Tutankhamun ya da Tutankamon, (Amun'un yaşayan resmi ve Amun
şerefesi adına) Mısır'lı bir firavundur. M.Ö. 1333 - M.Ö. 1323 yılları arasında
hüküm sürmüştür. Asıl adı, Tutankhaton'dur. Tektanrılı Aton dinini kuran, IV.
Amenotep (Akhenaton)'in oğludur. Babası ölünce, başka bir anneden olan yarı kız
kardeşi Ankhesenamen ile evlenerek tahta çıktı. Saltanatının ilk çağlarında, Mısır'ın
eski çoktanrılı dinine dönüş yaşandı. Kendisi de Tutankhaton adı yerine
Tutankhamun adını aldı. Böylece, IV. Amenetep'in kurduğu Aton dini
söndü.Tutankhamun'un çağı barış içinde geçti. Çok genç yaşta ölen bu kraldan
sonra, babasına vezirlik, kendisine de küçüklüğünde naiplik yapmış olan Ay, dul
kraliçe ile evlenerek tahta çıktı.Firavun mezarlarından sadece biri istisna
olarak hiç soyulmadan günümüze kadar gelebilmeyi başarmıştır.[1]
Tutankamon'un Kolyesinin Esrarı
Mısır'ın efsanevi firavunlarından Tutankamon'un kolyesindeki
taşların Dünya dışından kaynaklanan bir patlamayla yeryüzünde oluşmuş bir cam
olduğu düşünülüyor.Mısır'ın başkenti Kahire'deki Mısır Medeniyetleri Müzesi'nde
1996 yılında araştırma yapan İtalyan arkeolog Vincenzo de Michele, Tutankamon'un
sarı-yeşil renkli bir kolyesini incelemeye aldı. De Michele, değerli bir taş
olduğu var sayılan bu kolyenin aslında camdan olduğunu ve Mısır uygarlığından
dahi çok daha önce yapıldığını ortaya çıkardı. Bu tespit Mısır arkeologları
arasında şaşkınlık yarattı. Mısırlı jeolog Ali Bereket de söz konusu camın,
doğada Sahra Çölü'nün gözden ırak bir bölgesinde kumun içine karışmış şekilde
bulunduğunu ortaya çıkardı.Tutankamon'un kolyesini süsleyen bu taşın nereden
geldiği, kimler tarafından şekillendirildiği ise bir soru işareti olarak kaldı.
DÜNYA DIŞINDAN KAYNAKLI
Avusturyalı astronom Christian Koeberl, söz konusu camın
ancak çok yüksek bir sıcaklıkta meydana gelebileceğini, bu sıcaklığa ise
yeryüzünde ulaşmanın mümkün olmadığını öne sürdü. Koeberl, camın uzaydan
Dünya'ya geldiğini iddia etti. Ancak, camın bulunduğu bölgede meteor düşmesine
kanıt sağlayacak herhangi bir bulgu yoktu.Mısırlı uzman Ali Bereket
Tutankamon'un kolyesindeki taşın aslında Sahra Çölü'nde bulunan bir cam
olduğunu ortaya çıkardı.ABD'li jeofizikçi John Wasson ise camın solüsyonunun
Sibirya menşeili olduğunu öne sürdü. Wasson, uzaydan gelen göktaşlarının daha
önce gökyüzünde şiddetli patlamalara yol açtığını ve benzer bir patlamanın da
Mısır çöllerinde gerçekleşmiş olabileceğini belirtiyor.
ATOM BOMBASINDAN DAHA GÜÇLÜ OLMALI
İlk atom bombası için 1945 yılında yapılan denemelerde
yapılan patlamalardan sonra New Mexico Çölü kumlarında incecik bir can tabakası
meydana gelmişti. Ancak Mısır Sahra Çölü'ndeki kumlardaki cam tabakasını atom
bombası deneylerinin yarattığından çok daha kalın. Bilim insanları, çölde atom
bombasının etkisinden daha kalın bir cam tabakası yaratacak patlamanın ne
olduğunu sorguluyor. Tutankamon'un yüzü şimdiye dek bulunan heykeller ölçü
alınarak bilgisayarda yeniden yaratılmıştı. Böylesine bir patlama ilk kez
1994'te, Shoemaker-Levy kuyrukluyıldızı Jüpiter'le çarpıştığında meydana geldi.
Hubble Teleskopu bu çarpışmada Jüpiter'in atmosferinde oluşan şimdiye dek
bilinen en büyük ateş topunu gözlemledi.
TARİHTE ÖRNEĞİ VAR
John Wasson, Güneydoğu Asya'da 800.000 yıl önce gerçekleşmiş
doğal bir patlamada Sahra Çölü'nde meydana geldiği düşünülen patlamadan çok
daha büyük bir etki yarattığını ortaya attı. Bu patlamadan sonra da 750
kilometre kare'ye yayılan bir alan yüzeyinde cam tabaka bıraktı. Patlamada
herhangi bir krater deliğinin olmaması göktaşı ihtimalini de devre dışı
bırakıyor. Wasson, bu patlama esnasında bölgedeki insanlar dahil tüm canlıların
da öleceğini vurguluyor.Watson'a göre, benzer bir olay Sibirya'nın Tunguska
bölgesinde de gerçekleşti; hatta Hiroşima'ya atılan bombanın da benzer bir
etkisi olmuştu.
PATLAMANIN KAYNAĞI SORU İŞARETİ
Sanda Ulusal Laboratuarı'nda görevli Mark Boslough,
Jüpiter'i etkileyen söz konusu dev patlamayı süper bilgisayarda Dünya için bir
simülasyonunu yaptı. Boslough, böylesi bir patlamanın yüzeyde 1.800 santigrat
derece bir sıcaklık yaratacağını vurguluyor. Mark Boslough'a göre Tutankamon'un
kolyesindeki camın oluşması için atom bombasının on binlerce katı büyüklüğünde
bir patlamanın gerçekleşmiş olması gerek.Simülasyonda böylesi bir patlamanın Sahra
Çölü'nde bulunan ve Tutankamon'un kolyesini süsleyecek kalınlıkta bir camın da
meydana gelebileceği ortaya çıktı. Simülasyonla ilgili olarak Boslough şunları
söyledi;“Tutankamon'un kolyesindeki camın oluşması için atom bombasının
tesirinin on binlerce katı bir patlamanın meydana gelmiş olması gerekiyor.
Şimdi esas soru bu şiddete ulaşacak patlamanın yeryüzündeki kaynağı nedir?” [2]
Ailesi
Baba: IV. Amenhotep (Akhenaton) oldu.
Anne: Prenses Kia
Kardeşleri: Smenkhkare
Eşi: Ankhesenpaaten
Oğulları: yok
Kızları: yok [1]
Akhenaton'un ölümünün hemen ardından, bütün ülkeye bu haberi
duyurmak için ulaklar çıkartılmıştır. Bu haber, tüm ülkede üzüntü ve endişe
yaratırken toplumun değişik kesimlerinde farklı duygular uyandırmıştır. Buna en
çok sevinen kesim ise rahipler ve askerler olmuştur. Akhenaton o zamana kadar
yapılmış olan süslü mezarların aksine basit bir mezar yaptırmış, süslemelerinde
ise karısı Neferriti'nin imgelerini kazıtmıştı. Yapılan araştırmalarda
Tutankamon'un babasının Akhenaton olduğu anlaşılmaktadır. Buna rağmen birlikte
hiç resimleri kazınmamıştır. Tutankamon birisi hariç hepsi kendisinden büyük
olan , altı üvey kardeşi prensesle birlikte kraliyet çocuk evinde büyüdü.
Burada resim yapmayı ve kumlu arazide araba sürmeyi öğreniyordu. Babası şehri
terk etmediği için kendisi de avlanmaya gidemiyordu. Sarayda bazı olayların
kendisinden sakladığını, gelen mektupların gizlendiğini fark etti. Bunların
yazılarının kendi yazılarına benzemediğini anlaması geç olmadı. Bu tabletler o
zamanın uluslararası dili olan Akad dili ile yazılmıştı. Akhenaton'un ölümü ile
kraliyet ailesi son yetişkinlerini de kaybetmiş oldu. Tutanhamon kraliyet
soyundan kalan tek erkek çocuk olmasına rağmen henüz on yaşında idi. Yaşının
küçük olması sebebiyle sarayda görevli memurlar arasında makam ve mevki kapma
savaşı başladı. Bunun en büyük etkeni ise rahiplerden oluşmaktadır. Bu dönemde
vezir Ay rahiplerin arasında üstünlüğünü kabul ettirerek diğerlerinden öne
çıkar.Taç giyme töreni için Teb'e yola çıkıldığında Tutankamon ve Anhesenamon
ilk defa Amarna dışına çıkmışlardır. Eski Mısır'a döndükleri için yirmi yıldır
kullanılmayan saraylar yeniden tamir edilir ve hazır hale getirilir. Tutankamon
taç giyme törenini Karnak Tapınağında avluyu dolduran din adamları ve halkın
huzurunda yapar.Kısa bir süre sonra kral ve kraliçe Armarna'ya geri dönerler.
Fakat babalarının ölümünden sonra şehir eski canlılığını kaybetmiştir , sadece
bir yıl kalabilirler. İki yıl içinde kraliyet tekrar Teb'e taşınır. Bir müddet
sonra Armarna tamamen boşalır ve kimse kalmaz. Bunun üzerine Armarna'ya işçiler
gönderilerek oradaki taş bloklar sökülerek başka projeler için kullanılır. [3]
Tutankamon'un Ölümü
Dünya tarihinin en büyük arkeolojik keşfinin, “Tutankamon'un
mezarının ortaya çıkarılması” olduğu söylenegelir. Oysa ki Tutankamon, Mısır
tarihinin çok önemli firavunlarından biri değildir. Ramses hiç değildir. Peki
arkeolojik açıdan onu bu denli önemli kılan olay nedir? Genç yaşında hayata
gözlerini yuman firavun olmasının etkisi vardır elbette. Onu diğer tüm firavunlardan
ayıran esas özellik, mezarı hiç soyulmayan ve tüm hazinesi günümüze kadar
ulaşan tek firavun olmasında gizlidir. Yani mezar hırsızlarının gözünden
kaçırdığı bir ayrıntı olmasa, Mısır tarihi içinde onca önemli firavun varken
bugün Tutankamon'un pek de esamisi okunmayacaktı (Mısır hükümeti, ülkenin
tanıtımında Tutankamon'un yüz maskesini kullanıyor.) Tutanhamun'un mezarını
1922'de İngiliz arkeologu Howard Carter buldu. Mezarında Mısır tarihini
aydınlatan belgeler, çok değerli sanat eserleri vardı.
Bazı kaynaklar, bu firavunun rahip tarafından öldürüldüğünü
yazar ancak mezardaki mumyanın bulguları ünlü firavunun genç yaşında ölmesi
sebebinin bacağındaki kırıklar olduğunu belirtir. Tutanhamun'un zehirlendiği
söylentisi de vardır. Mumyasını bulan ve ilgisi olanların da çok yaşamadığı boş
rivayetler arasındadır. Gerçekten de bu firavunun çok genç yaşlarda çıktığı
tahta yirmili yaşların başında veda ettiği bilinmektedir. bulunanlar arasında
Tutankamon'un kolyesini incelemeye alan De Michele değerli bir taş olduğu var
sayılan bu kolyenin aslında camdan olduğunu ve Mısır uygarlığından çok daha
önce yapıldığını ortaya çıkardı. Söz konusu camın ancak çok yüksek bir
sıcaklıkta meydana gelebileceğini, bu sıcaklığa ise yeryüzünde ulaşmanın mümkün
olmadığı öne sürüldü. Uzaydan gelen gök taşlarının daha önce gökyüzünde
şiddetli patlamalara yol açtığı ve benzer bir patlamanın da Mısır çöllerinde
gerçekleşmiş olabileceği belirtiliyor. Ancak, camın bulunduğu bölgede meteora
kanıt olabilecek herhangi bir bulgu yok.“Tutankamon'un kolyesindeki camın
oluşması için atom bombasının tesirinin on binlerce katı bir patlamanın meydana
gelmiş olması gerekiyor. Esas soru, bu şiddete ulaşacak patlamanın yeryüzündeki
kaynağı nedir?” [1]
Bilim adamları, Tutankamon'un birçok kişinin düşündüğü gibi
öldürülmediğini, av sırasında savaş arabasından düşerek öldüğünü belirttiler.
Tutankamon'un 1922′de arkeolog Howard Carter tarafından lahdinin bulunmasının
ardından mumyasının 1968′te röntgen cihazından geçirilmesiyle birlikte
kafatasında bir çöküntü fark edilmiş ve kafasına vurularak öldürüldüğü
düşünülmüştü.Ancak gelişen tıp cihazları sayesinde yeniden çekilen ayrıntılı
röntgenlerde yapılan incelemeler sonucunda Tutankamon'un ölmeden hemen önce
bacağının kırıldığı tespit edildi. Mumya üzerinde son yapılan incelemeler ise
çocuk kralın atlı arabada ava çıktığında arabadan düşüp bacağını kırarak kan
zehirlenmesinden öldüğünü ortaya koydu.[4]
Bir Cinayet Şüphesi
Sonbaharın sonlarında on sekizinci yılını
yaşamakta olan Tutankamon, tek başına uyumaya gider. Mısırlı köylüler eşleriyle
beraber yatarken Mısır firavunları kraliçelerinden ve haremlerinden ayrı
yaşarlardı. Tutankamon, basit eşyalarla döşenmiş bir odada uyumaktadır.
Nöbetçilerden kurtularak gizlice odaya girmeyi başaran bir kişi pelerininin
altında saklamış olduğu Mısır topuzu diye tabir edilen bir silahla kafasına
vurarak yaralar ve geldiği gibi sessizce gider. Ertesi sabah hizmetçiler tarafından
yaralı bir şekilde bulunur. Derhal vezir Ay ile karısı Anhesenamon'a haber
verilir. Tapınaktan kafa yaralanmalarında uzman olan bir hekim çağırılır. Hekim
firavunun kafasının tıraş edilmesi talimatını verir. Tıraştan sonra kafasındaki
büyük bir yara görür. Kafasından darbe almış olduğu yerde kemik parçaları
yoktu. Hekim aletlerini çıkararak yarayı temizler , fakat iyileşmesi ile ilgili
yapabileceği fazla bir şey olmadığını , ölürse kendisinin suçlanacağını anlar
ve tedavinin zaman alacağını ima eder. Kraliçe Anhesenamon üzüntü içinde
büyücüleri çağırır. Büyücüler tarafından hazırlanan karışımla tedavi edilmeye
çalışılır. Önce iyileşmiş gibi görünen firavun bir müddet sonra ağrıları artar
ve ölür. Genç kral öldüğünde Krallar vadisinde bulunan ve yeni tamamlanmış olan
bir mezara gömülür. Tutankamon'un bedeni mumyalanarak sonsuzluğa
hazırlanmıştır.Mumyalama işlemi fiziksel bir süreçtir. Her aşamasında dini
törenler yapılır. En önemli aşaması ise vücudun çürümemesi için bedendeki nemin
olduğunca çabuk bir şekilde kurutulması gerekmektedir. Mısırlılar ikinci bir
hayata inandıkları için mumyalama işlemi yapmaktadırlar. Bu işlem sırasında
yalnız kalbi vücutta kalır , işlevini bilmedikleri beyni atılarak geri kalan
bütün organları tekrar dirildiği zaman tam olması için saklanırdı. Mumyalar
sargılarla sarılarak süslenmiş tabutlara konur ve mezarında hayatta iken yapmış
olduğu olaylar anlatılırdı. Ayinde hayvanlar kesilerek kurban edilirdi.
Törenden sonra yemek verilir, kullanılan bütün malzemeler kırılarak bir çukura
gömülür. [3]
Mezarı
Eski Mısır firavunlarından (krallarından) Tutankamon
günümüze kadar bozulmadan ulaşabilmiş mezarıyla tanınır. Mısır'ın güneyin de,
Luksor yakınlarındaki Krallar Vadisi'nde yer alan bu mezar, 1922'de Lord
Carnarvon'un yönetimindeki bir araştırma gezisine katılan İngiliz arkeolog
Howard Carter tarafından ortaya çıkarıldı. Eski Mısır'da herkes gibi, ölen
krallar da mumyalanır, ölümden sonraki yaşam için gerekli olduğuna inanılan
çeşitli yiyecekler, içecekler ve değerli eşyalar la birlikte gömülürlerdi. Bu
yüzden kral mezarlarının bir çoğu sık sık hırsızlarca yağmalanmıştır.
Tutanhamon'un mezarı, içindeki bütün değerli eşyalarla bir likte el değmemiş
olarak ortaya çıkarılan ender örneklerden biridir.
Howard Carter bu büyüleyici mezarın en iç bölümündeki
odalara ulaştığında, kendi deyimiyle "olağanüstü şeylerle karşılaştı.
Tutanhamon'un mumyası iç içe geçmiş üç tabutun içine yerleştirilmişti. Dıştaki
iki tabut altın kakmalı tahtadan, en içteki tabut ise som altındandı. Tabutlar
daha sonra taştan oyul muş bir lahde konmuştu. Mumyanın başı kralın yüzüne
benzeyen, değerli taşlarla be zenmiş altın bir maskeyle örtülüydü. Mumya nın
üzerine ve sargıların arasına çeşitli değerli taşlar ve tılsımlar
yerleştirilmişti. Eski Mısır' da mumyanın başına yerleştirilen maskenin ölen
kişiyi onurlandırmak, ruhlar dünyasına ulaşmasını kolaylaştırmak, ölen kişiyi
kötü ruhlara karşı korumak ya da ölen kişinin ruhlar dünyasıyla ilişki
kurmasına yardımcı olmak gibi işlevleri olduğuna inanılırdı.
Mezarda, lahdin bulunduğu odadan başka üç oda daha vardı. Bu
odalarda heykeller, yataklar, sandalyeler, sandıklar, kutular, bir savaş
arabası, silahlar, elbiseler, mücevher ler, tıpkı gerçek yaşamdaki gibi ölümden
sonraki yaşamda da gerekli olacağına inanılan çeşitli eşyalar, gereçler, şarap
ve yiyecekler bulundu. Altın ve değerli taşlarla bezenmiş mobilyaların en güzel
parçalarından biri de aslan başlarıyla süslenmiş, altın kaplama ah şap bir
tahttı. Buluntular arasında en ilginç parçalardan biri de hâlâ çalınabilir durumda
olan basit bir trompettir. Bu paha biçilmez hazine M.Ö. 14. yüzyılda Eski
Mısır'da kralların ne kadar zengin ve görkemli bir yaşam sürdüğünü
göstermektedir. Ne var ki, Eski Mısır'daki öteki kral mezarlarıyla
karşılaştırıldığında Tutanhamon'un mezarının sıradan bir kral mezarı olduğu
söylenebilir. Mezardan çıkan buluntuların çoğu Tutanhamon'un sağ lığında
kullandığı özel eşyalardır. Yapılan inceleme ve araştırmalar bize Eski
Mısırlıların günlük yaşantıları, alışkanlıkları ve geleneklerine ilişkin önemli
bilgiler sağlamıştır.
Kral Tutanhamon'un mezarından çıkan buluntular Kahire'deki
Mısır Müzesi'ne kondu. Ama mumya ve lahit Luksor'da kaldı. Tutanhamon Eski
Mısır'da yaklaşık 200 yıl hüküm süren 18. hanedandan (M.Ö. yaklaşık 1539-1320)
geliyordu. Tahta çıktığında henüz dokuz yaşındaydı; bu yüzden ülke yönetimini
firavun naibi ve baş rahip Ay ile başkomutan Horemheb üstlendi. 10
yaşlarındayken krallı ğını yasallaştırmak amacıyla, yönetimi sırasın da Güneş
tanrısı Aton'a dayalı tek tanrılı bir din oluşturmaya çalışan Kral Akhenaton'un
üçüncü kızıyla evlendi. Tutanhamon hükümdarlığının ilk üç yılında önce
Akhenaton'un benimsediği dinsel görüşleri değiştirmek ve tanrı Amon'a
dönülmesini sağla mak amacıyla, doğduğunda kendisine verilen Tutankaton adını
Tutanhamon olarak değiştirdi. Eski tapınakları açtırdı, Amon rahiplerine
ayrıcalıklarını geri verdi. Başkenti bugün Kahire yakınlarında bir kent olan
Menfis'e taşıdı. Tutanhamon'un 18 yaşındayken bek lenmedik bir biçimde ölümü
ülkede şaşkınlık yarattı. Cenaze hazırlıkları acele bir biçimde yapıldı. Bazı
uzmanların ileri sürdüğüne göre Tutanhamon Ay'ın kendisi için yaptırdığı mezara
kondu. Tutanhamon'un Eski Mısır'ın siyasal tarihinde önemli bir yeri yoktu.
Hatta mezarının yeri bile unutulmuştu. 20. hanedan döneminde mezarın üzerine
VI. Ramses'in mezarı yapılmıştı. Eğer mezarı bulunmasaydı birkaç uzman dışında
adını kimse bilmeyecekti. Mezarının el değmemiş bir biçimde ortaya çıkarılmış
olması Tutanhamon'un günümüzde adından en çok söz ettiren firavun olmasını sağladı.
Eskiden Tutanhamon'un mezarına giren kimsenin, kutsal olan
bir şeye saygısızlık ettiği için ceza olarak beklenmedik bir biçimde öleceğine
inanılırdı. Lord Carnarvon'un me zarın bulunmasından yaklaşık beş ay sonra
sivrisinek ısırması sonucu ölmesi bu boş inan cın yeniden canlanmasına yol
açtı.[2]
Tutankamon'un mezarı krallar vadisi'nde yer almakta
dır.Tutankhamun'un mumyası haricinde mezardan çıkarılanlar Kahire müzesinde
sergilenmektedir. Mezar diğer mezarların görkemi yanında sönük kalır. Bugün
bile bunun nedeni bilinmemektedir. Sanki Tutankamon aceleyle gömülmüştür.
Araştırmacılara göre mezar bir soylu için hazırlanmaktaydı fakat o sırada
Tutankamon ölünce aceleyle buraya gömdürüldü. Tutankamon'un mezarı iki odadan
ve ilk odaya inen bir merdivenden oluşmaktadır. İlk odada bir at arabası,
Tutankamon'un tahtı ve bunlar gibi Tutankamon'un hayattayken kullandığı paha
biçilemez eserler bulunmuştur. Bu oda bulunduğunda, odanın Krallar Vadisi'nde
yer almasından dolayı, bir mezar olması gerektiğini düşünen Howard Carter ve
arkadaşları odanın duvarlarına vurarak duvarın arkasındaki boşlukları aradılar.
Sonunda bir boşluk bulundu ve duvar kırıldı. Duvarın arkasındaki bir odada,
yeni bir oda gibi görünen kocaman bir tahta kutu vardı. Kutu mühürlüydü. Howard
Carter, mührü hayatında gördüğü ve göreceği en güzel şeyi görmüştü. Bir lahitin
içindeki som altından tabut mum ışığında bile parlıyordu. Mükemmel Mısır
işçiliği bu fazla bilinmeyen firavunun mezarında bile tüm gösterişiyle
parlıyordu. Howard Carter bu keşfi ile kendisine iyi bir kariyer sağlasa bile
fakirlik ve unutulmuşluk içinde ölürken cenazesine bir iki kişi dışında kimse
katılmamıştır. Ayrıca mezara giren kişilerin ateşli bir hastalıktan teker teker
ölmesi de firavunun laneti adında bir hurafe başlatmıştır.[1]
Mezarındaki Meyveler
Mısır'da firavun Tutankamon'un mezarında 3 bin yılı aşkın ve
göreli iyi korunmuş 8 sepet meyve bulundu.Mısır Eski Eserler Yüksek Konseyi'nin
açıklamasında, arkeolojik keşfin, Konsey Başkanı Zahi Havas başkanlığında bir
Mısırlı arkeolog ekibi tarafından, Krallar Vadisi'ndeki Tutankamon mezarının
hazine odasında yapıldığı belirtildi. 50 cm boyundaki sepetlerde bulunan ve
Eski Mısır'da ölülere sunulan bir tür hurma olan palmiye meyvesinin hala iyi
durumda bulunduğunu belirten Mısırlı arkeologlar, buradaki kazılarda ayrıca 20
adet bir metre yüksekliğinde armut biçimli kaplara rastlandığını, bunların
firavunun öteki dünyaya yolculuğu için erzakla doldurulmak üzere konulduğunu
düşündüklerini kaydettiler.[3]
Tutankamon'un Yüzü Bilgisayarda Yeniden Canlandırıldı
Eski Mısır firavunlarından Tutankamon'un mumyası tomografi
ile taranarak yüzü bilgisayarda yeniden yapılandırıldı.Tutankamon'un
bilgisayarda yaratılan resmi, firavunun Eski Mısırlı ressamlar tarafından
yapılan portrelerine şaşırtıcı bir benzerlik gösteriyor. Eski Mısır'da bebek
yüzlü olarak resmedilen firavunun robot resmi de ergenlik çağında bir genci
andırıyor. Tutankamon 18 yaşında nedeni belirlenemeyen bir şekilde ölmüştü.
BEBEK YÜZLÜ FİRAVUN
Bilgisayarda oluşturulan resim ile 1922 yılında İngiliz
antropolog Howard Carter'in firavunun mezarında bulduğu altın heykel arasındaki
ciddi benzerlik bilim insanlarını şaşırttı. Uzmanlar bunu Eski Mısır'da resim
sanatının son derece ilerlemiş olmasına bağlıyor.Bilgisayar resminde, Tutankamon
sakalsız yüzü, yumuşak hatları, küçük çenesi ve çocuksu görüntüsüyle dikkat
çekiyor. Tutankamon göz kalemiyle yüz hatlarını güçlendirmek makyaj yapıyordu.
Tutankamon'un güçlü ve uzun üst dudağı, firavun hanedanının kalıtsal bir
özelliği olarak kabul ediliyor.
1.700 ADET RESİM ÇIKARILDI
Fransız, Mısırlı ve ABD'li bilim insanlarının katıldığı
çalışmada, 3300 yıl önce yaşamış olan firavunun tomografiden elde edilen bin
700 adet görüntüsü harmanlandı. Mısır Antik Tarih Konseyi Zahi Havas, elde
edilen nihai fotoğrafın Tutankamon'un Güneş Tanrısı olarak resmedildiği
rölyeflerdeki portrelerine benzediği belirtti. Firavun Tutankamon'un öldüğü
sırada sağlıklı olduğu ve 1.68 metre boyunda olduğu belirtildi.
AYAĞINDA KANGREN VARDI
Firavunun mumyası 5 Ocak 2005'te mezarından çıkarılarak
tomografisi çekilmişti. Tomografi çalışmaları bir yana, bilim insanları 9
yaşında tahta çıkan Eski Mısır'ın bu firavununun esrarengiz ölümünü
aydınlatamıyor. Bilim ekibi Tutankamon'un başına sert bir cisimle vurularak
öldürüldüğünü savunan teoriyi doğrulamaya yönelik bir kanıt bulamadı. Ancak
genç firavunun ölümünü açıklayacak yeni bir bulguya ulaşıldı.Tutankamon'un sol
bacağını kırdığı ve kırığın deriyi yırtarak bir yara açtığı belirlendi. Bilim
ekibi, firavunun bu yaradan enfeksiyon kapmış olabileceğini veya kırığın
kangrene dönüşmüş olabileceğini vurguluyor.
ÖLÜMÜ SIR PERDESİ
Tutankamon'un bedeninin 1968'de röntgeni çekilmiş ve
kafatasında bir çatlak tespit edilmişti. Bu bulgu firavunun başına vurularak
öldürüldüğü şeklinde yorumlanmıştı. Tutankamon'un, kendisinden önceki firavunun
lağvettiği çoktanrılılığı geri getirmeye çalıştığı için öldürüldüğü sanılıyor.
Bir diğer açıklama da, genç firavunun kendinden sonra başa geçen başkumandanı
Ay tarafından öldürüldüğünü ileri sürüyor.[5]
Başvurulan Kaynaklar:
[1] tr.wikipedia.org/wiki/Tutankhamun
[2] www.genelleme.com/tutankamon-nasil-oldu.html
[3] www.gencbilim.com/art/detay.php?id=892
[4]https://www.msxlabs.org/forum/siyaset-ww/182524-tutankhamun-tutankamon-tutanhamon.html
[5] hayatharekettir.blogcu.com/tutankamon-un-bilgisayarla-cizilmis-yuzu_27635701.html







0 Yorumlar