Türkiye, İngiltere’nin kimyasal çöplerini gönderdiÄŸi bir ülke haline getirilmiÅŸti; ÅŸimdi DışiÅŸleri Bakanı Liz Truss, baÅŸbakan olması halinde yasa dışı göçmenleri Ruanda’nın yanı sıra Türkiye’ye de gönderebileceÄŸini söyledi…
Anlaşılan o ki Liz Truss, Türkiye’yi Ruanda kategorisinde bir ülke olarak kabul ediyor…

Haksız da deÄŸil; Türkiye’yi yöneten siyasi irade, İngiltere’nin kimyasal çöpünü kabul ediyorsa, göndereceÄŸi göçmenleri de kabul eder…
Ayrıca, iktidar, AB ile geri kabul anlaşması yapmadı mı?
Şimdi Ermenistan sınırındaki mayınlar da bir İsrail şirketi tarafından sökülüyor.

Irak’tan, Suriye’den ve İran sınırlarından sonra Ermenistan sınırından da insanlar Türkiye’ye akın akın gelsin diye herhalde…
Türkiye, Dünya SaÄŸlık Örgütü tarafından dikte ettirilen pandemi politikalarının da pilot bölgesiydi…
Medya yoluyla halkın büyük bölümü, genetik yapıyı deÄŸiÅŸtiren bir sıvıyı, üç-dört doz olarak vurulmaya ikna edildi…

Halkı ikna etmek için dünyadaki aşılanma oranlarını örnek gösterdiler…
Sonunda anlaşıldı ki en çok aşıyı uygulayan ülke Türkiye olmuÅŸ…
Åžimdi genetik sıvının yan etkilerini yeni mutasyon diye kabul ettirerek, dördüncü, beÅŸinci doza ikna etmeye çalışıyorlar…
Bütün bunlar yetmezmiş gibi, halkı açlıkla sınamaya başladılar.
Kararlı bir ÅŸekilde, yüksek enflasyon politikası uygulayarak, dar gelirlilerin açlıkla yüz yüze gelmesine sebep oldular…
Bir taraftan da çırılçıplak dolaÅŸmak, halkın içinde alenen cinsel iliÅŸkide bulunmak veya otel odasından caddeye dolar saçmak gibi deneyler yapılıyor…

YeniçaÄŸ, son haberi, “Vatandaşın sabrını sınamak için ne gerekirse yapıyorlar.
İstanbul BeyoÄŸlu’nda Filistinli olduÄŸu öğrenilen bir kiÅŸi kaldığı odanın camından dolar saçtı.
Yakalanan ÅŸahsın üzerinden sahte dolarlar da çıktı” diye verdi.
Türkler, her isteyenin denek olarak kullanmaya çalışabileceği bir millet değildir.
Bu sosyal veya psikolojik operasyon girişimlerinde bulunanlar, hedeflerine ulaşamaz ama devlet ne için vardır?
Bu deneylerin yapılmasına uygun bir ortam sağlanmış olmasa kim böyle iğrenç işlere kalkışabilir?
Vikipedi tanımına göre “sosyal deney”, insanların belirli durumlara veya olaylara tepkisini test etmek için bir tür psikolojik veya sosyolojik bir araÅŸtırmadır:
“Deney, temel bilgi kaynağı kendi bilgileri ve bakış açıları olan insanlar olduÄŸunda belirli bir sosyal yaklaşıma dayanır.
Deney süresi boyunca katılımcılar, deney sonucunda ortaya çıkan etkileri ve farklılıkları belirlemek için uzmanlar tarafından izlenir.

Çoğu sosyal deneyde denekler bir deneyde olduklarının farkında değildir.
Sosyal davranışları incelemek için birkaç ‘aktör’ veya ‘karakter’ kullanılır.
Sosyal deneyler, şirketler tarafından tüketiciler ve bir ürün veya belirli bir konu hakkındaki görüşleri hakkında veri toplamak için de kullanılmıştır.
Sosyal medya videoları aracılığıyla yapılan deneylerin resmî sosyal pazarlama araÅŸtırması ve genel olarak toplum üzerinde olumsuz sonuçları olabilir.”
Bu sosyal deneylere ses çıkarmama alışkanlığı, televizyonların şaka programları ile yerleştirildi!
Oysa kimsenin, başka insanları izinsiz bir şekilde denek olarak kullanmaya hakkı yoktur.
Kişileri ve şirketleri bir kenara bırakın, devletlerin bile böyle bir yetkisi yoktur.
Türkiye ise sadece sosyal deneylere deÄŸil her türlü istihbarat operasyonuna açık bir ülke haline geldi…

Tabii bir ülkede siyasi iktidar, para karşılığı göçmenleri içeride tutmaya, gidenleri geri almaya razı olmuşsa, istihbarat ne yapsın?
Göçmenlerle ülkenin nüfus yapısının deÄŸiÅŸtirilmek istendiÄŸini, böylece Türkiye’nin Türk devleti olmaktan çıkarılmaya çalışıldığını herkes görüyor…
Bu böyle gitmez…



0 Yorumlar