sıkça duyduÄŸumuz telekulak’ın yanı sıra yıllardır interkulaklar da sessizce iÅŸbaşındalar. İnterkulak sistemleri çeÅŸitlenmekte ve geliÅŸmektedir. Bu sistemlerin bilinen en ünlüsü Echelondur.[4]
Echelon, aslında, içinde Türkiye’nin de bulunduÄŸu UKUSA Sinyal İstihbarat İttifakı’nın uydu ve bilgisayar programı olarak tanımlanabilir. Bu çerçevede Irak Savaşı, stratejik ortaklık, İran vs. Derken bu hengamede Türkiye’nin durumunun ne olduÄŸunu merak etmemek elde deÄŸil. İsin siyaset ve siyasetçilerle ilgili boyutları sanıyorum pek derin deÄŸil, bu muhitte haberi olan az; bu daha çok ordu ve istihbarat kurumlarıyla ilintili bir mesele.[5]
Dünyadaki bütün telefon, faks, telsiz, SMS ve elektronik posta iletiÅŸimini dinleyen dev bir kulak: Echelon. Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin sürekli inkâr ettiÄŸi Echelon’un varlığı resmi olarak ilk kez, 23 Mayıs 1999’da Avustralya, Canberra’daki Savunma Sinyalleri Müdürlüğü (DSD) BaÅŸkanı Martin Brady’nin yaptığı açıklamayla kabul edildi. Brady, ülkesinin 50 yıldır var olan ve gizlenen küresel bir elektronik izleme sisteminin parçası olduÄŸunu kabul eden ilk kiÅŸi oldu. Bu geliÅŸme, üye ülkeleri en çok da ABD ve İngiltere’yi rahatsız etti. Sisteme 5 ülke üye idi ve diÄŸer üyeler, Yeni Zelanda ve Kanadaydı. Ayrıca, çeÅŸitli müttefik ülkelerde de Echelon’un üsleri bulunuyordu. Echelon sistemine ait Türkiye’de de üsler bulunuyor. Bu üssün Karamürsel’de olduÄŸu iddia ediliyor.[6]
Elektromanyetik dinlenme, 1985 yılında Hollanda da PTT’de çalışan “Win Van Eric” isimli mühendisin yazdığı “Video Görüntüleme Birimlerinin Elektromanyetik Işınımları Bir Dinlenme Tehlikesi mi?” baÅŸlıklı makalesi ile dünya kamuoyunca öğrenilmiÅŸtir.[3]
Echelon’la ilgili yapılan araÅŸtırmalar, İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere’yle istihbarat faaliyetlerini sürdürmek isteyen ABD’nin, Echelon’un adımını ilk olarak “Shamrock Projesi” ile ortaya attığını göstermektedir. Daha sonra Kanada,Avustralya ve Yeni Zelenda da katılmıştır. Bugün artık Yeni Zelanda ve Avustralya Hükümetlerinin de resmen kabul ettikleri Echelon Projesi, iletiÅŸim istihbaratı konusunda soÄŸuk savaÅŸ döneminde bilinen en büyük projedir.[4]Echelon hakkında Avrupa Parlamentosu’ndaki ilk rapor 1988’de yayınlandı. AB raporuna göre ABD, Avrupa’daki telefon, faks ve e-posta haberleÅŸmelerinin ’ını Echelon sistemiyle denetliyordu. 1999’da, ABD’deki elektronik mahremiyet örgütü EPIC, Echelon’la ilgili olarak ABD hükümetini mahkemeye verdi.
Echelon’un ortaya çıkışıyla birlikte, ABD’nin uluslararası ihalelere girecek Amerikan ÅŸirketleri için rakiplerin sırlarını çalmak için de sistemi kullandığı öne sürüldü. İddiaya göre, ABD firmalarının katılacağı ihalelerde rakip ÅŸirketlerin iletiÅŸimi dinlenerek milyarlarca dolarlık kazanç saÄŸlandı. Avrupa BirliÄŸi, İngiltere dışında bu aÄŸa karşı engelleme çalışmalarını yoÄŸun ÅŸekilde sürdürüyor.[6]Dünyanın en büyük izleme sistemi Echelon’un merkezindeyse NSA isimli örgüt bulunuyor. NSA, ABD’nin gerçek gizli servisi ve elektronik istihbarat örgütü durumundadır. NSA, Kasım 1952’de dönemin ABD BaÅŸkanı Harry S. Truman’ın bir genelgesiyle kurulmuÅŸ ve dünya çapında iletiÅŸim istihbaratı görevi verilen kurumun varlığı uzun bir süre gizli tutulmuÅŸtur.
NATO ülkeleri tarafından desteklenen Echelon’un 50 ülkede 175 merkezi olduÄŸu tahmin edilmektedir. Tahmin edilebileceÄŸi gibi bu merkezlerin tamamına yakını ABD tarafından kullanılmaktadır. Ayrıca ABD gerekli görmesi halinde Echelon’a ait bilgileri paylaÅŸmamak gibi bir ayrıcalığa da sahiptir. ABD’nin “büyük kulağı” ilk kez 1960’da Rusya’ya iltica eden iki NSA görevlisinin, ABD’nin 40 ülkenin haberleÅŸmesini dinlediÄŸini açıklamasıyla ortaya çıkmıştır. Ancak ABD bu iddiayı sürekli inkar etmiÅŸtir. Ta ki 23 Mayıs 1999’da Avustralya, Canberra’daki Savunma Sinyalleri Müdürlüğü (DSD) baÅŸkanı Martin Brady’nin yaptığı bir açıklamaya kadar. Bu açıklamayla birlikte Echelon’un varlığı ilk kez, resmi olarak, kabul edilmiÅŸtir.
Echelon, dünyada 5 ana stratejik uyduyu kullanmaktadır. Bu uyduların her birinin yeryüzünde bir ana üssü yani istasyonu bulunuyor. Bu istasyonlar, İngiltere’nin kuzeyindeki Menvith Hill, Endonezya uydularını besleyen ve beslenen Avustralya’nın güneyindeki Shoal Körfezi, Latin Amerika uyduları ile baÄŸlantılı Kanada’nın BaÅŸkenti Ottowa’da Leitrim, Almanya’da Bab Ailing ve Japonya’da Misawa istasyonlarıdır.
NSA, Türkiye’de de ABD üsleri ve büyükelçilik dışında Ankara’da da özel bir “mühendislik” ÅŸirketi görünümünde faaliyet gösteriyor. NSA ÅŸirketinin varlığı, Ankara’daki büroda 19 yıl görev yapan emekli Deniz Astsubayı Mehmet Özkan Birben’in, ‘izin paralarını alamadığı’ gerekçesiyle açtığı dava ile ortaya çıkmıştı. NSA rozetli Birben, mahkemeye saÄŸlam deliller sunmuÅŸtu. Bu deliller arasında NSA’da çalıştığı süre içinde kendisine verilen baÅŸarı belgeleri, sadece NSA görevlilerinde bulunan özel rozeti ve 19 yıllık görev süresinde gizli örgütün Türkiye bürosunda çalışan Amerikalılar ile çektirdiÄŸi fotoÄŸraflar vardı.Birben, dava süreciyle ilgili bir gazeteye yaptığı açıklamada ÅŸunları söyleyecekti:
“Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Deniz Astsubayı olarak görev yaptığım 1979 yılında NSA’dan gelen teklif üzerine görevimden ayrılarak NSA’nın Ankara’daki Teknik İrtibat Bürosu’nda çalışmaya baÅŸladım. 1998 yılına kadar bu büroda görev yaptım. Açık adresini mahkemeye de sunduÄŸum NSA’nın Ankara Bürosu’nun hukuki alt yapısı yoktur. Bu nedenle bana ve NSA’da çalışan diÄŸer Türk personele yapılan ödemeler, paravan ÅŸirketler kanalıyla gerçekleÅŸtirildi.”
İzin parasını alamayınca NSA’yı ifÅŸa etti NSA’nın, Türkiye’de faaliyet gösterdiÄŸi yönündeki iddiaları reddetti ancak, 22.000 dolarlık izin paraları Birben’e paravan ÅŸirket tarafından olay büyümesin diye hemen ödendi. Ödeme yapıldıktan sonra NSA, Birben’i zorla para sızdırmaktan Türk askeri makamlarına ÅŸikayet etti. Ankara Merkez Komutanlığı da NSA’nın ÅŸikayeti üzerine Birben’i gözaltına aldı. Bu geliÅŸme üzerine Birben de, NSA’nın asılsız ihbarı nedeniyle gözaltına alındığını ileri sürerek örgüt aleyhine 25 milyar liralık manevi tazminat davası açtı ve davayı kazandı. Bu dava, NSA’nın Türkiye’deki varlığını resmi olarak kabul etmesi açısından büyük önem taşıyor. ABD’nin stratejik ortağı ve büyük projesinde eÅŸ baÅŸkan (!) olan Türkiye’de 9 Echelon merkezi bulunuyor. Bunlar; AÄŸrı, Antalya, Diyarbakır, Edirne, Adana, İzmir, Kars, İstanbul ve Sinop’ta faaliyet göstermektedir.
ABD çıkarları için ihtiyaç duyulan her alanda devreye girerek hizmet veren NSA, ABD ÅŸirketleri lehine ekonomik casusluklarda yapıyor. Bu durum 1988 yılında TÜSİAD’ın da ilgisini çekmiÅŸtir.[3]
Kökleri, Enigma’ya Kadar Uzanıyor
Echelon’un kökleri İkinci Dünya Savaşı yıllarına kadar uzanıyor. Nazi ‘Almanya’sına karşı savaÅŸta ittifak yapan İngiltere ve ABD, doÄŸal olarak istihbarat alanında da yakin bir iÅŸbirliÄŸi yaptılar. Alman ÅŸifre makinesi Enigma’nın ÅŸifresini çözmekle görevlendirilen matematikçi ve bilgisayar teknolojisinin önderi Alan Turing ve ekibi, ÅŸifreyi baÅŸarıyla çözdü ve anahtarını Amerikalılara da verdi. Amerikalılar da Japonlar’ın askeri ÅŸifrelerini çözerek İngilizlere verdi. İki ülke bu yolla düşmanlarının radyo haberleÅŸmelerini dinlediler ve yüz binlerce gizli mesajı çözdüler.Savaşın sona ermesinin ardından NSA ve İngiliz Devlet iletiÅŸim Karargahı GCQH 1947 yılında UKUSA (İNGİLTERE-ABD) anlaÅŸmasını imzaladılar.
Daha sonra İngiliz Uluslar TopluluÄŸu üyesi Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın elektronik istihbarat birimleri de anlaÅŸmaya katildi. Nihayet Bati Almanya, Danimarka, Norveç ve Türkiye de UKUSA kapsamına “üçüncü ülkeler” olarak eklendiler.İngilizce konuÅŸan beÅŸ ülke dünyanın çeÅŸitli bölümlerindeki haberleÅŸmeyi izlemek üzere iÅŸbirliÄŸi yaptılar. İngiltere’nin payına Afrika ile Urallar’a kadar Avrupa düştü. Kanada, kuzey enlemleri ve Kuzey Kutbu’ndaki, Avustralya da Okyanusya’daki iletiÅŸimi izleme sorumluluÄŸunu üstlendiler. Echelon sisteminde üye ülkeler adına Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), Kanadalı (CSE), İngiliz (GCHQ), Yeni Zelandali (GCSB) ve Avustralya’daki DSD (Savunma Sinyalleri Müdürlüğü) görev yapıyor.[5]
Echelon, Nasıl Çalışır?
Echelon sisteminin veri toplamak için kullandığı çeÅŸitli yollar vardır. GeliÅŸmiÅŸ anten sistemleriyle uydu haberleÅŸmelerini dinlemek (ki çeÅŸitli raporlara göre bu antenler ABD, İtalya, İngiltere, Türkiye, Yeni Zelanda, Kanada, Avustralya, Pakistan, Kenya topraklarında ve muhtemelen diÄŸer bazı ülkelerde de faaliyettedir), yeryüzündeki telefon hatlarını dinlemek, internet baÄŸlantılarını dinlemek (internet ağının anahtar baÄŸlantı-router noktalarında Echelon’un veri iletiÅŸimini filtreden geçiren sniffer sistemlerinin bulunduÄŸuna inanılmaktadır), kıtalararası iletiÅŸim hatlarını dinlemek (ABD’nin okyanus tabanındaki telefon hatlarını kontrol altında tutabilmek için bu kablolara dinleme cihazları yerleÅŸtirdiÄŸi bilinmektedir, bu cihazlardan biri 1982’de kabloların bakımını yapan bir Fransız sualtı ekibi tarafından bulunmuÅŸtur) gibi çeÅŸitli yöntemlerle, dünya üzerindeki iletiÅŸim sistemlerinden geçen veri paketleri Echelon tarafından düzenli olarak toplanmaktadır. Elde edilen bu veriler, DICTIONARY (sözlük) adı verilen bir filtreleme sisteminden geçirilir. DICTIONARY, dinlenen veriler içinde Echelon projesinin 5 ortak devletince belirlenen anahtar kelimeler, isimler, adresler, vb. Bilgileri tarayan bir bilgisayarlar ağıdır. Ayıklanan bu “tehlikeli” iletiÅŸim unsurları uzmanlarca incelenmek üzere takibe alınır.İddialara göre, Microsoft, ABD çıkarları ve bazı ticari sırları elde etmek için, ürettiÄŸi yazılımlarda bir açık kapı bırakıyor ve bu açık kapı sayesinde, ABD askeri ve istihbarat birimleri, üzerinde Microsoft yazılımı bulunan bilgisayarlardan kullanıcı farkına bile varmadan bilgi alabiliyorlar.
BilindiÄŸi gibi, başını Rusya, Çin ve Fransa’nın çektiÄŸi bazı devletler, bu tehlikeye karşı ülke sırları ve askeri güvenliÄŸi saÄŸlamak için, Linux tabanlı “Milli İşletim Sistemi” üretme yoluna gidiyorlar.Küresel bir bilgi ağı olan internetin yaygınlaÅŸması ve e-devlet projelerinin geliÅŸtirilmesinin en önemli amaçlarından biri, kitlelerin daha iyi izlenmesidir. İnternet ne kadar çok yaygınlaşırsa, Echelon gibi kulaklara sahip ülkeler, aÄŸ üzerinde dolaÅŸmakta olan daha fazla bilgiyi alıkoyacaklardır. İnterneti kullanan, onun e-posta, haber grupları, web sayfaları, sohbet odaları gibi hizmetlerini kullanan herkes arkasında iz bırakmaktadır. ÖrneÄŸin, ücretsiz e-posta adresi veren bir ÅŸirkete ya da bir siteye kayıt olurken verdiÄŸimiz bilgiler sadece o hizmeti aldığımız ÅŸirketin eline geçmez. Åžirketler ticari olarak bunu baÅŸka firmalara satabileceÄŸi gibi, siber aÄŸlar üzerinde dolaÅŸan bu bilgiler Echelon ve benzeri sistemler tarafından yakalanır. Benzer ÅŸekilde, e-devlet projesi de hükümetlerin vatandaÅŸlarını fiÅŸlemek ve davranışlarını izlemesinden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. E-devlet projesi, devletle olan iliÅŸkilerimizde, bürokrasiyi azaltarak büyük yararlar saÄŸlarsa da, bireyler için yarardan çok zarar getirebilir.[6]

Echelon, Sizi Sesinizden Tanır
Televizyonlarda bir reklam vardı: “Ben erkeÄŸi sesinden tanırım” diye. Echelon da sizi sesinizden tanıyor. “Tehlikeli” ÅŸeyler konuÅŸuyorsanız, ses kaydınızı alıp, otomatik olarak metne dönüştürüyor ve gerekli birimlere sunuyor. Dünyanın en büyük izleme sistemi Echelon’un merkezi konumunda NSA var. NSA, Kasım 1952’de dönemin ABD BaÅŸkanı Harry S. Truman’ın bir genelgesiyle kurulmuÅŸ ve dünya çapında iletiÅŸim istihbaratı görevi verilen kurumun varlığı uzun bir süre gizli tutulmuÅŸtur. Bu kuruluÅŸ, görevi gereÄŸi iç ve dış iletiÅŸimi denetim altında tutarak ülke güvenliÄŸi açısından gerekli olanları ayırmakta ve tasnif edip ilgili birimlere sunmaktadır. Sinyal istihbaratı yapan en güçlü servis CIA adı daha çok öne çıksa da, aslında NSA, ABD’nin gerçek gizli servisi ve elektronik istihbarat örgütü durumundadır. Önceleri varlığı bile doÄŸrulanmaktan kaçınılan NSA ÅŸu anda istihbarat örgütlerinin kapıldığı ÅŸeffaflık politikaları (modası mı demek gerekir yoksa?) uyarınca ne gibi faaliyetlerde bulunduÄŸunu tam olmasa da web sitesinde anlatmaktadır. ÖrneÄŸin NSA sitesinde kurumun, Sinyal İstihbaratı (Sigint: Signals Intelligence) faaliyeti yaptığı açıkça yazılı. Hatta ÅŸeffaflık o kadar almış başını gitmiÅŸ ki, elde edilen bilgilerin nasıl deÄŸerlendirildiÄŸinin bile izahatı yapılıyor.[7]
“Arka Kapı” Tehlikesi
Siber uzayda dolaÅŸan bilgileri okuma yeteneÄŸini kaybettiÄŸi zaman, deÄŸerli bir silahını kaybetmiÅŸ olacak olan devletler, yazılımların sadece kendileri tarafından açılabilecek “arka kapı’lar bırakılarak hazırlanmasında ısrarlı. Buna “anahtar rehim” ya da “anahtar geri alma sistemi” deniliyor. Amerikan popüler söyleminde bu durum, “Chipper Chip” olarak bilinir. İddialara göre, Microsoft, ABD çıkarları ve bazı ticari sırları elde etmek için, ürettiÄŸi yazılımlarda bir açık kapı bırakıyor ve bu açık kapı sayesinde, ABD askeri ve istihbarat birimleri, üzerinde Microsoft yazılımı bulunan bilgisayarlardan kullanıcı farkına bile varmadan bilgi alabiliyorlar. BilindiÄŸi gibi, başını Rusya, Çin ve Fransa’nın çektiÄŸi bazı devletler, bu tehlikeye karşı ülke sırları ve askeri güvenliÄŸi saÄŸlamak için, Linux tabanlı “Milli İşletim Sistemi” üretme yoluna gidiyorlar.
Son zamanlarda medyaya yansıyan telefon dinlemeleri, internet yazışmaları, kamera ve ses kayıtlarını göz önüne alırsak NSA’nın ülkemizde gayet rahat çalışabildiÄŸi söylenebilir.
Bölgesinde en güçlü devlet olan aynı zamanda dünyadaki sayılı devletlerden biri olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak söz konusu duruma ne gibi önlemler aldık?
Türkiye, ne zaman tıpkı diğer büyük devletlerin yaptığı gibi milli çıkarlarını ön plana alıp, kendi çıkarlarını ne pahasına olsun korumaya özen gösterecektir ve bu konular, sürekli birbirlerinin mal varlıklarıyla ilgilenen sayın milletvekillerimizin gündem konusu olmaya ne zaman hak kazanacaktır? [3]
Echelon’un Kulakları Nerde?
Echelon’un uydu haberleÅŸmelerini dinleyen geliÅŸmiÅŸ anten sistemleri, ABD, İtalya, İngiltere, Türkiye, Yeni Zelanda, Kanada, Avustralya, Pakistan, Kenya topraklarında ve muhtemelen diÄŸer bazı ülkelerde de faaliyette. Echelon’un üye ülkelerin yanı sıra açıklanmayan müttefik ülkelerde de dinleme sistemleri var. Bunlardan biri Kıbrıs Rum Kesimi’nde. Rumlar tarafından yakın geçmiÅŸte bu üs aleyhinde gösteriler düzenlenmiÅŸti. İddialara göre, Echelon sistemine ait Türkiye’de de üsler bulunuyor. Bu üssün Karamürsel’de olduÄŸu iddia ediliyor. Öte yandan Echelon’un miadını doldurduÄŸu düşünülen cihazları çoÄŸu zaman bulundukları ülkenin istihbarat servislerine veriliyor. Bu iddiaya göre de, MİT’in elinde de Echelon’un eski cihazları bulunuyor.[4]
Echelon’a Karşı Nasıl Önlem Alınabilir?
1991’de Phil Zimmerman isimli genç bir Amerikalı bilgisayarcı, çözümü son derece zor, kendi yazılımı olan çok basit bir ÅŸifre programını ücretsiz olarak internet aracılığıyla bütün dünyaya yaydı. Bu ÅŸifre PGP (Pretty Good Privacy) olarak biliniyor. (Anlamı: Mükemmel Sır Saklama). PGP’den sonra ona benzer daha mükemmel ÅŸifreler bulundu. NSA bilgisayarları bunların hiçbirini, ya da hemen hemen hiçbirini, çözemiyor. Bunun için 250 haneli sayılarla oluÅŸturulan ve çözümü süper bilgisayarların bin yıllarını alabilecek bu ÅŸifrelerin çözümü için NSA, kuramsal olarak bunları birkaç saniye içinde çözebilecek kuantum bilgisayarların geliÅŸmesini sabırsızlıkla bekliyor ve bu araÅŸtırmaları cömertçe destekliyor.[3]
Echelon ve 11 Eylül Saldırısı
Tahminlere göre, 11 Eylül’ü Echelon sistemi, saldırıyı düzenleyenlerin yüksek güvenlikli ÅŸifreleme sistemleri kullanarak haberleÅŸmesi nedeniyle haber alamadı.
ABD’nin 11 Eylül saldırılarını Echelon aracılığıyla haber alamamasında en önemli neden olarak kriptoloji gösteriliyor. 11 Eylül’deki saldırı sonrasında Echelon gibi yüksek teknolojiye sahip bir sistemin kurucusu olan ABD’nin, bu saldırıları neden önceden haber alamadığı tartışıldı. 11 Eylül saldırılarının, ABD’nin dünyadaki hakimiyetini pekiÅŸtirme operasyonunun bir parçası olduÄŸu ÅŸeklindeki komplo teorilerini ÅŸimdilik bir yana bırakırsak, NSA’nın 11 Eylül saldırılarını haber alamamasında en önemli neden olarak kriptoloji gösteriliyor.[3]Bu görüşe göre, bazı ülkeler gizlice haberleÅŸmelerini dinleyen büyük “kulaklar’dan, bazı firmalar da bilgisayar korsanlarından korktukları için, ÅŸifreleme sistemleri büyük önem kazandı. Bu ÅŸifreleme sistemleri doÄŸal olarak, teröristler tarafından da yaygın bir ÅŸekilde kullanılıyor. SoÄŸuk SavaÅŸ bitene kadar modern elektronik ÅŸifreler yalnız belli çevrelerce kullanılabildi. Bunlar askeri personel, casuslar ve diplomatlardı. Bu çevreler dışında ÅŸifre kullanılabilmesi için, kullanılan ÅŸifrelerin gizli servislerce çözülebilecek cinsten olması gerekliydi.[4]
Jam Echelon Day Nedir?
İlk kez 1999’da denenen sivil bir eylemdir.eylemin mantığı aynı günde, Echelon filtreleme sistemine takılacağı bilinen anahtar kelimeleri içeren mümkün olduÄŸunca çok email iletisi göndererek, Echelon sistemini bir günlüğüne de olsa kilitlemektir. 1999’daki denemenin baÅŸarıya ulaşıp ulaÅŸmadığı bilinmemektedir.[6]Echelon’un varlığının öğrenilmesinden sonra, Echelon karşıtı sivil gruplar oluÅŸmaya baÅŸladı. Echelon karşıtlarının açtığı bir siteden, sistemi kilitlemek için, mesaj göndermek mümkün olabiliyor. Echelon’un tehlikeli olarak tanımlamış olabileceÄŸi kelimeler, gönderilecek mesaja yazılıyor ve bu mesaj Echelon’un kurulduÄŸu gün olan 21 Ekim günü postalanmak üzere saklanabiliyor ya da hemen gönderilebiliyor.
Bu yöntemin Echelon’a karşı etkili olup olmadığı bilinmiyor. Sistemin büyüklüğü ele alındığında, “Echelon Day” kapsamında gönderilen mesajların, sembolik kalacağı varsayılabilir. Bu eylemin amacı olsa olsa, insanları Echelon hakkında bilgilendirmek ve Echelon’a karşı tepkisiz kalınmayacağını, projenin sahiplerine göstermektir.[4]

Sinemada Echelon
Adım Adım Komplo – Echelon Conspiracy
Alıcıları rastgele seçilmiÅŸ olarak gönderilen hediye bir telefon. Bu telefonun en büyük özelliÄŸi ise tüm sistemlerin dışında bağımsız olarak çalışması ve bigi sahibi olması. Hükümetlerin bu telefonu almak için birbiriyle yarışır. Genç yönetmen Greg Marcks’ın 3. filmi olan Echelon Conspiracy’in baÅŸrollerinde Shane West, Edward Burns, Ving Rhames ve Martin Sheen’i görüyoruz. Yapım: 2009 ~ ABD Tür: Aksiyon, Gerilim, Gizem Oyuncular: Shane West, Ving Rhames, Edward Burns, Martin Sheen, Tamara Feldman Yönetmen: Greg Marcks Senaryo: Michael Nitsberg, Kevin Elders Senaryo (Kitap): Michael Nitsberg Yapımcı: Stephen Bender, Steve Richards, Alexander Leyviman, Roee Sharon Görüntü Yönetmeni: Lorenzo Senatore Görüntü Yönetmeni: Bobby Tahouri [8]
İlgili Yayınlar
- Ali Çimen, “Echelon: İstihbarat Dünyasının Perde Arkası”, TimaÅŸ Yayınevi.
Kaynaklar
[1] www.hackhell.com/kriptoloji/576435-echelon-ayagimizi-denk-aldiracak-sistem.html[2] tr.wikipedia.org/wiki/Echelon
[3] www.habermedyaturk.com/echelon-orumcek-agi.htm
[4] yenisafak.com.tr/diziler/echelon/echelon3.html
[5] www.rehberim.net/forum/yazi-amp-yorum-215/4235-echelon.html
[6] www.rehberim.net/forum/ilginc-hikayeler-ve-olaylar-259/7980-komplo-teorileri.html
[7] Melih Bayram Dede, “Echelon, Sizi Sesinizden Tanır”, www.netpano.com/makale/?makale=300
[8] www.sinemaizlex.com/izle/196/Adim-Adim-Komplo—Echelon-Conspiracy-filmi-izle-online-sinema-full.html[9] https://gizliilimler.tr.gg/Echelon.htm


0 Yorumlar